Güneşin ultraviyole ışınlarının gözlerimiz üzerindeki olumsuz etkileri, sadece yaz aylarına özgü değil.
Kışın da özellikle karlı havalarda ve kayak sporu sırasında, gözlerimiz güneşin zararlı etkilerine maruz kalıyor.

Kayak sırasında güneş gözlüğü veya koruyucu gözlük kullanılmaması, “fotokeratit” veya “kar körlüğü” denen göz rahatsızlığına yol açıyor. Kar körlüğünün sorumlusu, güneşin ultraviyole B ışınları. Bu ışınlar kısa dalga boyuna ve yüksek enerjiye sahip. Gözün en öndeki şeffaf tabakası olan “kornea” yüzeyindeki hücreler, ultraviyole B tarafından tahrip ediliyor. Bunun sonucunda gözde şiddetli ağrı, ışık hassasiyeti ve görme bulanıklığı meydana geliyor. Kar körlüğü geçici bir durum, tedavi ile 24-48 saatte iyileşiyor.

Hava kirliliği ise özellikle Kasım-Şubat ayları arasında göz sağlığını olumsuz etkiliyor. Kışın şehirlerde ısıtma sistemleri ile araç trafiğinin etkileri birleşince; atmosferde sülfür, azot ve karbon monoksit gibi gazlar yoğunlaşıyor. Hava kirliliği; sadece solunum yollarını değil, göz yüzeyi dahil olmak üzere vücuttaki tüm mukozaları olumsuz etkiliyor. Havadaki kimyasal maddeler göz yaşında eriyor ve göz yüzeyinde kuruluğa yol açacak bir dizi reaksiyonu başlatıyor. Göz yüzeyinde kurumaya bağlı göz yanması şikayetine kış aylarında sıklıkla rastlanıyor.

Kış aylarına özgü bir diğer göz şikayeti ise, soğuk ve rüzgarın yol açtığı yaşarma. Aslında tezat görünse de; bu yaşarmanın nedeni de yine göz kuruması. Rüzgar göz yüzeyini kurutuyor. Bu kurutucu etkiye, göz yaşı bezleri daha fazla göz yaşı üreterek cevap veriyor. Bu duruma “refleks yaşarma” deniyor. Aslında bu yaşarma, gözün normal bir savunma mekanizması.

Kış aylarında gözlerimizi korumak için, karlı havalarda ve kayak sırasında güneş gözlüğü kullanmalıyız. Hava kirliliğinin göz yüzeyinde yarattığı olumsuz etkilere karşı ise, göz doktoru önerisiyle kullanılacak suni göz yaşı damlaları yardımcı olacaktır.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 315
favori
like
share