Bonsai Tarihçesi

Bonsai

Bonsai bir kap içinde büyüyen bodur ağaç ya da çalıdır. Çok azı 70cm.i aşsa da, bir bonsai sanatçısının amacı bizi, doğada bulunan yaşlı bir ağacın minyatürüne baktığımıza inandırmaktır. Bonsaiye baktığınızda, altında oturmak istediğiniz bir ağacın yanında olduğunuz hissine kapılırsanız, bonsai sanatçısı başarıya ulaşmış demektir. Bonsai iki kelimeden oluşmuştur, “bon” tabak ya da tepsi ve “sai” ağaç ya da bitki anlamına gelir. Tam çevirisi “tabak içine dikilen bitki”dir. Yani bonsai, tabak/kap içinde büyüyen, doğadaki büyük formların aynısına benzeyen, minyatür ağaçlardır.

Bonsai Tarihçesi

Bonsai sanatı, bonsainin cennet ve yeryüzü, insan ve doğa arasındaki uyumun bir yansıması olduğuna inanılan Uzak Doğu’da ortaya çıkmıştır. Ruhsal kaynağı, insan ve doğa arasındaki uyum – başkalarının duygularını anlayabilme yetisinin (empati), büyüme ve gelişim süreciyle kazanılmasıyla açığa çıkan uyum - için çabalayan Doğu felsefesinin yaşama bakışında yatar. Bu uyuma bonsai yetiştirmekten daha iyi bir örnek verilemez.

Bonsai sevenler, ağaçlarının bakımı ve korunması için zaman ayırırlar. Bonsaileri sayesinde, mevsimlerin yeni bir ritmini yakalarlar, ve ağaçlarını şekillendirip küçülttükçe, içlerindeki yaratıcılığın gücü beslenir. Bonsai yetiştirmek oldukça dikkat ve özen isteyen bir uğraştır. Bu zorlu uğraşın karşılığında zihin sükunete kavuşur, iç huzura ulaşılır ve ruh tazelenir.

Tabaklara minyatür ağaçları ilk dikenler Çinlilerdir ve bugün bile bonsai Çin kültürünün bir parçası olarak hayatına devam etmektedir. Çin toplumunda olduğu kadar Tayvan, Tayland, Hong Kong ve Singapur gibi Çin’in dışındaki ülkelerde de bonsainin özel bir yeri vardır. Çin bonsai ustaları bugün hala “pun-sai” ile “pun-ching” arasında ayırım yaparlar. Çoğu için “pen-jing” kelimesi bonsainin her iki formunun da anlamını taşır.

“pun-sai”, Japonca “bonsai” kelimesinin karakterlerinden meydana gelmiş olup herhangi bir bahçeye ait olmayan, peyzaj çalışması yapılmamış, bir kap içine dikilen ağaç anlamına gelir. “pun-ching” ise, bir kap ya da tepsi içine dikilen ve yeşillendirilmiş, çevre düzenlemesi yapılmış ağaç anlamına gelir. Pun-ching sanatı, Çin Hanedanlığının ilk zamanlarına kadar uzanır. MÖ 206 – MS 220 arasında, Çin peyzaj sanatçıları o zamanlardaki ünlü yapay kayalık bahçelerin minyatürlerini tasarlamaya başlamışlardı. Efsaneye göre Doğu Çin Hanedanlığı zamanında yaşayan büyük sihirbaz Fei Jiang-feng’in, dağları, nehirleri, kuşları, hayvanları, insanları, binaları, ağaçları bir kaba sığdıracak küçültme gücüyle donatıldığına inanılmaktaydı. Hemen hemen Pun-ching’in ortaya çıktığı aynı zamanlarda, pun-sai ile ilgili ilk bilgilere rastlamaktayız (MÖ 221-206). Ünlü şair ve üst rütbeli bir resmi yetkili olan Ton guen-ming, devlet işlerinden yorulup emekli olmuş ve yeni huzurlu yerinde saksılar içinde kasımpatı/krizantem yetiştirmeye başlamış. Bu, saksıların içine dikilen bitkilerin başlangıcı olup, minyatür ağaçlara yol gösterici bir gelişme niteliğindedir. 200 yıl sonra, T’ang zamanında yapılan resimlerden, bonsai saksıları içinde yetiştirilmiş çamlara, servilere, erik ağaçlarına ve bambulara rastlamaktayız. MS 1000 yılından sonra bile, Sung Hanedanlığında, pun-sai biçimlendirilmesine ilişkin zengin edebi şiirler bulunmaktadır.

Ch’ing hanedanlığı olarak bilinen barış döneminde ( MS 1644-1911), hem pun-sai hem de pun-ching sadece aristokratlar arasında değil, Çin toplumunun tüm sınıflarında bir hobi haline geldi. Batı dünyasına, önce Paris’te yapılan 1878 Dünya Fuarında, daha sonra 1909 yılındaki Londra Fuarında bonsai sanatını tanıtanlar Çinliler değil Japonlardı. Budist rahiplerin, 10. ve 11. yüzyıllarda bonsai’yi Japonya’ya dini inanışları nedeniyle taşıdıklarına inanılmaktadır. İnanışlarına göre “cennete götüren yeşillikli merdiven” olan bonsai, Tanrı ile insanlar arasındaki köprüdür.

Yuan hanedanlığı sırasında (MS 1280-1368), Japon hükümet bakanları ve tüccarları eve dönüşlerinde hediye olarak Çin’den bonsai getirdiler. 1644 yıllarında Çinli bir resmi görevli olan Chu Shun-sui, yanına tüm bonsai koleksiyonunu da alarak Manchu hükümdarlığından Japonya’ya kaçmıştır. Japonya’da bonsai sanatının yayılmasının en büyük nedenlerinden biri koleksiyonundaki paha biçilmez eserleri ve bilgisini japon kültürüyle paylaşmasıdır. İşte tam bu zamanlarda Japonya, başta Japon aristokrasisini, Samurai’yi, bozulmaktan koruyan ve ancak geçen yüzyılın sonunda herkes için hobi haline gelen kendi bonsai yetiştirme sanatını oluşturmaya başlamıştır.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 505
favori
like
share