Moğolistan’da Orhun ve Yenisey ırmakları arasında kalan bölgede, geniş bir alana yayılmış çok sayıdaki anıt özelliği taşıyan yazıtlar. Orhun Yazıtları; Moğolistan, Yenisey, Altay, Türkmenistan, Orta Asya Yazıtları adlarıyla da anılmaktadır. Yazıtlarda, Göktürk kağanlarının ve ileri gelenlerinin, ülkeleri ve halkları için yaptıkları, kendi ağızlarından anlatılmaktadır.

Yazıtların önemi, Türk tarihine açıklık getirmesi ve Türkçenin en eski yazılı belgeleri olmasından kaynaklanmaktadır. Yazıtlar 730′lu yıllarda düz yazıyla ve söylev türünde yazılmıştır. Yaklaşık 800 kadar sözcük kullanılması, Türkçenin o zamanki gelişmişlik düzeyi hakkında fikir vermektedir.

Orhun Yazıtları’nın en önemlileri Bilge Kağan Yazıtı, Kültigin Yazıtı ve Tonyukuk Yazıtı’dır. Kültigin Yazıtı’nı, ölümünden sonra kardeşi Bilge Kağan diktirmiştir. Kültigin Yazıtı, 3,35 metre yükseklikte, kireçtaşından yapılmış ve dört cepheli, piramit biçimlidir. Doğu-batı cephelerinin genişliği aşağıda 132, yukarıda 122 santimetredir. Kuzey-güney cepheleri de aşağıda 46, yukarıda 44 santimetredir. Üst kısım kemer biçiminde ve yukarıda beş kenarlı olarak bitmektedir. Yazıttaki satırların uzunluğu 235 santimetredir. Yazıtın doğu yüzünde 40; güney ve kuzey yüzlerinde 13′er satır Göktürk harfli Türkçe metin vardır. Batı yüzündeyse, devrin Çin İmparatoru’nun Kültigin’in ölümü dolayısıyla gönderdiği Çince mesajına yer verilmiştir. Batı yüzde Çince yazılar dışında yazıta sonradan eklenmiş Göktürk harfli iki satır bulunmaktadır.

Yazıtın kuzeydoğu, güneydoğu, güneybatı yüzlerinde de Göktürk harfli Türkçe metinler vardır. Kültigin yazıtında Göktürk tarihine ait olaylar, Bilge Kağan’ın ağzından nakledilerek birlik, bütünlük mesajı verilir. Yazıtın doğu, kuzey ve güney yüzlerinin yazıcısı, Yollug Tigin, batı yüzünün yazıcısı ise, Tang İmparatoru Hiuan Tsong’ın yeğeni Çang Sengün’dür. Kültigin yazıtının doğu yüzünde, bütün Türk boylarının ortak damgası olduğu sanılan dağ keçisi damgasına; doğuya ve batıya bakan “tepelik” kısımlarındaysa, kurttan süt emen çocuk tasvirlerine yer verilmiştir. Yazıt, geçen yaklaşık 1300 yıllık süreç içinde önemli ölçüde tahrip olmuştur. Yazıtın doğu ile kuzey yüzlerini birleştiren kısım yıldırım düşmesi sonucunda parçalanmıştır. Orijinalinde kaplumbağa kaide üzerinde bulunan yazıt, bu kaidenin de parçalanması üzerine 1911 yılında, sunak taşından kesilen granit bir blok üzerine oturtulmuştur.

Bilge Kağan Yazıtı, Kültigin Yazıtı’nın bir kilometre uzağındadır. 734 yılında ölen Bilge Kağan adına oğlu Tenri Kağan tarafından yaptırılan bu yazıt 735 yılında dikilmiştir. Yazıtta Bilge Kağan’ın ağzından devletin nasıl büyüdüğü anlatılmakta ve Kültigin’in ölümünden sonraki olaylar ilave edilmektedir. Ayrıca kağanın konuşmasından başka yeğeni Yuluğ Tigin’in kayıtları da yer almaktadır. Yaklaşık 3,75 metre yüksekliğinde olan yazıt, dört cephelidir. Yazıtın doğu yüzünde 41, kuzey ve güney yüzlerinde 15′er satır Göktürk harfli Türkçe metin bulunmaktadır. Batı yüzündeyse, Çince bir metne yer verilmiştir. Batı yüzün tepelik kısmının ortalarına da Göktürk harfli Türkçe manzum metin yazılmıştır. Yazıtın güneydoğu, güneybatı ve batı yüzlerinde de Göktürk harfli Türkçe küçük metinler bulunmaktadır. Yazıtta olayları nakleden, öğütler veren Bilge Kağan’dır. Yazıta Kültigin’in ölümünden sonraki olaylar da eklenmiştir.Yazıtın çevresinde Bilge Kağan’ın anıt mezarı ve balballar (mezar taşları) bulunmaktadır

Tonyukuk Yazıtı, Bilge Kağan’a ve diğer Göktürk kağanlarına 46 yıl danışmanlık yapmış olan Tonyukuk adına dikilmiştir. Yazıtlardaki anlatım, Bilge ve Kültiğin kağanların yeğenleri Yulug Tekin’e aittir. Tonyukuk Yazıtı dört cepheli iki dikilitaş hâlindedir. Yazılar, diğer taşlara göre daha silik durumdadır. Taşlarda Göktürklerin Çin esaretinden nasıl kurtulduğu, kurtuluş savaşının nasıl yapıldığı ve Tonyukuk’un neler yaptığı anlatılır. Birinci yazıt, 243 cm; ikinci yazıt ise, 217 cm yüksekliğindedir. Birinci yazıtta 35, ikinci yazıtta 27 satır Göktürk harfli Türkçe metin bulunmaktadır.

Orhun Yazıtları, uzun süre bulundukları yerde öylece kalmıştır. 1709 yılında İsviçreli bir subay tarafından ortaya çıkartılmıştır. Daha sonra batılı Türkologların araştırmalarıyla okunan yazıtlardaki metinler, yabancı ve yerli Türkologlar tarafından yayımlanmıştır.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 561
favori
like
share
Nehir Tarih: 04.05.2009 10:46
TONYUKUK ABİDESİ

BİRİNCİ TAŞ (Batı Cephesi)

Ben Bilge Tonyukuk'um. Çin ülkesinde doğdum. Türk milleti Çin'de tutsak idi. Türk milleti hanını bulmayınca Çin'den ayrıldı han sahibi oldu. Hanını bırakıp yine Çin'e tutsak düştü. Tanrı şöyle demiş: Han verdim hanını bırakıp tutsak düştün. Tutsak düştüğün için Tanrı öldürdü. Türk milleti öldü bitti yok oldu. Türk Sır milletinin yerinde boy kalmadı.

Ormanda dışarıda kalmış olanlar toplanıp yedi yüz er oldular. İki bölüğü atlı idi bir bölüğü yaya idi. Yedi yüz kişiyi idare edenlerin büyüğü şad idi; danışman ol dedi danışmanı ben oldum Bilge Tonyukuk. (Şadı) kağan mı yapayım diye düşündüm. Arık boğa ile semiz boğa arkada oldukça; semiz boğa mı arık boğa mı bilinmezmiş diye düşündüm. Bunun üzerine Tanrı akıl verdiği için onu ben kağan yaptım.

İlteriş Kağan olunca Bilge Tonyukuk Boyla Baga Tarkan ile İlteriş güneyde Çinli'yi doğuda Kıtay'ı kuzeyde Oğuz'u pek çok öldürdüler. Danışmanı yardımcısı ben idim.

Çogay'ın kuzeyi ile Kara Kum'da oturuyorduk.

BİRİNCİ TAŞ (Güney Cephesi)

Geyik yiyerek tavşan yiyerek oturuyorduk. Milletin karnı tok idi. Düşmanımız çevremizde ocak gibi idi biz ateş idik.

Böyle otururken Oğuz'dan casus geldi. Casusun sözü şöyle idi: Dokuz Oğuz boyu üzerine kağan oturmuş; Çin'e Kunı Sengün'ü göndermiş; Kıtay'a Tongra Esim'i göndermiş. Şu haberi göndermiş: Azıcık Türk (Köktürk) boyu var; fakat kağanı yiğit danışmanı bilgili. Bu iki kişi var oldukça seni Çinliyi öldürecek diyorum; doğuda Kıtay'ı öldürecek diyorum; beni Oğuz'u mutlaka öldürecek diyorum. Çinli sen güney yönünden saldır; Kıtay sen doğu yönünden saldır; ben de kuzey yönünden saldırayım; Türk Sır boyunun yerinde hiç kimse kalmasın; mümkünse hepsini yok edelim diyorum.

Bu haberi işitince gece uyuyasım gelmedi gündüz oturasım gelmedi. Bunun üzerine kağanıma arza çıktım. Şunu arz ettim: Çinli Oğuz Kıtay... bu üçü birleşirse biz kalırız. Dıştan sarılmış gibiyiz. Yufka iken delmek kolay imiş ince iken koparmak kolay. Yufka kalın olsa delmek zor imiş ince yoğun olsa koparmak zor. Doğuda Kıtay'dan güneyde Çin'den batıda batılılardan kuzeyde Oğuz'dan gelecek iki üç bin askerimiz var mı acaba? Böyle arz ettim.

Kağanım ben Bilge Tonyukuk'un arzını işitti gönlünce idare et dedi. Kök Öng'ü çiğneyerek Ötüke ormanına doğru orduyu sevkettim. İnek ve yük arabalarıyla Togla'da Oğuz geldi. Üç bin askeri varmış. Biz iki bin idik. Savaştık. Tanrı yarlığadı yendik. Irmağa döküldüler. Pek çoğu da dağıttığımız yerde öldü.

Ondan sonra Oğuz tamamıyla geldi. Türk milletini Ötüken yerine beni Bilge Tonyukuk'u Ötüken yerine yerleşmiş diye işiten güneydeki millet; batıdaki kuzeydeki doğudaki millet geldi.

BİRİNCİ TAŞ (Doğu Cephesi)

İki bin idik. İki ordumuz oldu. Türk milleti yaratılalı Türk kağanı tahta oturalı Şantung şehrine denize ulaşmış olan yok imiş. Kağanıma arz edip ordu gönderdim. Şantung şehrine denize ulaştırdım. Yirmi üç şehir zaptettiler. Uykularını burada bırakıp seferde yatıp kalktılar.

Çin kağanı düşmanımız idi. On Ok kağanı düşmanımız idi. Kırgızların güçlü kağanı da düşmanımız oldu. Bu üç kağan anlaşıp Altun ormanında birleşelim demişler. Şöyle anlaşmışlar: Doğuda Türk kağanına doğru sefere çıkalım demişler. Eğer biz üzerine yürümezsek eninde sonunda o bizi kağanı yiğit danışmanı bilgili olduğu için eninde sonunda o bizi mutlaka öldürecektir. Üçümüz birleşip üzerine yürüyelim hepsini yok edelim demişler. Türgiş kağanı şöyle demiş: Benim milletim oradadır demiş Türk (Kök-türk) boyu yine karışıklık içindedir Oğuz'u yine dardadır demiş.

Bu sözleri işitince gece yine uyuyasım gelmiyordu gündüz yine oturasım gelmiyordu. 0 zaman düşündüm. İlkin Kırgız üzerine yürüsek daha iyi olur dedim. Kögmen yolu tek imiş; kapanmış diye işitip bu yoldan yürümek olmaz dedim. Kılavuz istedim. Çöllü Az eri buldum. Az ülke (sinde) Anı bel (inde bir yol var) mış; bir at yolu imiş onunla gitmiş. Onunla konuşup bir atlının gitmiş olduğunu öğrenince bu yolla gitmek mümkün dedim. Düşündüm ve kağanıma;...

BİRİNCİ TAŞ (Kuzey Cephesi)

...arz ettim.

Ordu yürüttüm. At in dedim. Ak Termil'i geçince at bindirdim. At üzerine bindirip karı söktürdüm. Sonra atları yedeğe aldırıp yaya olarak ve ağaçlara tutuna tutuna yukarı çıkarttım. Öndeki eri çapraz yürüterek ağaç olan tepeyi aştık. Yuvarlanarak indik. On gecede yandaki engeli dolaşarak gittik. Kılavuz yeri şaşırıp boğazlandı. Bunalıp "kağan yetiş" demiş. Anı suyuna vardık. O sudan aşağı gittik. Yemek için attan iniyor atı ağaca bağlıyorduk. Gece gündüz dört nala gittik. Kırgızları uykuda bastık. Uykularını mızrakla açtık. Hanı ordusunu topladı; savaştık ve yendik. Hanlarını öldürdük. Kırgız boyu kağana teslim oldu baş eğdi. Geri döndük Kögmen ormanını dolaşarak geldik.

Kırgız’dan döner dönmez Türgiş kağanından casus geldi. Haberi şöyle idi: Doğudan kağana sefer edelim. Biz yürümezsek onlar bizi kağanı yiğit danışmanı bilgili olduğu için eninde sonunda onlar bizi mutlaka öldürecek demiş. Casus türgiş kağanı çıkmış dedi On Ok boyu eksiksiz çıkmış dedi: Çin ordusu da varmış.

Bu haberi işittiğimiz sırada katun (kraliçe) vefat etmişti. Kağanım ben eve ineyim onun yoğ törenini yapayım dedi. Orduya “gidin Altun ormanında oturun” dedi. “Ordunun başında İni İl Kağan Tarduş şadı gitsin” dedi. Bilge Tonyukuk’a bana şunları söyledi : “Bu orduyu ilet” dedi “ben sana ne söyleyeyim. Kararı istediğin gibi ver” dedi; “gelirse göreceği var gelmezse haberciyi ve haberi alarak otur” dedi.

Altun ormanında oturduk. Üç casus geldi. Haberleri bir: Kağan orduyu çıkardı. On Ok eksiksiz çıktı. Yarış ovasında toplanalım demişler. Bu haberi işitince haberi kağana yolladım. Handan haber geldi: “Oturun öncüyü ve nöbetçiyi iyice düzenleyin baskın yapmayın” demiş. Bögü Kağan bana böyle haber yollamış. Apa Tarkan’a ise gizli haber göndermiş. Bilge Tonyukuk kötüdür kindardır; yanılır; orduyu yürütelim diyecek; kabul etmeyin.

Bu haberi işitince ordu yürüttüm. Altun ormanını yol olmaksızın aştık. İrtiş ırmağını geçit olmaksızın geçtik. Gece de yol aldık ve Bolçu’ya şafak sökerken ulaştık.”

İKİNCİ TAŞ (Batı Cephesi)

“Haberciyi getirdiler. Sözü şöyle idi: Yarış ovasında yüz bin asker toplandı dedi. Bu sözü işitince beğler hepbirlikte geri dönelim zayıfın utancı daha iyidir dediler. Ben şöyle dedim; ben Bilge Tonyukuk: Altun Ormanını aşarak geldik İrtiş ırmağını geçerek geldik. Gelenler yiğit dediler duymadılar; tanrı Umay mukaddes yer su üzerine çöküverdi. Niçin kaçıyoruz? Çok diye niçin korkuyoruz? Azız diye niçin kendimizi küçümsüyoruz? Hücum edelim dedim. Hücum ettik ve yağmaladık.

İkinci gün ateş gibi kızıp geldiler. Savaştık. Bizden iki ucu yarısı fazla idi. Tanrı yarlığadığı için çok diye korkmadık ve savaştık. Tarduş şadına kadar kovalayıp dağıttık. Kağanını tuttuk; yabgusunu şadını orada öldürdük. Elli kadar er yakaladık. Hem o gece halkına haber gönderdik. O haberi işitip On Ok beğleri halkı hep geldi baş eğdi. Halkın birazı kaçmıştı. Gelen beğleri ve halkı düzenleyip toplayarak On Ok ordusunu yürüttüm. Biz de yürüdük. Anı’yı geçtik. İnci ırmağını geçerek Tinsi oğlu denen ebedi Ek dağını aşırdım.”

İKİNCİ TAŞ (Güney Cephesi)

Demir Kapı’ya kadar gittik. Oradan geri döndük. İni İl Kağan’a... Tacikler Toharlar... ondan berideki Suk başlı Soğdak kavmi hep gelip baş eğdi.

Türk milletinin Demir Kapı’ya Tinsi Oğlu denen dağa ulaştığı hiç vâki değildi. O yere ben Bilge Tonyukuk ulaştırdığım için sarı altın beyaz gümüş kızıl yak öküzü eğri deve mal sıkıntısızca getirdik.

İlteriş kağan bilgisinden dolayı yiğitliğinden dolayı Çin ile on yedi defa savaştı. Kıtaylarla yedi defa savaştı. Oğuzlarla beş defa savaştı. Bu savaşlarda da danışmanı hep ben idim. Kumandanı da yine ben idim. İlteriş Kağan’a Türk’ün hakim kağanına Türk’ün bilgili kağanına.”

İKİNCİ TAŞ (Doğu Cephesi)

Kapgan Kağan... Gece uyumadı gündüz oturmadı. Kızıl kanımı dökerek kara terimi akıtarak işimi gücümü hep ona verdim. Öncüleri yine uzaklara gönderdim; hisarları gözcüleri çoğalttım; basılan düşmanı getirdim; kağanım ile seferlere çıktık. Tanrı korusun bu Türk milletinin içinde silahlı düşman dolaştırmadım damgalı at koşturtmadım. İlteriş Kağan kazanmasaydı onun ardından ben kazanmasaydım il yine millet yine yok olacaktı. O kazandığı için ardından ben kazandığım için il yine il oldu millet yine millet oldu.

Ben artık yaşlandım kocadım. Her hangi bir yerdeki kağan sahibi bir millete benim gibisi olsa ne sıkıntıları olabilir?

Türk Bilge Kağan ilinde yazdırdım. Ben Bilge Tonyukuk.”
Nehir Tarih: 04.05.2009 10:46
BİLGE KAĞAN ABİDESİ

Doğu Yüzü:

Tanrı gibi Tanrı yaratmış Türk Bilge Kağanı sözüm: Babam Türk Bilge Kağanı ... Sir Dokuz Oğuz İki Ediz çadırlı beyleri milleti ... Türk tanrısı ... üzerinde kagan oturdum. Oturduğumda ölecek gibi düşünen Türk beyleri milleti memnun olup sevinip yere dikilmiş gözü yukarı baktı. Bu zamanda kendim oturup bunca ağır töreyi dört taraftaki ... dim. Üstte mavi gök altta yağız yer kılındıkta ikisi arasında insan oğlu kılınmış. İnsan oğlunun üzerine ecdadım Bumın Kağan İstemi Kağan oturmuş. Oturarak Türk milletinin ilini töresini tutu vermiş düzene soku vermiş. Dört taraf hep düşman imiş. Ordu sevk ederek dört taraftaki milleti hep almış hep tâbi kılmış. Başlıya baş eğdirmiş dizliye dik çöktürmüş. Doğuda Kadırkan ormanına kadar batıda Demir Kapıya kadar kondurmuş. İkisi arasında pek teşkilâtsız Gök Türk'ü düzene sokarak öylece oturuyormuş. Bilgili kağan imiş cesur kağan imiş. Buyruku bilgili imiş tabiî Cesur imiş tabiî. Beyleri de milleti de doğru imiş. Onun için ili öylece tutmuş tabiî. İli tutup töreyi düzenlemiş. Kendisi öylece vefât etmiş. Yasçı ağlayıcı doğuda gün doğusundan Bökli Çöllü halk Çin Tibet Avar Bizans Kırgız Üç Kurıkan Otuz Tatar Kıtay Tatabı bunca millet gelip ağlamış yas tutmuş. Öyle ünlü kağan imiş. Ondan sonra küçük kardeşi kağan olmuş tabiî oğulları kağan olmuş tabiî. Ondan sonra küçük kardeşi büyük kardeşi gibi kılınmamış olacak oğlu babası gibi kılınmamış olacak. Bilgisiz kağan oturmuştur kötü kağan oturmuştur. Buyruku da bilgisizmiş tabiî kötü imiş tabiî. Beyleri milleti ahenksiz olduğu için aldatıcı olduğu için Çin milleti hilekâr ve sahtekâr olduğu için küçük kardeş ve büyük kardeşi birbirine düşürdüğü için bey ve milleti karşılıklı çekiştirttiği için Türk milleti il yaptığı ilini elden çıkarmış kağan yaptığı kağanını kaybedivermiş. Çin milletine beylik erkek evlâdını kul kıldı hanımlık kız evlâdını cariye kıldı. Türk beyler Türk adını bıraktı. Çinli beyler Çin adını tutarak Çin kağanına itaat etmiş. Elli yıl işi gücü vermiş. Doğuda gün doğusunda Bökli kağana kadar ordu sevk edi vermiş. Batıda Demir Kapıya ordu sevk edi vermiş. Çin kağanına ilini töresini alı vermiş. Türk halk kitlesi şöyle demiş: İlli millet idim ilim şimdi hani kime ili kazanıyorum der imiş. Kağanlı millet idim kağanım hani ne kağana işi gücü veriyorum der imiş. Öyle diyip Çin kağanına düşman olmuş. Düşman olup kendisini tanzim ve tertip edemediğinden yine tâbi olmuş. Bunca işi gücü vermediğini düşünmeden Türk milletini öldüreyim kökünü kurutayım der imiş. Yok olmaya gidiyormuş. Yukarıda Türk Tanrısı mukaddes yeri suyu öyle tanzim etmiştir. Türk milleti yok olmasın diye millet olsun diye babam İltiriş kağanı annem İlbilge Hatun'u göğün tepesinden tutup yukarı kaldırmıştır. Babam kağan on yedi erle dışarı çıkmış. Dışarı yürüyor diye ses işitip şehirdeki dağa çıkmış dağdaki inmiş. Toplanıp yetmiş er olmuş. Tanrı kuvvet verdiği için babam kağanın askeri kurt gibi imiş düşmanı koyun gibi imiş. Doğuya batıya asker sevk edip toplamış yığmış. Hepsi yedi yüz er olmuş. Yedi yüz er olup ilsizleşmiş kağansızlaşmış milleti cariye olmuş kul olmuş milleti Türk töresini bırakmış milleti ecdadımın töresince yaratmış yetiştirmiş. Tölis Tarduş milletini orda tanzim etmiş. Yabguyu şadı orda vermiş. Güneyde Çin milleti düşman imiş. Kuzeyde Baz Kağan Dokuz Oğuz kavmi düşman imiş. Kırgız Kurıkan Otuz Tatar Kıtay Tatabı hep düşman imiş. Babam kağan bunca .... kırk yedi defa ordu sevk etmiş yirmi savaş yapmış. Tanrı lûtfettiği için illiyi ilsizletmiş kağanlıyı kağansızlatmış dizliye diz çöktürmüş başlıya baş eğdirmiş. Babam kağan öylece ili töreyi kazanıp uçup gitmiş. Babam kağan için ilkin Baz kağanı balbal olarak dikmiş. Babam kağan uçtuğunda kendim sekiz yaşında kaldım. O töre üzerine amcam kağan oturdu. Oturarak Türk milletini tekrar tanzim etti tekrar besledi. Fakiri zengin kıldı azı çok kıldı. Amcam kağan oturduğunda kendim prens ... Tanrı buyurduğu için ondört yaşımda Tarduş milleti üzerine şad oturdum. Amcam kağan ile doğuda Yeşil Nehir'e Şantung ovasına kadar ordu sevk ettik. Batıda Demir Kapı'ya kadar ordu sevk ettik. Kögmen'i aşarak Kırgız ülkesine kadar ordu sevk ettik. Yekun olarak yirmi beş defa ordu sevk ettik on üç defa savaştık. İlliyi ilsizleştirdik kağanlıyı kağansızlaştırdık. Dizliye diz çöktürdük başlıya baş eğdirdik. Türgiş kağanı Türk'üm milletim idi. Bilmediği için bize karşı yanlış hareket ettiği ihanet ettiği için kağanı öldü buyruku beyleri de öldü. On Ok kavmi eziyet gördü. Ecdadımızın tutmuş olduğu yer su sahipsiz kalmasın diye Az milletini tanzim ve tertip edip ... Bars bey idi. Kağan adını burda biz verdik. Kız kardeşim prensesi verdik. Kendisi ihanet etti kağanı öldü milleti cariye kul oldu. Kögmen'in yeri suyu sahipsiz kalmasın diye Az Kırgız milletini tanzim ve tertip edip geldik. Savaştık ... ilini geri verdik. Doğuda Kadırkan ormanını aşarak milleti öyle kondurduk öyle düzene soktuk. Batıda Kengü Tarbana kadar Türk milletini öyle kondurduk öyle düzene soktuk. O zamanda kul kullu cariye cariyeli olmuştu. Küçük kardeş büyük kardeşini bilmezdi oğlu babasını bilmezdi. Öyle kazanılmış öyle düzene sokulmuş ilimiz töremiz vardı. Türk Oğuz beyleri milleti işit: Üstte gök basmasa altta yer delinmese Türk milleti ilini töreni kim bozabilecekti? Türk milleti vazgeç pişman ol! Disiplinsizliğinden dolayı beslemiş olan kağanına hür ve müstakil iyi iline karşı kendin hata ettin kötü hâle soktun. Silâhlı nereden gelip dağıtarak gönderdi? Mızraklı nereden gelerek sürüp gönderdi? Mukaddes Ötüken ormanının milleti gittin! Doğuya giden gittin! Batıya giden gittin! Gittiğin yerde hayrın şu olmalı: Kanın nehir gibi koştu. Kemiğin dağ gibi yattı. Beylik erkek evlâdını kul kıldın. Hanımlık kız evlâdını cariye kıldın. O bilmemenden dolayı kötülüğün yüzünden amcam kağan uçup gitti. Önce Kırgız kağanını balbal olarak diktim. Türk milletinin adı sanı yok olmasın diye babam kağanı annem hatunu yükselten Tanrı il veren Tanrı Türk milletinin adı sanı yok olmasın diye kendimi o Tanrı kağan oturttu tabiî. Varlıklı zengin millet üzerine oturmadım. İçte aşsız dışta elbisesiz; düşkün perişan millet üzerine oturdum. Küçük kardeşim Kül Tigin iki şad küçük kardeşim Kül Tigin ile konuştuk. Babamızın amcamızın kazanmış olduğu milletin adı sanı yok olmasın diye Türk milleti için gece uyuyamadım gündüz oturmadım. Küçük kardeşim Kül Tigin ile iki şad ile öle yite kazandım. Öyle kazanıp bütün milleti ateş su kılmadım. Ben kendim kağan oturduğumdan her yere gitmiş olan millet yaya olarak çıplak olarak öle yite geri geldi. Milleti besleyeyim diye kuzeyde Oğuz kavmine doğru; doğuda Kıtay Tatabı kavmine doğru; güneyde Çine doğru on iki defa ordu sevk ettim ... savaştım. Ondan sonra Tanrı buyurduğu için devletim kısmetim var olduğu için ölecek milleti diriltip besledim. Çıplak milleti elbiseli kıldım. Fakir milleti zengin kıldım. Az milleti çok kıldım. Değerli illiden değerli kağanlıdan daha iyi kıldım. Dört taraftaki milleti hep tâbi kıldım düşmansız kıldım. Hep bana itaat etti. Onyedi yaşımda Tanguta doğru ordu sevk ettim. Tangut milletini bozdum. Oğlunu karısını at sürüsünü servetini orda aldım. Onsekiz yaşımda Altı Çub Soğdaka doğru ordu sevk ettim. Milleti orda bozdum. Çinli Ong vali elli bin asker geldi. Iduk Başta savaştım. O orduyu orda yok ettim. Yirmi yaşımda Basmıl Iduk Kut soyumdan olan kavim idi kervan göndermiyor diye ordu sevk ettim. K ... m tâbi kıldım malını çevirip getirdim. Yirmi iki yaşımda Çin'e doğru ordu sevk ettim. Çaça general Me taen bin asker ile savaştım. Askerini orda öldürdüm. Yirmi altı yaşımda Çik kavmi Kırgız ile beraber düşman oldu. Kemi geçerek Çike doğru ordu sevk ettim. Örpende savaştım. Askerini mızrakladım. Az milletini aldım ... tâbi kıldım. Yirmi yedi yaşımda Kırgız'a doğru ordu sevk ettim. Mızrak batımı karı söküp Kögmen ormanını aşarak yürüyüp Kırgız kavmini uykuda bastım. Kağanı ile Songa ormanında savaştım. Kağanını öldürdüm ilini orda aldım. O yılda Türgiş'e doğru Altın ormanını aşarak İrtiş nehrini geçip yürüdüm. Türgiş kavmini uykuda bastım. Türgiş kağanının ordusu ateş gibi fırtına gibi geldi. Bolçu'da savaştık. Kağanını yabgusunu şadını orda öldürdüm. İlini orda aldım. Otuz yaşımda Beş Balıka doğru ordu sevk ettim. Altı defa savaştım ... askerini hep öldürdüm. Onun içindeki ne kadar insan ... yok olacaktı ... çağırmak için geldi. Beş Balık onun için kurtuldu. Otuzbir yaşımda Karluk milleti sıkıntısız hür ve serbest iken düşman oldu. Tamag Iduk Başta savaştım. Karluk milletini öldürdüm orda aldım ... Basmıl kara ... Karluk milleti toplanıp geldi ... m öldürdüm. Dokuz Oğuz benim milletim idi. Gök yer bulandığı için ödüne kıskançlık değdiği için düşman oldu. Bir yılda dört defa savaştım: En önce Togu Balık!ta savaştım. Togla nehrini yüzdürerek geçip ordusu ... İkinci olarak Andırgu'da savaştım. Askerini mızrakladım ... Üçüncü olarak Çuş başında savaştım. Türk milleti ayak titretti perişan olacaktı. İlerleyip yayarak gelen ordusunu püskürttüm. Çok ölecek orda dirildi. Orda Tongra yiğiti bir boyu Tonga Tigin mateminde çevirip vurdum. Dördüncü olarak Ezginti Kadız'da savaştım. Askerini orda mızrakladım yıprattım ...yıprat ... Otuziki yaşımda Amgı kalesinde kışladıkta kıtlık oldu. İlk baharında Oğuz'a doğru ordu sevk ettim. İlk ordu dışarı çıkmıştı ikinci ordu merkezde idi. Üç Oğuz ordusu basıp geldi. Yaya kötü oldu diyip yenmek için geldi. Bir kısım ordusu evi barkı yağma etmek için gitti bir kısım ordusu savaşmak için geldi. Biz az idik kötü durumda idik. Oğuz ... düşman ... Tanrı kuvvet verdiği için orda mızrakladım dağıttım. Tanrı bahşettiği için ben kazandığım için Türk milleti kazanmıştır. Ben küçük kardeşimle beraber böyle başa geçip kazanmasam Türk milleti ölecekti yok olacaktı. Türk beyleri milleti böyle düşünün böyle bilin! Oğuz kavmi ... göndermeden diye ordu sevk ettim. Evini barkını bozdum. Oğuz kavmi Dokuz Tatar ile toplanıp geldi. Aguda iki büyük savaş yaptım. Ordusunu bozdum. İlini orda aldım. Öyle kazanıp ... Tanrı buyurduğu için otuzüç yaşımda ... idi. Seçkin muhterem güç beslemiş olan kahraman kağanına ihanet etti. Üstte Tanrı mukaddes yer su amcam kağanın devleti kabul etmedi olacak. Dokuz Oğuz kavmi yerini suyunu terk edip Çin'e doğru gitti. Çin ... bu yere geldi. Besleyeyim diye düşünüp ... millet .... suçla ... güneyde Çin'de adı sanı yok oldu. Bu yerde bana kul oldu. Ben kendim kağan oturduğum için Türk milletini ... kılmadım. İli töreyi çok iyi kazandım ... toplanıp ... orda savaştım. Askerini mızrakladım. Teslim olan teslim oldu millet oldu; Ölen öldü. Selengadan aşağıya yürüyerek Kargan vâdisinde evini barkını orda bozdum ... ormana çıktı. Uygur valisi yüz kadar askerle doğuya kaçıp gitti ...... Türk milleti aç idi. O at sürüsünü alıp besledim. Otuz dört yaşımda Oğuz kaçıp Çin'e girdi. Eseflenip ordu sevk ettim. Hiddetle .. oğlunu karısını orda aldım. İki valili millet ..... Tatabı milleti Çin kağanına itaat etti. Elçisi iyi sözü niyazı gelmiyor diye yazın ordu sevk ettim. Milleti orda bozdum. At sürüsünü ... askeri toplanıp geldi. Kadırkan ormanına kon ... yerine doğru suyuna doşru kondu. Güneyde Karluk milletine doşru ordu sevk et diyip Tudun Yamtarı gönderdim gitti ... Karluk valisi yok olmuş küçük kardeşi bir kaleye ... kervanı koşmadı. Onu korkutayım diyip ordu sevk ettim. Koruyucu iki üç kişi ile beraber kaçıp gitti. Halk kütlesi kağanım geldi diyip övdü ... ad verdim. Küçük adlı ...

Güneydoğu Yüzü:

.... Gök Öngü çiğneyerek ordu yürüyüp gece ve gündüz yedi zamanda susuzu geçtim. Çorağa ulaşıp yağmacı askeri ... Keçine kadar ...

Güney Yüzü:

... Çin süvarisini on yedi bin askeri ilk gün öldürdüm. Piyadesini ikinci gün hep öldürdüm. Bi ... aşıp vard ... defa ordu sevk ettim. Otuzsekiz yaşımda kışın Kıtay'a doğru ordu sevk ettim ... Otuz dokuz yaşımda ilk baharda Tatabı'ya doğru ordu sevk ettim.... ben ... öldürdüm. Oğlunu karısını at sürüsünü servetini ... millet... karısını yok kıldım....... savaştım. ... verdim. Kahraman erini öldürüp balbal kılı verdim. Elli yaşımda Tatabı milleti Kıtaydan ayrıldı. ... lker dağına ... Ku general kumandasında kırk bin asker geldi. Töngkes dağında hücum edip vurdum. Otuz bin askeri öldürdüm. On bin ... ise ... öktüm. Tatabı .... öldürdü. Büyük oğlum hastalanıp yok olunca Ku'yu generali balbal olarak diki verdim. Ben on dokuz yıl şad olarak oturdum on dokuz yıl kağan olarak oturdum il tuttum. Otuz bir ... Türk'üm için milletim için iyisini öylece kazanı verdim. Bu kadar kazanıp babam kağan köpek yılı onuncu ay yirmi altıda uçup gitti. Domuz yılı beşinci ay yirmi yedide yas töreni yaptırdım. Bukağ vali ... babası Lisün Tay generalin başkanlığında beş yüz yiğit geldi. Kokuluk .... altın gümüş fazla fazla getirdi. Yas töreni kokusunu getirip diki verdi. Sandal ağacı getirip öz ... Bunca millet saçını kulağını ... kesti. İyi binek atını kara samurunu mavi sincabını sayısız getirip hep bıraktı. Tanrı gibi Tanrı yaratmış Türk Bilge Kağanı sözüm: Babam Türk Bilge Kağan'ı oturduğunda şimdiki Türk beyleri sonra Tarduş beyleri; Kül Çor başta olarak arkasından şadpıt beyleri; önde Tölis beyleri; Apa Tarkan başta olarak arkasından şadpıt beyleri; bu ... Taman Tarkan Tonyukuk Boyla Baga Tarkan ve buyruk ... iç buyruk; Sebig Kül İrkin başta olarak arkasından buyruk; bunca şimdiki beyler babam kağana fevkalâde fevkalâde çok iltica etti ... Türk beylerini milletini fevkalâde çok yüceltti övdü ... babam kağan ... ağır taşı kalın ağacı Türk beyleri milleti ... Kendime bunca ...

Kuzey Yüzü:

Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağanı bu zamanda oturdum. Sözümü tamamiyle işit. Bilhassa küçük kardeş yeğenim oğlum bütün soyum milletim güneydeki Şadpıt beyleri kuzeydeki Tarkat Buyruk beyleri Otuz Tatar ... Dokuz Oğuz beyleri milleti! Bu sözümü iyice işit adamakıllı dinle: Doğuda gün doğusuna güneyde gün ortasına batıda gün batısına kuzeyde gece ortasına kadar onun içindeki millet hep bana tâbidir. Bunca milleti hep düzene soktum. O şimdi kötü değildir. Türk kağanı Ötüken ormanında otursa ilde sıkıntı yoktur. Doğuda Şantung ovasına kadar ordu sevk ettim denize ulaşmama az kaldı. Güneyde Dokuz Ersin'e kadar ordu sevk ettim Tibet'e ulaşmama az kaldı. Batıda İnci nehrini geçerek Demir Kapıya kadar ordu sevk ettim. Kuzeyde Yir Bayırku yerine kadar ordu sevk ettim. Bunca yere kadar yürüttüm. Ötüken ormanından iyisi hiç yokmuş. İl tutacak yer Ötüken ormanı imiş. Bu yerde oturup Çin milleti ile anlaştım. Altını gümüşü ipeği ipekliyi sıkıntısız öylece veriyor. Çin milletinin sözü tatlı ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözle yumuşak ipek kumaşla aldatıp uzak milleti öylece yaklaştırırmış. Yaklaştırıp konduktan sonra kötü şeyleri o zaman düşünürmüş. İyi bilgili insanı iyi cesur insanı yürütmezmiş. Bir insan yanılsa kabilesine milletine akrabasına kadar barındırmaz imiş. Tatlı sözüne yumuşak ipek kumaşına aldanıp çok çok Türk milleti öldün; Türk milleti öleceksin! Güneyde Çogay ormanına Tögültün ovasına konayım dersen Türk milleti öleceksin! Orda kötü kişi şöyle öğretiyormuş: Uzak ise kötü mal verir yakın ise iyi mal verir diyip öyle öğretiyormuş. Bilgi bilmez kişi o sözü alıp yakına varıp çok insan öldün! O yere doğru gidersen Türk milleti öleceksin! Ötüken yerinde oturup kervan kafile gönderirsen hiç bir sıkıntın yoktur. Ötüken ormanında oturursan ebediyen il tutarak oturacaksın. Türk milleti tokluğun kıymetini bilmezsin. Acıksan tokluk düşünmezsin. Bir doysan açlığı düşünmezsin. Öyle olduğun için beslemiş olan kağanının sözünü almadan her yere gittin. Hep orda mahvoldun yok edildin. Orda geri kalanınla her yere zayıflayarak ölerek yürüyordun. Tanrı buyurduğu için kendim devletli olduğum için kağan oturdum. Kağan oturup aç fakir milleti hep toplattım. Fakir milleti zengin kıldım. Az milleti çok kıldım. Yoksa bu sözümde yalan var mı? Türk beyleri milleti bunu işitin! Türk milletini toplayıp il tutacağını burda vurdum. Yanılıp öleceğini yine burda vurdum. Her ne sözüm varsa ebedî taşa vurdum. Ona bakarak bilin. Şimdiki Türk milleti beyleri bu zamanda itaat eden beyler olarak mı yanılacaksınız? Babam kağan amcam kağan oturduğunda dört taraftaki milleti nasıl düzene sokmuş ... Tanrı buyurduğu için kendim oturduğumda dört taraftaki milleti düzene soktum ve tertipledim ... kıldım. ... Türgiş kağanına kızımı ... fevkalâde büyük törenle alı verdim. Türgiş kağanının kızını fevkalâde büyük törenle oğluma alıverdim ... fevkalâde büyük törenle alı verdim ... yaptırdım ... başlıya baş eğdirdim dizliye diz çöktürdüm. Üstte Tanrı altta yer bahşettiği için gözle görülmeyen kulakla işitilmeyen milletimi doğuda gün doğusuna güneyde ... batıda ... Sarı altınını beyaz gümüşünü kenarlı ipeğini ipekli kumaşını binek atını aygırını kara samurunu mavi sincabını Türk'üme milletime kazanı verdim tanzim edi verdim ... kedersiz kıldım. Üstte Tanrı kudretli ... Türk beylerini milletini ... besleyin zahmet çektirmeyin incitmeyin! ... benim Türk beylerim Türk milletim... kazanıp ... bu ... bu kağanından bu beylerinden ... suyundan ayrılmazsan Türk milleti kendin iyilik göreceksin evine gireceksin dertsiz olacaksın. ... Ondan sonra Çin kağanından resimciyi hep getirttim. Benim sözümü kırmadı maiyetindeki resimciyi gönderdi. Ona bambaşka türbe yaptırdım. İçine dışına bambaşka resim vurdurdum. Taş yontturdum. Gönüldeki sözümü vurdurdum ... On Ok oğluna yabancına kadar bunu görüp bilin! Ebedî taş yontturdum ... yontturdum yazdırdım. ... O taş türbesini ...

Batı Yüzü:

... üstte ... Bilge Kağan uçtu. Yaz olsa üstte gök davulu gürler gibi öylece ve dağda yabani geyik gürlese öylece mateme gark oluyorum. Babam kağanın taşını kendim kağan ......

Güneybatı Yüzü:

Bilge Kağan kitâbesini Yollug Tigin yazdım. Bunca türbeyi resimi sanatı ... kağanın yeğeni Yollug Tigin ben bir ay dört gün oturup yazdım resimledim
elma kurdu Tarih: 24.12.2007 22:08
teşekkürler