Ve zaman geçer, evlenilir, çoluk çocuk olur, onlar büyür. Daha sonra ikinci bahar başlar. İlk zamanlar da olan sevgi de artık yoktur, yerini de alışkanlığa bırakmıştır. İşte o an yeniden düşünmeler, eskiyi yorumlamalar, "keşke" demeler başlar. Mutluluk var mı yok mu? Varsa nerede diye sorgulamalar olur. Bunlara orta yaş, hadi o da olmadı ileri yaş bunalımları diyebilirsiniz. Nedense ne erkek, ne de kadın mutlu değildir artık. Bir de sebebi olsa bari. Sorgular, sorgulamalar devam eder gider. Ama hiçbir şey, eskiden sevginin ön planda olduğu, uykusuz geçen geceleri, iyi geceler öpücüklerini, eve gelindiği zaman sıcacık bir karşılamayı getirmez. Ne yazık ki artık hiçbiri yoktur. Giden geri gelmez.

Beklersek gelir mi? Gelmeyecektir. Sonra tartışmalar başlar, Klasik laf "Zaten sen hep böyleydin, ben seni tanımamışım" olur. Daha başkaları da vardır. “Senin kahrını bir ben çekerim, safım çünkü, oysa senin için saçımı süpürge yaptım, kıymetimi bilemedin” denilir. Aşağılamalar başlar, belki de hakaretler devam eder gider. Bu şekilde, nedense kırkından sonra her şey ters gitmeye başlar.

Ama sorsanız bu evli kişilere "Benim evliliğimde hiç sorun yok, gayet mutluyum, " derler.

Evli olmak için, evli kalanlarla ilgili etrafımızda çok örnek vardır. Kimse ayrılmayı düşünmez. Bu iyidir. Ayrılma çok olsa, toplum ayrılmış çiftlerle dolardı. “Neden ayrılmıyorsunuz?” diye sorsanız, cevap hazırdır ""Çünkü çocuk var, ona yazık, o olmasa bir gün bile durmazdım, ama bekarlık sultanlıkmış, " denilir.

Evlenmeyenler mutlu mu? O da ayrı bir sorun. Evlenemeyenler, birilerini beğenemeyenler, geç kaldım çocuğum olmayacak ya da sakat olacak diyenler mutlu mu? Hiç değil.

Peki evlenen çocuğu olmayanlar: Onları sormayın. Evlenip de asgari iki yıl geçtikten sonra çocuğu olmayanlara insanlar şüphe ile bakarlar. Herkese dert olur. Acaba niye çocukları olmuyor? Ya da "Acaba kusur kimde, kadında mı, erkekte mi?" diye insanlar düşünür dururlar. Bir de bunlara acırlar, çocukları olmadığı için "meyvesiz ağaç" derler.

Çocuk olursa, başka bir dert başlar, yok alt bezi idi, yok kreş idi, biraz büyürse yok diğer çocuklara yaptığı yaramazlıklar, okul zamanı geldiği zaman başarısızlığı, dersane paraları hepsi birer sıkıntı kaynağı olur.

Ama hayat böyle gider.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 597
favori
like
share
Nerqish Tarih: 10.02.2008 12:16
[COLOR="Pink"]Beklersek gelir mi? Gelmeyecektir. Sonra tartışmalar başlar, Klasik laf "Zaten sen hep böyleydin, ben seni tanımamışım" olur. Daha başkaları da vardır. “Senin kahrını bir ben çekerim, safım çünkü, oysa senin için saçımı süpürge yaptım, kıymetimi bilemedin” denilir. Aşağılamalar başlar, belki de hakaretler devam eder gider. Bu şekilde, nedense kırkından sonra her şey ters gitmeye başlar.
[COLOR="SlateGray"]
bunlar cok tanidik laflar teyzoslarim annem hatta hep kullanir:72:

Evlilik kadar heleki sevdikten sonra guzel bir sey yok ama iste genelde erkeklerin bu evlilik olayini ters algilamalari saygi sevgiyi bitiriyor cogu kadin sikayetcidir ama aynen yazindaki gibi mutluyuz derler oysa hicte degillerdir

Bi evlenen pisman bide evlenmeyen nasil bir duzen anlamadim bende:72:

Sevgi saygi eksilmedigi surece esler birbirine deger verdigi surece o evlilik zaten yikilmaz kadinin beklentisi sevgiden ilgiden baska birsey degil cunku
SU-PERISI Tarih: 05.02.2008 09:10
paylaşımın için saol sindy.