Liselerde Alan Seçmeli Program Uygulamaları Üzerine Bir Değerlendirme: Ankara İl Merkezindeki Liseler Örneği*

İsmail DOĞAN**

1. GİRİŞ
Geleneksel toplumun aile merkezli eğitimi sanayi devrimiyle birlikte yerini örgün eğitime bıraktığında eğitimin geleneksel bağlamı olan aile yerine okul yeni toplumun yükselen değeri olmuştu. Bundan böyle çocuk ve gençlerin toplumsal konumu aile değil okul ve eğitim tarafından belirlenecekti. Ancak okulun şahsında eğitime bağlanan umut ve bu yolda yüklenen misyon bir süre sonra büyük bir düş kırıklığına yol açtı. Toplumsal statüsü gördüğü eğitime rağmen kendi kuşağının az eğitimli ya da eğitim almamış kişilerin gerisine düşenlerle birlikte medya, siyasal ve kültürel platformlarla yeni bazı statü etkenleri okulun beklenen işlevlerini tartışılır hale getirmiştir. Bireyi ve toplumları değişimin yeni değer ve alışkanlıklarına hazırlayan bir kurum olarak okulun kendisi değişim sorunları karşısında belirgin bir bocalama içine girmiştir.
Kuşkusuz ki okulun bu duruma düşmesinde okul dışı etkenlerin yanı sıra okul içi etkenlerin aynı ölçüde payı bulunmaktadır. Program, yönetim, öğretmen yeterliliği gibi temel unsurlar okulun kendi içindeki zaafları olarak zaman içinde belirginleşen boyutlardır. Öğrencilerin sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel düzeyleri, kitle iletişim araçlarıyla (medya) bilişim dünyasındaki baş döndürücü gelişmeler okulun işlevlerini dışarıdan etkileyen önemli etkenlerdir.
Okulun çağdaş toplumda ortaya koyduğu bu zaafların giderilmesi düşüncesi olanca dış etkenlere karşın eğitimin, değişimin gerçek anahtarı olduğu konusunda güçlü inançtan kaynaklanmaktadır. Eğitim, her şeye rağmen toplumları değişime hazırlayan, değişimi kurcalayan biricik anahtardır. Bu anahtarın işlevini gereği gibi yerine getirebilmesi okulun kendi içindeki zaaflarını gidermesine büyük ölçüde bağlıdır.
Bu gereklilikler açısından bakıldığında Türkiye’de okul, değişim karşısında esaslı sorunlar yaşamaktadır. Bu sorunlar dünyadaki benzerleriyle (gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler) birlikte bu coğrafyaya özgü özel ve yerel özellikler taşımaktadır. Dolayısıyla Türkiye’de okulun değişim kültürünün yol açtığı sorunları aşmasında, bu doğrultuda yeni toplumun beklentilerine cevap verebilecek bir nitelik ve düzeye gelmesinde toplumun mevcut sorunları kadar, gelenek ve tarihten gelen yapısının dikkate alınmasının önemli ölçüde rolü olduğu asla gözden uzak tutulmamalıdır. Bu olgu, olası değişiklik ve düzenlemelerin yol açacağı doku uyuşmazlığını, uygulamayla ortaya çıkan beklenmeyen sorunların ortaya çıkmasını önleyecek ciddi bir çıkış noktasıdır.
Problem
Değişim kültürünün Türk toplumunda meydana getirdiği mevcut ve olası sosyo-kültürel dalgalanmalar Türk eğitim sisteminin çatısını kuran ilgili yasanın da temel felsefesini teşkil etmektedir. Buna göre sistem bireyleri, “beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve girişime değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan, yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak” yetiştirmeyi amaç edinmek suretiyle sorunların üstesinden gelmeyi ve değişim kültürünün olası dalgalanmalarına bu tür bireylerle hazırlanmayı amaç edinmektedir. Ancak bu denli yenilikçi felsefeye rağmen okul ve onun şahsında Türk Eğitim Sistemi genç kuşakların değişimin öngördüğü yeni değerler doğrultusunda geleceğe hazırlanmasında okul düzeyinde görünür sorunlar yaşamaktadır. Liseler bu sürecin prototipi olarak son dönemde dikkate değer bir problem alanı haline gelmiştir.
Son on yıla bakıldığında Liselerin sistemin “neden prototipi?” olduğu rahatlıkla anlaşılır. Bu dönemde Liselerde sırasıyla sınıf geçme sistemi, kredili sistem ve alan seçmeli programlar olmak üzere üç farklı uygulama girişimi olmuştur. Bu girişimler kısa sürelerle birbirini izleyerek gelen son on yıla sığdırılmış denemelerdir. Bu denemelerin ilkesel olarak kendi içindeki geçerlilikleri bir yana Türk eğitim sisteminin beklenti, imkân ve hedefleriyle, öğrencilerin sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel düzeylerine ne ölçüde uygunluk ve uyarlılık göstermiş olduğu dikkate alınmaksızın hayata geçirilmiş olması Liselerin bu incelemeye konu olmasının önemli nedenleri arasındadır. Bu olgu “istikrarsızlığı” sistemin temel sorunlarının başına taşımaktadır.
Alan Seçmeli Programlar : Gelişme ve Tanımlar ...
1996-1997 öğretim yılından itibaren uygulamaya konulan Alan Seçmeli Programlar bu sürecin son dönem uygulaması olarak sistemdeki yerini almıştır. Bu programlarla öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda kendileri için en uygun olan alanı seçmelerine imkân ve fırsatın sağlanması amaçlanmaktadır. Bu nedenle Liselerin ilk sınıfları (9. sınıflar) “yöneltme” sınıfı olarak kabul edilmektedir. “Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Sınıf Geçme Yönetmeliği”nin 7. Maddesinde bu gelişme şu şekilde betimlenmektedir:
“Ortaöğretimin amaç ve görevlerinin yerine getirilmesi için ortaöğretim kurumlarında;
a. Yükseköğretime hazırlayan programlar,
b. Hem mesleğe hem de yükseköğretime hazırlayan programlar,
c. Hayata ve iş alanlarına hazırlayan programlar uygulanır.
Öğretim Programları, öğrencilerin istek ve yetenekleri yönünde bireysel farklılıklarına ve yönelecekleri alanın/bölümün özelliklerine cevap verecek şekilde ortak genel kültür dersleri, alan/bölüm dersleri ile alan/ bölüm seçmeli dersleri ve diğer seçmeli derslerden oluşur.
Ortak genel kültür dersleri ile alan/bölüm seçmeli dersleri ve diğer seçmeli derslerin her biri, bunların haftalık saatleri ve hangi yıllarda okutulacakları, Kurul kararına bağlı olarak belirlenir. (1)
Aynı yönetmelikte Alan/Bölüm dersleriyle, Alan/Bölüm Seçmeli dersleri ve Seçmeli derslerin tanımları ise şu şekilde yapmaktadır:
Alan/Bölüm Dersleri: Öğrenciyi girmeyi hedeflediği yüksek öğrenim dalına veya mesleğe ve iş alanlarına yönelten ve ona bu yönde gelişme imkânı sağlayan derslerdir.
Alan/Bölüm Seçmeli Dersleri: Öğrenciye yöneldiği alanda/bölümde gelişme imkân ve derinleşme imkânı sağlayan derslerdir.
Seçmeli Dersler: Ortak genel kültür, Alan/Bölüm dersleri ile alan bölüm seçmeli dersleri dışında kalan; öğrencilerin ilgi ve istekleri doğrultusunda çeşitli programlarda ilerlemelerini, kişisel yeteneklerini geliştirmelerini sağlayan derslerdir. (2)
Alan/Bölüm dersleri ve seçmeli derslerin seçiminde dikkate alınması gereken hususlar da şunlardır:
- Gelişim dosyasındaki bilgiler dikkate alınarak, öğrencinin önceki yıllara ait başarısı ve derslerdeki başarı grafiği.
- Yönelmek istediği veya yöneldiği alan/bölümde alması gereken derslerin hangileri olduğu.
- Hangi sınıflarda hangi derslerin alınmasının uygun olacağı. (3)
Yönetmelik ayrıca öğrencilerin alan/bölüm seçmeli dersleri ve seçmeli derslerinin seçiminin her sınıf için tekrarlanacağını vurgulamaktadır.
Alanlara yönelme ise aynı yönetmeliğin “değişik” maddesine göre şu şekilde olmaktadır:
“Programlarında birden fazla alana yer verilen okullarda dokuzuncu sınıfı geçen öğrenciler; ilgi, istek, yetenek ve derslerdeki başarı durumlarına göre alanlara yönelir veya yönlendirilirler. Yönlendirme; öğrenci ve velisinin görüşü alınarak ilgili müdür yardımcısı, sınıf öğretmeni ve rehber öğretmen tarafından yapılır.
Yönelme veya yönlendirme, dokuzuncu sınıfta okutulan alanlara kaynaklık eden derslerin yıl sonu notlarının ağırlıklı ortalaması ya da derslerin yıl sonu notları esas alınır. Buna göre, öğrenci;
1. Alana kaynaklık eden derslerine ait yıl sonu notlarının ağırlıklı ortalamasının 2.50 ve daha yukarı,
2. Yıl sonunda 32.madde hükmüne göre, alana kaynaklık eden derslerin her birinden başarılı olduğu alan veya alanlardan birine yönelir.
b) Alanlara yönelme şartını taşımayan öğrenci, alanlara kaynaklık eden derslerin yıl sonu notlarının ağırlıklı ortalaması, hangi alan için daha yüksek ise o alana yönlendirilir.
c) Yöneldiği veya yönlendirildiği alan yerine başka bir alana devam etmek isteyen öğrenci, alana kaynaklık eden derslerin yıl sonu notlarının ağırlıklı ortalaması; tercih ettiği alana devam etmeye hak kazanmış ve ağırlıklı ortalaması en düşük olan öğrencinin ortalamasından daha aşağı olmamak kaydıyla bu alana yönelir. 32. madde hükmü gereğince yıl sonu notlarına göre başarılı olan ve bu alana yönelen öğrencilerin alanlara kaynaklık eden derslerden aldıkları notların ağırlıklı ortalaması, en düşük ağırlıklı ortalama tespit edilirken dikkate alınmaz.
d) Birden fazla alana yönelme şartını taşıyıp herhangi bir alana yönelmiş bulunan öğrenci; istemesi halinde ders yılının başlamasını takip eden bir ay içinde alan değişikliği yapılabilir.
Yabancı Dil, Sanat ve Spor alanları şartları uygun olan okullarda öğretime açılır. (4)
Yönetmeliğin Liselerde açılmasını ön gördüğü alanlar ile 9. Sınıfta her bir alana yönelmede kaynaklık eden dersler ise şunlardır (5):
1. Fen Bilimleri Alanı : Biyoloji, Fizik, Kimya. Matematik.
2. Sosyal Bilimler Alanı : Türk Dili ve Edebiyatı, Tarih, Coğrafya.
3. Türkçe-Matematik : Türk Dili ve Edebiyatı, Matematik.
4. Yabancı Dil Alanı : Türk Dili ve Edebiyatı, Yabancı Dil.
5. Sanat Alanı : Türk Dili ve Edebiyatı, Seçmeli Resim/ Seçmeli Müzik.
6. Spor Alanı : Beden Eğitim, Biyoloji.
Daha sonra Sanat Alanı, Sanat (Resim) Alanı, Sanat (Müzik) Alanı şeklinde iki alana ayrılmıştır (6). Bu durumda yönetmelik, Liselerde 7 Alan uygulamasını olası görmektedir.
Yönetmeliğe yansıtılan felsefe ve anlayış ile uygulama ilkeleri ne ölçüde hayata geçmektedir. Sistem böyle bir uygulamaya ne kadar hazırdır? Bütün bu alanların mevcut Liselerde açılma imkânı ve şansı nedir? Uygulamanın tarafları (yönetici, öğretmen ve öğrenciler) acaba bu süreçten nasıl etkilenmektedirler? Bu uygulamanın Türk eğitim sistemindeki yeri ve geleceği nedir? Uygulama, sistemin arayış çabaları ile nasıl bir ilişki ortaya çıkarmaktadır?
Ankara İl Merkezindeki Liselerden hareketle alan seçmeli program uygulamaları hakkındaki bu araştırma işte bu soruları kurcalayarak gerekli yanıtlara yol açabilecek bir uğraş denemesi sunmaktadır.
Araştırmanın Yöntemi
Ankara il merkezindeki Genel Liseler ve Anadolu Liseleri bu araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Örneklem olarak ise Anıttepe Lisesi, İncesu Lisesi, Mehmet Emin Resulzâde Anadolu Lisesi, Atatürk Anadolu Liseleri alınmıştır. Alan seçimlik program uygulamalarına geçmiş olan bu Liselerde mevcut alanlar olarak Türkçe – Matematik (TM), Matematik-Fen (MF), Sosyal Bilimler araştırmaya konu olmuşlardır. Bu örneklemin okulun sosyal çevre farklılığına da ışık tutacağı varsayılmaktadır.
Söz konusu Liselerde son ikisi açık uçlu olmak üzere çoktan seçmeli seçenekleri içeren altı sorudan meydana gelen bir anket (bilgi formu) uygulanmıştır. Bilgi formlarının ilgili Lise öğrencilerine uygulanmasında Anabilim Dalımız Araştırma Görevlileri görev almışlardır.*** Ar.Gör. M. Akif Sözer bulguların yorumunda, Hacettepe Üniversitesi İstatistik Bölümü Araştırma Görevlisi Pınar Geyik ise çalışmanın istatistiksel programa aktarılmasında katkıda bulunmuşlardır.
Araştırma bulgularının analizinde SPSS paket programından yararlanılmıştır. Betimsel bir çalışma olması nedeniyle bu çalışmada veriler frekans ve yüzdeler olarak çözümlenmiştir. Tabloların bir kısmında genel toplama yer verilmemiştir. Bunun nedeni öğrencilerin bazı sorularda birden fazla seçeneği işaretlemeleridir. Gözlem ve görüşme tekniği verilerin analizi ve nihai değerlendirmesinde önemle dikkate alınmıştır. Öğrenciler, öğretmen ve yöneticiler sorunun okul içindeki tarafları olarak düşünülmüştür. Bu unsurlar tartışmanın tarafları olarak sorunun yorum ve analizinde öne çıkarılan boyutlar olmuştur.
Araştırmanın değerlendirmesinde Ankara Sincan’la birlikte Kayseri ve Van illerindeki sınırlı örneklem materyalleri ile bulguları da dikkate alınmıştır.****
II. BULGULAR VE YORUM
Araştırmaya üç alandan (Matematik–Fen=MF, Türkçe-Matematik=TM, Sosyal Bilimler=S) katılan toplam öğrenci sayısı 469’dur (Tablo 1). Bu rakamın % 49.9’u MF, % 51.2’si TM, % 7.9’u Sosyal Bilimler alanı öğrencileridir.
Tablo I. Araştırmaya Katılanların Alanlarına Göre Dağılımı
Alanlar
n
%
MF
192
40.9
Sosyal
37
7.9
TM
240
51.2
Toplam
469
100.0
“İlgili alanı tercih etmenizde kimler etkili olmuştur?” şeklindeki anketin (bilgi formu) ikinci sorusuna öğrencilerin % 87’si alan seçimini kendi kararları doğrultusunda yaptıklarını belirtmişlerdir (Tablo II). Bunu sırasıyla % 15.8 diğer, % 11.7 Anne-Baba, % 6.6 okul, % 4.7 öğretmenlerin etkisiyle cevabı verenler izlemektedir. Diğer seçeneği istenilen alanın (spor, sanat, yabancı dil vs.) olmayışı nedeniyle mevcut iki seçenek arasındaki zorunlu tercih şeklindeki yanıtlarda yoğunlaşmaktadır.
Tablo II. Öğrencilerin Alan Seçiminde Etkili Olan Kişiler*
Seçenekler
n
%
Anne-baba
55
11.7
Öğretmenler
22
4.7
Okul Yöneticileri
31
6.6
Arkadaşlar
26
5.5
Kendim
408
87.0
Rehber Öğretmen
15
3.2
Diğer
74
15.8
* Bu tablo ile birlikte, tabloların bir kısmında genel toplama yer verilmemiştir. Bunun nedeni öğrencilerin bazı sorularda birden fazla seçeneği işaretlemeleridir.
Tablo III. Alan Seçmeli ve Seçmeli Derslerin Seçiminde Etkili Olan Kişiler
Seçenekler
n
%
Anne-baba
25
5.3
Öğretmenler
22
4.7
Okul Yöneticileri
153
32.6
Arkadaşlar
63
13.4
Kendim
270
57.6
Rehber Öğretmen
9
1.9
Diğer
51
10.9
Öğrencilerin % 57.6’sı Alan Seçmeli ve Seçmeli dersleri kendi arzuları doğrultusunda seçtiklerini belirtmişlerdir (Tablo III). Bunu % 32.6’i okul yöneticileri cevabını verenler izlemektedir. Bundan sonraki bulgularda görüleceği üzere burada öğrencinin kendi arzularının ancak diğer etkenlerle ve seçeneklerin sınırlılığı ile ilgili görece bir anlamı vardır. Bu tabloda dikkat çeken bir oran da % 10.9 ile diğer seçeneğinde gözlenmektedir. Açık uçlu olarak cevap bulan seçenekte dikkate değer olan belirlemeler şunlardır : “Seçmediğim dersleri de almışım, her halde bu okul yöneticilerinin seçimi oldu”, “Ben alan seçmedim, geldiğimde seçilmişti”, “üniversite sınavı için TM’ye geçtim.” vs. Bu açıklamaların çoğu istek dışı bir seçim olduğu noktasında yoğunlaşmaktadır. Burada etken olarak okul yönetimi gösterilmektedir.
Tablo IV. Öğrencilerin İstedikleri Alan Seçmeli ve Seçme Dersleri Alma Durumu
Seçenekler

n
%
Aldım
180
38.4
Alamadım
281
59.9
Cevapsız
8
1.7
Toplam
469
100
“Alan seçmeli”, ve “seçimlik” derslerden öğrencinin istedikleri acaba alınabilmiş midir? % 59.9’luk bir oran öğrencilerin istedikleri ders seçimlerinde isteklerinin gerçekleşmediğini göstermektedir (Tablo IV). Bu olgunun önde gelen nedenleri ise sırasıyla öğretmen yetersizliği (%25.3), Okul araç ve gereçleri ile materyal yetersizliği (% 22.5), derslik eksikliği, derslik yetersizliği (%11.6) gelmektedir (Tablo V). Bu nedenlerin okulun donanımı ve yeterliği gibi bir kategoride tanımlanabildiği göz önüne alındığında bu yeni uygulamanın daha başlangıçta okulu

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 4887
favori
like
share