Osmanlı Denize Nasıl Girdi?

Osmanlı insanı yüzme ihtiyacını karşılarken, harem ve selâmlık geleneğini de denize taşıdı. ‘Deniz hamamları’ ve hatta Cumhuriyet döneminin birçok plajı, bu geleneğin getirdiği çözümlerdi. Osmanlı insanının nasıl denize girdiğini yani ilk ‘deniz hamamının’ nasıl işlemeye başladığını çözmek için, Reşad Ekrem Koçu’nun İstanbul Ansiklopedisi’ne baş vurmak, iyi bir başlangıçtır.

Koçu, bu konuda bir tahmin yapıp, 1826-1850 arasında kurulduğu düşünülen Çardak İskelesi Deniz Hamamı’nın ilk olma şerefini taşıdığını belirtir. Yine Koçu, ikinci hamamın Salıpazarı, üçüncüsünün ise Kumkapı’da kurulduğu tahminini yürütür.

Öncelik hangi semtte olursa olsun, Osmanlı insanı yüzme ihtiyacına çözüm olarak, Ekrem Işın’ın deyimiyle, “geleneği ürkütmeden” ilginç bir sosyo-kültürel proje ortaya koymuştur: Reşad Ekrem’in sözünü ettiği deniz hamamları aslında, harem ve selâmlık geleneğinin denize taşınmasından başka bir şey değildir!..

Şimdi de bu deniz hamamlarının ‘teknik’ özelliklerini, bir başka İstanbul tutkunundan, Halûk Şehsuvaroğlu’ndan dinleyelim:“Boğaziçi’nin ve Marmara’nın hangi yerlerinde umumî deniz hamamları yapılacağı Şehremaneti’nce tespit edilmişti. Bu yerlerin şenliğine, masrafına göre, bir, üç, beş sene için müzayede ile ihalesi yapılırdı.”

Şehsuvaroğlu, 1867’de İstanbul kıyılarında 62 deniz hamamı bulunduğunu; bazı yerlerde yalnız erkeklere mahsus hamamlar, bazı kıyılarda ise, kadın ve erkeklere mahsus ayrı ayrı hamamlar olduğunu; böyle çift hamamların “birbirinden ses duyulmayacak şekilde” yapıldığını yazar...

20. Yüzyıl’ın başında, İstanbul kıyılarında deniz hamamına sahip olmayan semt, yok gibidir...

Tabii, bütün bu deniz hamamları aynı özelliklere sahip değillerdi. Ama Şehremaneti’nin standartlarına göre yapılırlar ve denetlenirlerdi... Bunlar ‘umumî’ deniz hamamlarıydı... Bir de özellikle Yeşilköy ve Boğaz sahillerinde ‘zata mahsus’ hususî deniz hamamları, yalıların önlerinde, ince birer ahşap iskele bağlantısıyla, dizilivermişlerdi...

Burada, toparlanan belgeler ışığında, hep İstanbul’un deniz hamamlarından söz ettik; çünkü daha çok bunların öyküleri önümüze çıktı. Ama biliyoruz ki, çepeçevre Anadolu sahilleri de, 19. Yüzyıl’ın başlarından 1930’ların sonlarına dek -evet, bu kadar geç bir döneme dek- deniz hamamlarından yararlanmıştır.
Ayrıca şunu da söylemek gerekir ki, Türkiye’de kadınlı erkekli birlikte denize girilen plajlar açıldıktan sonra da, deniz hamamları varlıklarını sürdürmüşlerdir. Örneğin, 1926, Moda Plajı’nın adı, hâlâ ‘Moda Deniz Hamamı’dır ve ‘Kadınlar Hamamı’ kısmıyla, harem ve selâmlık geleneğini sürdürür. Bir başka örnek de Bakırköy’den: “Hebdomon’dan Bakırköy’e” adlı kitabında Turgay Tuna’nın da vurguladığı gibi, 1938’de “Ömer Bey’in gazinosu” erkekler ve kadınlara ayrılmış banyolarıyla müşterilerini ağırlar.

Populer Tarih

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 596
favori
like
share
Sindy Tarih: 06.12.2007 11:44
paylasim icin tesekkurler milkboy
kaptan02 Tarih: 04.12.2007 15:57
tşk
turkbey Tarih: 11.11.2007 00:35
tsk