Karamanın Koyunu

Oğul sana bir öğüt vereyim, dinle beni,

Ağzını açma sakın,açarsan aç keseni,

En candan bildiklerin tefe koyarlar seni,



Birer birer denedik olgununu toyunu,

Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu.



El oğlunu bilmezsin, o ne hin oğlu hindir,

Pamuk gibi görünür, granitten çetindir,

Arkandan kuyu kazar, dibi yoktur, derindir,



Açılma el oğluna anlamadan soyunu,

Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu



Senin aybını arar el oğlu bir iş gibi,

Arkanda dolaşırlar sanki müfettiş gibi,

Bırakırlar ortada seni bir ibiş gibi,



Öğretirler dünyanın körfezini koyunu,

Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu.



Doğruyu görürsen de ulu orta anlatma,

Bağır, çağır, nara at, fakat sakın taş atma,

Elini uzat amma, boynunu hiç uzatma,



Sana ölçü verirler, uzatırsan boynunu,

Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu.



Ne tilkiye eğri bak, ne de kurtlarla yarış,

Ne etlisinden bahset, ne sütlüsüne karış,

Ağzını açık korlar sonra senin bir karış,



Nene gerek elin üç keçi, beş koyunu,

Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu.


KARAMAN

Karaman’a hasretliğim,

Üzüle üzüle bitmez

Yollar bir ip, dağlar düğüm

Çözüle çözüle bitmez….

Sabah erkekler işine,

Döner akşamın beşine

Güğümler çeşme başına

Dizile dizile bitmez

Biçim biçim fistanları,

Dile gelmez destanları,

Güz gelince bostanları,

Bozula bozula bitmez….

Kalesi tek bir şaheser,

Hatunya dilsizdir, susar,

Mansur Dede, Abbas, Hisar

Gezile gezile bitmez….

Kırmale yolların sonu

Şamkapı’ya bakar yönü,

Kırmale’den öte yanı,

Kazıla kazıla bitmez….

Git, gör İmaret’i aman,

Kimler geçmiş zaman zaman…

Velhasıl şu Karaman,

Yazıla yazıla bitmez….

Bekir Sıtkı ERDOĞAN


KARAMAN’A DAVET

Gel, burda gör, düğün – dernek hayatı;
Törenlerin diyarıdır Karaman...

Türkçe’mize, o ilk özgür beratı

Verenlerin diyarıdır Karaman!

Ecdadımın rûhu sinmiş harcına,

Ömrünce didinir bir can borcuna!

Adım adım başarının burcuna

Varanların diyarıdır Karaman...

Çoktan gündüz olmuş burda geceler,

Yıldızlarla boy ölçüşür yüceler...

Gökyüzüne anıt anıt bacalar

Kuranların diyarıdır Karaman.

Uysaldır insanı koyundan bile,

Ne yalan bilirler, ne şer, ne hile;

Temiz yürekleri, hizmet aşkıyla

Vuranların diyarıdır Karaman...

Bir de gönül ehline sor burayı,

Bilen mekik dokur açmaz arayı

Merhem çalıp, nice onmaz yarayı

Saranların diyarıdır Karaman.

Vermemiş özünden zerrece kayıp,

Küskünlük suç burda, dargınlık ayıp

Birbirlerini gece gündüz arayıp

Soranların diyarıdır Karaman...

Özde umut yeşil, gözde nem yeşil

Burda kazanılmış bir kıdem yeşil.

Emeğinin ödülünü yemyeşil

Görenlerin diyarıdır Karaman...

Kafaca uyumlu gönülce derin

Fedakârlığına siz karar verin

Saat başı kalkan otobüslerin

Trenlerin diyarıdır Karaman.

Bekir Sıtkı’m ziyaretin kuralı

Bol fatiha; yatırlar var sıralı...

Taptuk burda, Yunus Emre’m buralı;

Erenlerin diyarıdır Karaman...

Bekir Sıtkı ERDOĞAN


KARAMAN VE SEN

KARAMAN’a hiç gitmedik seninle

Görmedik çarşısını, pazarını, insanlarını

Dolaşmadık caddelerde, sokaklarda

Kalesine tırmanmadık el ele

Sen görmedin Karaman’ın güzelliğini

Hiç gitmedik ki seninle

Karaman’ın insanları bir başka candan

Hilesiz, riyasız, yabansı değil, sokulgan

Saman tozu, taze buğday, taze ekmek kokusu

Öpülesi, nasırlı elleri toprak toprak

Yüzleri güneş yanığı, gözleri bulutlarda

Karaman oğlu Mehmet Bey’in dili konuşulan dil

Yanında, yörende Türkmen kocası YUNUS’lar

Erdemi, sevgiyi, güzelliği anlatırlar...

Sana Karaman’dan sesleniyorum, duy beni, dinle

Sen görmedin Karaman’ın güzelliğini

Hiç gitmedik ki seninle...

Açları doyuran verimli toprak

Göklere el açan uzun kavaklar

Konuk sever, iyi yürekli insanlar

Tertemiz caddeler sokaklar

Hele bir de mevsim baharsa

Rengarenk açılır güller, çiçekler

Çam kokulu, kekik kokulu solunan hava

Kendi ürünleridir yedikleri

Anaların ak sütü kadar helalinden

Buz gibi içilen sular

Şu dağlar Toros dağları

Şu dağın ardında benim köyüm var.

Karaman kimseye yad değil, yaban değil

Türk’e vatan olmuş bir kutsal toprak

Selçuklular, Karamanoğulları, Osmanlılar ve daha!

Daha önceleri de var...

Ulu Mevlanalar, büyük ozanlar

Ve Karacaoğlanlar, Aşık Yunus’lar

Yiğitler, gaziler, kahramanlar

Gelip yurt edinip kutsamışlar...

Karaman kalesine çıkıp seslensem

Sesim yankı yapar Toroslarda, ovalarda

Selam desem kuşa, kurda, tüm insanlara

Sesimi ulu MEVLANA duyar

Derviş YUNUS duyar

KARAMAN OĞLU MEHMET BEY

Sonra KARACAOĞLAN duyar.

Sana KARAMAN’dan sesleniyorum

Sen de kulan ver sesim, duy beni dinle

Sen görmedin KARAMAN’ın güzelliğini

Hiç gitmedik ki seninle...

Ahmet Tufan ŞENTÜRK


MEHMET BEY’İN MEMLEKETİ

Güzel kalmış yöremizin elleri

Tarihlere geçmiş nice halleri

Öz Türkçe’yi söyleşiyor dilleri

Mehmet Bey’in memleketi Karaman

Nice alim geldi, geçti buradan

Evliyalar saldı bize Yaratan

Mevla’dan hem de Hatun anadan

Mehmet Bey’in memleketi Karaman

Yunus’ların Kenzi’lerin diyarı

Gufrani, Hottoğlu gönüller yarı

Sanatla olmuştur hep yoğu varı

Mehmet Bey’in memleketi Karaman

Nuri Mevleviyim sözlerim nehir

Kıymatım bilecek bu millet sahır

Ozanlar kahvemiz, bağırda mühür

Mehmet Bey’in memleketi Karaman

Nuri UZUN


BURASI KARAMAN

Bir sihirli beldesin, sen eşin yok

Bir sihirli meltem eser sokaklarından

Ana yurttan ad almış, köylerin sıra sıra

İşte Kızık, Salur, Beydili, Aşıran

Larende de bugün zorlu şenlik var

Mahşer gibi olmuş yollar sokaklar

Dellal dedi: dinlemekte fayda var

Mehmet Bey’in fermanıdır okunan

Oturmuşta Yunus, Şeyhlik postuna

Kocaman bir tesbih almış destine

Söyle, söyler ahbabına dostuna

Mehmet Bey’in fermanıdır okunan

Mevlana çıkmış, burada çileden

Koca külah giymiş sarı keçeden

Yolcuyum veda diyor Türkmen kocadan

Anam bacım emanet sana Karaman

Talat DURU


YUNUS’A HASRET


Evliyalar yurdunun gonca gülü senidin,

Şimdi muhtacız sana neredesin ey Yunus?

Hak’tan halka uzanan bir güzelce dilidin,

Şimdi muhtacız sana neredesin ey Yunus?

Dostluk fidanı diktin kardeşlik bahçesine,

Sesinden nâme kattın nice derviş sesine.

Tanrım nice sır vermiş “Hûû” diyen nefesine,

Şimdi muhtacız sana neredesin ey Yunus?

Huzur özlemi çeken insanlığın bağrına,

“Sevelim, sevilelim” der bugünden yarına,

Dostun dosta selamı bu devirde zoruna,

Şimdi muhtacız sana neredesin ey Yunus?

Sevginin, muhabbetin tohumunu sen saçtın,

Paslanmış gönüllerin kilidini sen açtın,

Âlem sana muhtaçken ne diye erken uçtun?

Şimdi muhtacız sana neredesin ey Yunus?

Karaman diyarında aşk tohumu çimlendi,

En onulmaz yaralar ellerinde em’lendi,

Sana olan hasretlik sanma ki hep dündendi,

Şimdi muhtacız sana neredesin ey Yunus?

Anadolu yaylası varlığınla can buldu,

Doğrul da bir bak hele insan ne hale geldi,

Bin dokuz yüz doksan bir senin ismini aldı,

Şimdi muhtacız sana neredesin ey Yunus?


Mestan KARABACAK
(S.Ü. Karaman İ.İ.B.F. Öğretim Görevlisi)


ÖZLEDİM

Yol, eski istasyon yolu

Yol, parke taşlı

Yol, eski garaj yolu

Yollar iki tarafı uzun kavaklı

Sizi Özledim.

Faytoncunun faytonunun yayları

Bal rengiydi ikiz güzel atları

Şarkı sözler tekerleri, nalları

Karaman’ın ah o eski halleri

Sizi Özledim.

Mezarlık önü yazısı, kırları

Kırmahalle ötesinde üzüm bağları

Ortasında sular akar, sokakları yolları

Üstlerinde yuğ taşıyla, kamış damları

Sizi Özledim.

Leyl’i, Seki’si, Yeni hamamı

Hatuniyesi, Türbeleri, Camilerin tamamı

Kervansaray ile Vezir hanları

Yunus Emrem, Mehmet Beyim, tüm Karaman canları

Sizi Özledim.

Kırk ikindi yağmuru, karı

Tozu, toprağı, çamuru, zoru

Düveni, harmanı, bulguru unu

Taşkale, Aşıran, Gödet, Fisandun’u

Sizi Özledim.

Toroslar, Karadağ, Çamlık yaylaları

Dereler, değirmenler bulgurhaneler

Koçakdede, Gazidükkan, Abbas mahalleler

Çürük sulu, sağ sulu, güzel çeşmeler

Sizi Özledim.

Helvacılar, kebapçılar, aşçılar

Semerciler, yastıkçılar, dericiler, mestçiler

Marangozlar, demirciler, bıçakçılar, taşçılar

Sobacılar, nalbantlar, arabacı, çerçiler

Sizi Özledim.

Bir başkadır yaprağının sarması

Ekşilisi, kara kabak kavurması

Şebit ekmek, tuzlu börek, mayalının sıkması

Etli ekmek, batırığı, arabaşı çorbası

Sizi Özledim.

Eski dostu, yeni dostu, düşmanı

Bina olmuş bahçe, bağı, her yanı

İrebiş’i, Elif’i, Muammer’i, Onbaşısı

Mehmet Emin, İbrahim’i, delisi, akıllısı

Şöyle gelin dertleşmenin zamanı

Sizi Özledim.


Faruk ALKAN


KARAMAN KAVAKLARI


Bağrında duyulmadık gizli emeller saklar,

En uzak ümitleri fısıldar ruha sesi.

Yazılmamış şiiridir Karaman’ın kavakları,

Kavaklar, Karaman’ın bestesi.

Tanrıya ulaşmak mı bilmem ki emelleri,

Gece sabaha kadar ne anlatırlar aya?

Yeşil bir dua gibi göğe varan elleri,

Allah’ın rahmetini indirir kasabaya.

Gürbüz vücutlarından taşar asîl bir gurur.

Eğilmez başlarına basarken hayran hayran,

Sanırım Türk’ün ruhu karşımda dimdik durur.

Bu coşkun taşkın hayat ölüye verir can:

Unutturdular bana başımdaki ayakları,

Gönlüme yoldaş oldu Karaman Kavakları.


Halide Nusret ZORLUTUNA (Karaman- 1942)

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 5630
favori
like
share
nazmi kayalık Tarih: 28.11.2008 21:48
Bu siteyi kim kurduysa helal olsun.bende karamanlıyım izmirde oturuyom.takip edeceğim.saygılar
ademkocaturk Tarih: 22.02.2008 09:52
harika şiirler teşekkürler