Çocukları ile bilinçli ve etkili bir iletişim kurabilen aile sayısının çok az olduğunu düşünüyorum. Kalabalık ailelerde kardeşler hep bir arada büyümek ilişkilerin sıcaklığı bakımından çok güzel.

Tabii ki anne ve babaların da çocukları ile iletişim kurmaya zamanları olmalı. Özellikle köylerde, tarlada, yaylada çalışan anneler çocuklarının büyüdüğünün farkında bile olamıyorlar. Şehir yaşantısında ise eğer kadın çalışıyorsa durum farklı değil.

Ne zaman çocuklarla ipler kopuyor. O zaman biz nerde yanlış yaptık diyoruz. Hatayı çocuklarımızda arıyoruz. Eksikleri ve yanlışları konuşuyoruz. Sorumluluk almadıklarından şikayet ediyoruz. Hiç kendimizi eleştirmiyoruz. Bilinçli anne-babalar çocuklarıyla konuşabilseler hemen hepsinin sorumluluklarının bilincinde olduklarını, yapmaları gerekenler konusunda kendileri gibi düşündüğünü görecekler.

Bazı anne baba; çocuğu konuşurken başka yere bakarak, onları dinlemez, sık eleştirir, çocuğu tanımadan yapabileceğinden fazlasını bekler. Hep karşılaşılan bir durum da “Çocuk” diye önemsememe, alaylı konuşma, lakap takma, aşırı baskı ve otorite kurma gibi davranışları farkında olmadan yapar.

Çocuklarımızı yetiştirirken karşılaştığımız bir diğer durumda boş vermişlik havası içinde olmaları. "Annem babam sürekli benden bir şeyler yapmamı ya ders çalışmamı, ya odamı toplamamı ya da kendilerine yardım etmemi istiyor, çok ısrar ediyorlar, canım istemiyor, sıkılıyorum; beni kimse dinlemiyor, konuşsam hemen nasihate başlıyor" diyen öğrenciler çoğunlukta. Aslında sorgulamadan ve sinirlenmeden yaklaşabilsek davranışlarının nedenlerini anlayabiliriz. Çocuklar bazen kendisini yetersiz görüyor. Ne kadar çalışsa da yeterli olmayacağını düşünüyorlar. İçlerinde kaygıları oluyor, başaramayacakları düşüncesinde oluyorlar.

İşte burada Anne ve Babanın desteğine çok ihtiyaçları olacaktır. İsterseniz bir deneyin göreceksiniz. Ne kadar sorumluluk hissediyorlar ve çok güzel düşüncelere sahipler.

Çocuklarımıza sevgimizi gösterirsek, güzel iletişim kurabilirsek, onların kendilerine güvenlerini sağlarız. Bütün bunlara rağmen, hala halinden memnun olmayan ve daha fazlasını, yetmedi daha fazlasını isteyen mutsuz çocuklarımız var. Uzmanlar bu konuda şunları tavsiye ediyor.

• Göz iletişimi kurun,
• Sözünü kesmeyin,
• Anlamaya çalışın,
• Sorun olarak yaşadığı şeyle alay etmeyin,
• Onu dinlemeyi öğrenin,
• Ona verdiğiniz değeri ve onunla duyduğunuz gururu ona söylemekten çekinmeyin.
• Hayır demesine izin verin. Böylece sınırlarını belirleyebilmesine yardım etmiş olursunuz.
*Çocuğun Kendisini İfade Etmesine Fırsat tanıyın.

Çocuğumuzu korumaya çalışırken onun yapacağı işlerin çoğunu yaparız. Elimizle yedirir, giydirir, elinden tutar gideceği yere götürürüz. Bazen de abartırız. Hiç de farkında olmayız.

Çocukları karşılaştırma ise en çok yaptığımız bir davranıştır.“Bu çocuk kardeşi gibi değil, evde bütün makineleri söküyor. Ne yapacağım?” diyen bir anne çocuğundan öteki kardeşin davranışını bekler. Her çocuk ayrı bir kişiliktir. Yetenekleri, duyguları, mizaç özellikleri birbirlerinden farklıdır. Bir kardeşteki olumlu özelliklerin diğerlerinde de olması gerekmez. Olumlu veya olumsuz özelliklerini karşılaştırarak kardeşler arasında kıyaslama yapmak aralarında rekabeti körükler.

Kardeşlere her zaman ve her durumda eşit davranma hem anne babayı çocukların karşısında telaşlandırır, hem de çocukların, kendi aralarındaki farklılıkları kabullenmelerini güçleştirir. Kardeşler arasında kıskançlık olmasın diye ikiz çocuklar gibi 10 yaşındaki çocuğa ve 5 yaşındaki çocuğa aynı renk kıyafetler giydirilir. Bunlar çözüm olarak düşünülür.

Bizler yetişkiniz ve en doğruyu biliriz. Ama bilmediğimiz bir şey var. Çocuklarımız bizi izliyor. Bizi model olarak görüyor.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 472
favori
like
share
Sindy Tarih: 17.11.2007 17:04
paylasim icin tesekkurler SU-PERISI