"Bekle beni İstanbul"

Fenerbahçe Kulübü ile ilişkileri zaman içinde bozulan ama taraftarların çoğunun hala çok sevdiği Pierre Van Hooijdonk, Almanya’dan sarı lacivertli takıma mesaj gönderdi.

Teknik direktörlük kursuna giden Hollandalı yıldız “Karıma söz verdim, antrenörlük hayatıma İstanbul’dan başlayacağım” dedi. Ancak Pierre, Fenerbahçe'ye masej olarak algılanabilecek bu sözlerinin ardından sarı lacivertli kulüp ile FIFA'da süren davasında da geri adım atmayacağını ısrarla vurguladı.

Hooijdonk Futbol Ekstra Dergisi'ne açıklamalarda bulundu:

"LİGE KONSANTRE OLMAK ZOR"
Bu yıl kim şampiyon olur, Türkiye Ligi’ni nasıl buluyorsun?
Şu an en iyi kadro Fenerbahçe’de ama rakipleri düşünecek olursak, Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nde ikinci tura geçmesi onlar için avantaj olacaktır. Ben futbolcu olarak iyi biliyorum, Şampiyonlar Ligi’ne öyle adapte ve konsantre oluyorsun ki, lige tekrar geri döndüğünde yıllarca oynadığın rakiplere karşı tekrar konsantre olmak çok zor oluyor. Bunu ben kendimden biliyorum. Onun için ligdeki takımların Fenerbahçe’ye karşı avantajı büyük.

Peki Van Hooijdonk şu anda ne yapıyor antrenörlük anlamında?
Şu anda iki tane kursla meşgulüm, Nisan ayı gibi inşallah ikisini de bitireceğim.

"ANTRENÖRLÜĞE İSTANBUL’DA BAŞLAYACAĞIM"
Türkiye’den bir antrenörlük teklifi gelirse düşünür müsün?
Ben karıma söz verdim, antrenörlük kariyerime İstanbul’da başlayacağım diye. Karıma verdiğim sözü tutmalıyım. Meslek hayatımda ilk işim İstanbul’da antrenörlük yapmak olacak. Çünkü biz İstanbul’u çok sevdik. Hollanda’daki arkadaşlarım bile eşimin ve benim İstanbul sevgimi bildikleri için İstanbul’a geri gitmem için bana baskı yapıyor.
Anadolu’da bir kulübü düşünmez misin?
Kalbime göre söylemem gerekirse İstanbul olmasını istiyorum. Tabii ki bu konu çocuklarımın eğitimiyle de ilgili. İstanbul’da yabancı okullar var. Ama en önemlisi eşime verdiğim sözden dolayı İstanbul’da teknik adamlık yapacağım.

"İSTANBUL APAYRI"
Ailem diyorsun ama İstanbul’u daha çok sen seviyor gibisin, öyle mi?
Evet, İstanbul’u çok seviyorum. Ben futbolcu veya antrenör olarak her yerde kendimi kurtarırım. Benim yaşam biçimim bu. Ama yalnızca kendi açımdan karar veremem, eşimi ve çocuklarımı da düşünmem gerek. Onun için ailemin açısından bakarak karar vermem gerek. Bundan sonraki meslek hayatım açısından İstanbul gibi bir yer muazzam olur bizim için. İngiltere’de kaldım, İskoçya’da kaldım, Lizbon’da kadım ama İstanbul apayrı. Benim şöyle bir tecrübem var; Fenerbahçeli olarak diğer takımların da çok ilgisini gördüm. Bir futbolcu ve bir insan olarak çok gururlandım. İstanbul’daki rekabeti göz önünde bulundurarak diğer taraftarların bana böyle yaklaşması beni çok sevindiriyor. Belki bu kelimelerle anlatılmaz ama ben bunu yaşadım defalarca.

"BU SEVGİ İÇİMDEN GELİYOR"
Bu karakterinden kaynaklanıyor öyle değil mi?
Aslında ben kendimi anlatacak olursam rol yapmadım, tiyatro oynamadım. İçimden nasıl gelirse öyle davrandım, seyirciye ve dışarıdaki insanlara karşı. Şimdi ben 30 metreden gol atarsam herkesin hoşuna gider ama onu bir kenara bırak, dışarıda insanlara karşı davranış ve benim gördüğüm sevgiyi içimden gelerek yaptım, rol değildi bunlar. Ben şöyle bir tecrübemi anlatayım. Geçtiğimiz yaz Fenerbahçe’nin eski futbolcuları ile yapılan bir maçına davet edildim. Oraya gittiğimde insanlardan o kadar sıcak, o kadar değişik bir ilgi gördüm ki; çoğunu tanımıyordum. Benden önceki dönemlerde oynayan futbolcular da vardı. Ben konuştuklarını anlamıyordum ama elleriyle kollarıyla yaptıkları hareketlerle bana sıcaklıklarını hissettirdiler. Bir futbolcu olarak ben bu sıcaklığı yaşadığım için “Bremen’deki turnuvaya katılır mısın?” diye bir teklif daha geldi. Yine aynı şekilde çoğunu tanımıyorum ama iki günde 800 kilometre yol geldim, çoluğumu, çocuğumu bırakıp da geldim. Tiyatro oynasam böyle bir şey yapmam. İçimden geldiği için bunu yapıyorum, başka hiçbir şey için değil.

"TAKIMIMI İSTANBUL’A GETİRECEĞİM"

İstanbul’a bugünlerde gelme durumun var mı?
Benim İstanbul’u bırakmam mümkün değil ki. Ben İstanbul’u bıraksam bile Hollanda’daki arkadaşlarım “Ne zaman İstanbul’a gidiyoruz?” diyorlar. Ben şu an bir amatör takımda oynuyorum. O takımdaki arkadaşlarım İstanbul’da bir maç yapmak istiyorlar. Bir dostluk maçı düşünüyoruz. Aslında arkadaşlarım Lizbon’a gidelim demişlerdi, ama ben onları benim İstanbul’uma götürmek istedim. Benim onlara gururla anlatabileceğim, gururla gösterebileceğim, gururla yaşadığım İstanbul’uma götürmek istedim. Hislerimi de onlara göstermek istedim. Böyle bir altyapı hazırlıyoruz. Ben Hollandalılara Türkiye için yanlış düşündüklerini göstermek istiyorum. Biz Hollanda’da Türkiye’nin sıcaklığını bilemedik ya da yanlış biliyoruz. Size bir örnek vereyim. Ben Türkiye’de bir yere gidersem yanımda yakın arkadaşımı götürüyorum. Gittiğim yerde benim o arkadaşım Türk insanı tarafından çok sıcak karşılanıyor. Anlatılması mümkün olmayan biçimde. Ama Türkiye’den bir Türk arkadaşımı Hollanda’ya götürsem oradakiler benim arkadaşıma o sıcaklığı göstermiyorlar, tam aksine soğuk davranırlar. Türk insanı çok sıcak davranıyor. Bu sıcaklık dünyanın hiçbir yerinde yok.

"F.BAHÇE İLE DAVAM FIFA’DA"
Fenerbahçe’den tüm paranı alabildin mi?
Hayır. Her şey şu anda FIFA’da. Hepsini ödemeleri gerekiyor. Ben büyük bir futbolcu olarak, böyle başarıları yakalamış biri olarak, bir de kulübün başkanının beni çok sevdiğini bilerek böyle olmasını istemezdim. Ne yazık ki böyle oldu. Şimdi sonuçta garanti olarak faiziyle birlikte alacağıma da eminim.

Kesinlikle alacak mısın?
Tabii ki. Şu an başkan her halde önce Roberto Carlos’un parasını verecek ki, benimkini biraz kenara bıraktı.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 519
favori
like
share
by_psiko Tarih: 06.02.2008 14:13
[COLOR="SlateGray"]paylaşım için tşk...