Dinimiz, almayı değil vermeyi, yük olmayı değil, yük çekmeyi emir ve tavsiye etmektedir. Peygamber efendimiz; (Veren el, alandan yüksektir) buyurmuşlardır.

Bir şeyler koparabilmek, dünyalık ele geçirmek, insanların zaaflarından istifade ederek onların sırtından geçinmek için yaltaklanmak yani temelluk etmek, kötü bir huydur.

Zira hadîs-i şerîfde:
(Temelluk, müslümân ahlâkından değildir) buyurulmuştur.

Mevlânâ Celâleddîn Rûmî hazretleri, başkalarından bir şey istemeyi talebelerine yasak ederek;
“Başkasına el açıp bir şey isteyen, bizim talebemiz değildir. Ona dünyâda da âhirette de şefâat etmeyiz ve ondan uzak dururuz. Biz, talebelerimize dâimâ vermeyi, ihsân ve ikrâmlarda bulunmayı, herkese karşı tevâzu üzere bulunmayı, tatlı sözlü, güler yüzlü olmayı tavsiye ediyoruz. El açıp istemek bizim yolumuzda yoktur” buyururlardı.

Dünyâ lezzetlerine aldanmıyan, Cennet ni’metlerine kavuşur. İki âlemde azîz ve muhterem olur. Aksi olursa, insan zelil olur. Zira hazret-i Ömer, bir hâdise üzerine;
“Biz aşağı, bayağı insanlardık.

Acem şâhlarının elinde esîr idik. Allahü teâlâ müslümân yapmakla bizleri şereflendirdi. Allahü teâlânın verdiği bu izzetten, bu şerefden başka şeref ararsak, Allahü teâlâ bizi yine zelîl ve herşeyden aşağı eder. İzzet, islâmdadır. İslâmın ahkâmına uyan, azîz olur. Bu ahkâmı beğenmeyip, izzeti, huzûru, saâdeti başka şeylerde arayan zelîl olur” buyurmuştur.

Ubeydullah-ı Ahrâr hazretleri;
“Tasavvuf, herkesin yükünü çekmek ve kimseye kendi yükünü çektirmemektir” buyurmuştur.

İzzet ve şerefi, Allahü teâlânın dînine uygun olmayan hâllerde arayan kimseyi, Allahü teâlâ, hor-hakîr ve zelîl eder. Peygamber efendimiz, müslümanı;
(Müslüman, diğer müslümanların elinden ve dilinden zarar görmediği kimsedir) buyurarak tarif etmişlerdir.

Ayrıca Resulullah efendimiz;
(Kendin için istediğini, insanlar için de istemek, kendin için istemediğini insanlar için de istememek) buyurarak, nasıl olmamız gerektiğini bildirmişlerdir. Senâullah-i Pânî pütî hazretleri;
“Ne istersen yap, fakat, insanlara eziyet ve sıkıntı verme yolunu seçme. Çünkü dinde bunun gibi büyük günah yoktur” buyurmuştur.

Seyyid Emîr Hamza hazretleri, hocası Mevlânâ Ârif hazretlerinden naklederek buyuruyor ki:
“Yükünüzü çekecek bir dost isterseniz, bu çok az bulunur. Eğer yükünü çekeceğiniz birini ararsanız, bütün dünyâ size dosttur.”

Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretleri de talebelerine ve sevenlerine hitaben buyurur ki:
“Size önemle sünnet-i seniyyeye yapışmanızı; câhiliye âdetlerinden ve pek aşağı olan bid’atlerden sakınmanızı; gösterişe kapılmamanızı; halktan, bedeni beslemeye çok ehemmiyet verenlere, kendilerinden bir şey beklemek sûretiyle makam ve mevkî sâhipleri ile görüşmeyi terk etmenizi tavsiye ederim.

Çünkü bu şekilde onlarla görüşmek, onların lekelendiği şeylerle siz de lekelenmiş olursunuz. Şunu iyi biliniz ki, sizin bana en sevgiliniz; dünyâ ehline alâkası en az olanınız, başkasına yük olmayanınız, fıkıh ve hadîsle meşgûl olanınızdır.”

Hâris el-Muhâsibî hazretleri, nasihat isteyen bir talebesine:
“Hiç kimseyi incitme. İster az ister çok olsun veya ihtiyacın olsun yâhud da olmasın hiçbir halde kendi yükünü kimseye yükleme. İnsanlardan hiçbir şey bekleme ve sâhib oldukları hiçbir şeye göz dikme!” buyurmuştur.

Hayırlı insan, ailesine ve çocuklarına faydalı olandır. Her hayır ve fayda ise, islâmiyyetin içindedir. Dinimiz de, insanların sıkıntısını, yükünü çekmemizi emretmektedir. Buna uyan, rahat eder.

Dünyada da, âhırette de aziz olur. Allahü teâlânın kullarına hizmet edene, onların yükünü alana, Cenab-ı Hak yardımcı olur. Dünyada iken, Allahü teâlânın dinine hizmet edenler ve Onun kullarının müşküllerini halledenler, mahşerde, tahtlar üzerinde, kürsülerde, gölgelerde oturacaklardır.

Seyyid Emîr Hamza hazretleri, kendisinden nasihat istiyen birine şöyle buyurur:
“Bizi sevenler, Resûlullah efendimizin sünnetine yani İslâmiyete uyarlar. Haram işlerden ve haram yemekten sakınırlar. İnsanların yükünü çekip, kimseye yük olmazlar. Şöhretten sakınırlar.

Müslümanlara acıyarak, onlara yumuşak davranırlar. Dâimâ Allahü teâlâdan korkarlar ve günahlarının affedilmesi için yalvarırlar. Gıybet etmezler. Dünyâya, dünyânın rahatlığına ve zînetine güvenmezler. Sâlihlerin ve Eshâb-ı kirâmın yolunda ve onların ahlâkı üzere olurlar. Büyükleri inkâr etmezler ve bid’at ehline uymazlar.”

Netice olarak, dünyada ve âhırette aziz olmak isteyen, kimseye sıkıntı vermez, yük olmaz; herkesin sıkıntısını ve yükünü çekmeye, gücü nisbetinde gayret gösterir.

Kısacası Din Büyüklerinin buyurduğu gibi:
“Yük çeken aziz, yükünü çektiren ise, zelil olur.”


Osman Ünlü

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 549
favori
like
share
by_KaRizMa Tarih: 19.01.2008 00:54
Paylasim icin Allah (c.c.) razi olsun
hayrullahkara Tarih: 26.12.2007 04:04
Paylasim icin Allah (c.c.) razi olsun