Bu mektubu sana cok uzaklardan yazıyorum birtanem. Kimbilir bu kaçıncı cesaretlenişim, kimbilir bu kaçıncı mektup... Her biri senin için yazıldı, her biri seni anlattı, ancak hiç birini de gönderecek cesareti bulamadım kendimde, ve hepsi her defasında atese atıldı.
Kendine kurduğun hayatı zedelemekten korktum hep, fakat bu kez, ve belkide en son kez hasta yatağımdan sana bu satırları yazıyorum...
İçimde biriken en son duygular, satırlara döktüğüm en son sözler bunlar, ve yine her mektubumdaki gibi değişen hiç bir şey yok. Yalnızca her geçen gün en son umut damlacıklarımı yitiriyor, hem yaşamaktan, hemde senden gitgide uzaklaşıyorum. Biliyorsun, sen yokken yaşamıyordum zaten, ama "yaşamak" demekle, "seni sensiz yaşamayı" kastediyorum, artık bu da olmayacak...Zaten en iyisi de bu belki, çünkü sensizliğin verdiği acıyı çekmekten yoruldum artık...Sensiz yılların verdiği dört duvar arasındaki yalnızlık, çaresizlik yaşamı çileye dönüstürüyor yavaş yavaş...
Biliyormusun gözümün nuru, senden sonraki hiç bir günü günden saymadım ben...
Yüzümdeki sahte tebessümlerin altında hep o giderken bıraktığın burukluğun izleri vardı, gözlerimdeyse hala tek bir damla gözyaşı saklı...
Ya içim? İçim hala alev alev yanıyor, taze değil, epeski bir yangın bu, ama hala o an ki gibi büyük. Hiç kimse, hiç bir şey söndüremedi bu yangını...
Kalbimdeki yerin ise hiç dolmadı inanırmısın? Hayalin gözümün önünden hiç kaybolmadı, ne yana baktıysam hep seni gördüm. Hep seninle kapadım gözlerimi, hep seninle açtım....Yoktun, ama aslında her yerde sen vardın. Satırlarımda, sigaramın dumanında, karışımda, aklımda, içimde, her bir yanda, her tarafta sen vardın adeta. Hiç yalnız değildim ki ben aslında...
Senden kalan acı tatlı hatırlarla yetindim ben, hiç bir zaman geri dönesin diye nefsime uymadım. Eğer mutlu edecektiyse seni bir başka insanla bir başka şehirde yaşamak, gitmeliydin...
Geri dönmemeliydin, olduğun yerde kalmalıydın, alışmalıydım bu sürprize...
Kendime yeni bir hayat kurmalı, unutmalıydım seni...ama olmadı.
Ne seni unutabildim, ne de yeni bir hayat kurabildim kendime. Hala bıraktığın gibiyim, yıllar beni değiştiremedi. Beceremedim birtürlü bir vefasız olmayı...
Bu şehir de senden sonra bütün güzelliğini yitirdi biliyormusun?
Ne denizdeki o eski mavilik, ne yıldızlardaki parıltı, ne güneşteki aydınlık, ne de aydaki gizem kaldı. Hepsini aldın götürdün sanki!
Ya da , ya da ben hiç birini göremez oldum...
Ne bir beklentim kaldı, ne bir ümidim, ne bir sevinç, ne de anlamı hayatın. İçimde sadece, ama sadece SEN kaldın...gerisi hep boş, hep yalan.
Nasılda bukadar yüceltmişim seni ufacık yüreğimde, hiçbir yere sığdıramamışım...Hayalini her gece yorgun rüyalara taşıdım, gün ışığı bir kez olsun silemedi ismini...Diyorum ya, dolu dolu, hep seninle yaşadım senden sonraki yılları...
Keşke gelişinle zuhur etmeseydin beni, sevdirmeseydin keşke kendini böylesine, ya da keşke ben bir kalpsizin teki olsaydım da sevmeseydim seni...Belki böyle bedbaht olmazdım.
Yinede bu keşkelere rağmen seni bana verdigi icin Allah'a şükrediyorum...Çünkü bütün bu acılara, bütün bu çektiklerime rağmen şuana kadar ayakta kalmamı sağladı. Sabretmesini, şükretmesini, isyan etmemesini, sevmesini, insanın içinde bir sevgi olduktan sonra, yalnız da yaşayabileceğini öğretti. Ve en önemlisi; bana SEN'i sevdirdi...Yanımda olmasanda, sevgimin karşılığını göremediysemde, çıkarsızca sevmesini öğretti...
Suan inanırmısın, ne yazdığımı bile bilmiyorum. Hepsi yüreğimden dökülen son sözler. Ve bu kez bu mektubu sana göndermeye söz verdim kendi kendime. Yıllardır söyleyemediklerimi artık söyledim sonunda, ve bu kez bu mektubu ateşe atmayacağım...Allah izin verirde tamamlayabilirsem.
Nefes almamda gitgide güçleşiyor, öyle yoruldum ki birtanem, şu an tek dileğim bu mektubu tamamlayabilmek. Ne kadar sevildiğini bilmeni istiyorum çünkü. Ama karşılığında hiç bir şey beklemiyorum senden, sadece, ama sadece hatırlanmak, hepsi bu.
Sana getirdiğin güzellikler için teşekkür ediyor, götürdüklerini ise saymıyorum ela gözlüm...İnanki sana kırgın değilim, hala şükrediyorum seninle gelen her seye, çünkü SENSİZLİK bana öğrenmem gereken çok şey öğretti...
Birtanem, bana bir söz vermeni istiyorum, bu senden ilk ve son isteğim. Çok görme olurmu? Bu satırları okurken bırak ağlamayı, gözlerinin dolmasını bile istemiyorum, buna asla izin verme. Kurduğun yuvaya yansıtma içinden geçenleri, sanki bir hikayeymiş gibi okuyup unut bunlari...Mutluluğunuzu bozmaya asla razı olamam.
Sana şimdiye kadar etmediğim gibi bundan sonra da sitem etmeyeceğim tutkum, dualarım hep seninle...
Sevdiğin insana eşi bulunmaz bir mutluluk verdin, bundan güzel ne olabilir ki? Gurur duyuyorum seninle birtanem, ailene mutluluk sunmaya devam et olurmu?
Sana yakışanı yap daima, içindeki güzelliği etrafına yansıt...
Bu mektubu aldığında ben belki hayatta olmayacağım. Senden isteğim mezarıma gelip bir gül bırakıp gitmen değil, beni arasıra da olsa hatırlaman, unutmaman, benim için dua etmendir...
İşte bana ancak o zaman daha önce hiç tatmadığım güzellikleri vermiş olursun...
Beni hatırladığını uzaklarda olsamda hissedecek, rahat uyuyacağım...
Allah katında ne kadar mutluluk, ne kadar güzellik varsa, hepsi senin olsun, çünkü sen her şeye fazlasıyla layıksın...
Yüzün daima gerçekci gülsün tutkum.
Dualarım hep seninle...
Allah'a emanet ol NURTANESİ...


Ve son bir kez daha:

Seni.........."


(Bir zaman önce yaşayan Mehmet adlı bir gencin Emel adındaki sevdiğine yazdığı bir mektuptur. Tamamlayamadığı için sevdiği insanın eline geçmedi. O yine her şeyden habersiz...Bu mektupta diğerleri gibi gönderilmedi, ve bu kez başkaları tarafından ateşe atıldı...)

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 387
favori
like
share
ByStranqe Tarih: 12.06.2005 13:49
Ellerine Emqine SaqLıK ArKaDa$ıM
alperen Tarih: 08.11.2004 17:34
ellerine sağlık dostum... :6:
SERKANCO Tarih: 07.11.2004 10:04
:6: :6: