”Yaşamak güçlü olmak değildir her zaman”, ağlama derler, ağlama! Ağlayacaksın, ağlamak ki içine sığmayan acıların firarı. Acır işte ve ağrır kalbin, bu ağrıyı kelimelerle anlatmak, göstermek imkânsızdır. Ve ne kadar çok ifade etmek istersin, o ağrıyla nasıl başa çıkabildiğini bir sen bir de sen bilirsin sonunda.

Ne kadar güçlü durursak o kadar zarar verdiğimizin farkında mıyız acaba. Kendimizi ne hızla tükettiğimizin farkındalığı daha çok acıtır. Ve bunlar, zorluklarla başedemeyişimiz, fazlasıyla güçsüz hissetmemiz başkalarına ne kadar hafif gelir; hayatı ciddiye alıyorsun! Değer mi tüm bunlara! Yok, canım değmez!

Değer! Değer işte, almışsam üzerime en yorgun halimde onca yükü, o’nun için, diğeri için ve belki de senin için, değer! Kendimi ne hızla tükettiğim umurumda bile olmaz.
Belki çok sonra neden bu kadar ciddiye aldım bu hayatı demeyeceğimden eminim.

Hayatı hafife almak O’nu, diğerini ve belki seni hafife almak değil mi?

Ben alamam; diğerlerini ciddiye alarak yaşamam lazım, diğerleri acıtsa da, en çok ben üzülsem de, hafife alamam hayatı...

Güçlü durabilmek ve hayat için yapabileceğimden fazlasını yapıyor olmak; bu yük ağırlaşınca, vakitsiz gözyaşları, ardından “güçlü değilsen güçlü durmayacaksın” diye çınlamalar. Ama olmuyor işte; hem ciddiye alacaksın hem güçlü duracaksın.

Hayat: O, diğeri ve belki de sen.

Hayat’a her şey değer, değmeli...

Sabah uyandığımda ne kadar yorgun hissetsem de içimi ısıtan bir şeyler var; dışarıda yağmura aldırmayıp şenlenen kuşun sesi, o belki de iç sesim, zaman zaman benden habersiz dışarıda bir dala konuyor, kim bilir?

Alıntı

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 380
favori
like
share
0DeJaYéS0 Tarih: 28.12.2007 23:54
t$k'Ler PayLa$ım iÇiN...
eternity Tarih: 25.12.2007 12:20
ellerine sağlık
eskitoprak Tarih: 18.12.2007 19:41
tesekkurler paylasim icin