Trabzon'un Bazı Yerlerinde Evlenme Adetleri


Hayatın ikinci önemli dönemi olan evlenme; gerek kız, gerekse erkek açısından bir geçiş olduğu gibi, iki aile arasında yeni bir bağ, kurulması, aileler arasındaki yaşamı, düzeni ve ekonomiyi hatta bir takım kültürel ilişkileri sergiliyor olması bakımından da her zaman için üzerinde titizlikle durulması, her safhası ayrı tören ve ayrı adetlerle süslenen bir olay olarak önem kazanmıştır. Evlenme de doğum gibi yeni bir yaşam durumuna geçişi ifade etmektedir. Bu geçiş dönemi esnasında da evlenen kız ve erkek halk inanmasına göre; doğa üstü güçlerin etkisi altındadır. Bundan dolayı gelin ve damadı bu doğa üstü güçlerden geleceğine inanılan tehlikelerden ve zararlı dış etkilerden korumak için bir takım tedbirler almak gerekmektedir. Bundan dolayı halk dinsel ve büyüsel içerikli bir çok uygulama ve pratiğe baş vurmaktadır.Evlenme toplumsallaşma sürecinin en önemli aşamasını oluşturmaktadır. Kıza ve erkeğe yeni bir sosyal statü kazandıran evlenme aileler arasında kurulan dayanışmayı, toplumsal ve ekonomik ilişkileri düzenlemesi bakımından her zaman ve her yerde önemli bir olay olarak görülmektedir. En küçük toplumsal kurum olan aile; dolayısıyla da kültürel yapının da temelini oluşturmaktadır. Evrensel bir karakter taşıyan evlenme; dünyanın her yerinde bağlı bulunduğu kültürel yapının gerektirdiği kurallara ve kalıplara göre şekillendirilmekte, dinsel ve büyüsel motifler içeren evlenme içerisindeki gelenek, görenek, adet ve inanmalar genellikle tüm yörelerde çok zengin bir görünüm sergilemektedirler. Bu gelenek ve görenekler ait olduğu toplumu tanımaya ve anlamaya ilişkin önemli verilerdir.Söz konusu çalışma Trabzon ili, ilçe ve köylerinde 14- 26 Temmuz 2003 tarihleri arasında yapılan çalışmalarda elde edilen verilerden oluşmaktadır. Kaynak kişilerden alınan bilgilerin, mümkün olduğu kadar içeriğe dokunulmadan ifade bozuklukları düzeltilerek verilmesine özen gösterilmiştir.
Evlilik Biçimleri
Toplumların toplumsal, tarihsel boyutları, ekonomik yapıları, yerleşim düzenleri, üretim ve tüketim ilişkileri, sosyal normları, kısaca kültürel yapı evlenme biçimlerini de belirlemektedir. Her toplum ya da grup kendi yapısına uygun olanı seçerken aykırıyı önlemeye çalışmaktadır. Araştırma yöresinde geçmişte yapılan evliliklerde geçim düzeyi, ekonomik yapı, toplumsal konum ve etnik ayrılıklar belirleyici olmaktaydı. Araştırma bölgesinde geçmişte evlilikler genellikle yöre içerisinde yapılmaktaydı. Yaşam koşullarının farklılaşması özellikle ekonomik yaşamın farklılaşması nedeniyle günümüzde yöre dışından evliliklerin de yapıldığı belirtilmektedir. Bunun yanı sıra yaşlı kuşak yöre evliliklerinin tercih edildiğini.Yörede literatürde tespit edilen evlenme türlerinden; görücü usulü, akraba evliliği, baldızla evlenme. Kayınla evlenme, dezmal kaçırma, değişik yöre halkının anlatısıyla değiş – tokuş, değiş kaçarak evlenme, kaçarak evlenme yöre halkının anlatısıyla uyma , kayma, kaçma, zorla kaçırılma yöre halkının anlatısıyla çekme, dul kadının evlenmesi, dul erkeğin evlenmesi, birden çok kadınla evlenme, beşik kertme gibi evlenme tiplerinin tümüne geçmişte rastlanmaktaydı. Günümüzde de bu evlilik türlerine nadir de olsa rastlanmakla beraber genellikle anlaşarak yapılmaktadır. Evlilik tipleri, ile ilgili olarak alanda tespit edilen kaynak kişi anlatıları şöyledir;“Burada kaçarak evlenme çok fazla, kaçarak evlilikler genelde kız ve oğlan bir birleriyle anlaşarak yapılmaktadır. Kaçarak evlenenlere de düğün yapılmaktadır. Burada zorla kaçırma da olur, buna çekme denir. Oğlan ayakdaşlarını (arkadaşlarını) yanına alarak, kızı bağda, bayırda nerede olursa kaçırır. Kızın babası yerişe bilirse (yetişebilirse), kız kala bilirse geri alır. Kız zorla da kaçırılsa geri dönemez ona ille bir uygunluk yapmaya çalışılır. Böyle durumlarda, muhtar, azalar, köy heyeti araya girerek uyuşturur (anlaştırır). Burada kayınla evlenme de var, kadının kocası ölmüş eğer gelinin çocukları varsa, gelini de seviyorlarsa böyle durumlar da abes (kötü) bir şeydir ama seyrek de olsa kayınla evlenildiği görülüyor. Kadın ölmüşse, çocuklara iyi bakar düşüncesiyle enişteyle evlenme de görülüyor. Beşik kertme ise ağzından çıkan sözdür onun yerine getirilmesi gerekir.”(Şalpazarı Simenli köyü)“Eğer kız ve erkek bir birlerini sever anlarlar ki; anne ve babaları vermeyecek o zaman kaçarlar. Oğlan tarafı nazı geçtiği bir komşusu veya akrabasının evine kızı götürür. Kızın kaçması köyde falancanın kızı kaçtı şeklinde anlatılmaktadır. Kızı götürüldüğü ev sahibi merhametli ise her iki tarafı da düşünerek kızın ve erkeğin birlikte olmasını engeller. Kız kaçtığı zaman bir zaman anne ve babası konuşmaz. Bir yıl iki yıl baba evladını yüzüne hiç koymaz (karşısına almaz konuşmaz). Anne daha çabuk konuşur. Belli bir zaman sonra bir görüşçü giderek barıştırır. Dul kadın eğer yoksuz (yoksul) kaldıysa evlenir ama giderken çocuklarını götüremez. Çünkü çocuklar baba tarafınındır. Burada kumalık eskiden yaygındı, şimdi de var. İki kardeş iki kardeşle de evlene bilir buna değiş denmektedir.”(Maçka Çeşmeler köyü)“Burada zorla kaçırma olur adam heves eder kızı kaçırır, bir yerde tutar. Bir kere tuttu mu artık o kız onun karısı olur, erkek kızın üzerinden eşarp yüzük gibi herhangi bir eşyayı aldığı zaman o kız onunla evlenmek zorundadır. Evlenmezse erkek elindeki kızın eşyasını herkese gösterir. Erkeğin elinde bulunan kızın eşyası bir anlamda da kızın namusu gibidir.”(Şalpazarı Geyikli beldesi) Şalpazarı Geyikli beldesinde kaçmayla ilgili olarak bir kaynak kişi anlatısı aşağıda olduğu gibi verilmektedir.“Sevdamızla konuşur, karar eder anamıza, babamıza söylerdik, kabul etmezlerse, kaçardık. Evvel suya gitme vardı, bir yerde bir yalak bir tekne oludu oraya giderdik. Sevdamızda o suyun kapısını keserdi, orada konuşur, anlaşırdık ya da değirmene gider sevdamızla orada anlaşır kaçardık eskiden adet öyleydi.”(Şalpazarı Geyikli beldesi)“Kaçarak evlenme var, böyle durumlarda kızın babası isterse kızı geri alabilir. Zorla kaçırma da buralarda olur buna çekme denmektedir. Çekilen kız üç günden sonra geri getirilemez (baba evine). Beşik kertme de var. Beşik kertmede kimisi kızın beşiğinin başını kerter, kimisi de beşiğe oğlanın adını yazar. Büyüdükleri zaman evlenen de var, evlenmeyen de. Kumalık Trabzon merkezde de görülüyor, ancak köylerde daha yaygın. Dul kadının evlenmesi normal ancak giderken çocuklarını götüremez. Çünkü çocuklar baba tarafınındır.”(Trabzon merkez Faroz Mahallesi)Günümüzde evlilikler kent merkezinde genellikle anlaşarak yapılmaktadır. Kırsal kesimde ise; anlaşarak yapılan evliliklerin yanı sıra yukarıda belirtilen evlilik türlerine de rastlandığı saptanmıştır.
Evliliğe Hazırlık Aşamaları
Evliliğe hazırlık aşamaları, evlenme çağı, kız beğenme, kız isteme başlıkları altında incelenmektedir.

Evlilik Çağı:

Geleneksel kesimde kızın ve erkeğin evlenme çağına geldiklerini belirleyen bir takım ölçütler vardır. Bunların başında ergenlik çağına girmiş olmak gelmektedir. Ülkemizde ergenlik çağı 10-14 yaşları arasında başlar. Gerek kızda, gerekse erkekte görülen, birtakım biyolojik ve fizyolojik gelişmeler, ergenlik çağının belirtileridir. Annelik ve babalık için gerekli olan bu gelişmeler, onların biyolojik ve sosyo - kültürel kişiliklerini geliştiren önemli belirtilerdir. Bu değişik belirtilerle kişisel sorumluluklar da başlamaktadır.Erkek çocuklar aile içerisinde; gerek cinsinin, gerekse yaşının gerektirdiği, etkinliklere katılarak, geleneklerin gerektirdiği tavrı almaya çalışır. Kızın ergenlik çağına girmesi; ev işlerine katılması, aile ve grup içerisindeki genç kızlık çağının gerektirdiği role bürünmesine karşı cinsle ilgilenmesiyle belirginleşmekte ve evlenme çağına girmiş olmasında ölçüt olarak alınmaktadır.Evlenme olayında Anadolu’nun hemen hemen her yerinde sıra gözetimi olayına rastlanmaktadır. Bu konuda büyük kardeşlerin daha önce evlenmelerine dikkat edilmektedir. İster köyde ister kentte olsun; evlenme yaşını ve zamanını ekonomik yaşamın, bazı sosyal olayların, göçlerin, ölümlerin kısacası kültürel yapının belirlediğini söylemek gerekir. Araştırma bölgesinde konuyla ilgili olarak yapılan tespitler aşağıda yer almaktadır.“Kızın evlenme çağı eskiden 18 yaşını bulurdu, şimdilerde 20 -22 ye kadar uzadı. Kız 30 yaşına geldi mi evde kalmış sayılmaktadır. 27 yaşıma gelen kız artık evde kalmıştır. Erkek de evlenme yaşı 25 – 26 ya kadar uzar. Burada erkekle kız arasındaki yaş farkı en fazla 10 ‘a kadar çıkmaktadır. Normal olan erkekle kız arasında 4- 5 yaş olmasıdır. Erkeğin kızdan küçük olmaması önemlidir. Ancak geçmişte nadir de olsa kızın erkekten yaşça büyük olduğu evlikler yapılmaktaydı. Burada sıra gütme vardır. Eğer küçük kız veya oğlanın evlenmesi gerekiyorsa, büyük kız veya büyük oğlandan izin alınması, onların sıralarını vermesi gerekmektedir.”(Tonya Melikşah köyü)“Kızların evlenme yaşı 15- 16 dır. 30 yaşına varan kız evde kalmış sayılır. Ona biz burada kaluk deriz. Onları artık yaşlılar alır. bazıları da hiç evlenmeden bakir, bekar gider (ölür). Eğer kız severse isterse ana baba vermezse onun günahı çok, insanın ille evlenmesi çoluğa çocuğa karışması gerekiyor. Erkeğin evlenme yaşı da kızınkiyle aynı. Bir iki yaş aşağı veya yukarı olabilir. Bazen çok seyrek de olsa kızın erkekten büyük olduğu durumlar oluyor. Ama bu çok seyrek. Genellikle herkes menendine yani eşine. Sıra gütme var mesela küçüğün sevdası çıktı, anne baba - ha bunu evereyim senide everceğim diyerek büyükten izin ister. İzin verirse küçüğü evlendirebilirsin, vermezse duracak. Kız da oğlan da sırasına (sırasını bekleyecek), evde tatsızlık kuramazsın.”(Şalpazarı Simenli köyü)“16- 20 kızlarda evlenme yaşı. 25-30’u geçti mi evde kalmış sayılmaktadır. Erkek eskiden askere gitmeden evlenirdi. Şimdi günümüzde erkeğin belli bir evlenme yaşı yok erkek her yaşta evlenebilir. Eğer küçük kardeş severse büyükten izin alarak evlenebilir. Büyüğün izin vermemesi halinde evlilik gerçekleşmez. İzin verilmemesi halinde yapılan evliliklerde kardeşler arasında uyumsuzluklar çıkmaktadır.”(Trabzon merkez Faroz mahallesi)“Kızlar 16-17 yaşında evlenir. 20 yaşına kadar zor kalır. 25 yaşlarına geldi mi derler kaluk evde kalmış. Kız kısmını birinci ister vermeyeceksin ikinci ister vermeyeceksin üçüncü o zaman vereceksin. Kız kısmının üçüncüden sonra kısmeti kapanır, şansı kesilir. En büyük kız varken, küçüğünü vermezlerdi, büyük sıradayken küçük verilmez. Büyüğün şansı bozulur. Vermek zorunda kalınırsa, büyükten izin alınır. Büyük ben senin rızkına mani olmayayım sen evlenebilirsin, müteessir olma diyerek izin verir. ”(Maçka Çeşmeler köyü) Günümüzde yukarıda kaynak kişilerin belirttikleri evlilik yaşı; köylerde halen geçerliliğini sürdürürken kente merkezinde bu yaşın büyüdüğü tespit edilmiştir. Geçmişte erkekler askere gitmeden de evlendirilirken, günümüzde erkeğin kolay evlenebilmesi için askere gitmesi aranmakta, askerliğini yapmış olan erkeğe daha kolay kız verilmektedir.
Kız Beğenme, Görücülük, Kız isteme:
Geleneksel kesimde evlenme hazırlıkları “kız bakma”, “kız arama”,”kız soruşturma” ile başlamaktadır. Oğullarını evlendirmek isteyen anne ve babalar ilk önce akrabalarından, komşularından ve yakın çevrelerinden başlayarak kız aramaya çıkmaktaydılar. Kız bakma konusunda ailelere, akrabalar, komşular yardımcı hatta aracı rolü üstlenmektedirler. Evlenecek erkeğe kız bakma olayına Anadolu’nun bir çok yerinde; “görücülük”, görücüye çıkma” vb adlar verilmektedir.Araştırma bölgesinde de; konuyla ilgili olarak diğer bölgelerde olduğu gibi kız bakma, kız beğenme, kız görme, görücü gitme, görücü. Gibi kavramlar kullanılmaktadır.Trabzon’da kız beğenme kız görme evliliğin önemli bir aşamasını oluşturmaktadır. Bütün toplumlar, evlenecek kızda ve erkekte ait olduğu toplumun değer yargılarına , dünya görüşlerine , hayatı algılayış biçimlerine göre, kısaca yaşam tarzına göre birtakım nitelikleri taşımasına dikkat etmektedir. Bu niteliklerin Anadolu’nun diğer bölgeleriyle benzerlik göstermekle beraber farklılıklar da içerdiği saptanmıştır. Konuya ilişkin kaynak kişi, derlemeleri şöyledir;“Eskiden istediğimiz kız gelin gelene kadar oğlanı hiç tanımazdı. Oğlan da ı sülaleden sürekli kaçardı. Ayıp vardı, saygı vardı. Ben komşu olarak tavsiye ederdim falan yerde iyi bir kız var. Kız arayanlarda bana sorardı iyi midir, kötü müdür, yalancı , dolancı mıdır, namuslu mudur, hırsız mıdır, gece yatağa işer mi, sülalesinde herhangi bir hastalık var mı. Sülalesinde hastalık olan aileden kız alınmazdı. Sülalede verem , frengi, sara ve ya sülalede deli bir uşak varsa o aileden kız alınmaz. Çünkü doğan çocuklar da onun zürriyetinden olacağına inanırız. Beğenilen kız; eli becerikli mi, işinde gücünde iyi mi, ahlaklı mı, dedikoducu mu, dilli mi 9çok konuşan), soyu sopu nasıldır bunlar hep bilen birinden sorulur. Burada kız fakirse fakir alır, zenginse zengin alır. burada şöyle bir söz vardır. Zenginsen fakir kız alacaksın, sende gelip görsün, zengin kız senin malına da tenezzül etmez denir. Evlenecek oğlan rakı içer mi, bir haylazlığı var mı, eskiden delikanlılar başlarından şapkalarını hiç indirmezler, kadınlar da peştemallerini indirmezlerdi çok ayıptı. Kızın ilk istendiği akşam uşağın durumu sorulur. Daha önce başından bir olay geçmiş midir, sülale iyice araştırılır. Erkekte zenginliğe çok önem verilir. Erkek zengin , kız fakir ise bir istemede kız hemen verilir.erkekte yakışıklılık da önemlidir. Bir sanatının olup olmadığına da bakılır. Tarlada, bağda, bahçede çalışırsa kolay kolay kız vermezler. Erkeğin askerliğini yapmış olması da önemlidir. ”(Tonya Çeşmeler köyü)“Eskiden zenginlik arazi üzerineydi. Falancının arazisi çok ben kızımı ona vereyim ya da o oğlanı alayım denirdi. Ama şimdi araziye bakılmıyor soy sop yakışıklılık da aranıyor.”(Şalpazarı Geyikli beldesi)“İstenecek kızın nasıl iş yaptığına bakılır. Namus, zenginlik, mal mülk, soy sop, güzellik önemlidir. Erkeğin de en birinci ailesine bakılır, sigara içki içmemesi, kumar oynamaması çok önemlidir.”(Trabzon merkez Faroz mahallesi)“İstenecek kızın zanaatlı, becerikli olması, iyi bir sülalenin kızı, yeri yurdu olması aranır. Erkek okumuş olacak, yeri yurdu olacak. Gurbette çalışıyor ve bir işi olacak. Amir memur olacak. Yakışıklı olacak. Kızın da erkeğin de en çok akıllı olması önemli. Elin adamının kaynananın, kaynatanın yüzünü güldürürsen onlara yaranırsan en iyisi bu.”(Şalpazarı Simenli köyü)Araştırma yöresinde geçmişte herkes birbirini tanıyordu. Bu nedenle oğlan tarafı münasip gördüğü kızı kızın bir akrabası veya yakın bir komşusunu da yanına alarak görmeye gider. Bu olay yörede;”kız bakmaya gitme”,”kız görmeye gitme”, “görücü gitme” görmeye gidenlere ise görücü denmekteydi. Bu uygulama günümüzde de devam etmektedir. Konuyla ilgili olarak farklı yerlerde yapılan derlemeler şöyledir. “Köyde herkes bir birini tanır. Ama beğenilen kız öyle istenmek amacıyla değil. Ev halini görmek, kızın oturup kalkması nasıldır, onu anlamak amacıyla dışarıda tanıyor ol0san da kızın evine bir gider veya bir aracı gönderilir. Eğer kayınvalide gitmişse buna kız bakmaya gitme denir. Eğer komşulardan biri gitmişse buna aracı denmektedir. Aracı orada onlara hiçbir şey çıtlatmaz. Kızın oturup kalkmasına, iş yapmasına, evin temizliğine evin çevresine bakar”(Tonya Meliklah köyü)“Düğünlerde ve benzer topluluklarda kız beğenilirdi. Kız görmeye uğurlu gün olduğu için ekseri Perşembe ve Pazar günleri gidilirdi. Kızı görmeye gitmeden bir aracı gönderilir. Aracı gelip kızınızı görecekler diye haber verir. Bu işi gören aracıya yenge denmektedir. Kız görmeye gidildiğinde kız mutlaka çıkar. O zaman kız dipten başa doğru(ayağından başına doğru) bir sakatlığı olup olmadığını anlamak için bir güzel süzülür. O gün kızın oturmasına kalkmasına. Evin tertibine , temizliğine kısaca her şeye çok dikkat edilir.”(Trabzon Faroz mahallesi)Kız görme aşamasını, kız isteme aşaması izlemektedir. Kız beğenilirse kız evine bir aracı tarafından haber gönderilerek niyet belirtilir. Yakın akrabalar ve sözü geçen etkili bir kışı de alınarak kız evine gidilir. Bu olay diğer yörelerde olduğu gibi; “kız isteme” olarak tanımlanmaktadır.“Beğenilen kızı istemek için, sizi bu akşam rahatsız edeceğiz diye kız evine haber verilir. Kız tarafı oradan buradan (her hangi bir yerden) duyduğu için, gelme niyetlerini zaten biliyordur. Bu nedenle konuyu hemen anlar. Kız tarafı taraftarsa buyurun gelin der. Taraftar olmasalar da oğlan tarafı gene gider. İstemeye kaynana, kaynata olacak varsa oğlanın ağabeyi gider. Kız istemeye gidildiği zaman eskiden bakarlardı ki evin kapısı temiz mi, süpürülmüş mü, evin kedisi güzel mi, kediye bakarlar ki zayıf mı, semiz mi, kapıda ki köpeğe bakarlar ki semiz mi, altı güzel süpürülmüş mü. Evin kapısında odun yığını var mı. Hemen kız istenmez derler ki; biz buraya niye geldik sormuyorsunuz. Kız evi de der ki; hoş geldiniz, sefa geldiniz, niye geldiniz. Kaynata olacak da der ki; Allah’ın emriyle senin kızını benim oğluma istiyorum. Kız tarafının vermeye niyeti varsa; taşınayım, düşüneyim der, yoksa yanlış geldiniz bizde size göre kız yok der. Oğlan tarafı kızı severse kolay kolay bırakmaz. İlk istemede kız verilmez. Verilirse; evlendiği zaman bir şey olduğu zaman derler ki iyi bir şey olsaydın ilkin ki akşam hemen vermezlerdi. Kız bir istenir, iki istenir, kız tarafını sülalesine,eşine, dostuna danışması için araya bir müddet süre konur Bu olaya kız isteme denmektedir. Kız tarafının vermeye niyeti varsa bu dışardan da öğrenilir (kahveden kız veya oğlan tarafının bir akrabasından vb). Kız tarafı vermeye karar verirse oğlan tarafına; buyurun gelin diye haber gönderir.”(Maçka Çeşmeler köyü) “Kız beğenilirse, aracı , yenge gidip oğlan evine haber götürür. Kızı sevdik falan vakitte isteyeceğiz derler. Kız istemeye, eskiden perşembe veya pazartesi günü gidiliyordu, günümüzde ise fark etmiyor. Her gün gidile biliniyor. Kız istemeye kadın erkek eş dost toplanarak gidilir. Giderken de; eskiden lokum götürülüyordu, günümüzde ise çikolata şekerleme götürülüyor. Kız evinde kısa bir muhabbetten sonra konuyu oğlan tarafından anlayışlı (yaşlı başlı sözü geçen) birisi açar. Allah’ın emriyle kızınızı sevdik istiyoruz der. Kız tarafı da, düşünelim bize ara verin der. İlk istemede kız verilmez. Hemen verilmez ki; bak hemen kızlarını verdiler. Oğlan tarafı kızı vermeye niyetli, değilse, yakın gelmezler , kız çıkmaz, yüzünü asar, kahveyi sert verir. Evin düzeninden de anlaşılır. Vermeye niyetleri yoksa, haberleri olduğu halde evi düzeni olmaz. İstemeye iki üç kez gidilir. Kızı vereceklerse oğlan tarafına tamam gelsinler diyerek haber gönderilir.”(Trabzon merkez Faroz mahallesi)“Oğlanla kız mutlaka anlaşır. Anlaşmadan isteme olmaz. Eskiden de böyleydi, günümüzde de böyledir. Anlaşmadan sonra oğlan tarafından oğlanın anası babası gider. Kız tarafı hemen durumu anlar. Kızım mı gönderdi sizi der. İlk istemede hemen kız verilmez. Anlaşmadan kızın evine hiçbir şey götürülmez. Orada dövüşecek misin, çekişece4k misisin belli değil. Kız genellikle oğlanın babası ister. Kız istemeye gidildiği zaman kız tarafı hiç bir ikram yapmaz. Çünkü kız alındı mı, uyuldu mu daha belli de

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1096
favori
like
share