anne ve babalara - ibret alınması gereken bir hikayeSusmak ve Öğrenmek !

Bir gün susmayı öğrendim. Öyle bir sustum ki belki sonsuza kadar susacaktım.


Çünkü susmak benim küçücük dünyamda babamla kurduğum iletişim tarzıydı.

Babam akşamları eve yorgun dönerdi. Ben bütün gün evde sıkılır onun gelişini

iple çekerdim.

Daha o kapıdan girer girmez boynuna atılır onunla oynamak isterdim. Babam

sarılır, öper sonra da, hadi odana git, derdi. Yemek hazırlanınca annem

çağırır bu defa masada bir araya gelirdik babamla.Onlar annemle konuşurken

ben araya girer, sesimi duyuramayınca da bağırırdım. Babam sinirlenir,

'Bütün gün insanlara kafa patlatmaktan bunaldım, birde sen kafamı ütüleme!'

derdi. Annem de 'Bütün gün zaten seninle uğraştım, bir çift laf da mı

konuşturtmayacaksın babanla?' diye çıkışır, beni odama gönderirdi.

Çaresiz bir şekilde boynumu büker odama yani hapishaneme doğru yol alırdım.

Babam arkamdan, 'Bizim bir odamız bile yoktu, her şeye sahip, hâlâ ne

istiyor anlamadım.' diye bağırmaya devam ederdi. 'Keşke benim de bir

odam olmasaydı, keşke bizim de evimiz bir odalı olsaydı da hep birlikte

otursaydık' derdim içimden; ama yüksek sesle söylemeye cesaret edemezdim.



Yemekten sonra babam kanepeye uzanır, eline kumandayı alır, televizyon

seyrederdi. Beni yanına çağırır biraz severdi. Onun izleyeceği

önemli birşey varsa

beni adeta yerimden bile kıpırdatmazdı. Azıcık hareket edip koşup oynamaya

çalışsam oda hapsim yeniden başlardı. Bir gün anladım ki susunca babamla

daha iyi anlaşıyoruz. Bu defa susarak yapabileceğim oyunlar geliştirmeye

başladım. Önce resim yaparak başladım işe. Babam çizdiğim resimleri

çok beğeniyor; 'Bak, böyle uslu uslu oyna işte.' diyordu. Babam bazen

göz ucuyla bakıyor, resimle ilgili bir şey sorsam afallıyordu. Ama bana

kızarak beni artık odama göndermiyordu.

'Son günlerde ne de akıllandı benim oğlum.' diye komşulara anlatıyordu

annem halimi.

Resimlerim arttıkça ortalık dağılmaya başladı. Annem 'Odanı topla!'diye

odama kapattığında işe nereden başlayacağımı bilemiyordum.

Ben bunlarla uğraşırken zaman geçiyor; ama odamı toparlamayı beceremiyordum.

Annem odama gelip 'Bak sana resim yapmayı yasaklayacağım.' dedi bir gün.

Susuyor olmamı usluluk olarak değerlendiren ailem resim yapmayı da elimden

alırsa ben ne yapacaktım?



Bu düşüncelerle bir aile tablosu yaptım. Babam eve gelince uygun zamanı

kolladım. Her zamanki gibi yemekler yendi, odaya geçildi. Babam oturur

oturmaz çizdiğim resmi getirdim. Babam baktı. Hım, dedi 'Çok güzel

olmuş.Bu adam benim herhalde.' dedi.

Ben 'Hayır o adam değil, bu çocuk sensin.'dedim. O 'Hayır, bu adam benim,

bu çocuk sensin, bu küçük kız da arkadaşın.'dedi.

Ben yine 'Hayır, o büyük adam benim, bu küçük adam sensin, bu küçük kız

da annem.' dedim.

Babam benimle uğraşmaktan vazgeçip: 'Peki neden bizi küçük çizdin?' dedi.

Heyecanla başladım anlatmaya.Ben büyüyüp adam olacağım. İş bulup çalışacağım.

Siz yaşlanıp küçüleceksiniz. Beliniz bükülecek, komşumuz Ahmet amca ile

Ayşe teyze gibi küçücük kalacaksınız. Ben işten geldiğimde yorgun olacağım.

Siz benimle konuşmaya çalıştığınızda işyerinde kafam şişmiş olacağından

sizi duymayacağım bile. Siz benimle bir şeyler paylaşmak istediğinizde

'Hadi odanıza çekilin de kafa dinleyeyim.' diyeceğim. Ve bir de bağıracağım

'Her şeylerini alıyorum. Sıcacık odaları da var, daha ne istiyorlar' diye.

Annemle babamın gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Duyduklarına inanamıyorlardı.

Bana sarılıp beni öyle içten bir okşayışları vardı ki sonsuza kadar

konuşsam hiç bıkmadan dinleyecekler gibiydi

Farkında Olmalı İnsan.Kendisinin, Hayatın Olayların, Gidişatın Farkında Olmalı

alıntı

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 640
favori
like
share
Grace Tarih: 25.01.2008 18:14
Paylaşım için teşkkürler
SU-PERISI Tarih: 25.01.2008 18:07
çok güzel bir paylaşım.emegine saglık
Sindy Tarih: 25.01.2008 10:23
Cocuklara ileride guzel bir yasam vermek isteniyorsa, her daim onlarla ilgilenmeli
sozleri hic kesilmeden sonuna kadar dinlenmeli
guzel bir paylasimdi tesekkurler,
fıstıkkız Tarih: 24.01.2008 22:42
çok hoş bir hikaye