Londra'da yapılan çeşitli deneyler de ,yemek seçiminin sosyal ve çevresel etkinliklerden ziyade genetik sebeplerden kaynaklandığını tespit ettiler.

Londra'daki King's College öğretim üyeleri, 18 ila 79 yaşlarındaki 3 binden fazla aynı ve ayrı yumurta ikizi kadın üzerinde yaptıkları araştırmada, bireylerin yemek seçiminin, ailelerin çocukları yemeye zorlamaları ile diğer sosyal ve çevresel etkenlerden ziyade, genetik mirasa bağlı olduğunu tespit ettiler.

Aynı yumurta ikizlerinin, ayrı yumurta ikizlerine göre çoğunlukla aynı tür yemekleri seçtiklerini gören ve bu durumun ağız tadının daha çok genetik mirasla geçtiğini düşündürdüğünü belirten araştırmacılar, iki grup karşılaştırıldığında, aynı yumurta ikizlerinin, yemek seçimi özelliklerinin "yetişme" koşullarından ziyade "doğal" koşullara bağlı olduğunun görüldüğünü kaydettiler.

Sarımsak, kahve ve meyve yemeye düşkün olanların bu özelliklerini ailelerinden aldıklarını ortaya koyan araştırmada, yemek seçiminin, çocukken yemeye zorlanma ya da okuldaki menüde yer alanlar gibi sosyal ve çevresel faktörlerden ziyade çoğunlukla genlerin etkisine bağlı olduğu görüldü.

İngiliz bilim insanları, araştırmalarında belli başlı beş yemek seçim şekli belirledi:

Meyve ve sebze: Bol meyve ve soğan, pırasa, yeşil soğan, sarımsak ağırlıklı alyumlar ile brokkoli, karnıbahar, tere, lahana ağırlıklı turpgiller ve ender olarak patates kızartması.

Yüksek alkol: Fazla miktarda bira, şarap ve alyum ağırlıklı sebze ile kahvaltılarda tahıl gevreği ve meyve.

Geleneksel İngiliz: Sıklıkla tava balık ve patates, kırmızı et, çörek ve turpgiller.

Diyet yapanlar: Önemli miktarda az yağlı süt ürünleri, az şekerli veya şekersiz içecekler veya tatlı kuru pastalar.

Beyaz et: Çoğunlukla bakliyat, pizza ve az miktarda kırmızı et ile balık, deniz ürünü ve kanatlılar.

Sonuçları Twin Research and Human Genetics dergisinde de yayımlanan araştırmada, bireylerin bu gruplardan birine genetik etkilerle eğilimli olmasının yüzde 41 ila yüzde 48 olduğu tespit edildi.

"Harika bulgular" ortaya çıkardıklarını belirten araştırmanın öncüsü Prof. Tim Spector, "Şimdiye dek eğitim ve yetiştirme ile sosyal çevre koşullarının ne yemeyi sevdiğimizi belirlediğini düşünüyorduk. Ancak, daha çok genetik yapımızın beslenme modelimizi etkilediğini öğrendik" diye konuştu.

Araştırmada elde edilen bulguların, sağlık ile diyet arasındaki bağlantıdan ötürü hastalıkların önlenmesinde yararlı olabileceği belirtildi.

İnsanların yemek seçiminin, gelecekteki koşulların erken uyarısı olarak değerlendirilebileceğini belirten uzmanlar, örneğin klasik İngiliz tarzı beslenmenin, yüksek oranda doymuş yağ oranı içeren gıdaların çok miktarda olmasından ötürü, kalp ve damar hastalıkları riskini artıracağının göz önüne alınabileceğini kaydettiler.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 334
favori
like
share