Kul hakkı nedir?

Aslında kul, yaradanına kulluk ettiğinden dolayı gerçek hak sahibi kul değil, kulun hakikati olandır. Yani asıl hak o kulun rabbine aittir. Tüm hakların tek sahibi O'dur gerçekte.. Ama biz bugün burada, kul hakkı konusuna bu yönüyle dikey değil, Allah sistemi (sünnetullah) açısından, yani yatay açıdan bakacağız konuya...
Kul hakkı, insanın can, mal, namus ve ahiret yaşamına dönük maneviyatı gibi dokunulmazlıklarına yönelik tecavüz ve haksızlıkların ortaya çıkardığı haktır. İnsanın kişisel haklarına yönelik her türlü tecavüz ve haksızlıklar haram yada mekruh fiillerdir. Bu sebeple günah kapsamındadır, cezası vardır. Kul hakkından doğan günahların ve cezaların Allah tarafından bağışlanması sözkonusu değildir. Kul hakkı, ancak hak sahibi o kişiyi bağışlaması ile ortadan kalkabilir.

Ayetlerde sözü geçen, Allah'ın şirk haricindeki günahları affetmesi gibi ifadeler kul hakkını kapsamaz. Çünkü bizatihi kul hakkına tecavüz şirk kapsamındadır, kaynağı şirktir. Örneğin; "Ey kavmimiz dediler, Allah'ın davetçisine uyun ve O'na inanın ki (Allah) günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi acı bir azabdan korusun" (el-Ahkaf, 46/31) âyetinin yorumlarken bağışlanacak günahların Allah hakkını (layıkıyla kulluk etmek adına, Allah için yapılan fiiller) ilgilendirenler olduğu, kul hakkından doğan günahların ise Allah tarafından bağışlanmayacağı konusunda bir çok din alimi fikir birliği etmiştir. Kezâ Hz. Rasûlullah sallallahu aleyhi vessellem'den rivayet edilen bir çok hadis de bu yorumu doğrular.

Meselâ; Ebu Hureyre'den rivayet edilen bir hadisinde Hz. Rasûlullah (s.a.s), üzerinde kul hakkı bulunan kişilerin kendilerini mazlumlara (hakkı yenen kişiye) bağışlatmalarını öğütler. Bunun yapılmaması durumunda haksızlık yapan kişinin salih amelleri haksızlığı ölçüsünde alınarak hak sahibine verilir. Eğer verilecek salih amel bulunamazsa o zaman da mazlumun günahları zâlime yüklenir. (Buhari, Mezalim, 10). Bu hadise göre kul hakkı, kişinin Cennet ya da Cehennem'e gidişinde önemli ölçüde belirleyici bir rol oynamaktadır. Başka bir Hadis-i Şerif'te Rasûlullah; Allah'ın huzuruna kul hakkı ile gelen kimseyi "müflis" (iflas etmiş, batmış, elinde bir şeyi kalmamış) olarak tanımlayarak şöyle buyurur:

Ebü Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

"Müflis kimdir, biliyor musunuz?" diye sordu. Ashab:

- "Bizim aramızda müflis, parası ve malı olmayan kimsedir", dediler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

"Şüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekat sevabıyla gelip, fakat şuna sövüp, buna zina isnad ve iftirası yapıp, şunun malını yiyip, bunun kanını döküp, şunu dövüp, bu sebeple iyiliklerinin sevabı şuna buna verilen ve üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisine yükletilip sonra da cehenneme atılan kimsedir" buyurdular. [ Müslim, Birr 59. Ayrıca bk. Tirmizî, Kıyamet 2]

Etiketler:
Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1301
favori
like
share
yasar77 Tarih: 13.01.2008 05:36
Bilgiler için teşekkür ederim