Atomlar aleminden , zerreler aleminden derler toplar bir hamur yapar , yogurur bir şekil verir, tam kıvamına getirir , en mükemmel şekilde güzelleştirir , insan eder. Sonra gül gibi soldurur , pörsütür , tekrar Kudret ayagının altına alır, ezer ve tekrar yok eder. O böyle ölüden diriyi , diriden ölüyü çıkarır.
Güneşin henüz dogmasına yakın vakitlerdeki , kapalı perdelere dıştan parça, parça kızıllık vuruyordu. Sabahın sakinliginde âniden sokakta başlayan gürültüler dikkatimi çekerek pencereye yürüdüm.Perdeyi açtıgımda gördügüm manzara karşısında birden beynimde bir kontak kapanmış ve hafıza bantları dönmeye başlamış gibi bir halet oldu. Pencerenin önünde dikilip kalmış , dışarıdaki telaşlı gidip gelme ve bir eve girip çıkmalara anlamsız , donuk bakışlarla bakıyordum. Ne oldugunu hemen anlamıştım, fakat onlar beni hiç ilgilendirmiyordu. Hayalim çoktan yıllar öncesine uçup gitmişti.
İnsan çocuklugunu ekseriyetle perdeli bir sis bulutu içinde hatırlar. Fakat ben çocuklugumu hatırlamış olmaktan ziyade , zihnimde çok derin bir iz bırakmış olan o hatıradan bulanık bir halet hissediyordum.
Serin, alaca karanlık, müthiş , inanılmaz o sabah... Sanki o gün hayatımın film şeridinden kesilip çıkarılacak hafızama tespit edilmiş soguk bir karesi...
Çok severdim onu enerji ve hayat doluydu.Hep güler başımı okşayarak nasılsın diye sorardı her seferinde.O dehşetli günün akşamı onu son defa gördügümü kimse bilemeyecegi gibi bende ölümün ne oldu unu anlayacak yaşta degildim. Kimsenin, kendimin bile bir gün ölecegimi idrak edemezdim. Belki de bu hadise üzerinde düşünme ihtiyacını hissetmemiştim henüz.
O gece sabaha karşı birden uyanmış , karanlık oldugunu görerek tekrar yatmıştım.İçime giren bir hüzünle bir müddet gözlerimi karanlı a dikip uyuyamamıştım .
Sonra... bugünkü gibi sabahın sessizligini feryatlar bozmuştu. Digerlerinin açık bıraktıgı kapıdan şaşkın, şaşkın dışarıya çıktım. Hafif serin bir rüzgar tüyleri diken, diken ediyordu. Ufukta yavaş ,yavaş agartı yayılırken agır, agır hüzünlü bir sela sesi dalga, dalga yankılanıyordu.
Saga sola koşuşanlara manasız gözlerle bakıyor, duyduklarıma hiç inanamıyordum. Her şey bitip o götürülüp gidince ve içimde koskoca bir boşluk kalınca ne oldugunu biraz idrak etmiştim. Beyaz örtünün altında yatan oydu. Çünkü ondan başka herkes oradaydı. Zihnime yavaş, yavaş bir düşünce kama gibi saplanıyordu.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 426
favori
like
share