Ülkelerin eğitim sistemlerinin temelini eğitim programları oluşturur.Çünkü, nasıl bir insan yetiştirileceği sorusunun cevabı eğitim programlarında ifadesini bulur.

Ülkemizde Cumhuriyetin ilânı ile birlikte Türk toplumunun sosyal, siyasî, kültürel ve ekonomik yapısına yeni bir biçim ve ruh verenler, bu yeni yapıyı işletecek nesilleri yetiştirecek olan eğitim sistemini ve bu kapsamda eğitim programları üzerinde çalışmayı ihmal etmemişlerdir.

1924 yılında çıkarılan Tevhid-i TedrisatKanunu ile tüm öğretim kurumları Millî EğitimBakanlığı bünyesi altında toplanırken, okullarda uygulanan programlar üzerinde kapsamlı değişiklikler yapılmıştır.Programlar üzerinde ilk çalışmalar 1924-1930 yılları arasında yapılmıştır.Bu dönemde programların temel felsefesi, yeni yetiştirilecek nesillere Cumhuriyet rejimi ve bu rejimin fazilet ve nimetlerini benimsetmeyi gerçekleştirmek olmuştur.Bu programların, her şeyden önce, millî bir nitelik taşımaları dikkat çekmektedir.Daha sonra, 1930’lu ve 1950’li yıllarda yapılan programlarda ise, daha çokDünyaya ve gelişmiş ülkelere açılma eğilimi ağırlık kazanmış, öğrencilere, eskiye göre daha fazla bilgi yükleme ve entellektüel insan yetiştirme düşüncesi ön plânda tutulmuştur(MEB; 1990, s.32).

Bu dönemde yürürlükte olan programlar sadece dersler ve konular ile bunlara ayrılan zamanın belirlendiği “müfredat program” şeklindedir.Daha kapsamlı “Eğitim programı” anlayışı ancak 1950’li yıllarda ortaya çıkmıştır.

1950’li yıllarda program geliştirme çalışmaları MillîEğitimBakanlığında ağırlık kazanmıştır.İlköğretim programları üzerinde yapılan bir dizi çalışmalar sonucu ortaya çıkan taslak program, 1953-1954 öğretim yılında Bolu ve İstanbul’daki deneme okullarında uygulanmaya başlanmıştır.Daha sonra 1954-1955 öğretim yılında ortaöğretim düzeyinde.İstanbulAtatürkKızLisesi Deneme Okulu ProgramKomisyonu tarafından taslak program hazırlanmış ve uygulanmıştır.Bu çalışmalar ülkemizdeki program geliştirme çalışmalarının öncüsü sayılmaktadır(Demirel, 1992, s.28; Varış, 1988, s.51-58).Ancak bu çalışmaların devamlılığı sağlanamamış, deneme çalışmalarından elde edilen sonuçlar sistemin geneline yansıtılamamıştır.

1960’lı yıllarla birlikte program geliştirme çalışmalarının yoğunlaştığı görülmektedir. 1962 yılında toplananYedinci MillîEğitimŞûrası sonrasında bir program taslağı hazırlanmış, hazırlanan program taslağı önce 14 ilde, daha sonra genişletilerek bütün illerdeki deneme okullarında uygulanmıştır.Bu çalışmalar illerde kurulan program geliştirme komiteleri tarafından yürütülmüştür.Bu program geliştirme çalışmaları aksiyon araştırmaları, alan çalışmaları, teftiş, inceleme, seminer ve kurslar yoluyla yürütülmüştür.Tüm bu çalışmaların sonuçları Millî EğitimBakanlığında kurulan MerkezDeğerlendirme Komitesine aktarılmış, ayrıca çeşitli bölgelerden gelen 120 il temsilcisi bir haftalık bir seminerde program taslağını incelemiş ve gerekli değişiklikler ve öneriler yapılarakTalim ve Terbiye Kurulu Başkanlığına gönderilmiştir.Talim ve Terbiye Kurulu 1968-1969 öğretim yılında bu programı uygulamaya koymuştur.Bu program uygulamaya konulduktan sonra da izlenmiş, uygulamada meydana gelen aksaklıklar üzerinde gerekli önlemler alınmaya çalışılmıştır(Demirel, 1922, s.29). Program geliştirme süreklilik gerektirmesine rağmen, bu çalışmalarda devamlılık sağlanamamıştır.

1980’li yıllarda, program geliştirme çalışmalarının tekrar ağırlık kazandığı görülmektedir.Program geliştirme de sürekliliğin ve standartlaşmanın sağlanması yönünde bazı çalışmalar yapılmıştır. Millî EğitimBakanlığı tarafından bu amaçla 1982 yılında bir program modeli oluşturmak ve bundan sonra hazırlanacak ve geliştirilecek tüm programların bu modele uygun olarak yapılmasını sağlamak amacıyla, Üniversitelerdeki bilim adamlarıyla iş birliği içerisinde yeni bir program modeli oluşturulmuştur.Bu model 26.05.1983 gün ve 86 sayılı kurul kararı ile kabul edilmiş ve 2142 sayılı TebliğlerDergisinde yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.Bu modelde programların hazırlanması ve geliştirilmesi konusunda görev alacak kişiler ile program geliştirme grubunun çalışma esasları belirlenmiş ve her programda genel, ünite ve konu amaçlarının belirlenmesinin, her ünitenin, ayrı ayrı davranışlarının tespit edilmesinin gerekli olduğunun altı çizilmiş, programlarının bir yıllık uygulanmasından sonra değerlendirilmesinin yapılarak, değerlendirme sonuçlarına göre programların geliştirilmesi karara bağlanmıştır.Bu model, 14.02.1984 gün ve 16 sayılı Talim ve Terbiye Kurulu Kararı ile yeniden belirlenerek amaç, davranış, işleyiş ve değerlendirme boyutları içinde programların derslere göre hazırlanması esasını getirmiştir.Ancak kararda, bu model konusunda bağlayıcı bir karar bulunmaması nedeniyle bazı programlar farklı modellerle hazırlanarak geliştirilmiştir.Böylelikle ders programlarının geliştirilmesinde bir standartlaşma yerine çeşitliliğe doğru gidilmiştir.Bu çeşitliliğin giderilmesine yönelik olarak 1990 yılında toplananÖlçme ve Değerlendirme ve ProgramGeliştirme İhtisasKomisyonlarında 12 ders için program geliştirme komisyonu oluşturulmuştur.Komisyon program geliştirme çalışmalarının sadece Millî EğitimBakanlığının belirlediği modelle yapılmasını önermiş, ancak program geliştirme komisyonları bu öneriye uymayarak farklı modellerle program geliştirme çalışmaları yapmışlardır(Demirel, 1992, s.29-30; MEB, 1996, s.3). Bu dönemde program geliştirme konusunda bir tutarlılığın ve standartlaşmanın sağlanmasına çalışılmış ise de bu çalışmalar başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Millî EğitimBakanlığında program geliştirme çalışmaları, 1990 tarihinde başlatılanDünya Bankası desteğindeki Millî Eğitimi Geliştirme Projesi ile önemli gelişmeler göstermiştir.Bu projenin amaçları arasında programları iyileştirmek ve geliştirmek ile ders kitapları ve öğretim materyallerinin kalitesini yükseltmek ve verimli kullanmak da yer almaktadır.MillîEğitimi Geliştirme Projesinin bu amaçlarına ulaşmak içinMüfredatLaboratuvarOkulları geliştirilmiştir.MüfredatLaboratuvar Okulları, öğretim ve öğrenmeyi destekleyen materyaller ile birlikte öğretim programlarının alanda denendiği pilot okullardır. Bu proje ile yedi coğrafî bölgeden 23 ilde, her düzeyde (İlkokul, İlköğretim Okulu, Ortaokul, Lise, Anadolu Lisesi ve Anadolu ÖğretmenLisesi) toplam 208 okul seçilmiştir (MEB, 1998, s.2-3; 8-9).

Müfredat LaboratuvarOkulları ile gelen en önemli yenilik, geliştirilen programların pilot uygulama olarak bu okullarda denenmesi ve test edilmesidir.Önceki yıllarda programlar denenmeden tüm ülke çapında uygulanmaktaydı.Bu durumda programın uygulanmasında ortaya çıkan aksaklıklar tüm ülkeyi etkilemekte ve bu aksaklıklar kısa zamanda ve kolayca giderilmemekteydi. Bu projeyle programlar MüfredatLaboratuvar Okullarında denenip test edilerek sorunlar ortaya çıkarılmakta ve bu sorunlar giderildikten sonra programlar tüm ülkede uygulanmaktadır.Programların denenmesi ve düzeltilmesi işininEARGED’e verildiği projede,MüfredatLaboratuvar Okullarında uygulanacak programların hazırlanması ve geliştirilmesi içinEARGED tarafından bir program modeli oluşturulmuş, bu modelTalim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından uygun bulunmuştur(MEB, 1998, s.5, 153). Bu modelin program geliştirme sürecini daha ayrıntılı olarak belirttiği söylenebilir.

Ülkemizdeki program geliştirme çalışmalarında diğer bir sorun programların tümüyle merkezden geliştirilmesi ve kararların merkezden verilmesidir. 3797 Sayılı “Millî EğitimBakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun” uyarınca Millî EğitimBakanlığı tüm eğitim kademelerinde uygulanacak programlarn geliştirilmesinden sorumludur.Bakanlık bu sorumluluğunu ana hizmet birimlerinden,OkulÖncesi Eğitimi,İlköğretim,Ortaöğretim,ErkekTeknikÖğretim,KızTeknikÖğretim,Ticaret ve TurizmÖğretimi,ÖğretmenYetiştirme ve Eğitimi,DinÖğretimi ile ÖzelEğitimRehberlik ve Danışma Hizmetleri GenelMüdürlüğü; yardımcı hizmet birimlerinden,Eğitimi Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı ve Meslekî ve TeknikEğitimAraştırma ve Geliştirme Merkezi Başkanlığı ile Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının program geliştirme çalışmaları ile yerine getirir.Bu birimler kendilerine bağlı okullarda uygulanan programları geliştirme çalışmaları yapmakla yükümlüdürler.Geliştirilen programların yürürlüğe girmesi içinTalim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı taraından onaylanması gerekmektedir.Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığınca onaylanan programlar tüm ülkede uygulanmaktadır.Bu durumun bölgenin, okulun, toplumun ve öğrencilerin ilgi ve beklentilerinin yeterince karşılanamamasına yol açması doğaldır.Bu sorunun giderilmesi için eğitim programlarının yerel koşullara uygun hâle getirilmesi gerekmektedir.Ancak bu durumda program geliştirme de merkez örgütü ile yerel birimlerin rollerinin belirlenmesi gerekmektedir.

Ülkemizde programların merkezden geliştirilmesi programların bölge, okul ve öğrencilerin ilgi, ihtiyaç ve taleplerinin karşılayamamasına yol açabilmektedir. Millî EğitimBakanlığı son yıllarda sorun üzerinde durmaya başlamış, dünyadaki merkeziyetçi sisteme sahip diğer ülkelerdeki gibi yerel birimlere bazı yetkilerin devredilmesinin gerekliliğini kabul ederek, 1995 yılında Millî EğitimMüdürlüklerine program geliştirme çalışmalarını yürütebilmeleri için yetki vermiştir.Millî EğitimMüdürlüklerine bu yetkiyi veren,“Millî EğitimMüdürlükleri ProgramHazırlama ve Geliştirme Komisyonları Çalışma Yönergesi” 2428 Sayılı TebliğlerDergisinde yayınlanarak yürürlüğe konmuştur.Bu yönetmelik doğrultusunda Ankara iline bağlı merkez ilçelerindenAltındağ, Çankaya,Gölbaşı, Keçiören,Mamak ve Yenimahalle olmak üzere altı ilçe pilot uygulama kapsamına alınmış ve bu ilçelerde, bünyesinde program geliştirme, ölçme-değerlendirme uzmanları ve rehber öğretmenlerin bulunduğu program geliştirme komisyonları oluşturulmuştur.Daha sonra pilot uygulama kaldırılarak tümMillî EğitimMüdürlüklerine bu yetki verilmiştir.AncakAnkara ili dışında program geliştirme çalışmalarını yapacak komisyonlar henüz kurulamamıştır.Günümüzde ancakOrtaöğretimGenelMüdürlüğünün istek ve talimatları sonucunda 11 ilde (Antalya, Adana, Aydın,Bursa,Eskişehir,İçel,İstanbul,İzmir,Konya,Samsun) program geliştirme komisyonları kurulmuştur.Bu komisyonların ülke genelinde yaygınlaştırılmasıyla programların yerel şartlara uygunluğu daha iyi sağlanabilecektir.Ancak bunun başarılabilmesi için erel birimlerin eksiklikleri tespit edilmeli, bu eksiklikleri giderici tedbirler alınmalıdır.

Son on yıl içerisinde Millî EğitimBakanlığı bünyesinde yürütülen program geliştirme çalışmalarında önemli gelişmeler kaydediylimş, belirli bir standartlaşmaya doğru gidilmiş ise de, bu konuda yapılan bir çalışma, aşağıda belirtilen sorunların yaşandığını göstermektedir.

• Millî EğitimBakanlığı bünyesinde program geliştirme çalışmalarını yürüten birimlerin faaliyetleri arasında bir bütünlük bulunmamakta, her birim program geliştirme çalışmalarını farklı biçimlerde yürütmektedir. Birimler arasında yeterli düzeyde bir iletişim de bulunmamaktadır.

• Program geliştirme için ihtiyaç tespiti araştırmaları ile komisyonlarca geliştirilen programların ön uygulama ve değerlendirme çalışmaları yeterince yapılmamaktadır.

• Program geliştirme komisyonları, her üyenin görev ve sorumlulukları belirlenmeden, çalışmalarını plânsız bir şekilde yürütmektedir. Komisyonda her üyenin görüşlerine değer verildiği demokratik bir çalışma ortamı da bulunmamaktadır.

• Geliştirilen programlarınTalim ve Terbiye Kurulu’nda onaylanması sürecinde sorunlar yaşanmaktadır.

• Geliştirilen programların amaç, kapsam ve öğrenme-öğretme etkinlikleri boyutlarına ait nitelikler genelde yerine getirilmekte, değerlendirme boyutuna ait nitelikler ise tam olarak yerine getirilememektedir

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 3053
favori
like
share
sevgimeleki Tarih: 10.06.2009 14:10
merhaba yazı için teşekkürler...bu yazıyıı bitirme çalışmasında kullanmak istiyorum ama bunun için yazınn nerden alındığını bilmem gerekior...rica etsem kaynağını da yollayabilir misin...?
kemaler Tarih: 09.09.2008 01:17
program geliştirme ile ilgilenenler için yararlı bir yazı. Teşekkürler.