“Neden evleniyoruz?” sorusuna kolayca cevap veririz de “Neden evli kalıyoruz?” sorusunu aynı kolaylıkla cevaplayamayız. Ama onun da bilimsel cevapları varmış:

Dr. Murat Kınıkoğlu'nun makalesi

İç sıkıntısı, halsizlik, sırt ağrıları, yorgunluk, uykusuzluk... 45 yaşındaki hastamın depresyonunun arkasındaki nedeni bulmaya çalışırken söz dönüp dolaşıp evliliğine geldi. Eşiyle tam yirmi iki yıl önce, kendi deyimiyle birbirlerini severek evlenmişler ama son yıllarda ilişkileri yok denecek kadar azalmış. Sohbetin devamında anladım ki yalnız hastam değil eşi de halinden memnun değil...


“Neden evleniyoruz?” sorusuna kolayca cevap veririz de “Neden evli kalıyoruz?” sorusunu aynı kolaylıkla cevaplayamayız. Bir diğer deyimle karı kocayı bir arada tutan sebep veya sebepler nelerdir? Neden evli kalmaya devam ederiz? Hele hele çocuklar yuvadan uçtuktan, testosteron ve estrogen hormonlarımız dibe vurduktan sonra!...


Aklıma gelen nedenleri aşağıda sıraladım, bakalım sizin nedeniniz hangisi?


1. Eşler birbirini o kadar severler ki ayrı bir hayat düşünemezler. Geçen yıllar sevgiyi azaltmamış hatta artırmıştır. Kadın kocasının işten eve dönüşünü dört gözle bekler, erkek için eşiyle birlikte olmaktan büyük mutluluk yoktur. Velhasılıkelam Leyla ile Mecnun durumu bir ömür boyu devam eder gider. (Bazılarınızın “Ancak masallarda olur,” dediğini duyar gibiyim.)


2. Çocuklar önemli bir bağdır. Eşler, ayrılığın onları kötü etkileyebileceğini düşündüklerinden her şeye rağmen evliliği devam ettirmek isterler. Kız bir üniversiteye girsin, oğlan askerliğini yapsın derken bir bakarlar ömür geçmiş. Eh bu yaştan sonra ayrılsak ne olur ayrılmasak ne olur deyip otururlar.


3. Sadakat ve sahiplenme duygusu evliliğin devamında önemli rol oynayabilir. Bir söz verilmiştir ne pahasına olursa olsun tutulmalıdır.


4. Karı koca belirli bir çevrenin içinde yaşar. Zengin sosyal çevre, çiftleri bir arada tutan zamk gibi olmuştur. Evliliğinin yıkılması halinde mevcut statü ve arkadaşlıklar kaybedileceğinden evlilikten memnun olmasalar bile devam ettirmek isterler.


5. Ekonomi, geçim şartları ve gelecek korkusu. Eşlerden birisinin ekonomik yönden diğerine ihtiyacı olması evliliği ayakta tutan önemli bir faktör olabilir.


6. Cinsel ihtiyaçların güvenli yoldan giderilmesi. Cinsel hastalıklardan korku, evde güvenli bir cinsel yaşamı olması evliliğin sürdürülmesinde etkili olabilir.


7. Karşılıklı yardımlaşma. Evli çiftler arasında karşılıklı bir dayanışma, bir nevi görev paylaşımı gelişmiştir. Örneğin kadın yemek yapar, evi temizler, çamaşır yıkar; erkek maddi ihtiyaçları giderir, koruma görevi yapar. Büyük bir sevgi yoktur ama iki taraf da bu anlaşmadan memnundur, gül gibi geçinip giderler.


8. Alışkanlık. Çiftler zamanla birbirine alışır. Hallerinden pek memnun değildirler ama birbirlerinden ayrı bir yaşamda düşünemezler. Evlilik bildikleri, yıllardır iyi kötü yürüttükleri bir şeydir ayrılık ise bilinmezliktir, risktir.


9. Toplum ve çevre baskısı. Boşanmış veya ayrılmış olmanın akrabalar ve çevre tarafından hoş karşılanmayacağı düşünülür. “Dul kadın” veya “Boşanmış, yalnız erkek” olmaktansa mutsuz evliliği sürdürmek tercih edilir.


Hepimizin evliliği sürdürme nedeni ve bu nedenlerin evliliğimizdeki ağırlıkları farklı olabilir. Bir numaraya yerleştirdiğim “sevgi bağı” nın kuvvetli olması halinde diğer nedenlere ihtiyaç azalır. Karşılıklı sevgiden yoksun evliliklerde ise diğer nedenler ne kadar kuvvetli olursa olsun tökezlemeler kaçınılmazdır.


BİLİM NE DİYOR?

Biraz da evlilik hakkındaki bilimsel araştırma sonuçlarından bahsedelim;


1. Evli insanların mutluluk oranları bekarlara göre biraz daha yüksek çıkıyor.

2. Evli insanların sağlığı bekarlara göre daha iyi oluyor.


3. Kötü giden evlilikler, ileri yaşlarda tansiyon yüksekliği, kalp krizi veya felç gibi rahatsızlıklara neden olabiliyor.


4. Sağlık açısından bakılırsa boşanmanın, iyi gitmeyen bir evliliği sürdürmeye çalışmaktan daha iyi olduğu gösterilmiştir.


Teksas Üniversitesi’nde, 1049 evli çift sağlık durumları ve evliliklerinin kalitesi açısından takibe alınıyor. Mutsuz evliliklerinin sağlığa olan kötü etkisinin çiftler yaşlandıkça arttığı görülüyor. Bir diğer deyimle otuzlu yaşlarda mutsuz bir çiftseniz sağlığınız pek etkilenmiyor ama altmışlı yıllarda kavga ediyoranız sağlığınız tehlikede!.. Araştırmalar gösteriyor ki “Beni hasta ettin be kadın!...” veya rahmetli anacığımın babama dediği “Bu adam benim ömrümü yedi,” lafı pek de yanlış değilmiş.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 568
favori
like
share
SU-PERISI Tarih: 20.12.2007 14:10
bencede iyi gitmeyen evliligi sürdürmenin faydası yok.
elma kurdu Tarih: 19.12.2007 22:40
4. Sağlık açısından bakılırsa boşanmanın, iyi gitmeyen bir evliliği sürdürmeye çalışmaktan daha iyi olduğu gösterilmiştir.


kesinlikle öle

teşekürler paylaşım için