Trabzon Lisesi, Danimarka'da düzenlenen 19. Dünya Liseler Futbol Şampiyonası'nda bu sefer ikinci oldu. Türk halkı elindekiyle yetinmeyi bilmeyen bir halk olduğu için de, herkes hasretle geçen dünya şampiyonluğunu yadetmekle meşgul. Kırmızı-Beyazlılar, 2003 senesinde Çin'de düzenlenen Dünya Liselerarası Futbol Şampiyonası'nda finalde evsahibi takımı 1-0 yenerek zafere ulaşmıştı. Bu yılın şampiyonasında ise, yarı finalde Almanya'yı 3-1 yenen Trabzon Lisesi, finalde karşılaştığı İran'a penaltı atışları sonucunda 3-1 yenilerek ikinci oldu. Bu ikincilikle, Trabzon Lisesi müzesindeki kupa sayısını da üçe çıkarmış oldu, çünkü bir ikincilikleri daha var.
Doğrusu, çok zor bir grupta mücadele ettiler; Brezilya, Almanya, İtalya, Çek Cumhuriyeti gibi ülkelerin temsilcilerini yendiler. Finale, hele penaltı atışlarına kadar gelmiş olmaları zaten başarı, bir de İran takımının yaş durumu var. Malum, yerli-yabancı kimi takım yöneticileri genç takım maçlarında, şampiyonalarda yaşça daha büyük, daha tecrübeli oyuncuları oynatmaktan medet umabiliyor.
İranlıların yaş ortalamasının da, 18 olan bizim takıma karşılık 22 olduğu söyleniyor. Gerekli mercilere itiraz edilmiş ama, bir sonuç alınamamış.
Olsun varsın, aslanlar gibi mücadele edip, sonuçta penaltı kurbanı olmuşlar (Oluyor böyle şeyler!). Geçen hafta sabah uçağıyla gelmişler, otobüsle kent turu atmışlar, okullarına ulaşmışlar. Onları okulun önünde, öğretmeni, öğrencisi, sair vatandaşıyla yaklaşık 1500 kişi karşılamış. Hatta lise arkadaşları, "Âlemin kralı geliyor, şampiyon Trabzon
Lisesi" diye tezahürat bile yapmış. Bir küçük tören yapıp pasta keserek başarılarını kutlamışlar.
Trabzon Lisesi'nin fokurdayan bir oyuncu madeninden farksız olduğu da ortada. İnsanın hemen saf bir özkaynak beşiği düşüncesiyle ellerini ovuşturacağı geliyor. Çok sevindirici bir şey, elbette. Şahsen, bu futbol endüstrisi, büyük paralar, yabancı yıldızlar devrinde bile, esas güvenilecek şeyin özkaynak, kendi bağrından yetiştireceğin oyuncular, yerli oyuncular ve birbirine gönül bağlarıyla bağlı takımlar olduğuna inanıyorum. Hatta bu dönemde daha da çok inanıyorum.
Trabzonspor'un sitesinde, kulübün geçmişinden, İdmanocağı ile İdmangücü rekabetinden söz edilirken, "1940'lı yıllarda Trabzon futbolundaki güç lise takımlarına geçmişti. Tam 6 kez arka arkaya şampiyonluğu kazanması da bunu gösteriyordu. Bu aralar dikkat çeken bir husus da Trabzon'daki bütün futbol yıldızlarının lise takımlarından yetişmiş olmalarıydı. Özellikle Trabzon Lisesi bir futbolcu kaynağı olmuştu" deniyor. Demek ki işin evveliyatı da var.
Trabzon Lisesi Müdürü Ömer Eyüpoğlu ise, "Dünya şampiyonluğunu penaltı atışları sonunda şanssız şekilde kaybettik, üzgünüz" demiş. Üzülmeyin, hocam. Sizin de buyurduğunuz gibi, ikinci olmak da büyük başarı. 'Şampiyonluğa ulaşamamanın burukluğu'nu yaşayın, ama öyle fazla da dert etmeyin. Trabzon kenti gerçekten bir futbol tarlası. Ama belki, sizin de dediğiniz gibi, üzülmenizin nedeni de, Trabzonlu olmak: "Bu da Trabzon insanının özelliği. Hep başarılı olmak yapısında var. Trabzon'un mayasında toprağında o güç var." Umarız Trabzon Lisesi futbol beşiği olma özelliğini hep korur.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1114
favori
like
share
MeMoLi Tarih: 18.06.2008 00:15
Ondan Sonraki Sene ßizim Lise 1-0 Yendi :78: