3,5 Şekerli Kahve

Ben Trabzonsporluyum.İşin uzmanları kadar teknik konulardan, idari işleyişten ve kulüp yöneticiliğinden anlamam. Ama bu Trabzon insanını anlamamam demek değildir. Çünkü ben bu kentte doğdum,bu kentte büyüdüm. Genlerimde Trabzon kromozomu taşıyorum. 10 yaşımda kentten ayrılmış olsam da evimizde yine Trabzon"un yaşam biçimi sürüyordu. Annemle,babamla,ablamla…. 15-16 yaşlarından beri bilinçli bir Trabzonspor taraftarı olduğuma göre, demek ki 30 yıllık Trabzonspor"luyum. Biz şanşlı bir kuşağız. Takımımızın 1.lige çıkışına da, şampiyonluklarına da tanıklık ettik. Şimdiki gençlerin 23 yıllık açlığını anlayışla karşılıyorum. Haklarıydı alınları ak, başları dik gezmek. Övünerek ben Trabzonsporluyum demek. Ama onlar için olmadı, olamadı..

Trabzonspor"un başarılı yıllarına birlikte dönüp birlikte bakalım. Neydi başarının altında yatan neden? O yılların büyük dayanışmasına geçenlerde İstanbul"daki bir düğünde şahit oldum. Sevgili Hüseyin Tok ağabeyimin oğlunun bu mutlu gecesinde bir masa vardı ki , başarının altındaki asıl neden işte bu dedirtti bana. Turgay, Necati, K.Şenol, Ali Kemal ve o dönemin altın karmasından pek çok futbolcu aynı masada yine aynı dostluk ve muhabbetle eğleniyordu. Sanki aradan bunca yıl geçmemiş gibi. İşte o an ve o fotoğraf başarının fotoğrafıydı.. Takım olma ruhu, arkadaşlık, ortak amaçlar, sevgi ve paylaşım..

Evet şimdi yıl 2008. Şartlar ve koşullar çok değişti. Artık bir futbol takımını sadece yukarıda saydığım nedenler başarılı kılmıyor. Bunların dışında ciddi bir ekonomik güç gerekiyor. Bu ekonomik güç ele geçtiği zaman medya da arkanızda oluyor. Artık kuralları ve şartları sen belirliyorsun. Bu koşullar bugün sadece bir futbol kulübü için geçerli değil…herhangi bir sektördeki herhangi bir şirket için de geçerli.

Önce kulübümüz ekonomik anlamda güçlenecek, borsada kağıtları yükselecek, ürün mağazaları yaygınlaşacak, kira ve diğer gelirleri artacak ki; işte o zaman skordaki başarısızlıkta, dönüp futbolcuları yargılma hakkımız doğacak. Taraftar olma sorumluluğu da işte tam bu noktada başlıyor. Yoksa yarı çıplak sahaya atlayıp futbolcu dövmeye kalkan taraftar, bu kulübün taraftarı olamaz. Duygularınıza gem vuramıyorsanız maça gitmeyeceksiniz. Hiç kimsenin Trabzonspor"un adını böyle kötülemeye hakkı yoktur. Hiçbir taraftarın egosu Trabzonspor"un egosundan büyük değildir. Maça gideceksin, takımını sonuna kadar destekleyeceksin, eğer ortada bir haksızlık olursa bunu senin yine kulübün çözecek. Böyle davranan ve düşünenler; küçük bir kentin küçük bir kulübünün , taşralı , zavallı bir taraftarı olmaktan öteye gidemez. Trabzonspor; ne derseniz deyin hala bunları hak etmeyen büyük bir kulüptür.

Trabzon"da yıllardır herkesin dilinde temcit pilavı gibi tekrarlanan bir sözcük var.""Altyapıdan artık futbolcu yetişmiyor"". Eskiden olduğu gibi altyapıdan gelen oyuncuların sayısı fazla olmayabilir. Trabzonlu olmak bir zaten bir altyapı değil midir? Avrupa"da ve liglerimizde başarılı olan bir çok Trabzon kökenli futbolcu var. Bunlar Trabzonspor çatısı altında yan yana getirildiğinde aynı genler harekete geçecektir. Bu kentin kültürü, iklimi, coğrafyası ve halkı onlara kucak açıp bağırına basacaktır. Unuttukları Trabzonlu olma genlerini tekrar hatırlayacaklardır. Tıpkı bende olduğu gibi…

Dünyanın iki farklı ülkesinin iki farklı kentinde bir erkek ve bir kız çocuk doğar. Çocuklukları ve gençlikleri boyunca yaşamlarını gözlemlediğimizde, aslında tam birbirleri için yaratılmış olduklarını düşünürüz. Yıllar geçer büyürler. Koşullar onları bir türlü yan yana getiremez. İkisi de iş yaşamlarında çok başarılı olurlar. Ama özel hayatlarındaki mutsuzluklar ve ayrılıklar onları arzuladıkları yaşam şeklindan uzaklaştırır. Bu uzaklaşma bir süre sonra iş yaşamlarını da etkilemeye başlar.

Çünkü yanlış insanlarla yanlış yerlerde olmuşlardır. Biz onların mutsuz yaşamlarını gözlemlerken, duygularıyla düşünceleriyle aslında ne kadar birbirlerine uygun olduklarını görüp, birlikte olamadıkları için onlar adına üzülürüz. Yıllar sonra bir gün bir yolculukta tesadüf olarak aynı uçakta yan yana otururlar.. Erkek gazetesini, kadın dergisini okumaktadır. Hostes gelir ve ne içmek istediklerini sorar. Kadın – Kahve lütfen ve 3,5 şekerli - der ve dergisine döner. Hostes bu kez erkeğe döner. Erkek – Kahve lütfen ve 3,5 şeker - der. Kadın başını dergisinden kaldırır ve gözgöze gelirler. Kadın – Hayatım boyunca hep kahveyi 3,5 şekerle içen birini aramıştım- der. Bu iki insanın bundan sonraki yaşamları başarılı,mutlu ve birlikte geçer.

Trabzonspor çatısı altında da kahveyi 3,5 şekerle içenlerin çoğalması umuduyla …..

Sevgiyle Kalın

Hüseyin Avni Danyal

Nisan 2008

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 750
favori
like
share
MaRaBoGLu61 Tarih: 19.04.2008 11:54


3,5 Şekerli Kahve

Ben Trabzonsporluyum.İşin uzmanları kadar teknik konulardan, idari işleyişten ve kulüp yöneticiliğinden anlamam. Ama bu Trabzon insanını anlamamam demek değildir. Çünkü ben bu kentte doğdum,bu kentte büyüdüm. Genlerimde Trabzon kromozomu taşıyorum. 10 yaşımda kentten ayrılmış olsam da evimizde yine Trabzon"un yaşam biçimi sürüyordu. Annemle,babamla,ablamla…. 15-16 yaşlarından beri bilinçli bir Trabzonspor taraftarı olduğuma göre, demek ki 30 yıllık Trabzonspor"luyum. Biz şanşlı bir kuşağız. Takımımızın 1.lige çıkışına da, şampiyonluklarına da tanıklık ettik. Şimdiki gençlerin 23 yıllık açlığını anlayışla karşılıyorum. Haklarıydı alınları ak, başları dik gezmek. Övünerek ben Trabzonsporluyum demek. Ama onlar için olmadı, olamadı..

Trabzonspor"un başarılı yıllarına birlikte dönüp birlikte bakalım. Neydi başarının altında yatan neden? O yılların büyük dayanışmasına geçenlerde İstanbul"daki bir düğünde şahit oldum. Sevgili Hüseyin Tok ağabeyimin oğlunun bu mutlu gecesinde bir masa vardı ki , başarının altındaki asıl neden işte bu dedirtti bana. Turgay, Necati, K.Şenol, Ali Kemal ve o dönemin altın karmasından pek çok futbolcu aynı masada yine aynı dostluk ve muhabbetle eğleniyordu. Sanki aradan bunca yıl geçmemiş gibi. İşte o an ve o fotoğraf başarının fotoğrafıydı.. Takım olma ruhu, arkadaşlık, ortak amaçlar, sevgi ve paylaşım..

Evet şimdi yıl 2008. Şartlar ve koşullar çok değişti. Artık bir futbol takımını sadece yukarıda saydığım nedenler başarılı kılmıyor. Bunların dışında ciddi bir ekonomik güç gerekiyor. Bu ekonomik güç ele geçtiği zaman medya da arkanızda oluyor. Artık kuralları ve şartları sen belirliyorsun. Bu koşullar bugün sadece bir futbol kulübü için geçerli değil…herhangi bir sektördeki herhangi bir şirket için de geçerli.

Önce kulübümüz ekonomik anlamda güçlenecek, borsada kağıtları yükselecek, ürün mağazaları yaygınlaşacak, kira ve diğer gelirleri artacak ki; işte o zaman skordaki başarısızlıkta, dönüp futbolcuları yargılma hakkımız doğacak. Taraftar olma sorumluluğu da işte tam bu noktada başlıyor. Yoksa yarı çıplak sahaya atlayıp futbolcu dövmeye kalkan taraftar, bu kulübün taraftarı olamaz. Duygularınıza gem vuramıyorsanız maça gitmeyeceksiniz. Hiç kimsenin Trabzonspor"un adını böyle kötülemeye hakkı yoktur. Hiçbir taraftarın egosu Trabzonspor"un egosundan büyük değildir. Maça gideceksin, takımını sonuna kadar destekleyeceksin, eğer ortada bir haksızlık olursa bunu senin yine kulübün çözecek. Böyle davranan ve düşünenler; küçük bir kentin küçük bir kulübünün , taşralı , zavallı bir taraftarı olmaktan öteye gidemez. Trabzonspor; ne derseniz deyin hala bunları hak etmeyen büyük bir kulüptür.

Trabzon"da yıllardır herkesin dilinde temcit pilavı gibi tekrarlanan bir sözcük var.""Altyapıdan artık futbolcu yetişmiyor"". Eskiden olduğu gibi altyapıdan gelen oyuncuların sayısı fazla olmayabilir. Trabzonlu olmak bir zaten bir altyapı değil midir? Avrupa"da ve liglerimizde başarılı olan bir çok Trabzon kökenli futbolcu var. Bunlar Trabzonspor çatısı altında yan yana getirildiğinde aynı genler harekete geçecektir. Bu kentin kültürü, iklimi, coğrafyası ve halkı onlara kucak açıp bağırına basacaktır. Unuttukları Trabzonlu olma genlerini tekrar hatırlayacaklardır. Tıpkı bende olduğu gibi…

Dünyanın iki farklı ülkesinin iki farklı kentinde bir erkek ve bir kız çocuk doğar. Çocuklukları ve gençlikleri boyunca yaşamlarını gözlemlediğimizde, aslında tam birbirleri için yaratılmış olduklarını düşünürüz. Yıllar geçer büyürler. Koşullar onları bir türlü yan yana getiremez. İkisi de iş yaşamlarında çok başarılı olurlar. Ama özel hayatlarındaki mutsuzluklar ve ayrılıklar onları arzuladıkları yaşam şeklindan uzaklaştırır. Bu uzaklaşma bir süre sonra iş yaşamlarını da etkilemeye başlar.

Çünkü yanlış insanlarla yanlış yerlerde olmuşlardır. Biz onların mutsuz yaşamlarını gözlemlerken, duygularıyla düşünceleriyle aslında ne kadar birbirlerine uygun olduklarını görüp, birlikte olamadıkları için onlar adına üzülürüz. Yıllar sonra bir gün bir yolculukta tesadüf olarak aynı uçakta yan yana otururlar.. Erkek gazetesini, kadın dergisini okumaktadır. Hostes gelir ve ne içmek istediklerini sorar. Kadın – Kahve lütfen ve 3,5 şekerli - der ve dergisine döner. Hostes bu kez erkeğe döner. Erkek – Kahve lütfen ve 3,5 şeker - der. Kadın başını dergisinden kaldırır ve gözgöze gelirler. Kadın – Hayatım boyunca hep kahveyi 3,5 şekerle içen birini aramıştım- der. Bu iki insanın bundan sonraki yaşamları başarılı,mutlu ve birlikte geçer.

Trabzonspor çatısı altında da kahveyi 3,5 şekerle içenlerin çoğalması umuduyla …..

Sevgiyle Kalın

Hüseyin Avni Danyal

Nisan 2008