Flört etmek, tutkulu bir tango ritmine kendinizi delice kaptırıp, dans etmeye benzer. Bir yanlış adımda tangonun büyüsü bozulur, geriye sönük hareketler yapan bir kadın ve bir erkek kalır.

Aşk ve flört üzerine yapılan bilimsel araştırmalara göre, insanlar karşı cinsten birini beğenip, onu etkilemeye çalıştıklarında kimyasal olarak endorfin salgılamaya başlıyorlar, bu da karşı tarafın kimyasal olarak uyarılıp, etkilenmeye açık bir konuma gelmesini sağlıyor.

Hani hep "Kimyamız tuttu, ilk görüşte aşık olduk." lafı vardır ya, gerçekten de uzmanlar bu sözü doğruluyorlar. Aslında hepimiz bu gerçeği biliyoruz ama, iş hoşlandığımız kişiyle flört etmeye gelince, her zaman söylendiği kadar kolay olmuyor. Hatta yanlış verileri girdiğinizde, kimi zaman uzay geometrisini çözmek kadar zor olabiliyor. Biz kadınlar, erkeklere göre çok daha çeşitli şekillerde flört edip, bir çok sinyale çok daha farklı tepkiler veriyoruz. Hatta, çoğu zaman sevmek sanki bir suçmuş gibi davranıp, hislerimizi o pır pır eden kalbimize gömüveriyoruz. İşte flört ederken, hoşlandığımız erkeğe gönderdiğimiz yanlış sinyaller ve bu sinyalleri cilveli bir davete çevirmenin yolları:

Onunla hiç ilgilenmezseniz

Uzun zamandır aradığınız insanla karşılaştınız. Ama, içinizdeki güvensizlik canavarı kalbinizi pençeleri arasına aldı ve siz, hoşlandığınız kişiye bırakın kur yapmayı, çok soğuk davranıyorsunuz. Böyleyken, elbette sinyallerin kurbanı olmaya adaysınız demektir. Haliyle hoşlandığınız kişi bir erkek olduğu için, leb demeden leblebiyi anlayamaz. Böylece ilişkiniz daha başlamadan bitiverir. Unutmayın, erkelerin reddedilme korkusu, kadınlarda olduğundan çok daha yoğundur. Siz ona hoşlandığınızı belli etmezseniz, onun size karşılık verme ya da sizden hoşlandığını belli etme olasılığı çok daha az. Peki bundan sonra ne yapacaksınız? Sizi heyecanlanıran, hoşlandığınız biriyle karşılaştığınızda, sanki vampir görmüş gibi kaçmak yerine, yanına gidip konuşmayı başlatabilirsiniz. Hislerinizi kendinize saklayıp, sonradan kullanılmak üzere kumbaraya atmanın hiçbir yararı yok. Ne de olsa, "Yuvayı dişi kuş yapar."

[COLOR="lemonchiffon"]Ona erkek arkadaşı gibi davranırsanız

Onunla; içtiğiniz su ayrı gitmiyor; beraber eğlenmeye gidiyorsunuz, zor anlarınızı paylaşıyorsunuz ama aynı zamanda ondan çok hoşlanıyorsunuz. Peki, o zaman ona neden kankiniz gibi davranıyorsunuz? İşte, flört ederken en sık gönderilen yanlış sinyallerden biriyle daha karşı karşıyayız. Kadınlar, genellikle hoşlandıkları erkeklere en başta arkadaşça yaklaşırlar, bu da bizim savunma mekanizmalarımızdan biridir. Eğer karşı taraf bizden hoşlanmıyorsa, o zaman bizim de kaçacak, sığınacak bir bahanemiz olur. Zamanla, kendimizi bu sığınağa öyle bir kapatırız ki, sonunda bir yalanı yaşamaya başlarız. Hoşlandığınız kişiye arkadaşınız gibi davranmak yerine içinizden geldiği gibi doğal olmalısınız. Onu kaybedeceğiniz korkusundan kurtulup, hislerinizi belli edin. Onunla sevgili olarak da, eskisi gibi yakın olduğunuzda, o kaçamak bakışmalardan çok daha fazla keyif alacaksınız.

[COLOR="lemonchiffon"]Onunla sürekli kavga halindeyseniz

Arkadaş grubunuz içinde, çok hoşlandığınız biri var ve her buluşmanızda kendinizi bir atışma içinde buluyorsunuz. Birbirinizi görmeye bile dayanamıyorsunuz. Psikolojide bu kavram "Ters tepki vermek" olarak adlandırılıyor. Yani yoğun duygularınız, çareyi nefret gibi başka duyguların kılığına bürünüp oraya çıkmakta buluyor. Böylelikle de, karşı tarafa olabilecek en yanlış sinyalleri gönderiyorsunuz. Onun, sizi beğenmeyeceği korkusunun esiri oldukça, ona kötü davranıyorsunuz, ona kötü davrandıkça da onunla mutlu bir beraberlik şansını kaybedip, eziyetli bir flört dönemi geçiriyorsunuz. Aslında yapmanız gereken şey çok basit; hoşlandığınız kişiye o kara gözlüklerinizi çıkartıp bakın. Onu olduğu gibi görün ve kendiniz gibi davranın. Onunla, yalnız kalabileceğiniz ortamlar yaratın, etrafınızda bir sürü insan yokken, agresifliğinizin yok olduğunu fark edince kendiniz bile ne kadar içten davrandığınıza şaşıracaksınız.

En yakın arkadaşıyla ilgileniyorsanız

Bazen durduk yere, hiç farkında olmadan hoşlandığınız kişi ile değil, onun en samimi arkadaşı ile yakınlaşmaya başlarsınız. Davranış bilimi uzmanlarına göre; insanlar yakınlaşmaya çekindiği kişilerle samimi olmanın yolunun onun arkadaşları ile yakınlaşmaktan geçtiğini düşünüyorlar. Fakat çoğu zaman bu taktik, insanın kendini İstemediği bir durumda bulması ile sonuçlanabiliyor. Bu tip durumlarda, iş işten geçmeden, hedefinizin şaşmasını önlemek ve arkadaşlar arasında bir kavgaya neden olmamak için, hoşlandığınız kişinin arkadaşından kendinizi uzaklaştırın ve hedef kişiye doğru sinyalleri vermeye başlayın. Özellikle konuşma esnasında ufak fiziksel dokunuşlarla, onun hakkındaki kötü emellerinizi belli edin! Bütün bu yanlış gönderilen sinyallerden sonra, erkeklerin, kadın milletinin ne kadar anlaşılmaz olduğunu düşünmelerine aslında hiç de şaşmamak gerek. Biz, böyle sağ gösterip sol vururuz ama bir yandan da erkeklerin ne kadar anlayışsız olduğundan şikayet eder dururuz. Oysa, ne istediğimizi bilip, nasıl elde edeceğimize karar verdikten sonra, flört yanlış bir sinyaller toplamından çıkıp, zevkli bir kaçıp kovalamaca oyununa dönüşür.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1088
favori
like
share