Kabul etmenin üstünlüğünü, kabul etmenin bizi nasıl özgürleştirdiğini biliriz de uygulayamayız çoğu zaman. Böyle durumlarda başlar ilişkilerimizdeki sancılar…. Karşımızdakini ya da kendimizi değiştirme çabaları bizi çoğu zaman mutsuzluğa götürür. Niye bu değiştirme çabasına ihtiyaç duyduğumuzu hiç düşündünüz mü? Hiç sordunuz mu kendinize, “karşımdakinden beklediğim ne? “Kendimden beklediğim ne diye “. Empati duygusunu hissettiniz mi?. Hepimiz “biricik” bir varlığız bu evrende. Bizden başka bir tane daha yok ve hepimiz tek tek özeliz. Bu farklı bireyler olmamızı sağlıyor. Bu farklılıklar güzellikleri sağlıyor. Düşünsenize bir, hepimizin tıpatıp birbirimize benzediğini. Hayat tam bir çekilmez olurdu. Ama bu noktada bazen farklılıklarımızdan ileri gelen, farklı iletişim dillerini kullanmamızdan ileri gelen ya da karşımızdakinin bizim gibi düşünmediği durumlarda anlaşmazlıklar başlıyor. Bir iki edilen kelime ile yapılan bir eleştiri, davranış biçimimize ilişkin iken kişiliğimize saldırıldığını düşebiliyoruz.

Empati duygusunu geliştiremez, karşımızdaki kişi ile yürek bağlantısı kuramaz ve o kişinin bu tutumu altındaki gerçek duyguyu göremez isek, ilişkilerimiz kopma noktasına bile gelebilir. “ Böyle bir durumda “…….. nın davranışı bana ne hissettiriyor?”.”Böyle davranmasının altındaki gerçek duygu ne?”, “bu ilişkinin benim için anlamı ne?”, “Nasıl davranması beni daha değerli hissettirir?”. “Karşımdakine ve kendime gereken özeni gösteriyor muyum?” gibi kendinize sorular sorup, cesurca verdiğiniz yanıtlara bakabilirsiniz. Göreceksiniz ki çoğu sorun kendimizi ve karşımızdakini olduğu gibi kabul etmemekten kaynaklanıyor. Sokrat’ ın dediği gibi “hepimiz tam, mükemmel ve bütünüz.” Yalnızca bizi biz yapan farklılıklarımız var. Bazen seven taraf karşısındakini değiştirmeye çalışabiliyor, sevilen ve onay görmek ihtiyacı duyan karşıdaki kişide bu değişimi yapmaya çalışıyor, bu durumda kişide özgünlük ve biriciklik yok oluyor.

Bazen de istemediğimiz durumlarla karşı karşıya kalabiliyoruz, Hata dediğimiz şeyler yapabiliyoruz ya da karşımızdaki yapabiliyor, ama bilmeliyiz ki evrende “hata” diye bir şey yok. Her bir deneyim yaşanması için yaşanıyor. O yaşanılan deneyime, “buradan öğrenmem gereken ne?” deyip, dersimizi alırsak aynı bizi üzen davranışlardan bulunmaz ya da maruz kalmaz yolumuza özgürce devam ederiz. Burada seçim “kurban mı olacağım, yoksa sorumluluğumu alacağım mı ? seçimidir.

Sınırlarımızı iyi ve esnek bir şekilde koruduğumuzda, her birimizin birbirimizden farklı ve eşsiz olduğunu kabul ettiğimizde, özgürce ilişkiler yaşamaya ve hem kendimize hem de karşımızdaki kişiye sevgi ve saygı çerçevesinden huzurlu ve mutlu bir yaşam armağan etmiş olacağız.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1421
favori
like
share
Damlanur Tarih: 11.02.2008 18:35
slm evet arkadasim sana katiliyorum cok dogru bizler bir türlü insanlari oldugu gibi kabullenemiyoruz ama bunu basarmamiz gerekiyor sagol.
Sindy Tarih: 05.02.2008 10:25
Sınırlarımızı iyi ve esnek bir şekilde koruduğumuzda, her birimizin birbirimizden farklı ve eşsiz olduğunu kabul ettiğimizde, özgürce ilişkiler yaşamaya ve hem kendimize hem de karşımızdaki kişiye sevgi ve saygı çerçevesinden huzurlu ve mutlu bir yaşam armağan etmiş olacağız.

gercekten cok dogru, herkes kendi olmali, baskasi icin kendisini degistirmemeli, ama tabikide sinirlari koruyarak

paylasim icin tesekkurler SU-PERISI
Sylar Tarih: 05.02.2008 09:26
çok doğru.. kendimizi nasıl görüyorsak karşımızdakini de öyle görmeliyiz..