İslam'a giriş

İslâma giriş, imanla gerçekleşir. İman, Allah Teâlânın Hz.Muhammed'e indirdiği, o'nun da insanlara tebliğ ettiği kesin olarak belli olan şeylerin tümüne tereddütsüz inanmak ve onaylamaktır. İmanın temelini, iste bu kabul ve onaylama oluşturur.

Müslüman olmak isteyen kişi bu kabul ve tasdikini "Şehadet ederim ki, Allahtan başka tanrı yoktur ve yine şehadet ederim ki Hz. Muhammed O'nun kulu ve elçisidir" mealindeki "Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasülüh" cümlesiyle açıklar. Bu cümleye "Kelime-i Şehadet" denir.

İman, bilerek, isteyerek benimseyerek inanmaktır. Bir kimse kalben inanmadığı halde diliyle bu cümleyi söylese iman etmiş olmaz. Kelime-i şehadeti söyleyen kimse, son ilahi kitap Kur'an-ı Kerim'i bütünüyle benimsemiş ve Allahın son peygamber Hz. Muhammed'e vahiy yoluyla bildirdiği, Onun da insanlara tebliğ ettiği her şeyi tamamen kabul etmiş demektir. Bu sebeple Allahın varlığına ve birliğine imanın yanında; meleklerin varlığına Allahın gönderdiği kitapların gerçek olduğuna, peygamberlere, Ahiret gününe her şeyin Allahın takdiriyle meydana geldiğine, kısacası Kur'an-ı Kerim'in ve peygamberimiz Hz. Muhammed'in kesin ve net olarak bildirdiği şeylerin hepsine inanmak imanın şartıdır. "Kelime-i Şehadet" bütün bunları topluca kabul ve tasdik etmeyi ifade eden bir anahtar cümledir. Bu yüzden Kelime-i Şehadet, İslâma giriş sözleşmesi yapmak gibidir. Bu sözleşmeyi yapan insan, Allah'a büyük bir söz vermiş, O'nun emirlerini tereddütsüz bir şekilde kabul edip yerine getirmeyi,yasaklarından kaçınmayı benimsemiş olmaktadır.

Kelime-i Şehadeti söyleyerek yaptığımız sözleşmeye bütün mahlukat şahit oluyor. Şayet bu sözleşmeyi bozarsak, sözümüzden döndüğümüze şahit olan veya bu sözleşmeye aykırı hareket ettiğimize tanık olan yeryüzündeki ve gökyüzündeki her şey Allahın huzurunda aleyhimize şahitlik edecektir.

Ayrıca, bu sözleşme ile müslüman toplumun bir ferdi haline gelmiş oluyoruz. Müslümanlarla evlenme, zekat alma, verme, müslümanlarla her türlü dayanışma bu sözleşmenin kapsamına girmektedir.

İman etmek için kimse zorlanamaz. İslâma girmek isteyen kendi isteğiyle girer. İman etmeden önce araştırma yapılabilir, kafada oluşan her türlü tereddüt ve şüphenin cevabi aranabilir. Ancak iman ettikten sonra iyi bir mümin, iyi bir müslüman olabilmek için kalpten her türlü tereddüdü söküp atmak gerekir. Çünkü imanla tereddüt bir arada olmaz. Bu yüzden iman, insanin kalbinin derinliklerine öylesine kök salmalı ki onu İslâma aykırı davranışlardan alıkoymalı, onun zihniyetinin, ahlakinin ve davranışlarının İslâma göre şekillenmesine imkan vermeli.

İslâma girmek için herhangi bir aracıya ihtiyaç yoktur. Bir kimse yukarıda belirttiğimiz hususlara inanmak suretiyle kendiliğinden İslâma girebilir.Bu hususta başkaları kendisine ancak bilgi vererek yardımcı olabilirler. İslâma giren kimse kendisine, tam bir inanç berraklığı kazandıracak kaynağa ulaşmış olmaktadır. Böylece önemli bir inanç değişiminden sonra ilk fırsatta bir de gusül (boy abdesti) alınmalıdır. ...

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 837
favori
like
share
matrakSsS Tarih: 12.05.2007 12:26
Allah razı olsun
NeV-BaHaR Tarih: 16.03.2006 21:49
işte aklı selim insanların anlattıkları bilgilerinizden dolayı tebrikler :89:
adsiz Tarih: 16.03.2006 21:32
ALLAH RAZI OLSUN BABACAN
GS2004 Tarih: 29.10.2004 18:00
ALLAH Sizlerden Razi Olsun Dostlar.....
DJ Hakan Tarih: 29.10.2004 17:55
sagol abi
alperen Tarih: 28.10.2004 01:25
:6: :razi: :6:
Hamaz Tarih: 28.10.2004 01:17
TEŞEKÜRLER. KALBEN İNANÇ.
lazcop Tarih: 28.10.2004 01:14
BILGILER ICIN TESEKKÜRLER. ALLAH RAZI OLSUN