alıntıdır





Hepimiz inandığınız kavramları yaşayarak hayatımızı anlamlandırmak isteriz. Anlamın kaynağı da hayata atfettiği bakış açısıyla beslenir. “Huzur” ve “mutluluk” hayatı anlamlandıran önemli kavramlardan ikisi.

Aslında hepimizin umududur huzurlu ve mutlu olmak. Lakin kimimiz huzurun, kimimiz mutluluğun peşindeyizdir çoğu zaman sıklıkla beraber kullanılıyor olsalar da çokta benzer değillerdir aslında.

Mesela tüm başlangıçların temennisidir mutluluk. Örneğin, yeni yıla girerken ne çok duyduk “mutlu yıllar” diye. Ömür denilen hediye, “an” ve “süreç” lerden müteşekkil. Mutluluğu daha çok “an”larda hissederiz.

Sınavı kazanmamız

Evlenmemiz

Çocuğumuzun olması hep mutlu olduğumuz anlardır

Huzura oranla daha coşkulu duygudur mutluluk. Mutlu “an”larımızın hafıza arşivindeki çoklu resimleriyle ruhsal dünyamız şekillenir.

Mutlu arşiv = mutlu insan.

Mutluluk huzura göre sanki daha “ergen” daha olgunlaşmamış bir duygu gibidir. Belki bu yüzdendir mutluluktan şımaran kişilerin başkaları tarafından daha çabuk kıskanılması.

Oysa daha çok içsel yaşanan ve sürece yayılan huzur duygusu ancak anlarda kesintiye uğrar. Mutluluk gibi anlık değildir. Ayrıca ötekine bağlı olarak yaşanan yanı daha azdır.

Huzur duygusu daha ziyade hayata yüklediğimiz anlamla biçimlenir. Huzur, mutluluğa oranla daha olgun ve “yetişkin” bir tavır içerir sanki. Huzurun mevcut olduğu bünyeler daha dingin ve sakin bir hal üzeredirler. Huzurun bu olgunluk kazandıran yanı duygu ve davranışlarda daha somut gözlenmekte.

Eğer dünyamızda huzuru içselleştirebilmişsek artık mutsuzlukları da anlık yaşarız. Zira huzur dolu bir yapı olumsuz bir olay karşısında üzülse ve anlık bir çöküntü yaşasa bile bu durumla daha kolay baş edip atlatabilmekte. Ve dahası bu olumsuz durumdan farklı çıkarımlarda bulunarak, kendi üzerine katlanarak manevi olarak büyümekte.

Huzurun mutluluktan diğer farklı yanı, mutluluk beklenirken huzuru kişinin kendisinin inşa ettiğidir. Emek verilerek içselleştirilen ve kişiye ait olan bu duygunun kaybı çokta kolay değildir. Onun içindir ki, yaşam biçimi olarak hırsları, tutkuları ve korkularıyla baş edebilen insanlar daha huzurludur. Huzur bulunduğu yerde açığa çıkmasa da etrafındaki kişilere yansır ve bu yansımayla kişi karşısındakinin huzuruyla dinginleşebilir.

Yani hayatımızın belirgin rengi süreçte ne yapıp ne yaşadıklarımızla belirlenir. Bazı insanlar hayatındaki mutlulukların fazlalığıyla kendilerini daha iyi hissederken bazıları huzuru tercih ederler. Mutluluğu arayan ya da bulmaya çalışan kişiler çoklukla hayatındaki ötekilerden bir beklenti içindedirler. Oysa huzurda beklenti daha çok içseldir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 336
favori
like
share