Aşık olmak istiyoruz. Aşık olmak için yanıp tutuşuyoruz. Doğru erkeği bir türlü bulamadığımızdan yakınırken aslında kafamızdaki doğruluk tanımını da bir türlü netleştiremiyoruz.


Yaşadığımız ilişkilerde bir şeyler bulsak bile hep başka bir şeylerin eksikliğinden dolayı umutsuzluğa kapılıyoruz. Birlikte olduğumuz erkekleri de en küçük gaflarında aşk tarihimizin çöplüğüne gönderiveriyoruz. Evliliğin çekim alanına bir girip, bir çıkıyoruz. Uzun zamandır unuttuğumuz heyecanları hatırlamak, içimizdeki küllenmiş tutkuları yeniden alevlendirmek için aşk filmlerine, dizilere, romanlara ve ünlülerin ilişkilerine sığınıyor, yaşayamadıklarımızı onlar aracılığıyla "yaşıyormuş" gibi yapıyoruz.

Yeni başlayanlar için...
Aşkın bir tüketim malzemesine dönüştüğü, cinselliğin giderek mekanikleştiği, bir erkekle ilişkiye girmek için önce mantıklı sebeplerin ve erkeğin olumlu özelliklerinin hesap bilançosu haline getirildiği bu kısır duygusal dönemde neyse ki, imdadımıza yüzyıllardır süksesinden hiçbir şey kaybetmeyen, aşkın diğer türlerinden her zaman ayrı tutulan yıldırım aşkı kavramı yetişiyor, ilk görüşte aşk, bir bakışta çarpılma, birkaç saniye içinde hayatının geri kalanını "onunla" geçirmeye karar verme... Her konuda aklı başında, mantıklı ve gerçekçi olan, ayakları yere basan bir kadın nasıl böyle bir delilik yapabilir? İlk kez gördüğü, hiç tanımadığı, hakkında hiçbir şey bilmediği bir erkeğe nasıl bir anda vurulabilir? İşin içinde boşuna mistik güçler aramayın çünkü yıldırım aşkının bütün sırrı bedenimizde gizli...

Dersimiz kimya
Aşkın duygusal boyutunun yanında kimyasal bir boyutunun da olduğu, yüzyıllar süren araştırmalar sonucu kanıtlanmış bir gerçek... Yani bizi fiziksel açıdan etkileyen bir erkekle karşılaştığımızda vücudumuzda bazı değişiklikler oluyor. Esasen orgazm sırasında yoğun olarak salgılanan psitosin hormonunu salgılıyoruz. Beynimizin görsel, işitsel ve kokulara yönelik algı merkezlerini kontrol eden bölümü, sinirlerden gelen elektriği ileten dopaminleri aktif hale getiriyor, irademiz dışında beynimizde gerçekleşen bu kimyasal reaksiyon sonucunda da bakışlarımız karşımızdaki erkeğe sabitleniyor, gözbebeklerimiz büyüyor, kalp atışlarımız süratleniyor, kan dolaşımımız hızlandığı için yüzümüz kızarıyor ve cildimiz hafifçe terleyerek parlaklaşıyor. Uzun lafın kısası, bir erkeği gördüğünüz ya da onunla tanıştığınız zaman ilk 8-10 saniye içinde vücudunuzda bu tepkileri hissediyorsanız, Eros'un oku bu kez size isabet etti demektir.

Yıldırım aşkın yeri ve zamanı yok
Peki, yıldırım sizi nerede ve ne zaman çarpabilir? İşte, bunu asla bilemezsiniz. Eğlenmek için gidilen barlar, arkadaş toplantıları, iş yemekleri, özel kurslar, kafeler ve restoranlar bu aşkın yaşandığı en klasik mekanlar... Dolmuş kuyruğu, market, kitapçı, mağaza ve trafikteki kırmızı ışık gibi ilginç ve sıra dışı yerlerde de kalbinize yıldırım düşebilir, yeri ve zamanı yok. Her yerde, her zaman karşınıza çıkabilir, her köşe başında sizi bekliyor olabilir.

İşte orada duruyor, onun da gözleri size kilitlenmiş vaziyette, bir anda donup kaldınız ve bir daha iflah olmayacağınızdan eminsiniz. Peki, şimdi ne yapmanız gerekiyor? Eğlenmek için giriştiğiniz küçük flört oyunlarına başvuramayacak kadar şaşkın ve heyecanlısınız. Eğer şansınızı denemezseniz emin olun yıldırım aşkı platonik aşka dönüşecektir. Ve inanın, platonik aşk çok tehlikeli ve kendini kaptırana büyük acılar yaşatabilen bir durumdur. Ona doğru yaklaşın ve sizinle konuşması için dua edin. Aksi takdirde bir gülümseme ya da "merhaba" ile diyalogu siz başlatın. Zaten o da size bakıp aptallaştıysa büyük ihtimalle duygularınızı ve heyecanınızı paylaşıyor demektir. Sonuç olarak, böyle bir olayın kırk yılda bir başınıza geldiğini ve bu fırsatı değerlendirmeniz gerektiğini kendinize hatırlatın ve cesaretiniz toplamaya çalışın. Yanında kız arkadaşı olmadığı sürece sakın korkaklık edip gözlerinizi ondan kaçırmaya ya da oradan koşarak uzaklaşmaya kalkmayın çünkü ne kadar uzağa giderseniz gidin, içinizde ortaya çıkan karmaşık duygulardan kurtulamazsınız.

Ve sonrası...
Diyelim ki, yıldırım aşkına tutulduğunuz erkekle bir şekilde tanıştınız, sohbete başladınız ve birbirinize güçlü sinyaller gönderiyorsunuz. Peki, bundan sonra ne olacak? İşte, onu önceden kestirmek neredeyse imkansız. Biraz ütopik bir görüş olsa da belki ilişkiniz ilerleyecek ve birbiriniz için yaratıldığınızı anlayacaksınız. Belki sadece cinsellikle sınırlı bir ilişki yaşayacak, sonrasında pişman olacak ya da "iyi ki bu deneyimi yaşadım" diyeceksiniz. Belki de bu erkekle görüşmeye başlayacak ve hiç de hayalinizdeki gibi bir insan olmadığını, tanıdıkça gözünüzden düştüğünü fark edeceksiniz. Fakat ne olursa olsun, ilk etapta büyük beklentiler içine girmeseniz iyi olur. Ünlü yazar Stendhal'in "Aşk Üzerine" adlı yapıtında söz ettiği gibi, aşkınızın çabuk tutuştuğu kadar çabuk sönmeye de mahkum olabileceğini hep aklınızın bir köşesinde tütün. Hissettiklerinizin çok güçlü bir fiziksel beğenme, cinsel çekim ve malum, vücudunuzdaki kimyasal reaksiyonlardan kaynaklandığını unutmayın ve kalbinizde kopan fırtınaların tadını çıkarın. Sonrasında eğer bütün bunlara bir de güzel bir ilişki, sizi her açıdan tatmin eden hoş bir erkek ve romantik bir aşk hikayesi eklenirse bu yıldırım aşkını cesur bir biçimde yaşadığınız için kendinizi kutlayabilirsiniz.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 609
favori
like
share
SommeR Tarih: 16.11.2007 16:34
SU-PERISI Tarih: 11.11.2007 12:10
paylaşımın için saol
MiSS-FENER Tarih: 02.11.2007 00:20
Orda KaLsın Bence Aşk Cunkı Öle Bısey Yok

Varda Yok YaLan Hikaye Kimine Göre