RADAR deyimi,İngilizce (radyoyla bulma ve yerini tayin etme) kelimelerinin ilk harflerinden meydana gelmiştir. Temel ilkesi radyo kadar eskidir. Modern savaşlarda,habersiz, ani ve sinsi bir şekilde saldırıya geçen düşman uçaklarının, denizaltı gemilerinin fark edilmesi,onlara karşı korunma tedbirleri alıp savunmaya geçilmesi bakımından büyük ölçüde yararlar sağlamaktadır.

1888 yılında,Heinrich Hertz, elektromanyetik dalgaların yansıyabileceğini ileri sürmüş, bunu denemelerle ortaya koymuştu. Nikola Tesla da, radyo dalgalarının "yankı" sına ilişkin uygulamalar yaptı.Başka türlü söylemek gerekirse,sesin bir engele çarpıp yankılandığı gibi, herhangi bir engele çarpan radyo dalgalarının da yansıdığını belirtti. İşte radarın temel ilkesi budur.

Nitekim,daha önceleri Marconi (Markoni)de, görüş alanının,görme şartlarının yetersizliği halinde, gemilerin ve başka şeylerin yerlerini tayin için, radyo "yankı" yönteminin kullanılabileceğine değinmişti. Bu açıklama ve denemeleri izleyen yıllar boyunca aynı konuda yoğun çalışmalar yapıldı.Teknoloji alanındaki yeni yeni icatlar, 1920 yılında "radar" la ilgili çalışmaların daha hızlanmasına zemin hazırladı.Arthur E. Kennely ve Sör Oliver Heaviside adındaki bilginler,ilk kez olarak,yansımalı dalgalarla mesafe ölçümü işini gerçekleştirdiler.

1934 yılında, New Jersey kıyılarında Sandy Hook yakınlarında, Birleşik Devletler Ordu İşaretleşme Birlikleri'nden, görevlilerin de katılmasıyla,bir dizi yansıma denemeleri için kısa dalgalı cihazlar kullanıldı. Denemeler büyük bir gizlilik içinde sürdürülüyordu. Sonuçlar başarılıydı.

1938 yılında, deneme cihazları ve donanımları, (Texas) ve (Newyork) gemilerine yerleştirildi.1939 da,RCA nın bu alandaki öncü çalışmaları,uçaklara karşı kullanılacak altı gurup radar sisteminin yapımı için bir anlaşmayla ödüllendirildi RCA'nın yaptığı cihazlar, 1940 yılından başlayarak Birleşik Amerika donanmasından bazı gemilerde kullanıldı.

Gittikçe geniş alanda yaygınlaşan uygulamalara rağmen ,radarın ne kadar büyük önem taşıdığı, ancak 1941 yılı 7 Ocak gününün sabahı tam anlamıyla değerlendirilebildi.Pearl Harbour üssünde görevli Er Joseph L. Lockhard, radar cihazının ekranında yaklaşan yabancı uçakları fark etmişti.Durumu bir raporla bildirdiği nöbetçi üst subay, bunların daha içerdeki hava üssünden görevle uçuş yapan Amerikan uçakları olduğunu düşündü ve önemsemedi. Radar elektronik bir gözcü-nöbetçi sıfatıyla görevini yapmıştı ama uyarısı boşa gitmişti.

Radar sisteminin çalışmasında, radyo dalgalarını gönderen bir verici vardır. Hızla yol aldıkları yayılma alanında bir cisme çarpan bu radyo dalgaları, yansıyarak geri gelir ve anten aracılığıyla,alıcı cihazın ekranında ışıklı işaretler olarak belirirler. Radyo dalgalarının hızı belli olduğundan, zamanın ölçümü, dalgaların yansımasında rol oynayan cismin uzaklığını da ortaya çıkaracaktır.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 576
favori
like
share