Kültürel Yozlaşma

Sevgili dostlar her geçen gün bizi biz yapan tüm değerlerimizi bir köşeye atıp onun yerine Batının aptalları sömürmek için kullandığı saçma sapan adetleri yerleştiriyoruz. Bakın ben Batıya karşı biri değilim tam tersine tüm eğitimim hatta kullandığım teknolojiler batı ağırlıklıdır ama bu hiçbir zaman kim olduğumu bana unutturmadı. Kendi kültürümüzde nereden çıktığı belli olmayan bir ton hurafeye sahipken bunlar yetmezmiş gibi bir de şirketlerin daha fazla mal satmak için empoze ettiği hurafelerin toplumda yer tuttuğunu görmek üzücü. Bunun en güzel örneği de sevgililer günü hurafesi. Bir haftadır hangi gazeteyi veya televizyonu açsam karşıma sevgililer günü çıkıyor. Hadi bu tip kompleksler bizim gayrı milli medyamızın ölçülerine göre normaldir derken bugün her halinden kendi halinde sıradan insanlar oldukları anlaşılan yüzlerce kişinin üç kuruş paralarıyla hipnotize edilmiş kuklalar gibi gidip saçma sapan hediyeler aldığını görünce iyice çileden çıktım. İnsanların sevgilerini paylaşması ve birbirlerine hediye alması çok güzel bir olaydır ama bu saçma sapan bir Batı hurafesi için yapılınca olayın tüm özelliği kayboluyor.

Batılı pazarlama uzmanlarının bizim dilimize "sevgililer günü" olarak yapıştırdıkları günün esas ismi Aziz Valentin günüdür ve geçmişi putperest Batı kültürüne dayanır. Antik Yunanda Ocak ayının ortasıyla Şubat ayının ortası arasındaki bölüme "Gamelion ayı" denirdi ve Baş Tanrı Zeusla karısı tanrıça Heranın evlilik yıldönümü olarak kutlanırdı. Romalılarda bu adet değişim göstererek 15 Şubatta kutlanan Lupercalia festivaline dönüştü. Yarı çıplak ve keçi derisine sarınmış olarak resmedilen Luperculus adındaki bolluk putunun şerefine bu gün Romalı rahipler şarap içip zıvanadan çıktıktan sonra Roma sokaklarında çıplak bir halde koşmaya başlarlardı. Bu koşu sırasında Romalı kadınlar bu çıplak rahiplere dokunmaya çalışırlar ve bunun doğurganlıklarını arttıracağına inanırlardı. Hristiyanlığın gelmesinden sonra papazlar tüm putperest adetlerde yaptıkları gibi bu saçma adeti de hiç değiştirmeden bıraktılar. Dinlerini kendi elleriyle bozan ve yanlışlıkları değiştirmek yerine bu yanlışlıkları Hristiyanlaştırmayı seçen papazlar sayesinde bu güne Aziz Valentin günü adı verildi. Daha sonraları MS 498 sıralarında Papa 1.Gelasius bu günün putperest kökenlerinin aleni olmasından rahatsız olup kutlama gününü bir gün önceye aldı. Bu günün aşkla meşkle ilişkilendirilmesi Ortaçağda ortaya çıktı ve Fransız şairler oturup bu günün aşıklar için önemi hakkında türlü hikayeler ve hurafeler uydurdular. Bugün her tarafta sevgililer gününün kökeni başlığı altında anlatılan türlü hikayeler işte Ortaçağdaki bu işsiz güçsüz şair takımının prenslerin gözüne girebilmek için uydurduğu masallardır.

Bu adet Amerika’ya İngilizler yoluyla girdi ve 20.yüzyıl ortalarına kadar sevgililerin birbirlerine aşk mektupları veya posta kartları attıkları bir gün olarak devam etti. Daha sonra Amerikalı sanayiciler böylesine bir hurafenin potansiyel tükettirme gücünü fark ettikleri için bu günde hediye verilmesi gerektiği yollu kampanyalara başladılar ve Aziz Valentin günü bugünkü şeklini almaya başladı. 1980’ler sonrası elmas endüstrisi dünya çapında yaptığı seri kampanyalarla sevgililer gününde en güzel hediyenin mücevher olduğu propagandasına girişmiş ve bir ton alığın cebini güzelce boşaltmıştı.

Batıya ait olan bu hurafe,şirketlerin globalleşmesiyle dünyanın her tarafına da itinayla sokuldu hatta Japonya ve Tayvan gibi kültürel olarak bu olayla tamamen kel alaka ülkelerde bile müthiş pazarlama kampanyalarıyla Aziz Valentinin delice para harcama günü kabul ettirildi.

Kısacası sevgili dostlar lafa geldi mi yüzde doksan dokuzu müslüman ve sapına kadar Türk olan ülkemizde yıllarca yapılan pazarlama propagandaları sonucu putperest kökenli ve Katolik kilisesi etiketli Valentin günü bize sevgililer günü olarak yutturulmuş durumdadır. Bu gün vesilesiyle restoranlarda,alışveriş merkezlerinde ve eğlence yerlerinde dökülen milyonlarca Yeni Türk Lirası gene parababalarının cebini doldurmuş olacak.

Tabii bu sadece tek bir örnek. Bunun gibi sermaye odaklarının bizlere yutturduğu ne günler ve geceler var. İngilizlerin "April Fools Day"i bize 1 Nisan olarak yutturdular. Hristiyanların Christmasını Yeni yıl, Antik Yunanlıların ana tanrıça Kibeleye tapınma bayramını Anneler günü, Amerika’da Bayan Dodd isimli bir kadının İç savaşta ölen babasına ithaf ettiği günü Babalar günü ve 1911 senesinde Amerika’da 140 kadın işçinin fabrikalarında çıkan yangınla öldüğü günüde Kadınlar günü olarak bize sundular.

Bizlerde tarihimizle ve geçmişimizle hiçbir alakası olmayan bu kutlamaları aldık ve Batılı olacağız saplantısıyla kabul ettik. Bu olayın en büyük sorumlusu ilerlemeyi ve medeni olmayı Batılı olmak sananların kurduğu kültürel hegemonyadır. Türkiye’de yaşayan bir insanın sevgililer günü kutlaması Japonya’da yaşayan bir Budist’in Ramazan bayramı kutlaması kadar aptalca ve komik bir durumdur aslında ama gırtlağına kadar Batı kültürüne boğulmuş insanlarımıza artık hiçbir şey garip gelmiyor. Bunun gibi pek çok gariplik aslında sosyologlar için çok iyi araştırma malzemesidir. Mesela sosyologlarımız oturup duracaklarına bu konularda çeşitli araştırmalar yapsa ne güzel olurdu. Örnek olarak ben hep çoğunluğu esmer olan kadınlarımızın neden çok büyük bir saplantıyla çeşitli boyalar kullanıp sarışın olmaya çalıştıklarını merak etmişimdir. Hangi tür bir bilinçaltı kompleks buna yol açtı acaba. Sarı olan güzeldir ama siyah olan çirkindir mesajını hangi tür bilinçaltı propagandalarla yerleştirdiklerini bilmek güzel olurdu.

Bu tip konular bazı insanlara çok ufak tefek ayrıntılar gibi gelebilir sevgili dostlar ama emperyalizmin en tehlikelisinin kültürel emperyalizm olduğu da bir gerçektir. Dünyanın en güçlü ordusuna sahip olsanız bile kültürünüzü kaybettiğiniz an asimile olursunuz. Tarihte yıkılan Türk devletlerinin en büyük yıkılma sebeplerinden biride kültürel asimilasyon sürecidir. Eğer sizin diğer milletlerden görünüm, tavır ve dünya görüşü açısından bir farkınız kalmamışsa siz onlardan olmuşsunuz demektir ve isminizin farklı olması da bunu değiştirmez.

Serdar Kuru

14 Şubat sevgililer gününde gündemde olan ve her kesin tartıştığı bir konuyu burda gündeme getirip sizinde fikirlerinizi almak istiyorum.

Sizler erkek-bayan farketmez 14 şubatta bir gün mü hatırlanmak istersiniz verdiğiniz değerin verdiğiniz sevginin bir günle kısıtlı olması bir gün boyunca hatırlanılmasımı güzel yoksa bunca değer verdiğiniz canınızdan çok sevdiğiniz her şeyinizi paylaştığınız kişinin sevdiğiniz erkek/kadın farketmez her gün doyasıyamı hatırlamasını istersiniz..

Diğer günler varlığınızı bile görmezden gelen aman sende yaa işte seviyormuyum ya tamam seviyorum işte daha ne istiyor 14 Şubat geldiğinde elinde bir buket çiçek ne biliyim pahalı bir hediye ile gelen kişiden ne kadar samimiyet beklersiniz.

Sizce acaba büyük firmaların büyük mağazaların bir alış veriş tuzağımı 14 Şubat..

Yoksa gerçekden 14 Şubat geldiğinde benim sevdiğim insanın beni hatırlaması yada bana bir hediye alması gerçekden güzel beni mutlu etmesi bir günlükde olsa beni mutlu görmesi çok güzel diyenlerdenmisiniz..

Lütfen Anketimize oy verin ve fikirlerinizde açık açık yazın..

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1340
favori
like
share
güney'ce Tarih: 16.02.2008 05:50
[QUOTE=Sari Menekse;2407642]29 subat olsa daha iyi olurdu

ben hep o gün kutlarım
CA-CHALLENGE Tarih: 16.02.2008 03:57
Ekonomiyi geçici süreliğine canlandırma...
EyLüL Tarih: 16.02.2008 02:19
alış veriş hilesi:21:

ben açıkcası bır güne sığdırılan butun özel günlerden sewmıyorum
Sari Menekse Tarih: 16.02.2008 02:10
@ mihmandar

:64:
BoardBeLasi Tarih: 16.02.2008 00:30
[COLOR="Pink"]14 Şubat Bence Bir Alış Veriş Hilesi : evet bu dogru..

oyumu [COLOR="mediumturquoise"]Sevdiğim İnsan Beni Sadece 14 Şubatta Değil Her Gün Hatırlamasını İstiyorum verdim cunku sadece o gun hatirlicaksa hic hatirlamasin daha iyi
CiCeGiM Tarih: 15.02.2008 20:25
:72:
eskitoprak Tarih: 15.02.2008 09:51
yorum yok
mihmandar Tarih: 15.02.2008 01:51
Dinimizin güzelliği bu konularda da yine önde işte;

bayramlar, kandil günleri, cuma günleri bizlerin zaten hediyeleşme günlerimiz üstelik sadece sevgili gibi gayrimeşruyu anımsatacak bir sıfat ve kısıtlamayla değil daha geniş kapsamlı anneye, babaya, çocuklara, eşler birbirine, komşuya herkez birbirinle hediyeleşiyor üstelik bunun karşılığı sevap kazanıyorsunuz ve ahiretinize de katkı yapmış oluyorsunuz, sevgililer gününde ise ticarete katkıda bulunuyorsunuz.

ha bir de şu çoluk çocuğuna sevgilim, aşkım diyenlere de gıcık oluyorum bu ne ya sevgili sevgilidir, aşkım aşık olunandır, evlat yavrudur,kızın, oğlun,çocuğundur. bu tanımları da yozlaştırdilar. :15:

Boşveer yaşına gelince yaş günleri de sıkıcı oluyor öyle yaşgününe alıştırmayın kendinizi ilerde sinir yapıyor.
CiCeGiM Tarih: 14.02.2008 20:55
Sevdiğim İnsan Beni Sadece 14 Şubatta Değil Her Gün Hatırlamasını İstiyorum...

simdilik olmasada:72: