Sağlıklı aile modellerinde, anne “annedir”, baba da “baba”. Ve her çocuk, anne gibi anne, baba gibi baba görmek ister. Ama ne yazık ki, günümüz sosyal yaşantısı, anne babaların aile içindeki rollerini alt üst etmiş ve alt üst olmuş aile içi yaşantı karşısında çocuklar şaşkına dönmüş durumdalar. Artık kapısını araladığımız evlerin birçoğunda “pembe babalar” ile “hırçın anneler”e rastlamak çok normal geliyor hepimize.

Halbuki sağlıklı bir çocuğun yetişeceği ortamda anne “şefkat ve sevgi” yi, baba da aile içinde “otorite”yi temsil eder.


Baba ailede otorite temsilcisidir

Ancak burada önemli olan şey, otoriteye yanlış bir anlam yüklenmemeli; otorite, diktatörlük ve baskıcılık gibi kabul edilmemelidir.

Otorite kelime anlamı olarak, “Kural koyma ve konulmuş olan kuralların uygulanmasını sağlamaktır.” Aile içinde otoritenin yanlış olarak kullanılmasına veya suiistimal edilmesine, ya “pembe erkeklik” ya da “diktatörlük” diyoruz. Otorite, zorla oluşturulamaz. Otorite sahibi olan kişiye bu görev, aile fertleri tarafından “gönüllü” olarak verilmişse otorite, otoritedir. Zorla elde edilmeye çalışılan otorite, şiddeti ve mücadeleyi doğurur. Erkeğin saygınlığını kaybettirir.


Otoriter olmak asık suratlı olmak demek değildir
Otoriter olmak, zor kullanmak, asık suratlı ve sert yapılı olmak anlamına da asla gelmemelidir. Gerçek otoriter kişi, hem sevecen yanı ile, hem de kural koyucu yanını karıştırmadan dengeli bir şekilde yerine getirir. Örneğin öğretmen sınıf içinde bir otoritedir. Öğretmensiz bir sınıf kaosa döner. Bir yandan öğretmen sınıfındaki öğrencilere başarısızlık durumunda kırık not verirken, öfkeli, asık suratlı olmak zorunda değildir. Aksine düşük not alan öğrencisine “Bir dahaki sefere daha yüksek not alacağını umuyorum” diyerek, bir yandan sınıf içindeki otoritesini elinde tutarken, diğer yandan da sevecenliğini korumaktadır.

Bir başka örnek vermek gerekirse, kalabalık ailelerin içindeki, ailenin en büyüğünün taşıdığı otoriteye dikkatlerinizi çekmek isterim. Birçok ailenin en yaşlı bireyi o ailenin otoritesidir. Bayramlarda, seyranlarda ve düğünlerde ailenin en yaşlı bireyi bir köşede sessizce oturur… Belki fizik olarak ailenin en zayıf ve güçsüzü olsa da, üzerinde taşıdığı otorite vasfı ile aile içinde sözüne en çok itibar edilen kişi olabilmektedir.

Bu örnekte de olduğu gibi, ailedeki en yaşlı şahıs taşıdığı bu otoriteyi ne asık suratlılığı ile, ne de bağırıp çağırması ile etrafına hissettirir. Aksine, o, belki de o yaşlı, sevimli ve tonton hali ile aile içindeki ne çok sevilen kişi konumunu da korumaktadır.

Tıpkı bunun gibi, aile içinde otoriteyi temsil eden baba, asla asık suratlı, öfkeli, sinirli hali ile, “Bu evin otoritesi benim!” diyemez ve evde terör havası estiremez. Zaten böylesi bir babanın üstlendiği rolü otorite değil “zayıf kişiliğin dışa yansıyan yönü” olarak kabul ediyoruz.


[COLOR="lemonchiffon"]Pembe erkek, babalık yapmakta zorlanır

Bunun tam zıddı olarak, bazen, babalar, otorite konusunda tam ters istikamette zafiyetler taşıyabilirler. Böylesi bir baba, başındaki otorite tacını taşıyamayacak kadar hafif meşrep, laubali, (aile içinde ancak bir erkek tarafından göğüs gerilebilecek) sorunlara duyarsız hâli ile, “pembe erkek” görüntüsü çizebilir… Oysa ki bir pembe erkeği, ne aile içindeki çocuklar (zorlanmadan) “otorite” olarak kabul eder, ne de böylesi bir erkeğe eşi tarafından gönül rahatlığı ile “aile reisi” statüsü verilebilir.

Birçok babaların, “Beni evde dinleyen kimse yok” diye yaptığı serzenişin altında böylesi zafiyetlerin yattığına dikkatlerinizi çekmek isterim.


[COLOR="lemonchiffon"]Anne, aile içinde “şefkat” şerbetidir

Doğal aile modelinde anne, aile içindeki dengeleri sağlayıcı bir stabilizatör gibidir, böylesi bir anne çocuklarına karşı beslediği sevgi ve şefkat hissi ile, aile içinde bozulması muhtemel dengeleri her an düzeltici bir rol üstlenir. Bu itibarla bakıldığında anne, kelimenin tam anlamı ile aile içindeki “Şefkat pınarı” ve “denge unsuru” hükmündedir. Anne fıtratına en yakın olan bu rol sayesinde, evin içinde ayrı bir huzur mevcuttur.


[COLOR="lemonchiffon"]Annenin annelik yapmasına engel olan psikolojik bariyer

Ne yazık ki, günümüz aile yapılarında, annenin, sevgi ve şefkat rolü üstlenmesine “pasiflik” olarak bakılıyor olması, kadınsı annelik yerine erkeksi anneliğin moda olması, birçok annelerin evin içinde anne rolünü hakkıyla oynamalarının önündeki bir “psikolojik bariyer”dir. Halbuki bir kadın, gerçek annelik hissini, çocuklarına ve eşine karşı doyasıya şefkat verebildiğince yaşar…

Kendi asli görevinin, aile içine sıcacık sevgi ve huzur üfüren bir bahar rüzgarı gibi olduğunu unutup, otoriter olmaya soyunan bir hanımın bulunduğu evdeki atmosfer, kış ayında ayarı bozulmuş klimanın verdiği rahatsızlık gibidir. Aile fertleri sevgiye soğuk, şefkate yabancıdır. Otoriter olacağım diyen anne, eşe karşı sabırsız, çocuklarına karşı hırçındır.


[COLOR="lemonchiffon"]Anne fıtratı otoriteyi taşırken hırçınlaşır

Düşünün lütfen: Eve geç gelmemesi konusunda kendisine defalarca ikaz edilen bir genç kız, yine eve geç geldiği bir gün, ilk önce ne yapar? Babasının evde olup olmadığını anlamak için, babasının ayakkabılarına bakmaz mı? Kapıyı açan anneye, ilk sorusu “Babam geldi mi, anne?” olmaz mı? Eğer babası evde ise, “Ufff” deyip oflayıp puflarken, “Ne olacak şimdi” demez mi? İşte bu çocuğun o an sergilediği bu davranışlar, doğal bir otorite olan baba ruhunun, çocuk üzerindeki tesiridir. Halbuki, bu kız, kapıyı açan anneye karşı aynı tedirginliği yaşamaz… Anne ona, “Nerede kaldın, biz sana ‘eve erken geleceksin!’ demedik mi?” diye serzenişte bulunsa bile… Muhtemel ki, çocuk, annesine karşı, “Ne olmuş yani, kötü bir şey mi yapıyoruz… Güvenmiyor musunuz bana…” diye karşılık verebilir… Kendisine böylesi cevap veren kızına karşı da birçok anne doğal olarak hırçınlaşıp, şiddete başvurabilir.


İşte bu örnekte olduğu gibi, eğer anne, erkekte bulunan doğal otoriteyi –o ya da bu sebeple- kendisi yerine getirmeye kalkarsa, evin içinde öfke, şiddet ve huzursuzluk nöbetleri baş göstermemesi içten bile değildir.


O halde, bu yazımızla birlikte tüm anne babalara seslenmek isteriz ki: Ey anne babalar, ne günümüz modasına uyup, “pembe erkek” olmaya, ne de otoriter olacağım diye “hırçın anne” basitliğine düşmeyin… çünkü, çocuklarınızın “anne” gibi annelere… “baba” gibi babalara ihtiyacı var…

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 407
favori
like
share
Grace Tarih: 01.12.2007 11:51
Paylaşımın için teşekkürler Sindy