Psikolog İlkim Öz Tan’a göre evliliklerdeki sorunların temelinde çiftlerin flört dönemindeki ‘sihri’ araması yatıyor. 30 yaş öncesi yapılan evlilikleri riskli bulan Tan ‘Evlilik aşkı öldürür’ tezine şu cevabı veriyor: ‘Evlilik değil ama iletişimdeki azalmanın aşkı öldürdüğü bir gerçek.’

BÜYÜK bir aşkla geçen flört döneminin ardından yapılan evlilik, aynı eve taşınan hayatlar ve bir süre sonra başgösteren huzursuzluklar, kavgalar, mutsuzluklar... Psikolog İlkim Öz Tan’a göre yanlış eş seçimi boşanmanın en temelindeki sorun. ‘Zıt kutuplar birbirini çeker, evet bu aşk için doğru. İlişkinin başında gayet cazip gelebiliyor taraflara. Flörtte birlikte olunan süre kısıtlı çünkü. Farklılıklar kolaylıkla eritilebiliyor. Tolerans fazla oluyor, çiftler birbirlerini görmek adına bu duruma katlanıyorlar. Oysa aynı evde yaşamak başka bir şey’ diyen Tan, evlilik öncesinde yapılan yanlışlara değindi.

BEKLENTİLER DEĞİŞİYOR

Kadın ya da erkek evlendikten sonra değişiyor mu gerçekten?

Evlendikten sonra kimse değişmiyor. Şayet akıl hastalığı, kişilik bozukluğu veya madde bağımlılığı yoksa! Değişen beklentiler. Kadınlarda daha çok oluyor bu durum. Sevgiyi benim gibi düşünsün, benim gibi hissetsin beklentisi var.

Öyle hissetmiyor mu erkekler?

Erkek flört ya da aşk evresinde daha romantik olsa da, evlilikte mantığı ve gerçekçiliği öne çıkıyor. Flört sırasında erkek, beklentileri yerine getirebilmek için büyük bir çaba sarf ediyor. Sıkıntı da buradan başlıyor. Evlendikten sonra bu tutum tamamıyla değişiyor çünkü. İşi, sosyal yaşamı, her şeyi farklılaşıyor. Evlilikten önce ve sonra diye bakıyor ilişkiye. Oysa bu bakış açısını değiştirmesi lazım erkeklerin. Kadının ruhu beslenmediğinde hırçınlık baş gösteriyor.

EVLİLİĞİ KADIN YÜRÜTÜR

Bir süre sonra erkekteki duygusallık bitiyor mu?

Kadınlarda duygusal zeka daha gelişmiştir. Erkeklerde bir ilişkiyi sürdürebilecek duygusal donanım yeterli değil aslında. Kadın sadece eşiyle değil, çocukları ve diğer bireylerle olan ilişkiler silsilesini de rahatça yürütebilir. Evlilik yürüyorsa emin olun ki kadın istediği içindir!

O halde kadının erkekten beklentisi ne yönde olmalı?

Eşinden beklentileri gerçekçi olmalı. Kadın kişiliğine uygun doğru seçimi yaptıysa daha sağlıklı bir evlilik olacaktır. Kimi erkek iyi aşıktır ama iyi koca olamaz, kimisi de tam tersidir. Evlenme kararı almadan önce kadının evleneceği adamdaki bu özelliklere dikkat ederek beklentilerini şekillendirmesi gerekli.

30’DAN SONRASI İDEAL

Toplumumuzda gençleri bir an önce evlendirme eğilimi var. ‘Evde kalma’ baskısı yanlış evliliklere davetiye mi çıkarıyor?

30 yaştan önceki evlilikler aslında iki taraf için de riskli. Bu yaşa kadar kadın da erkek de tecrübesiz, ne istediğini bilemez, işi, yaşayacağı yer, eğitimi vs tam olarak oturmamış olabilir. Bu yaşlarda gözü kara olunuyor, cinsel çekicilikle karar veriliyor.

30’undan sonra ne değişiyor?

Birey 30 yaşından itibaren eğitimini, kariyerini, kısaca yaşamını oturtmuş oluyor genelde. Eş seçimi yapılırken cinsel çekicilik değil, başka faktörlere de dikkat ediliyor. Sosyal statü, kariyer, aile yapısı vs belirleyici unsurlar oluyor. Değerlendirmeler daha gerçekçi hale geliyor yani.

KONUŞMAMAK ÖFKE YARATIR

O halde daha geç yaşta evlenenler daha avantajlı olmaz mı?

Hayır. Fazla geç kalmak da dezavantaj olabiliyor. Özellikle erkekler için geçerli bu. Mesela 40 yaşına gelen birey daha bencil, bireyselliğine daha düşkün olabiliyor. Yalnız yaşamanın getirdiği bir durum bu. Rahatlık, özgürlük zor vazgeçilen unsurlar oluyor bu yaşlardaki erkeklerde. Paylaşmayı bilmiyor erkekler bu yaştan sonra. Yıllardır terapilerde gördüğüm somut bir durum.

Evlilik aşkı öldürüyor mu gerçekten?

Evlilik değil ama iletişimdeki azalma aşkı öldürüyor. Birlikte zaman geçirilmediği, konuşulmadığı zaman paylaşımlar da azalıyor. Paylaşımların azalması, beklentilerin artmasına neden oluyor. Beklentilerine karşılık bulamayan eşler de öfke duygusuna sarılıyor.

Nikah salonundan mahkeme koridoruna

EĞitimli ya da eğitimsiz, ünlü ya da değil, her biten evlilik en çok kadında travmalar bırakarak geçip gidiyor. İstatistiklere göre, boşanmaların yüzde 42,6’sı evliliğin ilk 5 yılında yaşanıyor. Aslında aldatma boşanma sebepleri arasında ilk sırada değil. Aldatma bir sonuç olarak karşımıza çıkıyor. Peki evlilikleri sona erdiren nedenler neler? Çiftler neden her şeyden vazgeçecek aşamaya geliyor ve nikah salonunda başlayan rüya, mahkeme salonundaki kabusla sonlanıyor? 20 yıldır evlilik terapisi yapan ve kadın erkek ilişkileri üzerine terapi tecrübelerinden faydalanarak pek çok yazan Psikolog İlkim Öz Tan ile her iki tarafı olumsuz etkilese de toplumsal baskılar, suçluluk duygusu gibi pek çok nedenle en çok kadınları yaralayan boşanma üzerine konuştuk. Bu yazı dizisinde evliliklerin temelindeki yanlışlar, hatalı seçimler, boşanmaya giden yoldaki sorunlar ve alınabilecek önlemler, boşanmanın ardından özellikle kadınların ciddi psikolojik travmaya maruz kalmadan en az zararla bu dönemi nasıl atlatabileceğine dair ipuçlarını bulacaksınız.

ERKEKLER KADIN DEĞİL ADETA ROBOT İSTİYOR

Kadın ve erkek arasında sorunlar karşısındaki tutumda farklılık var mı?

Kadın sorunları saptar, çözümü görür ve sağlamaya çalışır. Erkekse sorunu direkt yadsır. Empati kurmak kadınlara özgü bir durum. Erkek karşı tarafa geçemiyor empati donanımı yok mesela. Bu nedenle kadının tespit ettiği sorunlar karşısında edilgen kalıyor ve kadını anlayamıyor. 20 yıldır evlilik terapileri yapıyorum, erkekler ağız birliği etmişçesine hep şunu söylüyor: Eve geldiğimde sorun getirmesin, güler yüzlü olsun, cinselliğe hayır demesin; canımı istesin! Bir robot istiyorlar adeta.

Erkek nasıl bir tutum benimsemeli?

Erkeklerin en büyük sorunu, sorunu olduğunu kabul etmemek. Evliliğinde sorun yaşayan erkeklerimizin sadece onda biri kendi isteğiyle aile terapistine geliyor. Erkekler sorunlarıyla yüzleşmek istemiyor. Sorunlarını aşabilmeleri için eşlerini, yaşamı ve kendilerini sorgulamaları şart. Erkeklerin kendisiyle bile yüzleşemediği duyguları var.

Peki ortası nasıl bulunacak?

Kadınlar detaycı, analizci yönünü törpülemek zorunda. Kuşkucuyuz, sevgiyi test ediyoruz. Kadın erkeğe ‘Seni seviyorum’ der, erkek mutlu olur. Oysa erkek kadına bunu söylediğinde ilk karşılaştığı soru ‘Neden?’dir. İlla ki sebep arar kadın. Erkekler de sorunlarını kabul edip bununla yüzleşmeli ve durumu yadsımaktansa çözüme yönelik adımlar atmalı. Herkesin bir kapasitesi var, bu zorlandığında ilişki çöküyor.

Empati kuran sorunu çözer

Kişilik çatışmaları hakkında neler söyleyebiliriz?

Kişilik çatışmaları önemli bir boşanma nedeni. Özellikle iki dominant kişilik evlendiyse sürekli çatışma yaşanıyor. ‘Benim doğrum, benim dediğim’ ısrarı oluşuyor. Biz terapistlerin en hoşlanmadığı sorun türü bu. Çünkü her iki kişilik de mükemmeliyetçi, otoriter, bunları törpülemek herkesi yoruyor ve uzun zaman alıyor. Terapilerde bu çiftleri birbirleriyle empati kurmaya yönlendiriyoruz. Eşe bakış açısını esnetiyoruz yani.

Tam tersi olursa? Yani biri baskın diğeri değil?

Taraflardan biri dominant diğeri daha çekinik olduğunda yani kişilik özellikleri farklıysa bu çiftlerde empati kurdurtmak imkansız hale geliyor. Baktıkları pencere farklı çünkü. Örneğin kadın ‘Çalışacağım’ diyor erkek ‘Çalışırsan boşarım’ diyor, yemek mönüsü yüzünden bile kavga çıkıyor. Bu çiftlerde karşı tarafı olduğu gibi kabullenme yöntemi işe yarıyor. Yani böyle çiftlerin birbirlerini değiştirmeye çalışmak yerine karşılıklı olarak birbirilerini olduğu gibi kabullenmeleri gerekli. Bunu başardıklarında sorun çözülüyor.

İlişkiye yansıyan çocukluk hasarları

İletişim sorunlarının boşanmalardaki payı nedir?

En sık karşılaştığımız sorunlardan biri bu. Yanlış anlamalar, suçlama, yargılama, eleştiri, emretme, onaylamama. Daha onlarca durum sayabiliriz bununla ilgili. Flört döneminde tolere edilen sorunlardan biri de bu.

Neden kaynaklanıyor peki?

Aslında bu sorunun en temelinde de erkek ve kadının çocukluk, yetişme dönemi yatıyor. Anne baba çocukla nasıl iletişim kuruyorsa kadın veya erkek, eşine aynı üslupla yaklaşıyor. Erkek çocuklar sürekli başarısızlık, işe yaramazlık suçlamalarıyla büyütülürken kız çocuklar otur, ağırbaşlı ol, sesini çıkarma telkinleriyle yetiştiriliyor. Oysa denge olmalı. Kız çocukları baba, erkek çocuklar anne tarafından onaylanarak büyütülmeli. Sorunlu evlilikler, kadının babası, erkeğin annesiyle olan ilişkisinin uzantısı aslında. Kadın, babasından alamadıklarını eşinden bekliyor, erkek de kadına annesi gibi davranıyor. 3-5 yaş döneminin hasarlı psikolojisi ortaya çıkıyor.

Bunun önüne geçmek nasıl mümkün olabilir?

Kadın anne, erkekse baba gozünden sıyrılmalı evlilik içinde. Sevgili ve karı-koca olmalı çiftler. İletişim de sevgiyi ifade edilerek yapılmalı. Eleştiriler bile yapıcı olmalı suçlayıcı değil. ‘Sevgini çok belli etme’ mantığıyla büyütülüyoruz, bu çok yanlış.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 5593
favori
like
share
SuRMeLi Tarih: 30.10.2007 13:27
Evlilige nasil baslarsan,öyle devam eder..