SINIF İÇİNDE ÖĞRETMEN DAVRANIŞLARI


(Öğretmen Dünyası Yıl: 20, Ekim 1999, Sayı:238, ss: 32-35) de yayınlanmıştır.
Hasan DEMİRTAŞ*

Sınıf, öğretmenler ve öğrencilerin eğitsel amaçlara ulaşmak için sahip oldukları bilgi ve yaşantıları paylaştıkları, yapılandırılmış ortamlardır. Öğretmenlerin sınıf içinde sergileyecekleri davranışların eğitsel amaçlara ulaşma düzeyi üzerindeki etkileri büyüktür. Bu çalışmada, öğretmenlerin sınıf içindeki davranışları ve bu davranışların eğitim-öğretim sürecine etkileri açıklanmaya çalışılmıştır.

GİRİŞ

Eğitim kurumunun, öğretme öğrenme ilişkisinde oluşturduğu ile eğitim mesleği öğretmenliktir. Öğretmenler öğrencilerine istenilen davranışları öğretmede ve öğrenilen davranışları pekiştirmede eğitimin ilk sorumlusu olmuşlardır. (Başaran, 1994:76). Öğretmen öğrenmeyi kılavuzlayan ve sağlayan kişidir. Öğrenme öğrencinin kendisi tarafından elde edilen bir sonuçtur ve öğrenme yaşantıları sonucunda meydana gelir. Öğretmenin görevi çeşitli öğretim yöntem ve tekniklerinden yararlanarak öğrenme yaşantıları düzenlemek ve istendik davranışların öğrenci tarafından kazanılıp kazanılmadığı değerlendirmektir (Fidan, Erden, 1994:76).

Öğrenmenin büyük ölçüde gerçekleştiği yer okul ve öğrenci-öğretmen etkileşiminin gerçekleştiği en önemli yer olan sınıftır. Sınıf öğrenciler ve öğretmenlerin eğitsel amaçlara ulaşabilmek için, kendilerinde varolan ve çeşitli iletişim araçlarıyla sağladıkları bilgi ve yaşantıları uygun bir düzenlenişle paylaştıkları ortamdır (Başar, 1994:67).

Öğrenme-öğretme ortamında bir çok değişken yer almaktadır. Bu değişkenler; öğretmen, öğrenci, okul, program, eğitim ortamı, eğitim yönetimi, aile ve çevre olarak sıralanabilir. Bu değişkenlerden en önemlisi ve en kritik olanı öğretmendir. Çünkü etkili bir sınıf yönetimi için gerekli olan eğitim süreçlerinin düzenlenmesinden ve yürütülmesinden öğretmen sorumludur. Öğrenme ve öğretme ortamında başarı ve erişiyi etkileyen sınıf içindeki davranışlardır, sınıfın etkili yönetimidir (Aydın, 1998:17, Sönmez 1994:108).

Ulusların, ulusal gelirlerinin önemli bir kısmını eğitime ayırdıkları bilinen bir gerçektir. Eğitime ayrılan kaynakların istenilen amaçlara ulaşmadaki rolü önemli ölçüde öğretmene bağlıdır. Başka bir ifadeyle eğitime yapılan yatırımların anlam kazanması, değerlendirilmesi okullarda sınıflarda olup bitenlere, dolayısıyla öğretmene bağlıdır.

Öğrenme, öğretme ortamlarında eşgüdümün sağlanması bir gerekliliktir. Eşgüdümün sağlanması gereken süreç genelde öğretim, özelde öğretme sürecidir. Öğrenci gelişimini amaçlayan ve öğrenmenin başlatılması, sürdürülmesi ve gerçekleştirilmesi için düzenlenen planlı etkinliklerden oluşan bir süreç olarak tanımlanabilen öğretimin uygulayıcısı öğretmendir. Eğitimin amaçlarının gerçekleşmesi öğretme ortamında gerçekleştirdiklerine bağlıdır (Açıkgöz, 1992:1). Bu nedenle öğretmenin sınıf içindeki davranışları önem kazanmaktadır.

Bu çalışmada öğretmenin okuldaki rolleri ve sınıf içinde sergilemek durumunda olduğu davranışlara ilişkin ipuçları önermek amaçlanmıştır.

Okulda Ve Sınıfta Öğretmen

Öğretmenin okuldaki rolleri eğitimdeki değişmelere ve gelişmelere paralel olarak geleneksel alandan çağcıl alana doğru gelişmektedir. Öğretmenin okuldaki geleneksel rollerine baktığımızda en önemli rolün “bilgi yayıcılık” olduğunu görmekteyiz. Okuldaki diğer rolleri disiplincilik, yargıçlık ve sırdaşlıktır (Erdem, 1998,154).

Bu geleneksel diye nitelenebilecek roller eğitimdeki değişikliklerle, beraber değişmek durumundadır. Öğretmenler, bilgi taşıyıcı ve aktarıcı değil, bilgi kaynaklarına giden yolları gösterici, kolaylaştırıcı birer eğitim, lideri olmalıdırlar (Başar, 1994:12). Öğretmenin bilgi yayıcılıktan çok “öğrenmeyi öğretmek” rolünü oynaması, bunun için de öğrenmeyi öğretmede yeterli olması gerekmektedir (Erdem, 1998:156).

Öğretmenin okuldaki bu rollerinin yanında sınıf içindeki davranışları, sınıf yönetimindeki yeri ve önemi üzerinde durulması gereken önemli bir boyuttur.
Sınıf yönetimi, etkili bir eğitim ve iletişim örüntüsü gerçekleştirmek amacına dönük etkinlikleri tanımlar (Aydın, 1998:17) Öğretmen sınıfın ilişki düzeninin kurulması ve düzeltilip geliştirilmesinde yol gösterici bir liderdir, sınıf ikliminin yaratıcısıdır. O, sınıftaki yaşamın her ögesini ve anını eğitsel amaçlar yönünde planlı biçimde kullanabilmeli, sınıf bir tiyatro, öğretmende yönetmen olmalıdır (Başar, 1994:62).

Öğrenme-öğretme ortamlarında, sınıflarda öğretmen öğrenci ilişkilerin niteliği başarıyı ve erişiyi etkileyen ilişkilerdir. Bu nedenle iyi düzenlenmeleri gerekir. Öğrenci-öğretmen ilişkisi birincil bir ilişki türüdür. Bundan dolayı birebir ve insancıl yaklaşım biçimi olan “ben-sen” ilişkisidir. “Ben-sen” ilişkisi “ben-o” veya “ben-şey” şeklinde tanımlanan iletişim patalojilerinden uzaktır (Aydın, 1998:18).

Öğretmen sınıf ortamında sağlıklı bir öğrenci-öğretmen ilişki, kurabilmek için iyi bir iletişim ortamı ve sıcak bir sınıf iklimi, oluşturmalı, Gordon (1993:39-41), tarafından sıralanan ve kabul edilmezliğin dili olarak nitelenen iletişim engellerinden kaçınmalıdır. Bu iletişim engelleri (1) emir vermek, yönlendirmek, (2) uyarmak, gözdağı vermek, (3) ahlak dersi vermek, (4) öğüt vermek, çözüm ve öneri getirmek, (5) öğretmek, nutuk çekmek, mantıklı düşünceler önermek, (6) yargılamak, eleştirmek, suçlamak, (7) ad takmak alay etmek, (8) yorumlamak, analiz etmek, tanı koymak, (9) övmek, aynı düşüncede olmak, değerlendirme yapmak, (10) güven vermek, desteklemek, avutmak, duygularını paylaşmak, (11) soru sormak, sınamak, sorguya çekmek, çapraz sorgulamak, (12) sözünden dönmek, oyalamak, şakacı davranmak, konuyu saptırmaktır.
Öğrenme-öğretme sürecinin başarısını etkileyen bir başka boyut da öğretmenin, öğrencilerin sınıf içindeki tüm etkinliklere katılımını sağlayıp, sağlayamamasıdır. Öğrencilerin katılımın sağlandığı bir sınıf ortamında başarıya ulaşılmaması düşünülemez. Bu nedenle öğretmen öğrencilerin katılımın sağlamalıdır. Anderson (1991:79-82), öğrenci katılımı ve başarıda öğretmen etkililiği için şu önerilerde bulunmaktadır.
1. Öğretmenler başarı için ölçütler koymalı, bunları öğrencilere işletmeli ve öğrencileri her türlü yaşantı ile karşılaştırmalıdır.
2. Öğrenmenin gerektirdiği çabayı harcayan ve dikkat eden öğrenciler pekiştirilmelidir.
3. Öğrencilerin öğrenme stratejileri geliştirmelerine yardım edilmelidir.
4. Öğretmenler sınıfta etkileme gücünü ellerinde bulunduran durumlar yaratmalıdırlar.
5. Ders sunumu boyunca öğretmenler öğrencilerin dikkatini ve katılımın sağlayan teknikler kullanmalıdırlar.
6. Ödev esnasında, öğretmenler, öğrencilerin arasında dolaşmalı, onların işine yardımcı olmalıdır.
7. Öğretmenler, jestler, gülümseyen gözler, sürekli dikkat etme gibi sözlü ve sözsüz araçlarla öğrencilere olan ilgisini onlara hissettirmelidir.
Sınıf ortamında başarıyı etkileyen bir başka boyut, öğretmenin etkili öğretme becerilerine sahip olup olmadığıdır. Etkili öğretme becerilerine sahip bir öğretmenin öğrenmeyi gerçekleştirmesi daha kolay olacaktır. Ryan ve Cooper (1980) tarafından önerilen etkili öğretme becerileri şunlardır (Açıkgöz, 1998:97).
1. Her biri farklı bir tür düşünme süreci geliştiren farklı tip sorular sorma yeteneği.
2. Belli tip öğrenci davranışlarını pekiştirme yeteneği.
3. Öğretim ortamını, öğrenci katılımını sağlayacak biçimde çeşitlendirme yeteneği.
4. Öğrencilerin, neye dikkat ettiğini tanıma ve bunu dersi yönlendirmede kullanma yeteneği.
5. Teknolojiden yararlanma yeteneği.
6. Öğretim malzemesinin uygunluğunu değerlendirme yeteneği.
7. Bir dersin ya da ünitenin hedeflerinin öğrenci davranışlarıyla tanımlaması.
8. Öğrenme ile öğrenci yaşantısını ilişkili kılma yeteneği.
Yukarıda sıralanan öğretme becerilerine sahip bir öğretmenin, öğretme-öğrenme ortamının en önemli değişkeni olduğunun bilincinde olarak sınıfta sergileyeceği davranışları iyi seçmesi gerekir. Bu davranışlar etkili davranışlar olmak durumundadır.
Öğretmen, eğitim ortamında nasıl davranmalı ve neler yapmalı ki öğrenci istendik, davranışları göstersin? sorusuna yanıt olarak etkili öğretmen özellikleri ve davranışları şöyle sıralanabilir (Balcı, 1993:39-40, Karagöz vd. 1998:21-22, Sönmez, 1994: 109-113, Uğurol, 1998:340).
1. Öğretmen, dönüt düzeltme, ipucu ve pekiştireci ilkelere uygun olarak kullanılmalıdır.
2. Sınıf, iyi organize etmeli, öğrenci katılımını sağlamalıdır.
3. Öğrencilerle sürekli göz iletişimi kurmalıdır.
4. Başarıyı vurgulamalı ve tüm öğrencilerin başarısını beklemelidir.
5. Her dersin ve ünitenin sonunda değerlendirme yapmalıdır.
6. Öğretmen gereksiz el, kol, jest, mimik ve vücut hareketleri yapmamalıdır.
7. Öğretmen soruları tüm sınıfa sormalıdır.
8. Öğretmen ana dilini çok iyi bilmeli ve kullanmalıdır.
9. Öğrencilerin bir konuyu başardıklarından-öğrendiklerinden emin olmadan bir sonraki konuya geçmemelidir.
10. Öğretmen ses tonunu iyi kullanmalıdır.
11. Açık ve anlaşılır yönergeler sunmalıdır.
12. Dersi, ilgili davranışsal hedeflere eriştirecek biçimde planlamalıdır.
13. Öğretmen derse hazırlanarak girmelidir.
14. Öğretmen sınıfta belli bir yere çakılıp kalmamalı, aynı yerde gidip gelmemeli, kendini öğrencilere göre ayarlamalıdır.
15. Öğretmen her türlü ödevi ve sınav kağıtlarını değerlendirdikten sonra, öğrencilere dağıtmalı, onların itirazlarını hiç kızmadan dinlemeli, hata yapmışa kabul etmeli, özür dilemelidir.
16. Öğretmen sınav, ödev gün ve saatlerini öğrencilerle birlikte belirlemelidir.
17. Sınıftaki bütün bireyler ve gruplarla etkileşim kurmalıdır.
18. Öğretmen sınıfta demokratik bir ortam yaratmalıdır.
19. Derslerini amaçlı ve düzenli biçimde sürdürmelidir.
20. Öğrencilere uygun geri bildirimde bulunmalıdır.
21. Olumlu davranışları pekiştirmeli, olumsuzları kontrol etmelidir.
22. Öğretmen işe koşulan öğretme strateji, yöntem ve tekniklerini kullanırken ilkelere uymalı, sınıfını ona göre düzenlemelidir.
23. Öğretmen, öğrenme-öğretme araç ve gereçlerini etkili biçimde kullanmalıdır.
24. Öğretmen, konuları basitten karmaşığa, kolaydan zora, somuttan soyuta, birbirinin önkoşulu oluş özelliklerine, yakın çevre ve zamandan uzağa doğru işlemelidir.
25. Öğretmen, özellikle okul öncesi ve ilköğretimden, eğitsel oyunlara hemen hemen her eğitim durumunda yer sermelidir.
26. Öğretmen öğrencilerine onları sevdiğini yeri gelince belirtmelidir.
27. Öğretmen derse zamanında girip çıkmalıdır.
28. Öğretmen öğrencilerini tanımalı, onlara adlarıyla seslenmelidir. Sınıfta ise, “sevgili çocuklar, sevgili gençler, arkadaşlar” gibi duygusal yünü olan sözcüklerle seslenmelidir.
29. Öğretmen, velilerle her ay toplantı yapmalı, onları bilgilendirmelidir.
30. Öğrencilerden her dönem ya da yıl sonunda kendisini eleştirmelerini istenmelidir.
31. Öğrencilerden gelen dönütlere duyarlı olmalı, bunlardan yararlanmalıdır.
32. Öğretmen sınıfta bir orkestra şefi gibi davranmalıdır.
33. Öğretmen sınıfta yanlış yapmak korkusundan uzak, rahat bir öğrenme ve iletişim

DEMOKRATİK ÖĞRETMEN DAVRANIŞLARI
AKİF COŞKUN
SUNUŞ
Bu kita pçıkla bir küçük yolculuk yapalım, aynayı kendimize tutalım istedik. Öğretmenlik sürecindeki davranışlarımıza, değerlerimize, deneyimlerimize; farkında olduğumuz veya olmadığımız duygularımıza, dilimize ve bütün bunların etkisi altında yaşamını kurgulamay a çalışan öğrencilerimizdeki yansımalara doğru bir yolculuk...
Bu yolculuk çoğunlukla size tanıdık gelebilir. Amacımız ortak bir motivasyon yaratarak yollarımızı kesiştirmek, örgütlü davranma geleneğimizi güçlendirmek.
Hepimiz geleneksel, ezberci, otoriter ve baskıcı eğitim anlayışı ve uygulamalarının yerine; bireyin özgür, çok yönlü ve yeteneklerine uygun gelişimini sağlayan bir anlayışı savunuyoruz. Ancak bu geleneksel kalıplar öyle kolayca aşılamıyor. En yakın örnek olarak kendi değer ve davranışlarımızd a ki değişim sürecini izlediğimizde bunun ne kadar zor olduğunu görüyoruz. Hatta bizler istemesek de geleneksel davranış rollerini üstleniyoruz ve ya üstlenmek zorunda kalıyoruz. Bu kalıpların kırılması ve olumlu değişim ise öncelikle örgütlü bir duruşun ya r atılması ile mümkün olacaktır.
Öğretmen davranışlarına yönelik olarak hazırlanan bu çalışma ile öğretmenlerin eğitim sistemi içindeki yerlerinin görülmesi ve bu önemli yeri daha etkili kullanabilme amaçlanmıştır.
Kitapçığın ilk bölümünde öğretmen tanımı ve öğretmen davranışlarına etki eden çeşitli faktörler ele alınarak davranışların oluşumunda açıklık getirilmeye çalışılmıştır. Gelişen eğitim anlayışlarıyla birlikte öğretenlik mesleğinin de gelişim içinde olmasına vurgu yapılarak etkili ve nitelikli öğret m enin özelliklerinin neler olabileceği tartışmaya açılmıştır.
Çalışmanın devamında öğretmenlik uygulama alanı olan okullar ve sınıflara doğru inilmiştir. Burada yapılmak istenen “yeni” öğretmene ait düşüncelerin, pratikteki yansımalarına yönelik somut önermeler üretmektir. Okulun demokratik bir ilişkiye büründürülmesi aktif ve renkli bir ortam haline getirilmesinde öğretmenin üzerine düşen görevlerin neler olabileceği sıralanmıştır. Bunun ardından ise, sınıf içinde öğretmen davranış ve etkinliklerine yöneli k genel açıklamalar ile özellikle yeni yöntem arayışlarına yer verilmiştir. Karşılaşılan sorunların önerilen çerçevede daha azalacağı sınıflarda öğrenci ve öğretmenlerin mutlu ve başarılı bir süreç içerisinde olabilecekleri düşünülmüştür.
Elbe tte bu çalışmaya sonuçlanmış olarak yaklaşmamak gerektiği vurgusu yeniden yapılmalıdır. Çünkü, okuyucuların da dikkat edeceği gibi sunulanlar belirli bir sınırlılıkta ele alınmıştır. Sizlerin de benzer konularda kendinize özgü ve sorunları çözücü yaklaşımlarınızın olduğu kesindir. Farklılıkların görülmesi ve yararlanılması ancak bunların ortaya konulması ile mümkündür. O nedenle, okuyucuların çalışmaya yönelik eleştirel yaklaşımlarını iletmeleri önemlidir. Böylece hem öğretmen davranışlarına yönelik ortak v e geniş bir alan çalışmasının yaratılması başarılmış olacak hem de konuyla bağlantılı olarak karşılaşılan sorunların çözümünde adım atılacaktır.
ÖĞRETMENİN EĞİTİMDEKİ YERİ
Öğretmenler eğitim sisteminin önemli bir parçasını oluştururlar. Eğitim sisteminde meydana gelen değişimlere rağmen öğretmenlerin sistem içindeki vazgeçilmezliği yerini korumaktadır. Bugün yetersiz programlara, araç-gereç yokluğuna, fiziksel olanaksızlıklara rağmen eğitim sürdürülebilir. Ama öğretmensiz işleyen bir eğitimin düşünülmesi mümkün değildir.
Bunun yanısıra gelişen teknolojik gelişmelerin eğitimde yoğun olarak kullanılmaya başlanması da eğitimin amaçlarının gerçekleşmesinde öğretmenin rolünü azaltmamıştır. Çünkü eğitim sadece kuru bilgi aktarımı değildir. Aksine eğitim insanlar arası sıcak ilişkiyle şekillenen, yaşanıp-denenerek edinilen bilgilenme ve davranışsal değişimdir. Bu anlamda öğretmenler programların yaşamsallaşmasının an a htarıdırlar.
Öğretmenler, öğrencilerin özgürleşmesi, demokrasi bilinci kazanması, yaratıcı üretken bireyler olabilmesi ve kendilerini ifade edebilmesi gibi sosyal alana ait konularda da önemli bir işlevsellik üstlenirler, üstlenmelidirler.
Öğretmenin eğitim sistemi içindeki yerinin önemi, bu mesleğin herkes tarafından yapılamayacağını da ortaya koyar. Eğitimin çeşitli fonksiyonlarını yerine getirmesi için nitelikli bir öğretim kadrosuna gereksinim vardır. O nedenle öğretmenliğe gereken değer verilmeli, öğ r etmen olacakların seçilmelerine, yetiştirilmelerine ve doyumlarını sağlamaya dönük sağlıklı uygulamalar yaşama geçirilmelidir. Öğretmenlerin gelişkinliklerine ve onların görevlerini isteyerek yapmalarına olanak sağlayan koşullarla, toplumsal gelişim arasındaki denge gözardı edilmemelidir.
Peki, yapılan iş açısından önemle üzerinde durulan öğretmenlik ve öğretmen nedir? Öğretmenlik Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 43. maddesinde ".. devletin eğitim-öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini içeren özel bir ihtisas mesleğidir" şeklinde yer alırken (MEB 1993 s.13), Avrupa Konseyi'nin 1983'de yayımladığı bir raporda ise öğretmen, "çeşitli kaynakları anlamlı bir eğitim ve öğretim yaşantısına dönüştüren kişi" olarak tanımlanmıştır.
Bizce de öğretmen, öğretme-öğrenme ilişkisi açısından gelişkin, öğrencilerin yetenekleri doğrultusunda gelişimlerine aktif olarak katılan ve öğrencilerin bağımsızlaşmalarına olumlu etkide bulunurken, aynı zamanda toplumun demokratikleşmesine katkı sunan kişidir.
ÖĞRETMEN DAVRANIŞLARINI ETKİLEYEN NEDENLER
Öğretmen davranışlarının nedenlerini açıklayabilmek için çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Yapılan araştırmalar bu davranışlar üzerinde birçok faktörün etkili olduğunu ortaya koymuştur. Öğretmen davranışlarına etki eden faktörleri şöyle bir şemayla göstermek olasıdır:
Ülke açısından
-Ülkenin sosyo-ekonomik, kültürel yapısı
-Eğitime verilen önem, ayrılan pay
-Resmi ideoloji
Öğretmenin yaşam deneyimi açısından Öğretmen yetiştirme açısından:

Çalışılan okulun özellikleri açısından



Öğretmenleri ve onların okulda-sınıfta sergiledikleri davranışları elbette ki yukarıdaki şemada açıklanan faktörlerden ayrı düşünemeyiz. O nedenle öğretmeni etkileyen tüm basamaklar üzerinde dönüştürücü bir örgütsel mücadelenin yürütülmesi gerek mektedir.
Ancak bir yandan genel mücadele sürdürülür ken diğer yandan da yaptığımız işi nasıl gerçekleştirdiğimiz üzerinde durmak ve gelişkin birer öğretmen olabilmek sorunun odak noktası olmalıdır. Kitapçığımızın konusu olan öğretmen davranışlarının incelenmesi ve olumsuz davranışlara eleştirel yaklaşımımı z , sistemi gözardı ettiğimiz yanılsamasını doğurmamalıdır.
NİTELİKLİ VE ETKİLİ ÖĞRETMEN
Öğrencilerin eğitsel amaçlara uygun bir şekilde yetişmelerinde öğretmenlerin önemli rolü bulunur. Eğitimin verimli gerçekleşmesini öğretmen niteliği ve etkililiğinden ayırmak mümkün değildir. Bu nedenle öğretmenlerin nitelikli olmaları beklenir. Öğretmenlerin görevlerini en iyi şekilde yerine getirip getiremediklerinin önemli göstergeleri öğrencilerdir. Öğrencinin sınıf a girişi ile ayrılışı arasındaki olumlu fark öğretmen katkısının ortaya konmasını sağlar. (Bu arada çalışma ortamı, çalışılan bölgenin özellikleri, sınıf mevcutları gibi faktörlerin öğretmen performansına etki ettiği unutulmamalıdır.)
Öğretmenin okuldaki çalışmalarında daha etkin olması ve öğrencileriyle sağlıklı bir eğitim-öğretim gerçekleştirebilmesi onun yeterlilik düzeyi ve kişilik özellikleriyle bağlantılıdır. Öğretmenin tek başına iyi niyetli bir çaba içinde olması nitelikli bir eğitim süreci açısınd a n yeterli olamaz. Öğretmenin alanında bilgili olması, genel kültür ve mesleki açıdan yetişmiş ve sürekli gelişime açık olması gerekmektedir. Öğretmen kişisel özellikler açısından verimliliğe olumlu etki yaratacak düzeyde bulunmalıdır. Öğretmenin sahip olm a sı gereken kişisel nitelikler; samimiyet, sabır, sevecenlik, demokratiklik ve hoşgörü olmalıdır.
Ancak bu şekilde öğrencileri öğrenme sürecinin aktif birer parçası yapmak ve çok yönlü gelişimlerini sağlamak olanaklı olur.
Oysa bugün ülkemizde öğretmen niteliği konusunda oldukça fazla sıkıntı bulunmaktadır. Yapılan araştırmalar öğretmenlerin derslerde gösterilmesi gereken davranışlar konusunda yeterli bilgilerinin bulunmadığını ortaya koymaktadır (Nas, 1991, s.366). Öğrencilerin okullarda karşılaştıkları ut a nç verici durumlar, aşağılanmaları, düzeysiz ilişkiler, sıkıntılı dersler, köreltilen yetenekler, okuldan soğuma... öğretmenin tutum ve davranışlarıyla bağlantılı düşünülebilecek konulardır.
"Nitelikli ve etkili öğretmen" konusunda elbette ki tek tek bireyleri ele almak fazlasıyla anlamlı değildir. Öğretmen olarak yetiştirilecek kişilerin seçiminden, yetiştirilmelerine ve gelişmelerine olanak sağlanmasına kadar uzanan bir "öğretmen yetiştirme sürecinin" irdelenmesi, öğretmen doyumunu sağlayacak ortamın yar a tılması "nitelikli öğretmen" konusunda ele alınması gerekli noktalardır.
Özetle, nitelikli ve etkili öğretmen, gerek öğretmen yetiştiren kurumların geliştirilmesi ve gerekse bireyin kendisini sürekli yenileme isteği ve çabası ile birleşerek ortaya çıkacaktır.
Günümüz koşullarında eğitimden beklentiler ve öğrenci gereksinimlerine yanıt verme açısından nitelikli ve etkili öğretmenin özellikleri aşağıdaki şekilde sıralanabilir:
- İstenilen kişilik özellikleri açısından gelişkin,
- Ekonomik, sosyal ve çevre so runlarına duyarlı,
- Alan bilgisi ve mesleki açıdan yetkin,
- Kültürel açıdan gelişmiş,
- Gelişmeye açık ve kendini yenileyen,
- Öğrencinin yetişmesine sınıf içi ve dışı etkinlikleriyle çaba harcayan,
- İletişim yöntemlerini sağlıklı uygulayan,
- Öğrencileri çok yönlü tanıyıp öğrenme sürecine katan,
- Bireyin gelişme potansiyelini kabul eden.
OKULDA ÖĞRETMEN
Okullar eğitim sisteminin temelini oluştururlar. Çok yönlü işlevi olan, sadece okul girdileriyle kalmayıp, aile ve çevreyi de etkileyen okulların çeşitli misyonları vardır. Eğitim sisteminin yönetim kademelerinde oluşturulan program ve alınan kararlar okullarda yaşama geçer. Okulun işlevsizliği veya demokratik olmayan yapılanması bu birimin tüm parçal a rını (öğretmen, yardımcı hizmetler, öğrenci.) olumsuz olarak etkiler. Eğitim beklentilerinin gerçekleşmemesine yol açar.
Oysa, okulların toplum yaşamının gelişmesi açısından önemli bir yeri bulunmaktadır.
Ancak okulların farklı nedenlerden kaynaklanan işlevini yerine getirememe ve değer yitimine uğrama riski ile karşı karşıya oldukları açıktır. Okulları canlandıracak yatırımların yapılmaması, okul "lideri" olması gereken yöneticilerin yetersizlikleri ve siyasal tercihlerle atanmaları, yetersiz kişilerin öğretmen olması, okulun ticarethaneye dönüşmesi, çevre bağının kopması... gibi sorunlar hem öğrencileri yıpratmakta hem de okula güvensizlik doğurmaktadır. Öyle ki "1990'lı yıllarda İngiltere'de 5 bin aile, ABD'de 1,5 milyon aile sistemden daha iyisini kendi l erinin gerçekleştireceklerine inandıklarından çocuklarını okula göndermeyip evde eğitmektedirler." (Cumhuriyet dergi 1 Kasım 1992 Sa.345 S.10)
Okulların etkin olmaması sonucu da yaratıcılık yeteneği gelişmemiş, kendine güvensiz, demokratik değerleri kazanamamış insanlar oluşumundaki etkilerini biliyoruz. Bu nedenle okulların demokratik ve etkili hale getirilmesinde öğretmenlere önemli görevler düşer. Genel sorunların çözümü yanında, okulların tüm işlerliğinin demokratikleştirilmesine katkı sunma çabamız b u alanın tarafımızdan doldurulması anlamına gelecektir. Yeter ki öğretmenler sorumluluklarının ve etki alanlarının genişliğinin farkına varsınlar; içinde bulundukları atıllıktan, ilgisizlikten sıyrılıp okulun tamamına bir bütün olarak sahip çıksınlar.
Yukar ıda yapılan genel açıklamalar ardından şimdi de okullardaki genel görüntü ve demokratik öğretmenlerce yapılabileceklere birkaç örnek vermek istiyoruz:
Öğretmenler Kurulu
Bu kurul size neyi çağrıştırıyor? diye sorarsak, çoğumuz resmi bir zorunluluğu, yöneticilerin planlar, nöbetler, kılık-kıyafet vb. alışılagelmiş tekrarlarını ve tehditlerini; üretimsizliği, suskunluğu, bir an önce bitse de gitsek duygusunu, kendini ifade e tmek isteyenlere kızgınlığı ve genellikle fiziki eksikliklerin tamamlanmasının istendiği yerler olarak anımsarız. Öğretmenler kurulu bizim için çok anlam ifade etmez ve kurul sonucu değişen bir şey olmayacağına dair bir inanç vardır.
Öğretmenler kuruluna yaklaşım ve katılımsızlık, kendini toplantı süresince tutulan tutanaklarda da göstermektedir. Öğretmenler kurulları esasen çalışma ilkelerinin ve işbölümünün belirlendiği, öğrenme süreci eksikliklerinin tartışıldığı toplantılar olması gerekirken, bu toplan t ıların nasıl verimsiz geçtiği hepimiz tarafından bilinmektedir.
Oysa, öğretmenlerin gittikçe örgütsüzlüğe, yalnızlığa ve yabancılaşmaya itildiği bu dönemde öğretmenler kurullarını herkesin kendini ifade ettiği, karşılıklı etkileşimle geliştirdiği ve okulun etkin bir parçası olduğunun bilincine vardıran ortamlar olarak değerlendirmek mümkündür.
Okullarda demokrasinin yerleştirilmesi, öğretmenler arası ortak iradenin sergilenmesi açısından öğretmenler kurulunun önemi gözardı edilmemeli, bu kurulun üzerindeki ölü toprağının atılarak canlandırılması sağlanmalıdır.
Bu anlamda;
- Kurul gündemi öğretmenlere önceden bildirilmeli,
- Gündem maddeleri üzerinde öğretmenler arası ön tartışma yapılmalı,
- Tüm öğretmenlerin görüşlerini belirtmeleri sağlanmalı,
- Konulara v e işleyişe ilişkin öneriler üretilmeli, eksiklikler tartışılmalı, Sosyal kol ve öğrencilerle ilgili etkinliklere önem verilmeli,
- Toplantıda gündem dışı uzatmalara engel olunmalıdır.
Öğretmenler Arası İlişki
Bugün öğretmenler arasındaki ilişkilerin sığ ve kapalı olduğu görülmektedir. Öğretmen odalarında konuşulan konular; öğretmenlerin kendi uygulamalarını diğer arkadaşlarından saklamaları, derslerinin izlenmesinden çekinmeleri ve ortak üretimlere yanaşmamaları yaşanan sorunların başlıcalarıdır.
Okullarda aynı koşullarda çalışan öğretmenlerin birbirleriyle alana ait üretken bir ilişki içinde olmaları yararlıdır. Çeşitli deneyimlerin, yöntemlerin birbirine aktarılması, sorunlar karşısında dayanışma ve yapılan işten zevk alma açısından bu ilişkiler oldukça yaşamsaldır. Bu sayede öğretmenler okulu bütün olarak tanımayı, buna yönelik tavırlar geliştirmeyi, öğrenme sürecini zenginleştirmeyi ve öğrencileri bütünsellikli bir programın parçası yapmayı başarabilirler.
Nitelikli ve etkin öğretmenler aracılığıyla öğretmenler arası ilişkinin çalışma koşullarına ve alana kaydırılması, yalnızlığı engelleyecek, desteği arttıracak, öğrencilere olumlu olarak yansıyacak, iş zevki ve verimliliğini yükseltecektir. Böylece hem öğretmenler birbirlerini ç e şitli yönleriyle tanıyacak ve etkilenecek hem de profesyonel sorumluluklarını yerine getirebileceklerdir. Öğretmenler arası işbirliği ve etkilenmenin tüm dışsal yönlendirmelerden daha etkili olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır.
Okul İçi Kurumlar ve Öğretmen
Okulun kendine ait alt örgütlenmeleri vardır. Bunları okul içi organlar diye tanımlayabiliriz. Okul-aile birliği, öğretmenler kurulu, satın alma komisyonu, öğrenci temsilcilikleri .... bu kurumlardan bazılarıdır. Sayılan bu organlara öğretmenlerin kararları alanlar olarak değil de, uyanlar ve denetleyenler olarak katılmaları istenir. Doğrusu öğretmenlerin çoğunluğunun da, ne organlar ve kararlardan haberleri vardır ne de böylesi bir ilgileri. Öğretmen içinde bulunduğu sürece ve on u n parçalarına sanki yabancılaşmış gibidir. Bu durum doğal olarak okul içi organların belli yöneticiler elinde kullanılmaları sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Aynı zamanda öğretmenlerin ilgisiz tavırları okul içi demokrasinin gelişmesine olumsuz etki etmekte dir.
Arzu edilen, okul içi organların demokratik değerler çerçevesinde katılımcı yapılara dönüştürülmesidir. Öğretmenler ve diğer çalışanlara bunu sağlama konusunda görevler düşer. Başta okul içi organları ve işleyiş esaslarının tanınması gerekir. Daha sonra bu organ çalışmalarına görüşlerle katılma, yer alma, müdahale etme ve sonuçlarından okulun tamamının ve çevrenin olumlu etkilenmesini sağlamaya uğraşmak önemlidir.
ÖĞRETMENİN SINIFA VE ÖĞRENCİYE BAKIŞI
Öğretmenin sınıf ve öğrenciye bakışı onun sınıf içi davranış ve etkinliklerinin çerçevesini çizer.
Öğretmenin sınıfta katı kuralcı olması, sınıf içi tüm kural ve ilişkileri belirme yetkisini yani "gücü" elinde tutması, sınıfta olumlu olmayan, öğrencileri tedirgin eden, soğuk bir havanın gelişmesine yol açar. Öğrenciler içlerine kapanık, katılımsız ve öğrenim süreçlerine ilgisiz bir konuma sürüklenebilir. Oysa sınıflar öğrenci ve öğretmenlerin kendilerini rahat hissettikleri ve sıcak ilişkiler i n yaşandığı yerler olmalıdır. Bu anlamda öğretmenlerin sınıfları baskı ile disipline edilecek, aktarılan bilgileri aynen alacak bir bütün halinde görmelerine dayanan geleneksel anlayıştan ve bu anlayışın kendilerine yüklediği rollerden sıyrılmaları gerekm ektedir.
O halde sınıf ortamı öğretmen tarafından nasıl görülmeli, işlerlik nasıl düzenlenmelidir?
- Sınıflar homojen değildir.
- Öğrenciler çeşitli yönleriyle (duygusal, bilişsel, kültürel vs) tanınmakta, sınıf içi tüm süreçler buna uygun ayarlanmaktadır.
- Sınıfta güce dayalı çatışmalar ve beraberinde oluşan korku-kaygılar yoktur.
- Eşitlik hakimdir, yetkiler dağıtılmıştır.
- Sınıf kuralları öğrencilerle birlikte alınmakta, azınlık görüşleri tartışılmaktadır.
Sınıfa ait bu genel bakışın ardından öğrencilere yönelik algılamanın da ortaya konması yararlı olacaktır.
Geleneksel eğitim anlayışı ve geleneksel öğretmen bakışı içinde öğrenciler şekillenmesi gerekli nesneler olarak görülürler. Öğretmenler öğrenciler için programlar hazırlar ve uygularlar. Öğrenci "boş kap" şeklinde düşünülerek olabildiğince bilgilerle yüklenir ve bu bilgileri kendinden istendiğinde geri bildirimle aktarabilirse başarılı olarak değerlendirilir. Doğal olarak öğrenci-öğretmen arasındaki il i şki de "öğretmen merkezli" yöntemler üzerinde şekillenir. Özgürleştirici olmayan bu eğitim anlayışını ve öğrencinin yerleştirildiği yeri Freire "bankacı eğitim modeli" olarak aşağıdaki şekilde ifade etmektedir:
- Öğretmen öğretir ve öğrenciler ders alır .
o Öğretmen her şeyi bilir, öğrenciler hiçbir şey bilmez.
o Öğretmen düşünür, öğrenciler hakkında düşünülür .
o Öğretmen konuşur, öğrenciler uslu uslu dinler .
o Öğretmen disipline eder, öğrenciler disipline sokulurlar .
o Öğretmen seçer ve seçimini uyg ular, öğrenciler buna uyarlar
o Öğretmen yapar, öğrenciler öğretmenin eylemi yoluyla yapma yanılsamasındadırlar .
o Öğretmen müfredatı seçer, ve (kendilerine danışılmayan) öğrenciler buna uyarlar .
o Öğretmen bilginin otoritesini, kendi meslek otoritesiyle karıştırır ve bu otoriteyi öğrencilerin özgürlüğünün karşıtı olarak öne sürer .
o Öğretmen öğrenme sürecinin öznesidir, öğrenciler ise sadece nesnedirler . (Freire, 1991 s.48)
Çağdaş-demokratik eğitim anlayışı, öğretmenlerin öğrencileri algılayışları ve onlara bakışları üzerinde değişiklikler yaratmıştır.
Nitelikli ve etkin öğretmenler öğrencileri öğrenme sürecinin nesnesi değil aksine öznesi olarak görürler. Öğrenciler bilgi depolanacak yerler olmaktan uzaklaşarak artık öğrenmeye aktif katılan, yetenekleri ölçüsünde gelişen, öğrenirken öğreten, bağımsız kişilerdir.
Sınıf ve öğrenciye yönelik böylesi bir bakış öğretmenin davranışlarını değiştirir. Sınıfta demokrasi gelişir, öğrenci başarısı yükselir ve disiplin olayları azalır. Sınıf ve öğrencilerden beklentiler netleştiği için umutsuzluk ve hayal kırıklıkları tükenir ve nitelikli bir sınıf içi etkinlikler dizininin uygulanma şansı artar.
SINIFTA EŞİTLİK
Sınıflar çok farklı sosyo-ekonomik, kültürel yapılardan gelen ve farklı kavrama seviyelerinde olan öğrencilerden oluşurlar. Öğrenciler bu farklılıklarına rağmen sınıf içinde eşit bireyler olarak bulunurlar.
Nitelikli ve etkin öğretmenler öğrencilerini bu yaklaşıma uygun olarak görür ve eşitlik ilkesine dayalı u

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 5225
favori
like
share
sahra gül Tarih: 02.08.2008 15:27
Ben bir öğretmen olsaydım, bir konuyu anlattıktan sonra, çocuklar içinizde konuyu anlamayan var mı? diye sormak yerine, hemen bir kaç soru ile yazılı yapardım. Çünkü insan psikolojik olarak toplum içinde ben bunu anlamadım demeye çekinebilir, insanları hele ki, kişiliği yeni oluşmaya başlayan öğrenci kesimini fazla rencide etmeden konuyu çözmekte fayda vardır diye düşünüyorum.

Bu vesile ile kimin neyi ne kadar anladığı çıkar ortaya, o zaman direk bu öğrenciyi tespit edip, tahtada bizzat anlamadığı konuyu, ama azarlayıp kınamadan takıldığı yerde yardımcı olarak kendisine yaptırarak, hem onun hem de diğer öğrenscilerin öğrenmesini sağlar, sınıf içi başarı seviyesini de böylelikle arttırmış olurdum, tabi kendi başarı seviyemi de.
by_psiko Tarih: 23.01.2008 23:27
[COLOR="SlateGray"]yha bizim bi öpretmenimiz var yazılı kağıdını daıtıo sonra herkez 100 almak zorunda deil dior ve hocanın gözü önünde herkez öle bi kopya çekio ki görmeniz lazım o manzarı yha...