Kim istemez küçük bir çocuk gibi şımartılmayı, kendini dünyanın merkezinde hissetmeyi. En az bir kişi için, o özel kişi için öncelikli olduğunu ve bir numara olduğunu bilmek kim istemez, bir oyunun parçası olmak yerine kendi gerçeğini yaratması insanların. Kendi hayatının mimarı olmak ve yaratmak, her seferinde yaşadığı hayatı ve ne yaşadığını bilerek yaşamaktır. Bence en anlamlı sevmeler her şeye rağmen gerçekleri bilerek ve o gerçeğin bir parçası olmayı kabul ederek yaşanan yaşatılan sevmelerdir. Sanırım ben son zamanlarda fazlasıyla kendini rüzgarın kollarına bırakan yaprak misali bir yer bulamadım kendime, uzun zamandır savruluyorum. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu bulamıyorum, ama hep kendimi sorguluyorum hayatı ne kadar ciddiye alıyoruz, başka şekilde sorayım hayat bizi ne kadar ciddiye alıyor. Sanırım her ikisine de aynı cevabı vereceğim tabi bu benim bakış açıma göre ” bizim düşündüğümüz” kadar. Ne yaşadığımızı düşünüyorsak onu yaşıyoruz çünkü, kendini kandırmak ya da basit bir Polyanacılıktan bahsetmiyorum sadece gerçekçi olmanın ne kadar gerçekçi olduğunu sorguluyorum her şey bizim kafamızda diyorum. Hani şu değiştireceklerimizi değiştirmek değiştiremeyeceklerimizi kabullenmek her ikisini ayırt edecek akıl hikâyesi vardır ya. Çocukça saflığı çok önemsiyorum, aklın bulandırmadığı berrak bir hayattır çünkü onlarınki, acabalar ya da gereksiz duvarlar örülmemiştir hayatla aralarına, kendilerine sunulanı kabullenişlik ya da kesin bir ret vardır, siyah veya beyaz ama net, peki ben hala neden griyim Dostlarımız ne kadar dost ya biz, hayatımızın ne kadarı gerçek ne kadarı sanal, bunları düşünmek ne kadar doğru ya da biz kendini akıllı sanan delilermiyiz. Bazen de arkadaş dost vs hiçbirşeyi düşünemezsin bir hoşluk olur içinde boşlukla birleşen bir hoşluk, mahzun benliğini sevgi dolu bir yüreğe yaslamak istersin. Yalnızlıktan doğan bir bağlanış, evet doğru bunlar da var yaşamda, ne kadar yalnız, ne kadar kederli olursak olalım, yüreğimizi illede iyi olduguna inandıgımız birine yaslamak isteriz. Ne yazıkki zamanla kalıcılıgı olmayan bu duygunun "aşk" olmadıgı da kendiliginden ortaya çıkar ama bu kirli yaşamın nadirde olsa temiz yüzüne rastlayabiliyoruz, birden aşka dönüşebiliyor böyle başlangıçlar.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 333
favori
like
share
Sylar Tarih: 11.01.2008 11:47
sevgi insana herşeyi yaptırıyor..
hilesiz,çıkarsız ve hesapsız..
Grace Tarih: 11.01.2008 11:40
Dışarda insanın içine ince ince işleyen bir soğuk, soğuğa rağmen güneşin aydınlattığı harika bir manzara var. Hava sert, insanın yüzüne çarpıyor ama yeni bir gün, nefes almaya devam edilen bir gün olarak güneş yaşamın bütün noktalarına sızdıkça, dünya büyülü bir güzelliğe bürünüyor yavaş yavaş. Birazdan kalabalık saracak her tarafı, sevgiler, aşklar ve tabiki de tüm riyakarlıklar çıkacaklar saklandıkları yerlerden, herkes yine dürüstlüktan başlayacak cümle kurmaya, sevgi dilini kullanarak ulaşacak güzel insanlara. Hayatta hiç bir konuda kesin çizgiler yok, kesin kurallar, sınırlar yok. Matematiksel hesapla cözülmüyor, aynı formül her zaman sonuca götürmüyor. Yalansız, hilesiz, saf duygularla sevmek hiç çözülemeyen bir problem gibi sonsuzluğa götürüyor beklentileri, oysa tüm insanların istediği, özledigi bu. Ama bilmiyorlar ki birbirini incitmekten zevk alan, köşe kapmaca oynayanlarınki sevgi olamaz, ya da bazılarının sevgi anlayışına uymaz, yanılsakta, hatalar yapsakta, düsüncesizce potlar kırıp çamlar devirsek bile, karşılıklı samimiyetin, ictenligin dürüstce yaşanan duyguların varlıgı teknolojinin inadına sevgiyi koruyor. İnsan gerçekten sevdiginde birden saf bir çocuga dönüşüyor, belki bazen hırcın, bazen mızıkcı oluyor ama en içten duygularla, en hesapsız -hilesiz duygularla sevmeye devam ediyor. Dogru ve güzel olanı belki de seven insanlardan ögrenmeli, ne sevindiklerinde ne de öfkelendiklerinde sakladıkları hic bir şey olmaz, acı ve tatlı her türlü renklerini ortaya seriveririler. Küserler ama kinleri olmaz, kızarlar ama hemen bağışlayıverirler degil mi? Ama olmuyor, sanki içimizde soyut bir el freni var, ruhumuz ona bağlı ve fren serbest bırakmıyor benliğimizi, orada sabit duruyoruz savrulmanın huzurundan habersiz. Ağaçtan düşen yaprak kadar bile olamıyoruz ne acı. Karar verdim, bugün de kulaklarımı duymaz hale getireceğim, herkes aşktan sevgiden bahsedecek ama aşkın derin anlamı hakkında hiç kimse bir cümle dahi kuramayacak ve yüreğim sessizce hep seven yüreğe ulaşmaya çalışacak. Bu cümlelerim, bir çokbilmişlik değil, belki de gerçekten sorun benimle ilgili, sevgiyle yaşanamayan duygularlarımla ilgili, aşka ulaşma yolculuğumla ilgili, bu kolay olmayacak biliyorum, yolum hep kendi koyduğum engellerle dolu olacak fakat bedenim yorulsa da seven yüreğim asla yorulmayacak.