İbrahim Bin Edhem'in de Mürşidi olan Şakîk-i Belhi, Hâtem'e sordu:

- Kaç senedir yanımdasın?

- Otuz üç senedir..

- Bu müddet zarfında ne öğrendin?

- Sekiz mes'ele öğrendim.

- Înnâ li'llâhi ve innâ ileyhi râci'ûn! Ömrümüz seninle geçtiği hâlde ancak sekiz mes'ele mi öğrenebildin?

- Evet Efendim, yalan konuşmayı sevmem, ancak sekiz şey öğrenebildim.

- Bu öğrendiğin sekiz şey nedir?

1 - Baktım ki herkesin ayrı ayrı bir dostu var. Fakat bütün dostlar, nihayet mezar başından geri döndüğü için ben, hiç birine güvenmedim, ancak mezarımda da bana arkadaş olacak iyi amelleri kendime dost seçtim.

2 - ALLAH'u Teâlâ'nın:

"ALLAH'ın azametinden korkup nefsini, arzu ve isteklerinden alıkoyanın varacağı yer Cennettir." (79-Nâzi'at: 40, 41)

mealindeki âyet-i kerîmesini düşündüm, hak olduğunu bildim ve nefsimin behîmî arzularını yenmeğe çalıştım ve bu suretle ALLAH'u Teâlâ'ya itaate devam ettim.

3 - Baktım ki herkes elindeki kıymetli sermâyesini koruyor, kasalarda saklıyor, kaybolmaması için her çâreye baş vuruyor. Halbuki ALLAH'u Teâlâ'nın:

"Sizin elinizde olan her şey tükenecek, ancak ALLAH katında olan bakîdir."

âyet-i celîlesini düşündüm ve ben de kaybolmaması için kıymetli kabul ettiğim bütün varlığımı ALLAH'a emânet ettim, Onun rızası uğrunda harcadım.

4 - Baktım ki insanların her biri mâl, haseb, şeref ve neseb aramaktadır. Anladım ki bunlar bir şey değil. ALLAH'u Teâlâ'nın:

"ALLAH katında en keremliniz, en çok muttaki olanınızdır" (49-Hucûrât: 13)

âyet-i celîlesine baktım da, ALLAH katında kerîm olmak için malı, mansabı değil, takvayı seçtim.

5 - Baktım ki insanlar mütemadiyen birbirine saldırıyor, yekdiğerini tel'în edip duruyorlar. Sebebini, hâsed denilen çekememezlikte buldum; sonra ALLAH'u Teâlâ'nın:

"Biz, onların dünyâ hayâtındaki geçimlerini taksîm ettik"

âyet-i celîlesini düşündüm ve anladım ki bu taksimat, ALLAH'u Teâlâ'nın taksimidir, bunda kimsenin te'siri yoktur. Ben de ALLAH'ın taksimine razı oldum, hased hastalığını attım ve kimseye düşmanlık etmedim.

6 - İnsanların birbirine düşman olup birbirlerini öldürdüklerini gördüm. ALLAH'u Teâlâ'mn:

"Asıl düşmanınız şeytandır. Onu düşman tanıyın"

âyet-i celîlesini düşündüm ve asıl düşmanın Şeytân olduğunu anlayınca, yalnız onu düşman tanıdım ve başka kimseye adavette bulunmadım.

7 - Baktım ki insanlar şu bir lokma ekmek için helâl-haram demeden her türlü zillete katlanıyorlar. ALLAH'u Teâlâ'nın:

"Bütün yaratıkların rızkı ALLAH üzerinedir." (11-Hûd: 6)

âyet-i kerîmesini düşündüm. Benim de bu canlı varlıklardan biri olmam hasebiyle, rızkıma ALLAH'u Teâlâ'nın kefil olduğunu anladım; isteklerime bakmadan, ALLAH'u Teâlâ'nın bende olan hakkı ile meşgul oldum.

8 - Baktım ki insanlardan bir kısmı servetine, ticâretine; bir kısmı sıhhatine olmak üzere, kendileri gibi bir yaratık'a tevekkül etmekte [güvenmekte] ve ona bel bağlamaktadır. ALLAH'u Teâlâ'nın:

"ALLAH'a tevekkül edene [güvenene] ALLAH yeter." (65 - Talâk : 3)

mealindeki âyet-i celîlesini düşündüm ve ben de (fâni olan başka şeylere değil) ancak Hazret-i ALLAH'a tevekkül ettim ve O'na bağlandım. O da bana yeter.

İşte senden öğrendiklerim bunlardır. Bunun üzerine Şakîk :

- Hâtem, ALLAH seni muvaffak etsin; doğrusu ben, Tevrat, İncil, Zebur ve Kur'ân-ı Azîmi tedkîk ettim, bütün dîni işleri ve hayır çeşitlerini şu sekiz mes'ele üzerinde devreder gördüm. Şu sekiz esâsa riâyet eden dört kitâb'ın hükmüyle amel etmiş olur.

Kaynak: İHYÂU' ULÛMİ'D-DİN 1. Kitap 6. Bab s. 167

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 391
favori
like
share
RedBull Tarih: 21.02.2008 18:41
Herkesin Bilmesi Gerken Bilgi İçin sagol Maraboglu
NaZ Tarih: 21.02.2008 11:28
çok güzel ve çooook dogru bir yazi

ALLAH razi olsun abi