'İnsan yine de sorumludur'
Prof. Dr. BEYZA BİLGİN

İslam inancına göre, varlık kavramı adı altında ne varsa hepsi Allah tarafından yaratılmıştır ve onun bütün evreni kuşatan külli iradesine bağlıdır. Allah her şeyi yarattığı gibi her şeyi takdir de eder. Bu külli irade ve takdir kavramları İslam âlimleri arasında farklı yorumlara yol açabilmiştir.
Bazıları, bütün olayların ve eylemlerin, insanın cüzi iradesini kullanmasına fırsat kalmadan, yalnızca ezeldeki takdir üzere meydana geldiği görüşünü benimsemişlerdir, bunlara "Cebriye" denilmiştir. Diğer bazılarına göre ise her fiilin yaratıcısı Allah'tır diye, insan, eylemlerinden dolayı sorumluluktan kurtulamaz. Çünkü insanda Allah'ın ona verdiği cüzi irade denen yönetici bir güç vardır.
Bu görüşü benimseyenlere "Mutezile" denmiştir. Mutezilenin de aşırı giden bir kolu olmuştur ki, onların görüşüne göre, insan kendi eylemlerinin yaratıcısıdır. İnsan eylemlerinde ilahi takdir diye önceden belirleyici veya etkileyici bir başka güç, bir başka kaynak yoktur.
Dolayısıyla kader yoktur. İnsanın bir akıl varlığı olması, onu kendi eylemlerinden her zaman sorumlu kılar. Bu yüzden eyleme geçen, davranışta bulunan herkes yaptığından kesinlikle sorumludur. Kader sözü insan için gereksiz, sorumluluk görüşünden uzak bir kavram olmaktan öteye geçmez, bunlara "Kaderiye" denilmiştir.
Birbirine karşı ortaya çıkmış bu aykırı görüşlerin arasında ılımlı olan ve en yaygın olan görüş ise "Eşariye" ve "Matüridiye" adıyla bilinen görüşlerdir. Bu görüşlere göre, Allah tarafından yaratılmış bütün varlıklar birbirine bağımlı olduklarından, insanın cüzi iradesi gerçekleşirken bunlardan etkilenmemesi mümkün değildir. İnsan bunların hepsini kontrol edecek güçte değildir.
Ancak kendi niyetine bağlı iradesinin yönlendirme gücü oranında sorumlu tutulmuştur. Kuantum fiziği bugünlerde tartışılıyor, okuyuculardan bazıları ilgilenebilirler. Özellikle bana bu konuda uzun bir soru yöneltmiş olan okuyucuma tavsiye ediyorum.
Şimdi sorularınız:

Namaz, oruç ve hatalar

Ramazana 10 gün kala sattığı mala zam yapan, başkalarına hakaret eden, insanların haklarına tecavüz eden, şiddet uygulayan insanın tuttuğu oruç kabul olur mu? Namaz, zekât, oruç gibi ibadetler iyi insan olmak için araç değil mi? İyi insan olmadıktan sonra oruç tutmanın bir sevabı olur mu?
Bu sayılan davranışlar, İslamın hoş görmediği, men ettiği davranışlardandır. Evet, namaz, zekât, oruç ve diğer ibadetler, Allah'ın, insana iyi insan olma yolunu açan emirleridir. Fakat, "İyi insan olmadıktan sonra oruç tutmanın bir sevabı olur mu?" sorusu biraz riskli bir sorudur. Çünkü oruç tutmakta amaç iyi insan olmaya, Allah'ın yasakladığı davranışlardan sakınmaya hazırlanmaktır.
Ne biliriz belki o kişi bu defa tuttuğu orucun bereketiyle hatalarının farkına varacak ve onlardan bir daha yapmamacasına uzaklaşacaktır. Ben herhalde oruca devam derim. Birbirimizi uyarmamız, o tür davranışlarda bulunanlardan uzak durup onları yalnızlığa mahkûm etmemiz de bir yol olabilir, hidayet Allah'a aittir.

Örtünmede ölçü ve ibadet

Kadın tek başına ibadet ederken örtünmeli mi? Örtünmesi gerekiyorsa nasıl örtünmeli? Yoksa yalnızken, örtünmeden de ibadet edebilir mi?
Örtünmeden kastınız her zaman baş örtmek oluyor diye düşünüyorum. Yoksa medeni bir çevrede örtüsüz gezmek veya örtüsüz ibadet etmek diye bir davranış olamaz, tek başınayken bile.
Medeniyet ilerledikçe insanlar giyimlerini artırmışlardır. İç çamaşırı mesela medeni dönemlerin ürünüdür. Her kültürün örtünmeye getirdiği sınırlar farklı olmakla birlikte, örtünme vardır. Bu sizin yaşayış biçiminize, mesleğinize vs. bağlıdır.
Evde yalnızken ise kendinizi hangi kıyafette Allah huzurunda rahat hissederseniz o kıyafetle ibadet ediniz derim.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 504
favori
like
share