balinalar nasıl büyür - balinaların yaşamı - mavi balinalar - balinanın tarihçesi - balinalarda solunumBalinanın Büyüme Sırrı
Korku filmlerinde, denizlerde yaşayan, bazen de karaya çıkıp şehrin içine dalıp altını üstüne getiren, ürkütücü canavarlar sık sık işlenir. İnsanları, arabaları hatta gökdelenleri paramparça eden bu canavarları büyük bir korkuyla izleriz. Ne var ki tabiatta da, gerçek yaşamda da böyle şeylerin olması mümkün değildir. Bir canlının boyutları ne kadar büyükse insan için o kadar tehlikesizdir. Aslında tersi doğrudur. En büyük canlılar insanların ilk hedefleridirler. Kendilerine göre çok minik olan insandan ürker ve kaçarlar.

Kitaplara, anlatılanlara ve müzelerdeki iskeletlerine bakarak, birçok insan, dünyada gelmiş geçmiş en büyük canlının dinozor olduğunu düşünür. Halbuki yaşamış en büyük dinozorun ağırlığı, bir mavi balinanın ağırlığının yarısından biraz fazla yani 80 ton kadardır.

Mavi balina hem günümüzün hem de dünya tarihinin en iri canlısıdır. Ortalama uzunlukları 30 metre, ağırlıkları da 110-140 tondur. Dişileri erkeklerine göre biraz daha iridir. Bu güne kadar bilinen en büyük mavi balina bir dişi olup ağırlığı 170 tondu. Balinaların diğer türleri daha küçüktürler ama yine de en büyük kara hayvanı file oranlandığında çok çok büyük kalırlar.

Mavi balinanın boyu 10 katlı bir binanın yüksekliği kadar uzundur. Dili 50 kişinin yan yana dizilebileceği kadar, damarları ise insanın içinden tırmanabileceği kadar geniştir. Kalbi bir araba kadardır. Bebek balina bile doğduğunda 7,5 metre boyunda olup filden büyüktür. İlk 7 ayda, her gün annesinden 380 litre süt içer. Her gün ağırlığı 91 kilogram artar.

Dinozorların mavi balina kadar büyüyememelerinin bir sebebi vardı. Bir kere karada yaşayan hiçbir hayvan balina kadar büyüyemez. Tabiatta canlıların fiziken büyümelerini sınırlayan bazı faktörler vardır. Bunların başında yerçekimi kuvveti gelir. Vücut büyüdükçe, kemiklerin çapları dolayısıyla taşıma güçleri aynı oranda büyümez, halbuki bir kara hayvanının hareke! edebilmesi için vücut iskeletinin onu yerçekimine karşı taşıyabilmesi gerekir.

Deniz hayvanlarının bu kadar büyüyebilmelerinin sebebi suda yaşamalarıdır. Suyun kaldırma kuvveti canlıyı taşır yani deniz canlısı bir nevi ağırlıksız ortamda yaşar. NASA bile astronotlarını uzayın sıfır yer çekimli ortamına alıştırabilmek için su dolu tanklarda eğitir. Bir balina sudan çıkartılırsa yerçekimi ve kendi ağırlığının etkisiyle pelte gibi olur ve anında ölür.

Burada 'madem bir kısıtlama yok, o halde balinalar niçin sonsuza kadar büyümüyorlar' sorusu akla gelebilir. Şüphesiz denizdeki yaşamda da tabiatın bir takım sınırlamaları vardır. Havanın oksijenini alabilme kapasiteleri, böbreklerinin, kalplerinin, damarlarının kapasiteleri bir noktada büyümeyi karşılayamaz hale gelirler. Ancak en önemlisi bu dünyada daha büyük canlılara yetecek kadar yiyecek yoktur.

Balinaların bu kadar büyümelerinde denizde, ağırlıksız ortamda yaşamalarının yanında, uçsuz bucaksız okyanusların sonsuz bir yiyecek deposu olmasının da etkisi vardır. Her canlının yaşayabilmesi için hem onu avlayan düşmanlarının olmadığı, hem de yeterli gıdayı temin edebildiği bir ortamın bulunması gerekir. Balinanın cüssesine göre, onu tehdit edebilecek (insan hariç) hiçbir canlı yoktur. Dünyanın yüzde 70'i de okyanus olduğuna göre beslenebileceği alan çok geniştir.

Mavi balina 'krill' denilen ve dünyanın bütün denizlerinde bolca bulunan küçük deniz canlılarıyla beslenir. Bir kerede bir filin ağırlığında olan diliyle binlerce krilli yutar. Bu iş için muazzam miktarda deniz suyunu da beraberinde yutar, sonra ağzını kapatır, deniz suyunu vücudunda eler, krilleri tutar, geri kalan suyu fışkırtır. Bu arada küçük balıklar ve planktonlar da midesine gider. Mavi balina bu şekilde bir günde 3.600 kg taze deniz mahsulü yer.

Peki, denizde ortamın ağırlıksız ve yiyeceğin bol olması nedenleriyle balina bu kadar büyük olabiliyorsa, aynı imkanlara sahip diğer balıklar niçin balina kadar büyüyemiyorlar diye soracak olursanız, cevabı kısa ve net. Denizde yaşayan her canlı balık değildir. Balinalar balıklara benzerler hatta asırlarca püskürten veya fışkırtan balık diye anılmışlardır ama onlar insanlar gibi memeli canlılardır. Memeli bir canlı olarak da sıcak kanlıdırlar, havayı atmosferden solurlar, doğururlar ve bebeklerini sütleriyle beslerler.

Balıklar ise soğuk kanlıdırlar. Havayı solungaçları vasıtasıyla sudan alırlar. 10 derecedeki deniz suyunun bir litresinde 4 mililitre oksijen vardır. Aynı hacimdeki havada ise 209 mililitre. Sonuç olarak balina, balığa göre 50 misli daha fazla oksijen alabilir. Oksijen bir canlının organizmasının yakıtıdır. Vücuduna balina kadar oksijen alamayan balığın onun kadar büyümesi mümkün değildir.

Bunun yanı sıra balıkların kalpleri de balinaya göre farklıdır. Balinalarda sağ ve sol olarak iki ayrı bölüme ayrılmış kalpte sağ bölüm, kanı önce ciğerlerdeki kılcal damarlara zarar vermeyecek şekilde düşük basınçta pompalar, sonra sol tarafa giren kan tüm vücuda yüksek basınçta dağıtılır. Balıklarda ise kan, solungaçlardan oksijeni alarak doğrudan dolaşıma girer. Bu şekildeki bir dolaşım sistemi, balina kadar büyük bir balığın yaşam sistemlerini desteklemede yetersiz kalır.

Araştırmacıların asıl dikkatini çeken şey ise, bir balinanın nasıl olup da bu kadar yüksek ses çıkarabildiğidir. Yapılan deneylerde bir mavi balinanın 188 desibel seviyesinde ses çıkardığı, bu sesin de 850 kilometre öteden tespit edilebildiği saptanmıştır. Pistten kalkmak üzere olan büyük bir jet yolcu uçağının 120-150 desibel ses çıkardığı göz önüne alındığında balinanın sesinin muhteşem gücü anlaşılabilir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 10231
favori
like
share
BiR-DOST Tarih: 01.10.2011 21:17
Eline Sağlık