[FONT="Courier New"]Bilgelik sevgisi, hakikat sevgisi anl***** gelen "philosophie" Yunanca bîr kelimedir. Philosophie kelimesinin ilk kez ortaya çıktığı zaman diliminde iki düşünür tipi vardı: Bunlardan bir bölümü "philosophos" bilgeliği arıyor ve hakikati elde etmeye çalışıyordu; ötekiler "sophos" ise, bilgeliğe ve hakikate sahip olduklarına inanıyorlardı. O halde philosophie kelimesi insanın hakikate ulaşmak için çaba göstermesi gerektiğini ifade eder. Bu özel anlamını bir yana bırakırsak, felsefe genelde bilim anl***** gelir. Yalnız bu görüşü belli bir biçimde sınırlamak gerekir.

Her bilimin meydana gelmesinde belli başlı iki sebep etkili olur: Birinci sebep, bir şeyi bilmeye çalışmamız, yani evrenin yapısının nasıl olduğunu bilmek için gösterdiğimiz çabadır. Amacı yalnızca bilmek olan bu teorik birinci sebepten başka bir de pratik bir motif olan ikinci bir sebep vardır. Biz yalnızca evreni bilmek istemek ile yetinmeyiz, ayrıca bir de ona hâkim olmak isteriz.

Eski Yunanlılar felsefe kelimesinin karşıtı olarak "teknik" kelimesini kullanıyorlardı. Felsefe, evreni kavramaya çalışan teorik araştırmalarımızın bir bütünüdür. Teknik ile tüm zenaat ve geleneklerdeki (hürfetlerdeki) pratik yetenekler ve metotlar anlaşılır. Felsefe evreni kavramak çabası, teknik ise eşyaya pratik amaçlarımıza yarayacak bir biçim vermek çabasıdır.

Günümüzde felsefe daha özel ve de daha sınırlı bir anlam kazanmıştır. Bugün bir yandan felsefe ile felsefe disiplinlerini, öte yandan da bağımsız bilimlerin her birini tek tek diğerinden ayırıyoruz. Felsefe denilince, evreni bir bütün olarak anlama çabasını kastedeceğiz. Evreni bir bütün olarak anlama çabasından, daha ilkçağda var olan bir felsefe disiplini, "Metafizik" doğmuştur.

Metafiziği ilk kez kuran Aristo'dur. Aristo metafiziği kurmuş olduğu halde, o, bu kelimeyi kullanmamıştır. Aristo, bu felsefe disiplininin kendisine konu olarak aldığı alana "İlk Felsefe" adını vermiştir. İlk felsefe tüm varlıkların özünü, son nedenlerini araştırır ve özellikle de evrenin yapısını ve özünü bilmek ister.

Evrenin özünü bir bütün olarak kavramak isteği, tarihin başlangıcından beri vardır. Bugün, metafiziğe ya da Aristo'nun ilk felsefesine karşılık, evrenin çeşitli alanlarını kendilerine konu alan bağımsız bilimler vardır. Evrenin özü ve aslı probleminde, metafizik, zaman bakımından bağımsız bilimlerden daha öncedir.

Özetle: Önce felsefe vardır, bağımsız bilimler sonradan felsefeden ayrılarak ayrı birer bilim dalı haline gelmiştirler.

Philosophia yunancadan kaynaklanan bir sözdür ve iki kelimeden oluşur.
Philiaevgi.Sophia:Bilgelik,daha geniş anlamı ile bilgi.
Bu durumda philosophia ’bilgi sevgisi’ demektir.Kullandığımız felsefe sözü işte bu philosophia kelimesinin karşılığıdır.
Philosophos sözü de yunancadan kaynaklanır.Onun karşılığı da ‘filozof’tur ve bilgeliği arayan,bilgeliği seven anlamında kullanırız.
Aslında çoğu kişi kelimelerin kökeni ve sözlükteki anlamları üzerinde fazla durmadan felsefenin genel bir tanımını yapmaya çalışır.Örneğin konuya başlarken şöyle bir açıklama yapabiliriz:Felsefe,insan düşünce ve bilgisinin incelenmesidir.Felsefeyi konu edinen kişiye filozof denir.
*
İnsanlar felsefe ile uğraşmaya başlamalarından itibaren bilgiyi sadece teknik yönü ile ele almadılar.Akıllıca hareket etmeye,davranışlarında aşırılığa kaçmamaya ve kendilerini kontrol etmeye önem verdiler.Filozoflar bir taraftan yaşamın anlamını arıyorlar bir taraftan da çabalarına uygun şekilde davranmaya çalışıyorlardı.Daha doğrusu bir filozofun böyle olması gerektiği kabul ediliyordu.Böylece felsefenin amacı da sadece bilgi ile sınırlı kalmadı.Doğru davranışta bulunmanın ve ahlaklı yaşamanın yollarını öğrenmek te felsefe konuları arasına girdi.
Felsefenin en önemli özelliği,uğraştığı konuların mutlak olarak bir sonuca ulaşmamasıdır.Böyle olan konular zaten felsefenin değil,bilimlerin konusudur.Bu nedenle filozoflar kesin bilgiler veya mutlak gerçeklere ulaştıklarını iddia etmezler.Aslında iddia etmeleri mümkün değildir.Zira inceledikleri konular bilimin sonuçlandırmadığı bölümleri kapsamaktadır.
*
Filozoflar kesin bilgiler veya mutlak gerçeklere ulaşma çabasında olan,ama onları kesinlikle bulduğunu ileri sürmeyen kişiler oldukları halde hiçbir şeyin bilinemeyeceğini düşünen kişiler de değillerdir.Bir filozof sahip olduğu bilgileri yetersiz bulur,eleştiriler yapar ve araştırmalarına hiç ara vermez.Felsefi düşünce sürekli sorgulayıcı olduğu için peşin hükümlere yer yoktur.Filozof,çevresindeki kişilerin sabit fikirlerinden,tutkulardan,duygusallıktan ve belirli alışkanlıklardan uzak durur.
Bununla beraber geçmiş dönemlerde kurulan farklı felsefe sistemlerinden bazısı mutlak gerçek olarak kabul edilmiştir.Ama hiçbiri sürekliliğini koruyamamıştır.Felsefe gene asıl amacını sürdürmeye devam etmiştir

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 517
favori
like
share
ölüm fısıltısı Tarih: 05.08.2008 16:08
aydınlattığın için sağol