Çağdaş Akımlar

Düşünce (Ellis) + Duygu (Rogers) + Davranış (Davranışçılar) = En iyi terapi modeli
YAKLAŞIMLAR
A) DUYUŞSAL YAKLAŞIMLAR ;GEŞTALT TERAPİ, ADLER, FREUD, VAROLUŞÇU TERAPİ, DANIŞANDAN HIZ ALAN YAKLAŞIM
B) DAVRANIŞSAL YAKLAŞIMLAR ;DAVRANIŞÇI KURAMCILAR, REALİTİ TERAPİ,
C) BİLİŞSEL YAKLAŞIMLAR ;ELİS, T.A
Psikolojik Danışma ile Psikoterapi Arasındaki Fark ;
1-Psikolojik danışmaya normal kişiler, Psikoterapi de hasta kişiler (Psikotik ) yardım alır.
2- Psikolojik danışma eğitsel amaçlı, mesleki amaçlı, psikolojik yada sosyal amaçlı olabilir. Destekleyicidir, durumsaldır, problem çözücüdür, şimdi ve buradaya odaklıdır. Psikoterapi de egonun yeniden yapılandırılması gerekir, derinliğe ağırlık veriklir, geçmişe odaklıdır, analitiktir, zaman alıcıdır ve ağır Psikotik sorunlarla ilgilenir.
3- Psikolojik danışmada yardım alan kişiye danışan , Psikoterapide hasta adı verilir.
4- Psikolojik danışmanlar akademik bilgiler alır. Psikoterapistler ise tıp eğitimi almaktadırlar.

DANIŞMA İŞLEVİNİN BOYUTLARI






Müdahalenin Hedefi Müdahalenin Amacı Müdahale Yöntemi
- Birey - Tedavi edici -Doğrudan Servisler
- Grup - Önleyici -Konsültasyon Eğitimi
- Kurum/Toplum - Gelişimsel -Medya
- Grup Rehberliği

Hedefler ;1.Süreçle ilgili hedefler
2.Sonuca yönelik hedefler
3.İşevuruk tanım
Doğrudan Servisler ; Okullarda, hapishanelerde, danışma servislerinde, yüz yüze gelinerek yapılan müdahale yöntemidir.
Yaklaşımlarda izlenecek sıra ; a) temel, b) İnsan görüşü, c) Anahtar Kavramlar, d)Uygulama teknikleri, f) katkı ve Sınırlılıklar,
Süreçle İlgili Hedefler ; Arzu edilen davranış bireye nasıl kazandırılacak ? Bunun kararını danışan vermektedir. Danışan atılgan olmak istiyorsa atılganlık eğitimi verilir.
Sonuca Yönelik Hedefler ;Danışmanın sonunda bireyin nasıl olmasını hedefliyoruz? Bireyin sorununa göre bireyin atılgan olmasını istiyoruz, obsesiflikten kurtulmasını istiyoruz.
İşe vuruk ; Tek yapılabilecek en yakın hedeflerden başlanır. Bireye hayır demeyi öğretmekle işe başlanabilir.



GEŞTALT TERAPİ
FREDERİCK PERLS;
Varoluşçulardan, hümanist yaklaşımdan, fenomenolojik yaklaşımdan, Zen-budizmden, Reich’ten etkilenmiştir.
Bireylerin algılarında eksiği tamamlamak eğilimi vardır. kelimelerdeki harf eksiklikleri tamamlanarak okunur. Önce bütün algılanır, daha sonra parçalar algılanır. Bir odaya girdiğimizde önce odanın tamamı göze çarpar. Daha sonra tek tek eşyalarla ilgilenmeye başlarız.
İnsan Görüşü ; Geştalt, parça bütün kavramını ele alır. Bütün parçadan oluşur. parçayı iyi tanımak istiyorsanız, bütün içinde incelemeniz gerekir. Dolayısıyla bireyi iyi tanımak için onu yaşadığı çevresi ile birlikte incelemek gerekir. Birey birbirinden bağımsız fakat birbirini etkileyen parçalardan oluşur. bireyi anlamak için o parçaları anlamak gerekir. Temel yatan insan görüşü “ İnsan ne iyidir nede kötüdür”. Birey olaylara nasıl tepki vereceğini kendisi seçer. Bireyler sorumluluklarını çeşitli nedenlerle yüklenemezler. Bunun nedeni de bireyin şimdi ve buradayı yaşayamamalarındadır. Bunu öğretmek gerekir.
Ruh Sağlığı ; Ruh sağlığı, organizmanın bütün halinde faaliyet göstermesine bağlıdır. Bir arıza varsa ruh sağlığı bozuktur. Bireyin davranış, düşünce ve duygularıyla bütünlük kazanması ve üçü arasında uyumun olması ruh sağlığını gösterir.
Amaç ; Bireyi dıştan destekli bir birey olmaktan atıp, desteği içten almasını sağlamaktır. Duygu, düşünce ve davranışlarında bütünlük sağlamak ikinci aşamanın amaçlarıdır. Üçüncü amaç farkındalık kazandırmaktır. Duygu, düşünce ve beden dili hakkında farkındalık kazandırmak temel amaçtır.
Bireylerin yaşamda kendi yollarını bulmaları ve olgunluğa erişmeleri, bireysel sorumluluklarını kendilerinin almalarına bağlıdır. Kişinin kendi sorunları olabilir, ama kişi sorunların çözümünde aktif rol oynamalıdır. Terapist olarak görev, bireyin sorumluluk almasını sağlamak, şimdi ve buradayı yaşatmak ve farkındalık kazanmasına yardımcı olmaktır. Terapist bireysel bütünlüğü bozan ne ise onun üzerinde durmalıdır. Bireyin kişisel olgunluğa erişmesi, bireysel sorumluluğa sahip olması ve zıtlıkların uzlaştırılması Geştalt terapisinin bireye kazandırması gereken durumlardır.
Danışanın duyguları, şimdi ve burada kavramı önemlidir. Danışanı şu ana ve buradaya çekmek için ; “Şu an neler hissediyorsun”, “Neler olup bitiyor” soruları yöneltilir. Geçmişte yaşanan duygular için ; “Şu an neler hissediyorsun”, “Şu an o duygu aynı yoğunlukta mı?” soruları yöneltilir. Geçmişte yaşanan olay; “ Şu an seni nasıl etkiliyor”, “Şimdi olsa tepkin nasıl olurdu”. Neden sorusu sorulmamalıdır. Bunun yerine “kendini nasıl hissediyorsun?” sorusu sorulmalıdır.
Bir diğer amaçsa bireyin topluma uymasını sağlamak değil, bireye iç denetim kazandırmaktır. Teknik olarak bireyden organlarını konuşturması istenebilir. Örneğin ; ellerini konuştur, İçi sıkılan bir bireye iç sıkıntını konuştur, başı ağrıyana başını konuştur, denebilir. Sözel mesajları iyi takip etmek gerekir. İp uçları yakalamak açısından önemlidir. Sözel ifadeyle sözel olmayan ifade arasında tutarlılık olması gerekir. Komik bir olaydan bahsediyorsa yüzü de gülmelidir.
Özetle Amaçlar ;
1.Kişisel olgunluk
2.farkındalık
3.Şimdi ve burada kavramı
4.Bireysel sorumluluklar






Önemli Kavramlar ;
1. Şimdi ve Burada ; Geçmiş geçmişte kalmıştır. Önemli olan şu andır. Geçmişi tekrar getiremeyiz., gelecekse gelmemiştir. Birey hayallerle yaşamamalıdır. Şimdi ve gelecek arasındaki boşluk kaygı yaratır.
2. Bütünlük ; Bireyin kendisini ve çevresini bilmesi, gizil güçlerini fark edip kullanabilmesi ve sorumluluk alabilmesidir.
3. Bitirilmemiş İşler ; geçmişte bireyin sözel olarak ifade edemediği olumsuz duygularıdır. Kırgınlık, kızgınlık, güceniklik, nefret vb. en kötüsü gücenikliktir. Bu beraberinde suçluluk duygusu getirir.
Özetle Süreç ve Aşamalar (Teknikler);
1) Danışanın sözel mesajları kadar sözel olmayan mesajları da önemlidir. Danışana bedeninde neler olup bittiğini anlaması için alıştırmalar verilir.
2) Danışanı şimdi ve buradaya getirme vardır. geçmişteki duyguyu şu an yaşaması ve şimdi yaşatması istenir.
3) Ne hissediyorsun, Kendini nasıl hissediyorsun? Gibi sorular sorulmalıdır.
4) İnsanların geçmişte yaşamalarının nedeni ; şimdiki anın bireysel sorumluluğunu almaktan kaçınmalarıdır.
5) Bireyi dışardan destek alan bir birey konumundan çıkarıp desteği içten alan birey konumuna getirmektir.
6) Bireyin bütünlüğünü kazanmasına yardım etmektir. Beden dili ve sözel konuşmasının tutarlı olması gerekir. Zıtlıklar ve kutuplaşmaları uzlaştırmak gerekir.
7) Bireye farkındalık kazandırmak gerekir. Reddettiği yaşantılarıyla yüzleştirme ve onları kabulü gerekir. Sözel olmayan mesajlarla sözel olan mesajlar arasında bir tutarsızlık varsa danışmanın bunu yüzleştirmesi gerekir.
8) Diyalog oyunu ile bireylerin bazen bedenleri konuşturulur. Şimdi ellerin konuşsaydı ne derlerdi? Burada amaç bireye bedeninde neler olduğunu hissettirmektir.
9) Danışanların çoğu “o”, “Onlar” öznelerini çok kullanırlar. Bunların ben diline dönüşmesi gerekir. Birde “kullanıyorum, yapamıyorum” cümlesinin değişmesi gerekir. “sigara kullanıyorum, bırakmak istiyorum ama bırakamıyorum” cümlesini “sigara kullanıyorum, bırakmam gerekir ve bırakmıyorum” şeklinde kullanmasını sağlamak gerekir. Ayrıca danışanın kullandığı cümledeki “ama” kelimesini “ve” şeklinde kullanmak gerekir.
10) Ben dili çok önemlidir. “beni sinirlendiriyorsun” değil “Ben sinirleniyorum” şeklinde kullanmalıyız.
11) Yüzleştirme sık sık kullanılır. sorular düz cümleye çevrilir. Danışanın “Sizce haklı değil miyim?” sorusu düz cümleye çevrilerek “Benim bu konuda ne düşündüğümü merak ediyorsun” şeklinde danışana iletilir.
12) –meli,-malılar, istemiyorum yada istiyorum şeklinde ifade edilmelidirler.
13) Yansıtma oyunları yapılır. İnsanlar kendilerinde olmasından hoşlanmadıkları, olmasını istemedikleri özellikleri başkalarında varmış gibi gösterirler. Danışanın danışmana “sana güvenmiyorum” demesi danışanın kendi güvensizliğinden kaynaklanmaktadır. Bu durumda danışanla yer değiştirme önerilir ve güvenilmeyen bir insanı oynaması istenir.







14) Boş sandalye tekniği ;Danışanın bitirilmemiş işlerinin tamamlanmasına ve problemin çözümüne olanak verir. Birey arzuladığı kişi ile konuşma olanağı sağlar. Danışanın reddettiği, kabul etmediği davranışlar üzerinde durulur. Anne veya babaya yaşanan öfkeyi sandalyede onlar varmış gibi hissedip oynamalıdır. Kişinin sürekli probleminden bahsetmesi zaman kaybına neden olur. Bireyin sorumluluk almaktan kaçması anlamındadır. Danışan bireyi geçmişten alıp şimdiye getirir. “Şimdi buradasın ve o duyguları tekrar yaşa” denir. Rol Playing ve Boş Sandalye tekniğiyle birey farkında olmadığı duyguları hakkında farkındalık kazanır. Geştaltçılar bireyi iç sıkıntısıyla bile konuştururlar. Bunun komik gelmesi direncin sonucudur.
15) Top Dog / Under Dog ;Kişiliğin sürekli birbirleriyle çatışan iki yanı vardır.
Top Dog Under Dog
Kişiliğin baskın yanı Kişiliğin bastırılan yanı
Patron güçsüz, çaresiz
Ahlakçı, eleştiren Zayıf, çocuk
Ana-baba Zavallı ben
Otorite yanı Manupüle edici, mazeretçi
Bu ikisi sürekli çatışma halindedir. Kişiliğin bütünlüğü bu ikisinin uzlaşması, dengede tutulmasıyla olur. Boş sandalye tekniği ile kişinin çatışmalarının farkına varması ve çözüm yollarını bularak kişiliğini bütünleştirmesi sağlanabilir. Ör; bireye en iyi ve en kötü oynatılır. Çaresizse baskını oynaması veya tersini oynaması istenir. Eğer oynadığın gibi olsaydın hayat nasıl olurdu, şeklide sorular sorulur. Amaç;Under Dogunu kişiye olabildiğince en alt düzeyde yaşatmaktır. (Yaşayabileceği en berbat durum yaşatılmalıdır.) Top dog ve Under Dog karşılıklı yaşatılarak tiksinti duyması ve çıkış yolu bulması sağlanır.Ör; Özgüveni düşük bir bireye ilk önce Under Dogu oynatılır. Bunu abartılı bir şekilde oynatmak gerekir; en yeteneksiz, en kadersiz, en aptal, en zavallı olarak oynatılır. Bu en berbatı oynarken öyle bir an gelir ki tiksinti duyarız. İşte o an Top Dog yaşatılır. Sen güçlüsün, en kuvvetlisin, en yeteneklisin, her problemini çözüyorsun gibisinden top dog abartılı bir şekilde oynatılır. Hiçbir insan under dogunu oynarken kendisini bu kadar aşağılanmış hissetmek istemez. Bunları uzlaştırabilmek için her ikisini de dengelemek gerekir.
16) Abartı Oyunu ; Özellikle beden mesajlarını anlamak için kullanılır. Sözel mesajlar içinde kullanılır. Bireyin bedeni çok şey söyler ama birey bunun farkında değildir. Örneğin “bacaklarım titriyor” diyen bir bireye bacaklarını olabildiğince titretmesi istenir. Bunu yapmaktaki amaç bireyin dikkatini beden diline çevirmektir. “Şu an bacakların konuşsaydı ne derdi?”
17) Duyguyla Kalma ; Danışan keder veren duygulardan kaçıyorsa kullanılır. danışman bu duyguyu yaşamasını ister . Böylece katarsis sağlanmış olunur.
18) Danışanın kutuplaşmaları ;hoşnut olmayan bir durum söz konusudur. Kişinin bazı durumlarda kendisini eleştirdiği olmaktadır. Bireye zıtlıklarla yaşamayı öğretmeli ve kabullendirmeliyiz. Burada amaç inkar ettiği yanlarını fark etmesini sağlamak ve bir şekilde kabul etmesini sağlamak gerekir.
19) Prova Oyunu ;Birey bir olaya yöneldiğinde bu olayın kendisinde yaratacağı duyguları bilememektedir. Bu yüzden bu olaya başlamadan önce bu olay danışma ortamında canlandırılır. Bireye ne hissettiği sorulur. Böylece birey olay sonucunda yaşayacağı duygular hakkında bir iç görü kazanabilir. Ör; Bir kızla ilk defa çıkacak bir bireye bu prova ettirilebilir.
20) Sorumluluğu alıyorum ;Amaç bireyin duygularını fark etmesi, duygularını yansıtmak yerine “bu duygular bende var” kabul etmesi gerekir. Böylece birey sorumluluk almış olur ve duygularıyla yüzleşir. Ör; “sana güveniyorum ve bunun sorumluluğunu alıyorum”. Bazen daha ileriye gitmek istemez,geri çekilebilir veya direnç gösterebilir . Bu durumda bireye , olmak istediği bir yer hayal ettirilir. Neler hissettiği sorulur. Bu anda danışan kendisine enerji sağlayacaktır. Zihni boşalıp rahatlayacaktır.
21) Tersine çevirme ;Bireyi kendisinde reddettiği yanlarıyla yüzleştirmedir. Saldırgan bir kişiye sakin bir kişiliği canlandırması istenebilir. Grup ortamında uysal, sakin, muhlis bir kişiliği olan birisine tersi bir şeyi oynatmak gerekir. Saldırgan, kızgın birine de sakin bir kişiliği oynatmak vb. bu gene grupta tek tek bireyleri dolaşarak oynanır.
22) Bir Sırrım Var ; Bireyin güven duygusu geliştirmesine yardımcı olur. Bu alıştırmanın amacı suçluluk, utanç duygularının ve sırlarının paylaşmasını açığa çıkmasını sağlamaktır. Burada paylaşılan sır değildir “eğer bu sırrım ortaya çıkarsa insanlar benim hakkımda ne düşünür” sorusuna cevap aramaktır. Bu sırrın ortaya çıkmamasında; alay edilme korkusu, aşağılanmak korkusu ve reddedilmek duygusu olabilir. Bu uygulamayla bu tür kaygıların her insanda olabileceğini göstermek ve güven duygusu kazanmasına yardımcı olmaktır.
23) Rüya Çalışmaları ;Danışan rüyasını anlatabilir veya rüyasını oynayabilir. Rüyanın gerçek yaşamıyla ilgili ilginç sonuçlar ortaya çıkabilir. Danışman aktiftir ve danışanı belli yerlere yönlendirmektedir. Danışanın danışmanı manüpüle etmesi zordur.
24) Tur Atma ; Bireyin rahatsız olduğu bir olayı bütün gruba tek tek anlatıp duygularını ifade etmesidir.
Katkı ve Sınırlılıklar
• Danışanın danışmanı manüpüle etmesi engellenir.
• Danışanın kendini kandırmasını, oyun oynamasını ve sorumsuzluklarına çıkış yolu bulmasını engeller.
• Birey sorumluluk almayı öğrenir.
• Danışman aktif durumdadır. Danışanın ne yapması gerektiği konusunda ip uçları verebilir.
• Sözel olmayan mesajlara önem veriliyor.
• Bitirilmemiş işler tekniği ile organizmanın bütünleşmesi sağlanır.
• Danışman yüzleştirici ve aktiftir.
• Geştalt bilişsel yana ağırlık vermez
• Danışmanın kullanacağı çok fazla teknik vardır. Bu teknikler danışanı manüpüle etmek için kullanılır.





















REALİTY TERAPİ
(WİLLİAM GLASSER)
Davranışçı yaklaşımın içinde gösterilir. Gerçeklik nedir? Kime göre, neye göre gerçektir? gibi soruları vardır. davranış değişikliğine dayanan bir yaklaşımdır. Öğrenme ağırlıklıdır. Danışandan hız alan yaklaşım ve Geştalt yaklaşımı gibi şimdiki davranış üzerinde dururlar. Yine Geştalt yaklaşımı gibi bireysel sorumluluk üzerinde durur. Bireysel sorumluluk = Ruh Sağlığı
Bu terapi, davranışçı yaklaşım, T.A. ve RET deki gibi danışman aktif, didaktik, direktiftir.
İnsan Görüşü ; İnsan davranışlarını güdüleyen bazı psikolojik ve fizyolojik ihtiyaçlar vardır. fizyolojik ihtiyaçların dışında iki ihtiyaç vardır;
1.Sevme sevilme ihtiyacı
2.Kendimiz ve başkaları tarafından değerli görülmek, kabul görmek ihtiyacı
Birey ihtiyaçlarını doyuramadığından acı çeker. Bireyin ihtiyaçlarını doyurmak için yaptığı davranışları irrasyonel ama birey için anlamlıdır. Acı çektiği halde davranışları yapmaya devam eder. Amaçlarının gerçekleşemeyeceğini bile bile bu davranışlara takılıp kalır. Dolayısıyla danışanın bunu görmesi, başarısız olduğuna inanması, amacına ulaşamayacağını kabul etmesi gerekir.
Terapinin Amacı ;
1.Bireyin gerçekle yüzleşmesini sağlamak
2.Bireyin bireysel sorumluluğunu almasını sağlamak
3.Bireyin temel ihtiyaçlarını doyurulmasına yardımcı olmak
Terapistin Görevi ; Bireyin gerçekle yüzleşmesine yardım etmektir. Böylece bireyin yargılarda bulunmasına ve değerleri sorgulamasına yardım edilmiş olunur. Başarısız kimlik yerine başarılı kimlik geliştirmesine yardım edilmiş olunur.
Terapist amaca ulaşmak için davranışçı yaklaşımdan yaralanmalıdır. Danışma süreci içerisinde ; planlar yapılır, ev ödevleri verilir. Kontratlar yapılır, davranışa ağırlık verilir, davranışları etki tepki bazında açıklar, bireyin güçlü yanları üzerinde durulur, moral değerler üzerinde durulur, birey ilişkilere yöneltilir.
Bunları yaparken danışanın bazı değer yargılarını, normlarını irdelemek gerekir. Hangi Gerçek? Bireyin halihazırdaki sergilediği davranışları onun ihtiyaçlarını ne derecede doyurduğu ve toplumun beklentilerine , değer yargılarına ne derecede uyduğu gerçekliktir. Gelecek, bilinçaltı, geçmiş, iç görü kazanma kavramları önemli değildir. Grupla danışmada, evlilik ve aile danışmasında ve krize müdahale merkezlerinde sıkça kullanılır. Etki ve değer yargıları önemlidir. Anahtar kelimeler ; Bireysel sorumluluk =Ruh Sağlığı
İç görü = Davranış Değişikliği
Danışanların bireysel kapasiteleri bir birinden farklıdır. Plan yaparken ; a) Birey neler yapabilir. b) birey nelere isteklidir. Bu konular göz önüne alınmalıdır. Duygular ve düşünceler pek vurgulanmaz.
Kavramlar
Kimlik ; İnsanların temel gereksinimi kimlik gereksinimidir. Kimlik diğer insanlarla farklılığımızı gösterir.
A) Başarılı Kimlik ; Birey kendine göre problem çözmeye çalışırken bazı davranışlarda bulunur. Bunun sonucunda başarılı veya başarısız bir kimlik geliştirir. Bireyin temel ihtiyaçları doyurulmuşsa başarılı bir kimlik geliştirir. Başarılı kimlik ruh sağlığının göstergesidir. Bu insanlar kendine güvenen, yaşamları doyumlu, benlik tasarımı yüksek, sorumluluklarını üstlenebilen, paylaşımda bulunan, çatışmalarını çözebilen ve gerçekle iç içe olan bireylerdir.


B) Başarısız Kimlik ; Bireyin temel ihtiyaçları doyurulmazsa başarısız kimlik oluşturur. Ruh sağlığı bozuk kişilerdir. Kırgın, küskün, öfkeli, ihtiyaçları doyurulmamış bireylerdir. Alıcıdırlar, geri çekilme davranışı gösterirler, geri çekilme yetmezse başka davranışlar geliştirirler. Bu insanlar vermekten çok alma eğilimindedirler. Verdiklerinde ise çok verirler ve aşırı beklenti içerisine girerler, yoğun kırgınlık yaşarlar. Bu insanlar için davranışta bulunmak risktir. Başarısız olma ve ret olma tehlikesi vardır. Başarısız olma, ret edilmeden dolayı büyük acı çekeceklerinden baştan riske giremezler. Riske girmeyip sevgi görürse beklentisi yerine gelmiş olur. Bu bir kısır döngüdür. Acıdan kurtulurlar ama ihtiyaçları doyurulamaz. İnsanlarla ilişkilerden geri çekilirler, yalnızlığı seçerler. Geri çekilme yetmeyince başka davranışlar içerisine girerler.
a) Dışavurumcu Davranışlar ; Antisosyal davranışlardır. Hırsızlık, yan kesicilik gibi, tutturma, sosyopatik ve psikopatik davranışlar olabilir. Bu davranışlar küçük yaşlarda görülürlerse önlem alınmalıdır. Bunlarda olumsuzda olsa ilgi çekme vardır. ceza caydırıcı değildir.
b) Duygu Bozuklukları ; En fazla görüleni depresyondur. Yalnızlık duygularını gidermediklerinden depresyona girerler. Depresyon acıyı azaltır, geri çekilme davranışını pekiştirir. Depresyondaki birey başta diğerlerinin ilgisini çeker, bu da depresyonu pekiştirir. Sonradan ona yardım edenler geri çekilir ve bu da depresyonu ağırlaştırır.
c) Düşünce Bozuklukları ; Obsesif düşünceler vardır. Bu düşünceler bireyin çektiği acıyı hafifletir, onlara güven verir. Dış dünya ile ilişkilerini keserler ve kendi dünyalarını kurarlar, seçtikleri dünya onlar için güvenlidir. Bu düşünceler ihtiyaçlarını gidermez ve gerçekle yüzleşmesini engeller.
d) Psikosomatik Belirtiler ; Alerji, diyare, migren, astım, tansiyon vb. şikayetler olabilirler. Başarısızlığın verdiği acıları azaltmaktadır.
e) Madde Bağımlılığı ; Uyuşturucu, alkol, kumar, yiyecek bağımlılığı olabilir. Bunlar geçici çözümlerdir. Problemi ağırlaştırabilir.

Davranışçılar gibi bireyin olumlu ve güçlü yanları üzerinde dururlar. Değer yargıları ve etik kuralları vurgulanır. Birey yaşamındaki başarısızlıklarına davranışlarıyla katkıda bulunur. Sonuçta inandığı gibi başarısız olur. Bireyin bu davranışlarını görmesine katkıda bulunulmalıdır. Bireyin bu değerlendirmeyi yapması için bazı şeyleri yargılaması gerekir. Yargılanacak olan bireyin kendisi değil, davranışlarıdır. Bu davranışlar bireyin başarısızlığına ne derecede katkıda bulunuyor, ihtiyaçları doyuruluyor mu? Başarısızlık, amaçlara ulaşamama konusundaki başarısızlıktır. Birey bu gerçeği fark etmedikçe davranışları değiştirme konusunda bir adım atamaz. Bireyin bunun farkına varırsa bir şans var demektir. RT. Transferansı pekiştirmez. Terapist daima terapist rolündedir. Bilinç altıyla ilgilenilmez, bilinç düzeyinde çalışır. Planlar yapılır, kontratlar yapılır ve ev ödevleri verilir. Bunları birey yapmadıysa ceza verilmez. Çünkü bu onun beklentisinin gerçekleşmesine neden olur. Duydukları suçluluk duygusunu azaltır, inançlarını ve başarısız kimliklerini pekiştirir. Çünkü davranışlarının bedelini ödemek bireyi rahatlatır. RT. Ceza yerine bireyin davranışlarının doğal sonuçlarını görmelerini isterler, bedelini ödemesini isterler.(Ör. Yanan bir sobaya dokunursan, yanarsın)
Birey yapmaması gereken davranışı yapınca, davranışın doğal sonucu olarak ihtiyacı doyurulmaz. Birey yapılmaması gerekeni yapmadıkça amaçlarının farkına varacaktır. Bireyin sorumluluğu bireyin ihtiyaçlarının giderilmesidir. Bu ihtiyaçlar başkalarının ihtiyaçlarını engellemeyecek şekilde giderilmelidir.



TEKNİKLER
1) Rol Playing ; Yeni davranışları deneme aşamasında kullanılır.
2) Yüzleştirme ;Gerekli olan yerlerde model ve öğretmen olma.
3) Mizah Tekniği ; İroni kullanılır.
RT. İlaç kullanımına karşı çıkarlar. Teşhis zaman kaybı ve etiket olarak kabul ederler. Yorumlama , iç görü ve serbest çağrışıma önem vermezler.

Katkı ve Sınırlılıklar
1.Terapi kısa süreli ve özellikle davranış üzerinde duran bir modeldir.
2.Birey davranışını değiştirmek istediğini söyleyince ona farkındalık getirecek soruları vardır. (danışan; Kendimi kötü hissediyorum? Danışman; Ne yapıyorsun? Danışan; davranışımı değiştirmek istiyorum. Danışman ; Seni alıkoyan ne?)
3.Mazeret kabul edilmez.

Eleştiriler
1.Davranışın psikodinamikleri üzerinde fazla durulmaz.
2.Eğer danışman fazla deneyimli değilse, kendini kontrol edemezse, iyi niyetli değilse danışana kendi değer yargılarını empoze edebilir. (bilinçli veya bilinçsiz )
3.Ruh sağlığı kavramını ret ederler.
































TRANSACTİONAL ANALYSİS
( ERİC BERNE )

İnsan Görüşü ; İnsanlar küçük yaşlarda aldığı mesajlar sonunda bazı karalar veriyorlar ve bu karalara uygun olanlar geliştirilip, oyunları oynuyorlar. Bu oyunların amacı kişiler arası ilişkilerde fazla yakınlığa girmemektir. Bu oyunların sonunda beklentilerini gerçekleştirmek amaçtır.
Amaç ;
1.Kişilikte her bir ego durumunu yerinde ve zamanında kullanmasını sağlamaktır.
2.Terapist sorumluluk almayı ve her üç kişiliği de dengeli kullanmayı öğretir. Birde yaşam senaryolarının değiştirilmesi gerekir. Bireyler şimdi ve buradalığı yaşamalıdır.
Bütün bireyler özgür doğarlar. Ancak öğrendikleri ilk şey itaat etmektir. Ana-babaya itaat ederler. Çünkü bu yaş diliminde ihtiyaçların giderilmesi ana-babaya bağlıdır. Onay kazanmak için itaat ederler. Bu itaat etme daha sonra ihtiyaçlarını giderebilecek tüm diğer insanlara yönelir. T.A. terapistleri mazeret kabul etmezler. Oynanan oyunların bilinç düzeyinde farkında değildir. oynana oyunlar birey için karşılaştığı sorunlarla baş etmek için kullanılır.
ADULT EGO (Yetişkin ); Kişiliğin objektif yanı baskındır. Dış gerçekliğe uygun davranan ego durumudur. Zeka, sosyo ekonomik durum ne olursa olsun her bireyin adult ego yanı vardır. problem çözmeye dayanıklı, gerçeklik algısı olan, akılcı kişidir. İş ortamında gerçekleşir. Egonun hakim olduğu, sözel ve sözel olmayan mesajları tutarlı olan, iyi bir dinleyici, soruları yargılamak için değil onu daha iyi anlayabilmek için kullanılır. anladığım kadarıyla, zannediyorum gibi kelimeler kullanılır.
Bağımlılık yaratan şey negatiftir. Problemi ortadan kaldırmaz, sadece unutturur. Birey kendini rahat hisseder, ama bedeli ağır olur. Kaybettikleri şeylerin ardından daha ağır bağlanırlar. Bu bilinçli bir seçim değildir. Giderek “denemeye ne gerek var”, “Dünyanın ne anlamı var” gibi düşünceler gelişmeye başlar. Birey sorumluluktan kaçıyordur.

CHİLD EGO ( Çocuk ) ; Tipik id tepkileri gösterir. Tepkiseldir, spontandır, duygusal, eğlenceye eğilimli, hazza yönelik doyumlar peşinde koşan, bencil ve yaratıcıdır. Somurtma, surat asma, tutturma, ayak direme, bana ne, isterim diyen hem gözleri dolu veren, ama ya, kıkırdamalar vb. görülür.
Doğal Çocuk ; İmpalsif, spontan, amacı sonsuz özgürlük olan saf, eğitilmemiş çocuk yanımızdır.
Küçük Profesör ; Büyümüşte küçülmüş, sezgisel, yaratıcı, ukala olan çocuktur. Uyarlanmış çocuk ; bazı yaşantılardan geçtikten sonra nerede ne yapılması gerektiğini bilen çocuktur. İtaat eden çocuktur.
PARENT EGO (Ebeveyn) ; İkiye ayrılır. Sürekli iş var, -meli,-malılar. Eğlence yok, disiplin var, doyumu geciktirir.
A-Besleyici, koruyucu ebeveyn ; Çocuğu över, onu rahatlatır. Onun denemesine imkan verir. Onun düşünmesini ve yaratıcı olmasını destekler.
B-Eleştirici ebeveyn ; Kurallara uyup uymamaya göre yargılayan, eleştiren, reddeden gerekirse ceza veren egodur.
Ebeveyn ego yol gösterici, eleştirici, yargılayıcıdır. Kaş çatmalar, omuz silkmeler, ayağı yere vurma, sırtını sıvazlama gibi davranışlar görülür. Süper ego hakimdir.
TA. Çok fazla terminoloji vardır, bunların hepsini danışana öğretmek gerekir.


Ana-babalardan gelen mesajlar = Bu mesajlar doğrultusunda alınan kararlar = ilk kararları destekleyen oyunlar = Raketler
İlk önce anne-babadan gelen mesajlar, yasaklar, tembihler, emirler ve –meli,-malılar var. Bu mesajlar doğrultusunda ilk kararlar oluşur. bu mesajlar sözel veya sözel olmayan mesajlardır. Bu kararların amacı onay almaktır. Onay almak için bu davranışlarda bulunulur. Yani oynadığımız oyunlar bu beklentileri gerçekleştirmelidir. Raketten kastedilen şey ilk karaları aldıktan sonra oyunlar oynuyoruz. İçimizde bazı kötü duygular birikir ve kronikleşir. Bu oyunlar bu onay almayı destekler niteliktedir. Sonuçta verdiğimiz kararlar pekiştiriliyor ve bu böyle devam ediyor.
Ana-babamıza fiziksel ve psikolojik olarak bağımlı olduğumuzdan emirlere ve yasaklara uyulur. Gelen mesajlar doğrultusunda bazı kararlara varılır. Bu mesajlardan birisi yapma mesajıdır. Bu mesaj daha ziyade kaygılı olan ebeveynler tarafından sözel veya sözel olmayan biçimde çocuğa aktarılır. Yapma onu beceremezsin yada yapacakken elinden çekmek gibi. Sonuçta çocuk bunu ben kendi başıma bunu yapamam sonucuna varıyor ve denemekten kaçıyor. Çünkü kendi kapasitesinden emin olmayabilir.
Olmada ise şiddete baş vuruluyor. Bu fiziksel olarak olabilir. Burada çocuğun varlığı yok sayılır. Keşke sen olmasaydın mesajı verilir. Çocuk ebeveynlerini kızdırmamak için onlara kendini yokmuş gibi göstermeye çalışır. Bu mesajlardan biri de yakınlaşmadır. Erkeklere güvenme, seni terk ederler, acı çekersin gibi mesajlar verilir. Böylece çocuk hiç kimseye yakınlaşmaz. Çünkü onlar beni incitir, üzebilir, kırabilir gibi düşüncelere kapılır.
Raketler ise oyunun sonunda yaşadığımız olumsuz duygulardır. Olumsuz geçen ilişkilerde suçu karşı tarafa atarak olumsuz beklentilerini pekiştirir. En doğrusunun ilişkinin bitmiş olmasıdır, şeklinde düşünür. Eğer bu arkadaşlığı devam ettirseydim üzülürdüm, kırılırdım gibi düşüncelere yönelir. Bu senaryoyu biz yazıyoruz ve biz oynuyoruz. En sık kullanılan oyunlardan birisi tekmele beni, zavallı ben, sen olmasaydın oyunudur.

TERAPÖTİK SÜREÇLER VE AMAÇLAR
İnsan iki temel ihtiyacını doyurmadığında acı çeker. Bu başarısız kimlik kavramı geliştirdiği için oluşur. ihtiyaçlarını doyurmak ve kimlik kavramını değiştirmekle olur. Bunu yapmak için birey önceki işe yaramaz davranışlarını fark ederek amaca götüren, doyuran davranışları seçecektir.
Birey mutluluğunun ve mutsuzluğunun kaynağıdır. Bol bol ev ödevi verilir. Terapist ceza vermez ama mazeret de kabul etmez. Ev ödevi birey tarafından yapılabilir ve gerçekçi olmalıdır.
Danışanın koşulsuz kabulünü ret ederler. Koşulsuz kabul sorumluluk almayı engeller. Birey her denemeyi yaptıktan sonra ödüllendirilmelidir. En büyük ödül bireyin davranışı yapınca ihtiyacının doyuruluyor olmasıdır. Bireyin yaşamına limitler getirilir. Bireyin kendisine ayrılan süreyi en iyi şekilde değerlendirmesi gerekir. Sorumluluk almalıdır. Empatiyle yaklaşmak gerekir. Bireyin kendine ilişkin olumlu değerlendirmeler yapması için insanlarla ilişki kurması gerekir. İlişkiye yöneltmek gerekir. Bireyin yaptığı davranışın amaca götürmeyeceği konusunda farkındalık kazandıktan sonra amaca götürecek davranışlar konusunda planlar yapılır. Ödevler verilir.








TEMEL PRENSİPLER
1. Katılım ; Danışan terapistle olmak durumundadır. Yazılı planlar daha iyidir. Bireyi motive etme açısından yararlıdır. Başarısız kimlik geliştiren bireyler verdiklere söze uymayabilir. Bu bireyler denemektense, geri çekilmeye eğilimlidirler. Bu nedenle “denerim”, “yapmaya çalışırım”, “sanırım yaparım” gibi güvencesiz kelimeler kullanırlar. Terapist bunların yerine kesin ifadeler yerleştirmelidir.
2. Empati, saygı vs.
3. Hali hazırdaki davranış önemlidir.
4. Davranışlar, amaca götürücü olup olmadığına göre değerlendirilir. ( ihtiyaçlar karşılanmalıdır) terapist gerekirse öğretici olmalıdır. Danışan davranışlarını doğal sonuçlarına göre seçecektir. Sonuçtan hoşlanıyorsa davranışı yapar. Farkındalık kazanmalıdır.
5. Sorumlu davranışın planlanması ; Bunu danışan yapar, terapist yol gösterir. Grup oturumu bunda yaralı olur. Planlar gerçekçi ve bireyin yapabileceği düzeyde olmalıdır. Grup oturumunda alternatif davranışlarda öğrenilir. Birey gruptan destek alarak yeni davranışları uygulayabilir.
Pozitif bağımlılığın ölçütleri ; planlanan davranışlar, yarışmaya dönük olmalıdır. Bu aktivite her gün yapılabilecek ve kişiyi zorlamayan aktiviteler olmalıdır. Yapılması kolay olmalıdır. Fazla öz eleştiri yapmadan gerçekleştirilmelidir.
6. Mazeret kabul etmeme ; birey davranışı yapmayı kabul etmiştir, ama yapmamıştır. Birey “ yapmadım” ve mazeret getirir. Mazeret kabul etmek beklentiyi gerçekleştirir, sorumsuzluğu pekiştirir. Planların uygun olmaması da bu duruma neden olabilir. Plan gözden geçirilmeli ve daha bağlayıcı planlar yapılmalıdır.

Teknikler
• Ego analizi (yapısal analiz )
• Yaşam senaryoları analizi (Yaşam pozisyonu )
• Oyun analizi
• Boş sandalye
• Rol playing
• Psikodrama




















ETKİLİ ANNE-BABA EĞİTİMİ
( THOMAS GORDON )

Amaç ; Anne-baba- çocuk arasındaki iletişim kanallarını açmaktır. Öncelikle sorunun kime ait olduğunu bulmak gerekir. Bir öğretme süreci vardır. Terapist aktiftir. En temel görevlerden birisi aktif dinlememedir. Sorun çocuğa aitse aktif dinleme ve empati kurulmalıdır. Sorun anne-babaya aitse ; Çevreyi değiştirebilirler, Kendilerini değiştirebilirler, Çocuğun davranışlarını değiştirebilirler.
Anne-baba bu yöntemleri denerken üç yöntem benimseyebilirler.
a) Otoriter Yöntem ; Anne-baba kazanır, kaybeden çocuktur. Anne-baba “ben bunu böyle istiyorum” der ve olay biter. Kaba kuvvet ve saldırı anne-babanın kullandığı yöntemlerdendir. Bu yöntem aile ilişkileri açısından ve çocuk gelişimi yönünden son derece yanlıştır.
b) İzin Verici Yöntem ; demokratik değildir. Çocuk kuralları kendisi koyar. Devamlı kaybeden taraf anne-babadır. Sonuçta çocuğun dediği olur. Çocuğa bencillik öğretilir. İleride sosyal uyumsuzluk çekebilir.
c) Kaybeden Yok Yöntemi ; Demokratik yöntemdir. Öğretmeye çalıştığımız yöntemdir. Her iki tarafta kazanır. *Problem tanımlanır, *Probleme yönelik bazı çözüm yolları ortaya konur, *Çözüm yolları değerlendirilir, *En iyi çözüm yolu seçilir, *Uygulama, *Değerlendirme.


ADLER


Anne-babanın çocuğu anlaması çok önemlidir. Çocuğunu anlayabilmesi ve onun davranışlarının altında yatan nedenleri görmek çok önemlidir. Adler’de sosyal ilgi kavramı vardır. Sosyal ilginin bir insanda olması çok önemlidir. Çocuğun sosyal ilgi geliştirmesi ruh sağlığı açısından çok önemlidir.
Çocukların Hatalı Davranışlarının Altında Yatan Nedenler
1. İlgi Çekme Mekanizması ;(Onaylanmak ve görülmek ) Çocuğun davranışlarının nedeni ilgi görmektir. Çocuk kendi ölçüleri içinde anne-babasından yeterli ilgiyi görmezse bu yola başvurur. Başkaları tarafından görülme ve onaylanma çok önemlidir. Burada çocuğun amacı, sağlıklı yollarla kazanamadığı ilgiyi ne pahasına olursa olsun kazanmaktır. Çocuk olumlu yönde ilgi çekmeyi ister ama bunu başaramazsa bunun dozunu artırarak ilgiyi çeker. Bu sırada atılan bir tokat bu davranışı pekiştirir. İlgi çekme mekanizmasında biz çocuğun davranışına ilgi göstermezsek çocuğun davranışlarının dozu artar ve bizi sinir eder. Pekişen davranış neyse çocuk her seferinde en son yaptığı davranışıyla onu elde eder.
Önlem ; a) Çocuğun ihtiyacını anlamak yani neden ilgi çekmek istiyor. b) Çocuğun davranışı görmezden gelinerek çocuğun ilgisi azaltılabilir. c) Çocuğun amacı ilgi çekmek ise hak ettiği durumlarda ilgi gösterilmeli ve ihtiyacı karşılanmalıdır. Ceza kullanılmamalıdır.

2. Güç Kazanma ; Bunun altında yatan neden çocuğun patron olmak istemesidir. Çocuk başkalarına patronluk yaparak kendisinin değerli olduğunu hissettirmeye çalışır. Yetişkini proveke eder, yetişkin bu oyuna gelmemelidir. Çocuktan bir şey yapmasını isteyemeyiz, işi iddiaya bindirir ve sonuçta kazanır. İnatçı ve isyankardır. Burada yetişkinin yapacağı çocukla kim kazanacak yarışına girmemektir. Gel beni tekmele der, patron benim der ve bizi proveke eder.
Önleme ; a) Çocuğa amacın güç kazanmak , evde kimin patron olduğunu göstermek mi ? diye soru sorulur. b) Çocuğun gücü kabul edilmeli, c) Çocukla çatışmaya girilmemeli, d) Konuşmak yerine davranışta bulunmak gerekli, e) Mümkünse çocukla uzlaşmaya, uygun bir düzeyde eşitlik sağlamaya çalışın, f) Çocuğun dikkatini daha yapıcı bir yöne çekmek gerekir.
3. Öç Alma ; Cesareti kırılmış ve incinmiştir. İlgi çekme ve güç kazanma yöntemi ile durumunu kurtaramadığını anladığı için ve kendisi incindiği için yetişkini de incitmek ister. Çocuktan aşırı beklentileri olan anne-babaların çocuğu bu duruma düşer. Çocuk kimse beni sevmiyor, ilgilenmiyor diye düşünür.
Önleme ; a) Olabilir mi? Sorusu sorulmalıdır, b) Çocuk incinmiştir, ceza onun incinmişliğini daha da arttıracağı için ceza kullanılmamalıdır, c) Çocuğun değerli olduğuna inandırılması gerekir, d) Çocuğa ana-baba incinmişliğini göstermemelidir.
4. Varsayılan Yetersizlik ; varsayılan ve gerçekte de olabilen bir özrü nedeniyle çocuk kendini sürekli yetersiz hisseder. Çocuk riske atılmaktan kaçınır. Sürekli ben bilmem, ben bunu yapmam gibi özürler içindedir. Çünkü yaptığında da başarısız olacağını düşünür. Anne-baba çaresizdir.
Önleme ; a) Olabilir mi? Sorusu vardır. Kendini yetersiz hissettiğin için bu şekilde davranıyor olabilir misin ? b) çocuğu cesaretlendirmek için anne-baba cesaretini göstermelidir, c) Çocuğun güçlü yönleri üzerinde durulmalıdır, d) Ona inandığımızı göstermeliyiz.
Adler’e göre normal dışı davranışların ölçütleri ;
1.Abartılmış üstünlük çabaları ; Yoğun aşağılık duygusu yaşayan kişiler bundan kurtulmak için aşırı bir çaba harcarlar. Kendilerine akılcı olmayan irrasyonel hedefler koyarlar. Tasarıları esneklikten yoksundur. Bunlara ulaşamayınca eksiklik duygusunun daha çok etkisinde kalıyor.
2.Gelişmemiş toplumsal ilgi ; Nevrotik kişi, çevresindeki insanlara gerçek anlamda ilgi ve sevgi veremez.
Nevrotik kişinin kendisi, çevresindeki insanlar ve dünya hakkında düşünce ve algıları yanılgılarla doludur. Sağduyunun yerini kendine özgü bir dünya görüşü (egoizm) alır. İnsanları sevgisiz, gaddar ve tehlikeli olarak algılar.
Uyumsuz bir ortamda yetişen çocuk, ileriki yaşamında insanlarla ilişki kurmayı beceremez. İş birliği konusunda yeterince eğitilmemiştir. İş birliğinin ne olduğunu bilmez, sürekli sorun çıkarır. İstenmeyen çocuk ise, diğer insanlardan uzak durmayı yeğler.
Nevrotiğin seçtiği amaçlar topluma değil, kişisel çıkarlarına yöneliktir. Tasarıları bencildir. Güç kazanmayı ister. İlişki kurmak ve yardımlaşmak konusunda çaba göstermez. İnsanlarla birlikte olmak ister ama beceremez.
Nevrotik kişi olayları diğer insanlar gibi değerlendirmez. İşine gelmeyen olayları görmezlikten gelir. Ya da işine gelen bölümleri alır. (algıda seçicilik)
Nevrotik kişi olaylar hakkında derhal yorum yapar, doğru ve yanlışlığını düşünmez. (algısal duyarlılık)
Onun için siyah ve beyaz vardır, ara renkleri fark etmez. Ya iyi insan ya da kötü insan. Olayları değerlendirmede yanlış kriterler kullanır. Koyduğu ilkeler esnemez. Kendi durumunu diğer insanlara göre değerlendirdiğinde yanılgıya düşer. Küçük düşmediği halde küçük düştüğünü zanneder. Hayranlık kazanmadığı yerde hayranlık kazandığını zanneder. Kendisini hep haksızlığa uğratıldığını savunur. (düşünceler)
Nevrotik kişi duygularını yoğun, heyecanlarını abartılmış bir biçimde yaşar. Yenilgiye uğrama, karar verme korkuları ve yetersizliğinin ortaya çıkacağı kaygısını yaşar. (duygu ve heyecanlar)
Nevrotik kişi ben merkezcidir. İlişkilerinde bencildir.İlişkilerinde tutarsızdır. Temelde bağımlı bir insandır. (insan ilişkileri)
Nevrotikler iki grupta toplanır .
I) Saldırganlık Tepkileri
1. Küçük düşürme ; insanları yoksun bırakma ve küçük düşürme çabasındadır. Böylece kendi üstünlük duygusunu yaşar.
2. idealleştirme ; nevrotik kişi aslında tüm dünyayı eleştirmektedir.
3. Çevreye aşırı ilgi gösterme ; Hiç umulmadık şekilde çevresindekilerle iyi ilişkiler kurar. Onlara sürekli önerilerde bulunur.
4. Suçlama ; Ya ima ya da direkt saldırganlık yolu ile karşısındaki kişileri suçlar. Burada da sorumluluk almaktan kaçar.
5. Kendini suçlama ; Başkalarının onu suçlamasına izin vermeden hemen kendisini suçlar. Bu tepkiyi başkalarını küçük düşürmek ve kendini yüceltmek için kullanır.
II) Uzak durma tepkileri ;
1. Geri çekilme ; Sorun yaratan durumlardan kaçma ve onlarla yüz üze gelmeme eğilimindedir.
2. Hareketsizlik ; eyleme geçememe, erteleme şeklindeki tepkilerdir. Bilinmezlerle karşı karşıya kalınınca görülür.
3. Tereddüt ; Bir olay karşısında eyleme geçme ve geri çekilme şeklinde tepkilerle o durumu sallantıda bırakma eğilimi.
4. Engel Yaratma ; belli bir durumdan kaçınmak için nedenler ve özürler bulma biçiminde görülen tepkilerdir. Bulduğu bu özürlerde başkaları tarafından bile kabul görür. Mantığa bürünme mekanizması gibi.
5. Çevreyi sınırlama eğilimi ; Kişi, yaşamını üstünlüğünü kabul ettirebileceği kişilerle birlikte olur.
ATILGANLIK EĞİTİMİ
Atılgan ; Duygu düşünce ve tercihlerini direkt olarak zorlayıcı yöntemlere baş vurmadan ifade etmeye atılgan davranış, bunları yapan bireye de atılgan denir. Bu kişiler olumlu ve olumsuz duygularını direkt olarak söylerler ve ceza kullanmazlar. Rahatlıkla seni seviyorum diyebilir ve yine rahatlıkla seni sevmiyorum da diyebilir.
Atılgan davranışın ne olduğu konusunda danışanı eğitmeliyiz. Bu bir sosyal beceridir. Doğuştan getirilen bir yetenek değildir. Birey atılgan olmayı yada olmamayı iletişim kurduğu yetişkinlerden öğrenir. Birey her hangi bir otorite karşısında kendi istek ve ihtiyaçlarından ödün veriyor. İnsan ilişkilerinden her hangi bir bozukluk olmayabilir, ama kendi istek ve ihtiyaçlarında çatışma yaşar.
Atılgan olmayan davranış toplumda benimsendiği için değiştirilmesi zordur. Atılgan olma durumdan duruma ve kişiden kişiye değişebilir. Bir durumda atılgan olan bir birey başka bir durumda atılgan olmayabilir. Bir kişiye karşı atılgan olan birey başka bir kişiye karşı atılgan olmayabilir.
Atılgan İnsanların Özellikleri ;
• Atılgan insanlar kendilerini özgürce ifade ederler.
• Hayır demesini bilirler, kendilerine hayır dendiğinde bunu doğal karşılarlar.
• Genelde yaşama dönük aktif bir oryantasyonları vardır.
• Kendilerine saygı duydukları için çevresindeki insanlarda ona saygı duyar.
• Öz saygıları yüksektir. İstemedikleri davranışları yapmazlar.
• Sömürüye açık değildirler. Atılgan olmayan kişi kendisini sömürür. Bundan dolayı kızgınlık ve kırgınlıkları birikir. Sonuçta hiç uygun olmayan bir şekilde patlıyorlar. Ya da pasif agresif davranışlar gösteriyorlar. İlişkileri zayıf ve kendilerine güvenmezler.
Saldırganlık ; Duygu, düşünce ve davranışları direkt olarak ifade etmeyen zorlayıcı yöntemlere baş vuran kişilere saldırgan, bu davranışa da saldırganlık denir. Tehdit, ceza ve sözel saldırılarda bulunabilirler. Kendilerini saldırganlıkla ifade ederler.
Pasif ( Agresif ) saldırganlık ; Duygu, düşünce ve davranışlarını dolaylı yollardan iletirler. Bu kişiler grup olarak zorlayıcı yöntemler kullanırlar. Cezayı ve tehdidi direkt söylemezler, bizim dediğimizi değil kendi dediklerini yaparlar. Bir işi yapmazlar ve bu işten kaçarlar. Türlü bahaneler, mazeretler getirirler ve bu mazeretler mantıklıdır. Bizi bir şekilde inandırırlar. Ezile büzüle haklısın ama sonra olmadı işte derler. İnatlaşıp, ilgiyi ve sevgiyi çekiyorlar. Yani bize meydan okurlar, biz bunun farkına sonra varırız.
İtaat ; Düşünce, duygu ve tercihlerini dolaylı olarak ifade ederler. Boyun eğerler, karşılarında güç, otorite, statü varsa onların dediklerini yaparlar.
Hayır Diyememenin Sonuçları ;
• İhtiyaçları engellenen birey rahatsızlık duyacaktır.
• Özsaygısı zedelenecektir.
• Ulaşmak istedikleri amaca ulaşamayacaklardır.
• Diğer insanların onu sömürmesine izin verdiği için kırgınlıklar, öfke ve kızgınlığa dönüşecektir.
• İletişim eksikliği ortaya çıkacaktır.
Atılganlık Eğitiminde Öğretilmesi Gerekenler ;
1) Atılgan davranışın ne olduğu bireye öğretilmesi gerekir.
2) Danışan bunu danışma ortamında prova etmelidir.
3) Daha sonra bu prova edilen davranış dışarıda uygulanmalıdır.
Atılganlık Öğretirken ;
1) Beden dilini kullanmayı öğrenmeli
2) Mesajlar, açık ve net olmasının yanında göz teması kurmayı öğrenmelidir.
3) Ses tonundaki iniş ve çıkışlar çok önemlidir.
4) Ne istediğimizi açıkça söyleyebilme önemlidir. Bunun yanında sözel, sözel olmayan mesajlar arasındaki tutarlılık çok önemlidir. İnsanlar sözel olmayan ifadelere inanırlar.
5) Yer ve zamana çok dikkat etmek gerekir.
Bireye Bunları Nasıl Vereceğiz ;
Model olmayı kullanabiliriz. Terapist model olabilir. Kasetler kullanılabilir. Grupta ise grup üyeleri provalar yapabilir. atılgan ve atılgan olmayan davranışlar tek tek prova edilebilir. Hangi mesaj uygun, beden diline ve göz temasına açık mı, ret mi ? ona bakarız. Sıra davranışın provasına gelir. Bireye belli bir durumu hayal etmesi istenir. Sen ne yapardın ? ilk önce atılgan olmayan davranışı yapacaktır. Bizde atılgan olan davranışı prova ettirmeliyiz. Rol Playing yaptırılabilir. Yoğun feed-back provaları yapılır. Bol bol ev ödevleri verilir. Yeniden yapılanmaya gidilebilir. Atıldan olmayan davranışlar telkinle pekiştiği için yeniden bilişsel yapılanma gerekebilir.

Dolaysız Anlatım


ATILGANLIK SALDIRGANLIK

Zorlayıcı Olm. Yöntem Zorlayıcı Yöntem

BOYUN EĞME PASİF SALDIRGANLIK

Dolaylı Anlatım

AKILCI- DUYGUSAL YAKLAŞIM (ALBERT ELLİS)

Bireye iç görü kazandırmayı beklemek zaman kaybıdır. Düşünceyi düşünce ile tedavi etmeyi düşünür ve amaç edinirler. Neyin ne olduğunu biliyorsam onlara bunu gösterip öğreteyim der.
Ellis’e göre davranış bozukluklarının nedeni irrasyonel düşünce sisteminden kaynaklanır. Bu bozukluklar yanlış öğrenmeler sonucu oluşur. davranışlardan tek farkı kişi nasıl düşünüyorsa o şekilde duygulanır.
Olay + Algılama + Düşünme Sistemi + Duygu
İnanç Kalıpları
Örneğim terliğin ters düşmesi bir olaydır. İnanç kalıbı olarak kötü bir şeyin olacağı ve duyguda ise olumsuz bir duygu yaşanır.
İnanç kalıpları bizim duygularımızın olumlu veya olumsuz olacağını gösteriyor. İnsanlar olumsuz düşüncelerinden dolayı nevrotik oluyorlar. Ellis çalışmalarını nevrotiklerle sınırlı tutmuştur. “İnsanı rahatsız eden nesneler olaylar değil,o olay ve nesneler hakkındaki görüşüdür.” EPİCTETUS. “İyi ve kötü bir şey yoktur, düşüncedir onları yaratan” SHAKESPEARE.
İnsan Görüşü ; Freud ile Rogers arasındadır. İnsanın biyolojik özgeçmişini ve toplumsallaşmayı inkar etmez. İnsanı bütüncül bir anlayışla inceler. İnsanı kendi kendine yetebilen bir varlık olarak görür. İnsanın ruh sağlığı ve mutluluğu bireyin rasyonel düşünce tarzında yatar. Düşünce ve duygu birbirinden ayırt edilemez. Biz nasıl düşünüyorsak o şekilde duygulanırız. İnsan çevresine karşı geliştirdiği irrasyonel düşünceleri değiştirmezse mutsuz olur. Davranışı değiştirmek için önemli olan şimdi ve buradalıktır. Geçmişe önem vermez önemli olan şu andır. Kişi ne kadar düşüncelerinin farkında ise ruh sağlığı o kadar iyidir. Farkındalığa önem veriyor. İrrasyonel düşüncenin kaldırılıp yerine rasyonel düşüncelerin konulması amaçtır. Hümanist olmasına karşı terapi güdümlüdür.
Teknikler açısından tedavi süreci ;davranışçı teknikler çok görülür. Öğrenmeler sonucu irrasyonel düşünceler oluşur. bana göre iyi olan başkasına göre iyi olmayabilir.
İrrasyonel Düşünce Kalıpları ;
1) Kişi çevresindeki her insan tarafından sevilip sayılmalıdır.
2) Kişi kendini değerli hissetmek için mükemmel olmalıdır.
3) Bazı insanlar kusurludur ve cezayı hak ederler.
4) Çevremizde olup biten ve bizim engelleyemediğimiz bazı durumları felaket olarak algılamak.
5) Mutsuzluğun nedeni dış koşullardır ve kontrolü yoktur.
6) Bazı sorumluluk ve düşüncelerden kaçmak onlarla yüzleşmekten daha iyidir.
7) İnsan başkalarına bağımlı olmalı, sürekli başkalarından fikir almalıdır.
8) Her problemin doğru ve mükemmel bir çözüm yolu vardır.
Bu genellemeler yaygındır ve normal dışı davranışlar bu değerlendirmeler sonucunda oluşur. Ellis en çok –meli, -malılara karşıdır. Akılcı olmalıyım, çalışkan olmalıyım, bunlara karşı çıkar. İnsanlar günlük hayatlarında çok fazla genellemelerde bulunuyor. Çamaşır makinesi bozulan kadın “neye elimi atsam bozuluyor” diyor. İnsanlar ya iyidir diyoruz, yada kötü. Ama insanda her ikisi de vardır.
Sayıtlılar ;
Terapist hastanın çelişkilerini ve irrasyonel düşüncelerini yakaladığı anda yüzleştirme yapar. Bunun için hasta ile terapist arasında ilişkinin kaliteli olması gerekir.
“Kişi ne yapmış olursa olsun yapmış olduğu yanlış davranış onun insanlığına tamamen gölge düşürmez.” Şeklinde bir mesaj hastaya verilir ve ikna edilirse hasta değişir. Kendisine bakış açısı değişir.
Terapist hastanın ağlamasını ve mazeretlerin kabul etmez. Çünkü hasta kabul gören davranışını pekiştirecektir.
Terapist güvenini devamlı hastaya yansıtır.
Hastanın yapması için ev ödevleri verilir.

Nevrotik Kişilerde sıklıla görülen hatalar ;
1) Filtreleme ;Olay bir bütündür. Ancak olayın bir yönünü alarak inancın belirlenmesidir. Bir öğrenci son sınavından 100 sorudan 17 tanesini yanıtlayamamış ve yalnızca bu 17 başarısızlık üzerinde durup “bu benim üniversiteden atılmama neden olacak” içerikli düşünüp, kendini hırpalamaya başlamış. Sınavı sonuçlandığı

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1870
favori
like
share