Yaşından umulmayacak kadar çevik, zamana yenilmiş olmasına rağmen dinç gövdesinin üzerinde bakımlı, her yanı bembeyaz bir kafa. Elindeki baston da olmasa benden genç diyeceğim ama dilim varmıyor.Vardığı kadarı şu: benim içim geçmiş. Bana sorsan yüzyıllığım.Beyaz dedecik sanki on sekizlik delikanlı.Gözgöze geliyoruz, gülümsüyor.Dişleri saçı kadar beyaz. En son bir hafta önce fırçaladığım dişlerim geliyor aklıma utanıyorum.Bende gülümsüyorum ama ağzım kapalı. Tok bir sesle "Selamun aleykum" diyor.Üst üste attığım bacağımı indirirken:"Aleykum selam" diyorum.Negatif-pozitif ışınlar yayarmış ya insanlar, dede tam pozitif.
Otobüs durağındaki bankta oturuyoruz. Sol tarafımızda Bayramyeri'ndeki cami. Bayramyeri tam bir bayram yeri. İnsanlar sürekli değişiyor. Değişmeyen tek şey kalabalık. Pür telaş içinde herkes.Herkeste bir amaç var belli. Benim ise telaşım yok. Amacımdamı yok acaba? Yine sığ sorular sormak üzere iken kendime, ak dedem imdadıma yetişiyor. Hiçbir karaya benzetemeyeceğim kapkara gözlerini gözlerime dikip:"Evlat 10 numara geçti mi?" diyor. Hafiften dudağımı büküp:"Bilmiyorum"diyorum."Gelirse haber ver emi. Malum, yaşlandık işte gözlerim iyi görmüyor."diyor. "Tamam dede" diyorum, büyük sorumluluk yüklenmiş insan edasıyla. Dedemi 10 numaralı otobüse bindirmek artık boynumun borcu. Hiçbir kuvvet beni buradan gönderemez.Başım sürekli sol tarafta, otobüs avındayım.Sanki gelecek olan 10 numaraya ben bineceğim.Durumu birden hayatımla ilişkilendiriyorum.Acaba ben ömrüm boyunca alakasız yolculukların, alakasız otobüslerini mi bekledim? "Yok yav" diyorum içimden.Sığlık-derinlik tartışmalarına giriyorum yine..."İmdaaaaat"
Beklenen yardım yine ak dedemden: "Bilir misin buraları?"diyor. "Bilirim.Denizli'nin en meşhur yeri;Bayramyeri."diyorum. "Nesi meşhur buranın?" "Nesi olacak dedem,dükkanları,alışverişi, kalabalığı. Burada bir dükkanı olsa hayatı kurtulur insanın." dedem gülümsüyor.Bense önemli bir söz söylemiş ama hafife alınmış insan tavrındayım.Eeee dedem yaşlı parayı pulu belki unutmuştur bile ."Bunlardan kat be kat önemli bir şey daha var burada."diyor dedem. "O ne? Hazinemi gömülü buralarda?"diyorum.Umarsız. "Yok yok "diyor dedem.Siyah gözlerinde bir ışıltı bir an yanıp sönüyor.Bastonunu ileri uzatıp:
"Burası bir dönem tüm Denizli'nin hayatını kurtarmıştır.16 Mayıs günü Ahmet Hulusi Hoca'nın önderliğinde burada toplanan halkın verdiği sözdür,herkesin hayatını kurtaran." Konu ilgimi çekiyor. "Ne sözü dedem?"diyorum. "Düşmana başkaldırma,vatanı düşmandan temizleme sözü."diyor dedem.Kapkara
gözleri önümüzdeki dükkanlara bakarken adeta delip geçiyor,fark ediyorum. "Biliyor musun evlat? Ne zaman buraya gelsem o sesleri duyarım." "Hangi ses dedem?" diyorum. Araba, klakson ve satıcı seslerinden başka bir sesin duyulmadığı ortamda. "Vatanı kurtarma adına canlarını, mallarını, her birşeylerini seve seve fedaya hazır asil insanların seslerini." Tüylerim ürperiyor. Bayramyeri Mitingini kitaplarda bir yerlerde okumuştum ama önemini hiçbir zaman böylesine, adeta suratımda patlayan bir tokat gibi hissetmemiştim. "Onlar sayesinde Denizli'ye düşman askeri hiçbir zaman giremedi oğlum. Düşünsene hemen hemen tüm Ege düşman işgali altında ve Denizli'ye düşman giremiyor. Mekanları cennet olsun inşallah." diyor gururla. Sesinin titrediğini hissediyorum. " İnşallah" diyorum, karşımda duran canlı tarihe. Bayramyeri'ni maddi ölçüler içinde değerlendirmekten başka bir halt bilmeyen ben, kendimden utanıyorum. " Adın ne evlat?" diyor. "Selim" diyorum. "Selim Efeeee" diyor. "Efesi yok dede sadece Selim" diyorum. "Vardır vardır.Denizli'de herkesin ya bir efe akrabası ya da bir efe tanıdığı mutlaka vardır." Bu cümle çok hoşuma gidiyor. " Selim Efe" diyorum, içimden. "Vay be çok güzel oldu yav. Keşke herkes Selim Efe dese bana." diyecek oluyorum, diyemiyorum.10 numaralı otobüsü görüyorum. Bu otobüslerde istediğin de gelmez, istemezsin gelir. " Dede 10 numara bu" diyorum. Yüzüm düşüyor. Ak dedem gitmesin istiyorum. Canlı tarih, insan sarrafı farketmez mi. "Hele bu geçsin sonrakine binerim. Sohbet güzel acelem de yok." diyor. Sohbet güzel ama, asıl güzel olan sensin beyaz dedem. Huzur doluyum. Engin deneyimler yaşamış, dopdolu insanların yanında olmak ve onlarla paylaşımda bulunmaktandan duyulan huzur bu. Güzel ve önemli olan dedem. Güzel ve önemli olan dedemin beni önemsemesi; mükemmel!...Oh be!.hayat daha güzel, hayat daha yaşanılır. Üstelik efeyim de. Yıllardır aradığım en güzel kıyafet gibi giydiriveriyorum efeliği üzerime. " Türk tarihine adını altın harflerle yazdıran efeler diyarı Denizli, şimdilerde Türk ekonomosine adını altın harflerle adeta kazıyor." diyor dedem. Afallıyorum. Hem gündemi hem geçmişi benden iyi biliyor dedem. Türkiye'min lokomotif şehirlerinden birisi olan Denizli'm. Denizli'min insanları, Denizli'min efeleri dedemden güzel kim tarif edebilir ki sizi.. Önümdeki kalabalığa bakıyorum.Herkes birer efe,herkes birer efe eşi, kızı, oğlu.Az önce
ürktüğüm kalabalığı seviyorum. Bu kalabalığın oluşturduğu Denizli, seni çok seviyorum. "Kimse dünyaya kazık çakmıyor Selim. Madem ki dünyaya kazık çakmıyorsun, o zaman kalplere kazık çak. Onu da yapamıyorsan bir çentik at oda yeter." diyor ak dede. Dede ile mi konuşuyorum, yoksa bir filozofla mı ? Şaşırıyorum. Daha önce hiç duymadığım hoşuma giden cümleler davudi bir sesle beynimin unutulmayacak anılar kısmına doluyor. "Bak evlat, hayat bir çarpma işleminden ibaret. Ömrünü faydalı biri olarak geçirmek istiyorsan, bu çarpmada sıfır ve bir olma. Diğer hangi rakam olursan ol, hep kazanırsın. Sıfırı ne ile çarparsan çarp hep sıfır, biri ne ile çarparsan çarp hep aynı." Okul yıllarımda aramın hiç de iyi olmadığı matematik, şu kısacık anda bir yaşam felsefesi olarak önüme seriliveriyor. Basit olması ise unutulmaz yapıyor. Her toy delikanlının yaşadığı hayatı anlamlandırma çabaları içerisinde aranan doğru fırsatı, bana ak dedem sunuyor. Hem de en anlaşılır biçimde. " Biz hiçbir zaman sıfır olmadığımız için kazandık Kurtuluş Savaşını. Böyle bir başarı dünya tarihinde yoktur evlat. Her metrekaresi için kan akıtılmış olan bu güzelim memlekette hiç kimsenin bir veya sıfır olmaya hakkı yoktur. Yoksa bu vatanı bizlere bırakan yüzlerce, binlerce şehidimizin, gazimizin yüzlerine nasıl bakarız."
Kapkara gözleri çelik gibi oluyor ak dedemin. Kalpten göze taşan duygular besbelli: inanç, azim ve güç.
İşte bizi biz yapan değerler. İnançlı, azimli ve güçlü olmalıyım. Daha doğrusu olmak zorundayım. Ata'ma ve atalarıma olan vefa borcum bunu gerektiriyor. Ak dedem yüreğine sağlık. Şu otobüs durağında da bir fidan diktin. Öyle bir fidan ki, emin ol kökü sağlam, meyvesi bol olacak. Bakışlarımı önümdeki yola çeviriyorum. Asfalt eriyiveriyor birden. Her yer toz toprak. Uzaklarda at kişnemeleri ve insan sesleri birbirine karışıyor. Kırmızı bir sancak altında birisi hararetli bir konuşma yapıyor. Yanına yaklaşıyorum.Ahmet Hulusi Hoca bu. Etrafındaki kalabalık hep bir ağızdan : "...namus ve şerefimiz üzerine and içeriz." diyor.
Bende and içiyorum.
" Daldın evlat." diyor dedem.Her şey göründüğü gibi yine bir anda yokoluveriyor. Dedem hala aynı yerde oturuyor. " Dede dede duydum o sesleri, hem duydum, hem de gördüm."diyorum. "Duyarsın evlat yeter ki duymayı bil, bakmayı değil; görmeyi bil." Bembeyaz dişler bir kez daha selama çıkıyorlar dedemin dudakları arasından.Ben de gülümsüyorum. İçim kıpır kıpır. Ömrümce yaşamadığım bambaşka bir heyecan içindeyim. Bir otobüs tam önümüze gelip duruyor. Bakıyorum 10 numara. Dedemle gözgöze geliyoruz. Ben bir şey söylemeden başımla işaret ediyorum. Ak dedem bastonundan hiç güç almadan ayağa kalkıyor. Gidip eline yapışıyorum. O öpülmeye en layık eli tutup öpüyorum. " Bundan sonra bambaşka bir Selim olacağım dedem. Yüreğimdeki küllere üfürdün, koru ateşledin. Allah senden razı olsun."
Otobüsün merdivenlerini hiç zorlanmadan çıkıyor dedem. Solundaki ilk koltuğa oturuyor. Ben çok sevdiği bir akrabasını uzaklara uğurlayan insanlar gibiyim. İçimdeki mutluluk, hüzne yenilmek üzere. Otobüs hareket ediyor. Egsozundan siyah bir duman çıkıyor, benim de gözümden iki damla yaş. Çabucak siliyorum yaşları, efeler ağlamaz. Dudağımda bir türkü evin yolunu tutuyorum.
Ah çatal olur efelerin yüreği...
Alintidir

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 439
favori
like
share
d@niz Tarih: 28.01.2008 00:02