Yakında hepimiz hapı yutacağız
İlaç endüstrisinin hedefi de sadece hastalar değil artık. Hastalara ilaç satmak onları ‘kesmiyor’... Ahmet R.Küçükusta büyük tehlikeyi yazdı.

Geçtiğimiz günlerde Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur romanını neredeyse 40 yıl sonra tekrar okurken ilaç sevdamızın geçmişinin hiç de yeni olmadığını, bu işin temellerinin ta 60-70 yıl önce atılmış olduğunu görüp hayretler içinde kaldım.

Meğer, ilaçları cazip göstermek; onları hayatımızın ayrılmaz bir parçasıymış gibi sunmak; insanlara her vesile ile bir ilaç alma alışkanlığı kazandırmak, ilaçsız yaşanmaz kavramını kafalara yerleştirmek... gibi oyunlar senelerdir sahnede imiş de haberimiz yokmuş.

Size romandan küçük bir bölüm sunmak istiyorum. Hem üstadın üslubunun lezzetini bir kere daha tadın ve hem de 24 Ocak 1962’de kaybettiğimiz bu büyük romancımızı 46’ncı ölüm yıldönümünde yád etmiş olalım:

‘...Bu ilaçlar sadece bugünkü tıbbın ve kimyanın zaferi değildir. Ayrıca kendilerine has bir estetikleri, hatta edebiyatları vardır. Onlar en zarif ciltten, maroken taklidi cüzdana, en çıldırtıcı ve pahalı kokuların, pudra ve tuvalet eşyasının kutularına kadar giden, itinalı ambalajları ile her büyüklükte, her biçimde, her renkte, kimi adeta ‘Ben bir fikir kadar faydalı ve o kadar kolay taşınırım’ diyen küçük, zarif ve cana yakın, kimi ağırbaşlı bir dost gibi her türlü güveni vadeden oturaklı şişeleriyle, kadife kadar parlak ve tüylü üst kağıtları, ayvacık tüyleri güneşte parlayan bir taze cilt gibi insana haz veren paketleriyle gündelik hayatımıza, hiç olmazsa şehirli ve cadde hayatına, kendilerine mahsus bir değişime getirmişlerdir.’

‘Hakikatte bu müstahzarlar zamanımızda beliren birkaç belli başlı fabrikanın mahsulü olarak kalmazlar, müstehliki gelecek insan idealinin gelişmesine doğru götüren ilk adımlardır. Onlar getirdikleri suni kolaylıkla insanda tabiatın yavaş yavaş ölümünü temin ederler.’

‘İşte Yaşar Bey bu küçük ideali sezen ve ona can ve yürekten bağlanan adamlardan biridir. Altı senelik sabırlı bir çalışma sayesinde başkalarında kendiliğinden olan birçok şeyler onda ilaçla olmaktadır. Yaşar Bey ilaçla uyur, uyanıklığın vuzuhuna, kalkar kalkmaz aldığı birkaç aspirinle erer, ilaçla iştahasını açar, ilaçla arzulardı. Roche, Bayer, Merck gibi firmalar onun hayatının belli başlı yardımcılarıdır. Her ay bakanlığa takdim ettiği uzun raporları yine bu fabrikaların insan dayanıklılığını birkaç misline çıkaran mukavvileri sayesinde yazardı.’

‘Yatağın başucundaki komodinin üstü her türlü desenle, sembolle süslü, maden bilgisinden mitolojiye ve kozmolojiye kadar uzanan kimi çok uzun, kimi bir şiir kitabının ismi gibi sadece telkin ile iktifa eden isimli şişelerle doludur.’

‘Büfenin kendisine ayrılan geniş rafı ise bu şişeler ve paketler sayesinde bir Amerikan barı kadar göz çekicidir. Yaşar Bey bu ilaçlardan bahsederken en istiareli dilleri kullanır. ‘C vitamini aldım’ diyeceği yerde ‘Seksenbeş kuruşa bir milyon portakal aldım’ der. Yeleğinin cebinden çıkardığı bir Phanodorme veya Eviphane şişesini, ‘İşte size dünyanın en büyük şairi... Her komprimesinde en aşağı, bir şairin hayalinden geçmeyecek yirmi rüya vardır’ diye takdim ederdi.

Günün saatleri alacağı ilaca göre taksim edilmişti: Lütfen hatırlatın, saat tam üçte penisilinimi alacağım... Urotropin almayı unutmuşum... Allah vere de bir manasızlık çıkmasa...’

Bir gün herkesin bir ilacı olacak

Türkiye ilaçta dünyanın 13’üncü büyük pazarı. Bir yılda ilaca harcadığımız para 10 milyar doların üzerinde. Bu rakamın önümüzdeki 10 yıl içinde 30 milyar doları bulacağı tahmin ediliyor.

İlaç endüstrisinin hedefi de sadece hastalar değil artık. Hastalara ilaç satmak onları ‘kesmiyor’. Sağlıklı insanlar da ilaç şirketlerinin kapsama alanındalar.

Hastalık icat etmek; kendiliğinden geçecek tedavi edilmesi gerekmeyen, önemi olmayan bazı şikáyetleri ciddi hastalık haline getirmek; hayatın ádet görme, hamilelik, yaşlanma, menopoz... gibi tabiî dönemlerini ilaç kullanılması gereken hastalık dönemlerine dönüştürmek... gibi türlü-çeşitli oyunlarla, bebek... çocuk... genç... yaşlı herkesin mutlaka bir ilacının olması amaçlanıyor. Bu, küresel bir oyun. Türkiye de bu oyunun içinde ve bu gidişle hepimiz yakında hapı yutacağız.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 344
favori
like
share
wampirella Tarih: 05.02.2008 18:57
paylaşım için saol
SU-PERISI Tarih: 29.01.2008 00:57
paylaşımın için saol eskitoprak.
AZRAA Tarih: 28.01.2008 20:33
paylaışımın için teşekkürler. bazı hastalık hastaları vardır ilaç kullanmadan kendilerini iyi hissetmezler.