Şu ana kadar bu tartışmalar ve karşılaştırmalar ya da bu iki kavramın uyumları hakkında çelişkiler olmuştur. İslamiyet tam anlamıyla bilime ve ilime dayandırılmış ve bu iki kavramın temelinde insanlara mantığı aşılamaya çalışan bir dindir. Bir çok ayette Allah'ın insanlara hitabı akla ve ilme sahip şeklinde olması bunun kanıtıdır. Ama Türkiye'de özellikle İslamiyet kırık dökük mantıklara ve anlamsız duygulara oturtulmuş durumda. Bir çok olgunun ya da eylemin mantığı aranmak yerine işin kolayına kaçarak duygusal yöntemlere başvuruluyor. Belki de buna cahil duygular demeliyiz. Bir çok insana göre İslamiyet'in önerileri bir kurallar zincirinden oluşuyor ve bunların mantıksal yanını araştırmanın bir anlamı ve yolu yok. Halbuki daha ilk gelen ayette Allah "oku" demiştir. Ama insan bu hep tersini yapmak zorunda. Bu dar kalıplara, anlamsız duygulara ve bir o kadar da çıkarcı amaçlara sıkışıp kalmış olan İslamiyet, aslında tam anlamıyla bilime ve eğitime bütün yönlerini açmış bir yaşam felsefedir. Bir yaşam tarzıdır. Onu kurallar bütünü ya da bir anayasa gibi görmek bence büyük bir yanlış. Allah'ın kimsenin inancına ya da ibadetine ihtiyacı yok. Zaten Allah'ın söylediklerinin tamamı insanlar içindir. Biz bütün her şeyi kendimiz için yaparız. Allah için değil. O bize önerir. Yapıp yapmamak bize kalmış ya da inanıp inanmamak. Ama gerçeklere dikkat etmeliyiz. Sadece annemiz, babamız, dedemiz ya da çevremizdekiler inanıyor diye inanmamalıyız. Ama maalesef Türkiye'de bu böyledir. Yalnızca kalıplaşmış şeyleri yapmanın dışına bir türlü çıkamıyoruz. Düşünmeliyiz. Neden Allah'ın bunu önerdiğini düşünmeliyiz. Düşünmeyen bir insan Allah'ın istediği insan değildir. Günde 100 vakit namaz kılmak ya da belli günler oruç tutmak hiç bir şeyi başardığımızı göstermez. Çoğu insan bunları bir kural statüsünde yapıyor. İstediği için değil. Neden namaz kılıyoruz ya da neden oruç tutuyoruz. Eğer bunların anlamını kavrayabilirsek işte o zaman gerçekten hedefe yaklaşmış oluruz. Allah'ı kafamızda ulaşılmaz bir hedef olarak yaratmanın ve bu mantığı beslemenin bir anlamı yok. O bizi çok seviyor ve sadece birbirimizi sevmemizi ve kendisine hak ettiği teşekkürü vermemizi ve saygıyı göstermemizi istiyor. Kuran tamamıyla kanıtlara ve mantığa dayanmıştır. Hem fiziksel hem de ruhsal ihtiyaçlarımızı karşılamak İslamiyet için çok kolaydır. Bize düşen önce beynimizi sonra ise kalbimizi bu işe ortak etmektir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 463
favori
like
share
kuber Tarih: 26.12.2007 13:37
ALLAH C.C. razı olsun
MechhuL Tarih: 26.12.2007 10:34
Bizlerle yaptığın bu değerli paylaşım için teşekkürler