enerji nedir - enerji hakkında bilgi - enerji türleri - enerji çeşitleri - enerjinin niteliği1.Maddede var olan ve ısı ışık biçiminde ortaya çıkan güç
2.Organizmanın etkin gücü
3. Manevi güç

Enerji her yerde bulunan sezgisel olarak açıkça anladığımız veya anladığımızı sandığımız kavramların bir bölümünü oluşturur. Yinede bu kavramlar çok genel olması nedeniyle ancak soyut (matematiksel) bir tanım alabilir. Pratik bakış açısından bizi daha çok bir enerji biçiminin bir başka enerji biçiminde dönüşümleri ilgilendirdiğinden ilk aşamada enerjinin "yaratılan güç" anlamına geldiğini söylemek yeterlidir.

Günlük yaşamımızda çok sayıda kuvvet türü ile karşılaşmamıza rağmen yalnız iki temel kuvvet söz konusudur: çekimsel ve elektromanyetik kuvvetler.

Ne çekimsel nede elektromanyetik bir kuvvetin söz konusu olduğu Nükleer enerji
gerçek bir istisna oluşturur. Bu kuvvet diğer ikisine göre daha belirsiz gibi görünmektedir ancak diğerlerinden çok daha şiddetlidir

ENERJİ TÜRLERİ

Pratik açıdan enerjinin işletilmesini mümkün kılan enerji biçimlerinin kaynaklarının ve bir enerji biçiminden diğerine geçiş imkanlarının çeşitliliğidir. Enerji yaygın olarak mekanik enerji ışık enerjisi veya ısı enerjisi biçiminde kullanılır; yanma tepkimelerinden Güneş ışınlarından yüksekten düşen su külelerinden rüzgardan gelgitlerden radyoaktif maddelerden elde edilir. Bitkiler klorofil sayesinde güneşin ışık enerjisini kimyasal enerjiye dönüştürür. Hayvanlarda bunu vücutlarının oluşturduğu çok karmaşık kimya fabrikası sayesinde ısı ve harekete dönüştürür;patlamalı bir motor yanma yoluyla benzinin kimyasal enerjisini ısıyla sonra bu ısıyı harekete dönüştürür. Olayların bu çeşitliliği karşısında bir birlik aramak ilginç bir çalışmadır.

Çekimsel ve elektromanyetik kuvvetler son çözümlemede göz önüne alınması gereken tek kuvvet türleridir; aynı şekilde gelgit enerjisi volkanlar (daha genel olarak jeotermik enerji ) ve nükleer enerji dışında diğer tüm enerji biçimleri güneş ışımasından kaynaklanır. Gerçekte besinlerden aldığımız enerji bitkilerin büyümesinden yani gene Güneşten kaynaklanmaktadır; rüzgar güneş'in yol açtığı sıcaklık farkları nedeniyle atmosferde ortaya çıkan basınç farklılıklarından doğar;

hidroelektrik enerjisinin kaynağı su düşüşleridir ve su da Okyanuslarla çeşitli yeryüzü sularının buharlaşması ve rüzgarla taşınması sonucu oluşan bulutlardan kaynaklanır. Petrolün içerdiği kimyasal enerji milyonlarca yıl önce yaşamış olan mikroorganizmaların güneş sayesinde ayrışmasından ve fosilleşmesinden meydana gelir. Bütün bunlar hiç kuşkusuz her gün Güneşten aldığımız olağanüstü miktardaki enerjiyle mümkün olabilmektedir. (bu enerjinin gücü yaklaşık 4.10 kw'tır) Böylece ilke olarak bir kaynak yani Güneş ve iki olarak bir kaynak yani Güneş ve iki kuvvet yani çekimsel ve elektromanyetik kuvvetler sayesinde yeryüzündeki enerji dönüşümüne ve dolaşımına ilişkin hemen hemen bütün temel süreçler incelenebilecektir.

Günümüzde nükleer enerji dışındaki diğer enerji kaynaklarının kullanım alanları pek azdır. Bu güne kadar ancak parçalanma (füzyon) enerjisine egemen olunmuştur. Ama bu enerji de çevreyi kirletmek riski ve maliyeti yüksek ve verimi düşük bir enerji türüdür. Oysa Güneş'in kendi iç enerjisinin bile kaynağı olan ve kaynaşma (füzyon) enerjisi denen çok üstün bir başka nükleer enerji türü daha vardır; ama bunun denetimli bir şekilde işletilmesi henüz mümkün değildir.

ENERJİNİN NİTELİĞİ

Bazı enerji çeşitleri diğerlerinden daha kolay kullanılabilir. Bunlar gerek azalabilir. (Enerji Krizleri) Ama toplam miktar değişmez.

Enerji dönüşümlerinin yer aldığı sistemlerin büyük karmaşıklığı çoğu zaman bir dizi temel süreç biçiminde açıklanan
matematiksel bir incelemeden vazgeçilmesini gerektirdiğinden bunun yerine daha genel tanımlar benimsenir. Karşılıklı olarak ısıl enerjinin mekanik enerjiye ve mekanik enerjinin ısıl enerjiye dönüşmesini inceleyen fizik dalına termodinamik adı verilir. Bu bilim dalının temelini oluşturan ikinci ilke bir enerji biçimine dönüşmesi üzerine temel bir kısıtlama getirmektedir buna göre mekanik enerji tümüyle ısıya dönüştürülebilse de (mesela sürtünmeyle) bunun tersi işlem %100 bir verimle gerçekleştirilemez.

Bu sınırlama teknolojik düzeyde bir sınırlama değildir çünkü ne kadar ileri bir teknoloji kullanılırsa kullanılsın bu durum aşılmaz bir engel olarak karşımıza çıkacaktır. Ayrıca dönüşüm sırasında bir enerji kaybı da yoktur çünkü enerji konumlu bir niceliktir; yani bir biçimde mesela mekanik enerji biçiminde kaybolsa bile aynı miktarda bir başka biçimde mesela ısı enerjisi olarak gene ortaya çıkacaktır. Mekanik enerji - ısıl enerji dönüşümü sırasında kaybolan enerjinin belli bir 'niteliği' dir; işte bu yüzden ısı enerjinin diğerinden kaybetmiş şekli olarak nitelendirilir. Buna göre aslında bir 'enerji krizi' değil olsa olsa biz enerji kalitesi krizi söz konusu olabilir. Gene de enerji üretmek için harcadığımız çabalar aslında daha düşük nitelikli enerji biçimlerinin aleyhine olarak asil bir enerji biçimi mesela elektrik enerjisi elde etmeye yöneliktir.

Kuşkusuz bu dönüşüm yalnız termodinamiğin ikinci ilkesiyle değil aynı zamanda sahip olduğumuz
teknolojiyle de sınırlıdır. İkinci ilke ayrıca Evren'in geri kalan bölümünden yalıtlanmış bir sistemin toplam enerjisinde değer kaybından başka birşey olmayacağını ileri sürer: kısa veya çok uzun sürede bütün enerjinin başlangıçtaki miktarı korumasına karşılık maksimum değer kaybına uğrayacağı bir 'termodinamik ölüm' e mahkumdur. Bu durum elbette Düya için söz konusu değildir zira dünyamız Evrenden yalıtlanmış değildir ve sürekli olarak Güneşten enerji alır.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 3716
favori
like
share