Görgü kuralları; kişinin uyması gereken terbiye, ahlak, incelik kurallarıdır ve bütün bireyler açısından önemli olduğu kadar; bireyin, o toplum içinde var olabilmesinin ve kabul görmesinin de sınırlarını belirler. Özgür Bilge Eğitim ve Danışmanlık Merkezi’den Psikolog Serap Duygulu “Görgü kuralları, bireyin çok erken yaşlarda öğrenmeye başladığı ve hayatının her aşamasında öğrenmeye devam ettiği; önemli bir eğitim sürecinin sonucunda edindiği kazanımlardır.” diyor ve bunların yazılı bir kanun olmadığını ama uygulanıp uygulanmamasına göre kişinin, içinde yaşadığı toplumdaki konumunu etkileyebileceğini belirtiyor.

Her uygarlık, kendi kültürüne bağlı olarak görgü kurallarını oluşturur ve tüm bireylerinden bu kurallara uymasını bekler. Bireylerin bu kuralları öğrenebilmesi ise ancak çok erken yaşlarda eğitilmeleriyle mümkün olabilir. Temel görgü kurallarını öğrenerek büyüyen çocuklar, içinde bulundukları sosyal ortamda daha çabuk onay alır ve kabul görürler.

Bu toplumsal kuralların temel eğitimi, bilindiği gibi öncelikle ailede başlar. Çocukların aslında bir kayıt cihazı gibi, doğdukları andan itibaren çevrelerinde olup biten her şeyi kaydederek hafızalarına aldıklarını unutmamak gerekir. Bir diğer önemli nokta ise çocuğun sözlü uyarıdan çok, uygulamalı örnekleri dikkate aldığı ve taklit ettiğidir. Öyleyse ne görmek ve duymak istiyorsanız, öyle konuşup öyle davranmak zorundasınız. ‘Çocuktur, anlamaz’ biçiminde düşünmek tamamen yanlıştır ve bilinen görüşün aksine çocuk her yaşta her şeyi anlar. Sadece ifade edemez. Bilişsel olgunluğa ulaşmaya başladığı 2 yaş ve civarında artık davranışları ve sözleriyle o ana kadar öğrendiği her şeyi ifade etmeye başlar. Ailelerin şaşkınlığını da bu dönemde gözlemek mümkün: ‘Bu çocuk bunları nereden öğrendi?’ sorusunu çok sık sormaya başlamışlarsa, aslında cevabın da kendi içinde saklı olduğunu bilmeleri gerekir.

Anne ve Babaya Öneriler

• Öğüt vermenin etkisi, uygulayarak göstermenin etkisinin yanında neredeyse sıfırdır.

• Çocuğa bazı kurallar öğretilirken ve ondan bu kurallara uyması beklenirken aynı kurallara önce anne ve babanın uyması gerektiğidir.

• Anne baba, konulan kuralları tek taraflı bozmamalıdır.

• Eşlerin birbirine saygılı davranmadığı, bir teşekkürü bile birbirinden esirgediği bir ailede çocuğa teşekkür etmeyi öğretmek çok da mümkün olmaz.

• Aile bireyleri önce kendilerine karşı dürüst ve samimi davranışlar geliştirmelidir.

• Genellikle bir takım kurallar öğretilirken ailelerin uyguladığı en yaygın yöntem baskı ve cezadır. Oysa korkutarak ya da cezalandırarak hiçbir şeyi öğretmek mümkün değildir. Öğrendiğini uygulamasını beklemek söz konusu bile olamaz.

• Yemekten sonra eşine ‘eline sağlık’ diyen babayı gören çocuk bunu derhal taklit edecektir. Ya da kişilerin birbirine ‘afiyet olsun’ dediği bir sofrada oturan çocuk bu kültürü çok çabuk kapacak ve uygulayacaktır.

Ailede aldığı ilk eğitimin dışında çocuğa, bir de toplum içinde uygulanması gereken kuralları vermek gerekir. Bunlar;

• Sokağa çöp atmamak,
• Çevreyi kirletmemek,
• İnsanlara saygılı davranmak,
• Arkadaşlarıyla ilişkilerinde paylaşımcı ve uyumlu olmak gibi...

Ancak burada da en önemli koşul, çocuğun model aldığı yakın aile üyelerinin de bu kuralları uyguluyor olmasıdır. Arabayla giderken, küllüğü caddenin ortasına boşaltan bir babanın çocuğuna nasıl bir örnek oluşturduğunu tartışmak bile anlamsız olacaktır.

Sosyal uyum konusunda yapılan çalışmalar, ailelerin çocuk üzerindeki etkilerinin önemini net bir biçimde ortaya koymuştur. Evlerinde, saygı ve sevgi gören, demokratik bir ortamda büyüyen çocuklar, ileriki yıllarda da toplum içinde saygı gören ve gösteren, sağlıklı arkadaş ilişkilerine sahip, girişken çocuklar olmakta ve bu çocuklarda kendini denetleme, kontrol etme becerisinin daha erken geliştiği görülmektedir.

Farkındalık ve İnat Çağı
Çocuğun bir birey olarak kendisinin farkında olma yaşı 1,5 – 2 yaş civarıdır ve bu yaş aslında kritik bir yaştır. Bu dönem ‘İnat Çağı’ diye de adlandırılır ve 4 yaşa kadar devam edebilir. Kuralların öğretilmeye başlandığı bir yaşa denk gelen bu inat döneminde, çocuğun her şeye direnç göstermesi ve reddetmesiyle işler iyice çıkmaza girebilir. Ebeveynlerin bütün çabasına ve yol göstermesine rağmen çocuk, istenmeyen bazı davranışları sergilemeye devam edebilir. Böyle durumlarda;

• İşi biraz oluruna bırakmak,
• Çok üstünde durmamak, hatta görmezden gelmeye çalışmak doğru bir tutum olacaktır.

Burnunu karıştıran bir çocuğu, ısrarla ‘yapma’ diyerek uyarmak maalesef bazen bu davranışı inatla yapmasına yol açabilir. Böyle durumlarda görmezden gelinerek dikkati başka yere çekmek, eline oyalayıcı bir oyuncak ya da kalem vermek çözümün ta kendisidir.

Çocukların en temel ihtiyacı ilgidir. Bir çocuk ilgi çekmek için her yolu deneyebilir. Onun için olumlu da olsa olumsuz da ilgi, ilgidir ve tüm dikkatleri üzerinde toplamak, odak noktası olmak için her türlü davranışı sergileyebilir. İlginçtir, hemen hemen bütün çocuklar olumsuz davranışların tümünü toplum içinde yaparlar ve ailelerini zor durumda bırakırlar. Böyle durumlarda çocuğa karşı aşırı tepki göstermek, bağırmak, azarlamak sorunu çözmek bir yana, durumu daha da kötüleştirebilir. Azarlandığı için kendisini aşağılanmış hissedecek ve başka bir ortamda başka bir yerde aynı davranışı yeniden yaparak bir şekilde bunun intikamını alacaktır. Oysa çocuğu sakince uyarmak, davranışının yanlış olduğunu söylemek yeterlidir.

Doğruları da Var...
Ebeveynlerin sıklıkla yaptığı bir davranış biçimi daha vardır. Çocuğun yanlış olan her davranışı eleştirilirken, doğru davranışı ödüllendirilmez. Ödüllendirmeyle kastedilen asla maddi değil, sözel ödüllerdir. Yemekten sonra ellerini yıkayan çocuğun bu davranışına herkesin yanında ‘aferin sana’ demek, onu çok mutlu edecek ve aynı davranışı tekrarlaması bakımından pekiştirecektir. Aynı şekilde toplum içinde başardığı her şey övgüyle karşılanmalı ama burada da abartıya kaçılmamalıdır.

Sosyal Ortamda Yer Edinme Çabaları
Zaman içinde hem ailesinden hem de yaşadığı sosyal ortamdan görgü kurallarını öğrenen çocuk, bazen öğrendiklerinin tersi biçimde davranabilir. Bu davranışın da aslında bir amacı vardır. Çocuk sınırları test etmektedir. Kural dışı davrandığında yakın çevresinin neyi, nereye kadar talere edebileceğini görmek ister. Bu aynı zamanda çocuk açısından sosyal bir çevrede kendine yer bulma çabalarının da ilk adımlarıdır. Kabul gördüğü davranışlar onun kendi davranış kalıpları olacak ve ileride de bu davranışları aynı biçimde yapmaya devam edecektir.

Bu nedenle çocuğun ailede aldığı eğitim çok önemlidir.

İnsanlara saygı duyan, vicdan sahibi, kendisiyle barışık, duygularını kontrol edebilen, kendini ifade edebilen çocukların, sağlıklı iletişimin var olduğu ailelerde yetiştiği unutulmamalıdır. Görgü kuralları ya da başka davranışlar öğretilirken öncelikle sabırlı olmak ve çocuğun zaman zaman yanlışlar yapabileceğini bilerek tavır belirlemek temel kural olmalıdır. Çocuğun bir ayna olduğu düşünülürse ondan yansıyan aslında ailenin kendisidir. Her ebeveynin kendisine sorması gereken çok önemli bir soru vardır ve buradan alınacak cevap yolunuzu aydınlatır: Aynadaki görüntüden memnun muyum?

Yanıtı siz vereceksiniz, çünkü o görüntü sizsiniz!

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 692
favori
like
share
SU-PERISI Tarih: 06.11.2007 17:14
çoçuklara görgü kurallarını ögretirken önce anne baba uygulamalı ki çoçukta görgü kurallarına uysun