Bazı tarih yorumcuları, 20. yüzyılda tüm dünyaya ölüm, yıkım ve dehşet yaşatan savaşların, devrimlerin ve rejimlerin temel nedeni olarak, bu dönemlerde iktidarda olan Lenin, Stalin, Mao, Hitler, Mussolini gibi komünist ve faşist diktatörlerin kişisel dengesizliklerini gösterirler. Bu nasıl bir tesadüftür ki, Avrupa'dan Asya'ya dünyanın büyük bir bölümü bir anda ruhi açıdan dengesiz insanların eline düşmüştür?
Bu diktatörlerin ve ideolojilerinin aynı kaynaktan beslendikleri, her birine vahşet ve acımasızlığın aynı kaynak tarafından meşru ve tek yol olarak gösterildiği son derece açık bir gerçektir. Kısacası bu kişilerin arkasında başka bir suçlu vardır. Bu dengesiz ve insanlıktan uzak liderlerin peşlerinden milyonları sürükleyerek onlara suç işlettirebilmelerinin nedeni, materyalist felsefenin ve Darwinizm'in onlara verdiği göstermelik sözde "bilimsel" güç ve destektir.

CHARLES DARWIN

Darwin, 1859 yılında yayınlanan Türlerin Kökeni isimli kitabında, doğadaki canlıların arasında kıyasıya bir yaşam mücadelesi olduğunu öne sürmüş ve bu mücadelede üstün gelenlerin hayatta kalacaklarını iddia etmişti. Daha sonra yayınladığı İnsanın Kökeni isimli kitabında ise daha da ileri giden Darwin, bu kıyasıya yaşam mücadelesinin insan toplulukları için de geçerli olduğunu öne sürdü. Darwin'e göre, bazı ırklar gelişimlerini henüz tamamlamamış olan "aşağı ırklar"dı ve üstün olan ırklar, aşağı olanları yaşam mücadelesinde yok edecekler ve böylece insanların evrimleşmesini sağlayacaklardı.Darwinizm'in "doğanın bir mücadele ve çatışma yeri olduğu" iddiası toplumlara ve insanlara uygulandığında Hitler'in üstün ırkı oluşturma saplantısı, Marx'ın "insanlık tarihi sınıf çatışmalarının tarihidir" iddiası, kapitalizmin "güçlülerin zayıfların üzerine basarak daha da güçlenmelerini" öngörmesi, üçüncü dünya ülkelerinin İngiltere gibi emperyalist ülkeler tarafından sömürülmeleri, insanlık dışı muamelelere maruz kalmaları, zencilerin hala ırkçı saldırılar ve ayrımcılıkla yüzyüze olması meşruiyet kazanmış oluyordu.
İşte Darwin'in bütün bu insanlık dışı uygulamalara bilimsel dayanak sağlayan sözlerinden bir tanesi:
Belki de yüzyıllar kadar sürmeyecek kadar yakın bir gelecekte, medeni insan ırkları, vahşi ırkları tamamen yeryüzünden silecek ve onların yerine geçecektir. Öte yandan insansı maymunlar da… kuşkusuz elimine edilecekler. Böylece insan ile en yakın akrabaları arasındaki boşluk daha da genişleyecek. Bu sayede ortada şu anki Avrupalı ırklardan bile daha medeni olan ırklar ve şu anki zencilerden, Avustralya yerlilerinden ve gorillerden bile daha geride olan babun türü maymunlar kalacaktır.
Darwin, İnsanın Türeyişi isimli kitabının bir bölümünde de aşağı ırkların yok olmaları gerektiğini ve gelişmiş insanların onları yaşatmak ve korumak için çalışmalarının gereksiz olduğunu iddia etmiş ve bu durumu damızlık hayvan yetiştiricileri ile karşılaştırmıştı:
Yabanıl insanların vücutça ve kafaca zayıf olanları eleniverir; ve sağ kalanlar, çoğunlukla, gerçekten sağlıklı kimselerdir. Öte yandan biz uygar insanlar, elenme sürecini engellemek için elimizden geleni yaparız; geri zekalılar, sakatlar ve hastalar için bakımevleri kurarız; yoksulları koruma yasaları çıkarırız; tıp uzmanlarımız, her hastayı yaşatmak için en son ana dek bütün ustalıklarını gösterir… Böylece uygarlaşmış toplumların zayıf bireyleri kendi soylarını sürdürmektedir. Evcil hayvan yetiştiriciliği yapmış hiç kimse bunun insan ırkına büyük bir zarar vereceğinden kuşku duymaz.
Darwin'in Türk Milleti hakkında da asılsız yorumları vardır. Darwin, doğal seleksiyonun "geri ırkları" eleyerek medeniyetin gelişmesine katkıda bulunduğunu öne sürmüş ve sonra da Türk Milleti'nin "aşağı bir ırk" olduğunu söylemiştir:
Doğal seleksiyona dayalı kavganın, medeniyetin ilerleyişine sizin zannettiğinizden daha fazla yarar sağladığını ve sağlamakta olduğunu ispatlayabilirim. Düşünün ki, birkaç yüzyıl önce Avrupa, Türkler tarafından işgal edildiğinde, Avrupa milletleri ne kadar büyük risk altında kalmıştı, ama artık bugün Avrupa'nın Türkler tarafından işgali bize ne kadar gülünç geliyor.
Avrupa ırkları olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde Türk barbarlığına karşı galip gelmişlerdir. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, bu tür aşağı ırkların çoğunun medenileşmiş yüksek ırklar tarafından elimine edileceğini (yok edileceğini) görüyorum.
Darwinizm, birçok insanın sandığı gibi sadece canlılığın kökenine dair bir açıklama getirmek ile uğraşan ve sadece bilimin ilgi alanına giren bir teori değildir. Darwinizm, bilimsel olarak geçersizliği kesin olarak ispatlanmış olmasına rağmen, komünizm ve faşizm gibi bazı ideolojilere destek sağladığı için ısrarla, "bilime rağmen" savunulan bir teoridir. Çünkü Darwinizm, 19. yüzyıldan önce toplumlar tarafından kesinlikle kabul görmeyen, acımasızlık, merhametsizlik veya hurafe olarak nitelendirilen birçok fikri, 19. yüzyıldan sonra bilimsel bir gerçek, reddedilemez bir doğa kanunu olarak toplumlara kabul ettirmiştir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 486
favori
like
share
Lahika Tarih: 28.03.2008 18:58
Allah (c.c) razı olsun
GÜLSiMA Tarih: 27.03.2008 08:36
Allah (c.c) razı olsun
by_KaRizMa Tarih: 21.03.2008 00:37
paylasimin icin saol
BoNcuKK Tarih: 13.02.2008 16:30
allah razı olsun abi
RedBull Tarih: 12.02.2008 18:57
Ellerine saglik