Her kriz döneminde birlikte hareket etmenin, bir çatı altında toplanmanın gerekliliği tartışılır durur. Kanımca bu ; yapısal sorunlarımızdan 2.sidir. İlkine gelince…



Geçtiğimiz hafta CHP lideri Deniz Baykal, Antalya’da turizmcilerle bir durum değerlendirmesi yaptı.



Konaklama kesiminin sektör temsilcileri ile CHP’li vekiller ve medyanın da katıldığı toplantıda, turizmin yapısal ve güncel sorunları üzerinde fikir alış verişinde bulunuldu.



Toplantıda şu özet kanıya varıldı; turizm sektörü acilen bir çatı altında birleşmeli, geçmiş deneyimlerinden yararlanarak ileriki yıllardaki vizyonunu ortaya koymalı. Turizmde bir yönetim ve koordinasyon modeli oluşturulmalı.



Yapısal-güncel sorun çatışması



AKTOB Başkanı Osman Ayık, siyasilere turizmin içinde bulunduğu süreci anlatırken, yapısal ve güncel sorunların dataylı şekilde ele alınarak bir model yaratılmasını önerdi. Aynı fikri TÜROFED ve bağlı dernekleri ile CHP lideri Baykal da benimsediklerini açıkladı.



Burada turizmin yapısal sorunlarından ilkinin siyasi yaklaşım yada öncelikler olduğunu belirtmek gerek.



Öyle ki içinde bulunduğumuz sıkıntılı günlerde siyasi yapıda ülkenin yönetimini elinde tutanların turizme yaklaşımları, onlarca örnekten de görüldüğü gibi bizi ileri taşıyacak içeriğe sahip değil. Aslında bu durum bugüne kadar gelip geçen (birkaç dönem hariç) iktidarların da ana eksikliği oldu. Bu yaklaşım eksikliği, kısmen turizmcilerin ve birliklerinin de içini doldurmakta yetersiz kaldıkları süreçlerin ürünü.



Bilinç yükseliyor mu?



2006 yılını, sektörel bazlı tartışmalarda diğerlerinden temelde ayıran nokta teşvik vermek gibi kısır bakış açılarından sıyrılmak olarak karşımızda duruyor gibi. Nedeni; toparlanarak büyüyen sorunların hiç kimsenin tek başına halledemeyeceği büyüklüğe ulaşmasıdır.



Yapısal- güncel sorunlar sarmalının yönetiminde bir çatı kurulamadığı için hiçbirini ele alıp da ‘şunu yaparsak şu olur’ diyemez durumdayız.



Özetlersek turizmde ilk yapısal sorunumuz; siyasi tercihlerde ve kaynak dağılımında yerimizi alamamış olmamızdır. Bunu zor dönemlerdeki örgütlenemeyişimiz izliyor.



Aslında birbiri içine girmiş olan bu iki sürecin 2.sinde yönetiminde epey yol alındı. Birlikler federasyona giderken, bölgesel bazda da turizm politikaları konusunda bilinç yükseldi.



Şimdi süreç, ilk şarta bağlı olarak, Türkiye turizminin geleceğinin ne olacağı, tercihlerde nerelere geleceği ile ilgili.



Kamuya beklersek…



Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu alanda adım atılırken ‘önce yasa çıksın sonra …olur’ yaklaşımını terk etmek gerekir. Dünyada bir çok ülkede bakanlık olmadığı gibi turizm örgütlerinin da yasal bir çatısı yoktur. Bu yüzden iş yapmak için yasalardan önce girişimlere ihtiyaç vardır. Eğer ‘hantal’ olduğu için topa tutulan kamu yaklaşımından sıyrılamazsak 1. yapısal hatayı büyütmekten öte bir iş yapamayız.



Toplantıda bir otelci ‘Antalya’da 3,5 YTL’ye et alan arkadaşlarımız var’ deyince tüylerim diken diken oldu. Eğer bu gerçeğin kendisi ise o zamanlara çok kalmamış demektir!



İnandırıcılık



Bunun için de ilk şart inandırıcılık. Şöyle kaba yaklaşımlar da oluyor; ‘Maden turizmde işler iyi değil o zaman niye herkes yatırım yapıyor’.



Sektörün durumundan da biliyoruz ki, görüntü gerçeğin ta kendisi değil. Zaman içinde tutarlı olmayan yatırım ve işletmeler elenip gidecektir. Keşke bunlar biraz planlı olsaydı ama olmadı. Bu yüzden bu alanda acı bir deneyim yaşanacak. Asıl ondan sonrası önemli.



İçte ve dışta inandırıcı olmak istiyorsak, sorunların tamamına neşter atmak durumundayız. Bunun için örgütlenecek, siyasi partilere bu yönde baskılar yapacak ve inandırıcılığı olanları iş başına getirilip bu depreme hazırlıklı olacağız.



Bu yüzden turizmciler, kısa vadede aleyhlerine de olsa bazı adımları kendileri atmak durumundadır. Siyasi boyutta ise gelecek arayan oluşumlar, partiler o zaman bizi atlayarak ‘dediğim dedik öttürdüğüm düdük’ diyemeyeceklerdir.



Aksi durumda, günlerden bir gün, 3,5 YTL’ye düşünmeden et alabilen turizmciler, Bakan geldiğinde önünde kesilecek olan kurbanın kim olduğunu görünce iş işten geçmiş olacaktır.



Hatalardan dönmek ayıp değil meziyettir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 657
favori
like
share
Nerqish Tarih: 30.10.2007 11:35
[COLOR="SlateGray"]Turkiyede malesef turistik acidanda paraniz varsa imkanlar super yada hizmette serviste yok hastanelerde oldugu gibi
Bir otele gitmistim 4 yildizdi guya girisimi yaptim havuza dogru gittim havuzda arilar olmus berbat bi haldeydi : )
Hemen odama gitmeye yol aldimki benmi titizim bana denk geliyor mutfagin onunden gectim Allahim o ne rezaletti oyle bu daha ilk bir saati hemen cikis yapmak istedim adamlar giris yaptiniz dedi paramda yandi aman yansin ben hemen kactim valla kapida hatta baska insanlarlada konustuk bu durumlari : )
O gun bugundur imkanim olunca tatil yapmayi tercih ediyorum 5 yildizli yani olmassada tatil yapmam.5 yildizli oteller bile haberlere konu olmustu yiyecek acisindan insan neye inanacagini guvenecegini sasiyor gercekten temiz yerlerde vardir muhakkak o ayri
internetten bakiyorsunuz cok guzel oraya gidiyorsunuz hayalkirikligi bunada istanbul gezimde sahit oldum : )
Ayrica turizm sadece yabancilara yonelik olmasa yerli turistlere daha cok imkan saglansa daha guzel olur son zamanlar guzel promosyonlar var tabiki ama yeterli degil dedigim gibi 5 yildizin alti husran diye dusunuyorum onada yerli her turistimizin gucu yetmez
Hatalardan dönmek ayıp değil meziyettir. bu soz cok dogru insallah daha guzel calismalar olur turizm alaninda cunku bizim memleketimiz gibi bi yer yok dogasiyla herseyiyle harika..