Mutlu olup gülüyoruz, üzülüp ağlıyoruz. Kızıyoruz kaşlarımız çatılıyor, sıkılıyoruz alnımız çizgileniyor. Yüzümüz duygularımızın aynası oluyor. Gün içinde yaşadıklarımızla paralel binlerce mimik yapıyoruz. İşte bu mimikler gün geliyor, hoşa gitmeyen kırışıklıklar olarak yerleşiyor yüzümüze. Yerine göre kimi zaman kaz ayağı adını alıyorlar, kimi zaman dudak çizgileri. Mimik çizgileri, aynı ifadenin binlerce kez tekrarlanması nedeniyle adeta cilde kazınıyorlar. Çizgilerin asıl nedeni ise cilt altındaki kasların kasılmasıyla üstteki deriyi
çizgilendirmeleri oluyor. Tıp insanları bunlara ‘dinamik çizgiler’ adını veriyor. Yakın zamana kadar bu çizgilerin ameliyatsız çözümü zordu. Derken bu çizgileri doldurmak üzere dolgumaddeleri çıktı. Ama insanoğlunun ebedi güzelliği aramadaki çabaları bitmedi ve en nihayetinde botulinum toksininin (bildiğimiz botoks), dinamik çizgileri giderebileceği; şaşılığı tedavi etmede cerrahiye alternatif arayan Dr. Scott tarafından tesadüfen keşfedildi. Bugün botoks, tüm dünyadaki estetik uygulamalar arasında en çok uygulanan prosedür olarak ilk sıraya yerleşti.

MÜHİM OLAN DOĞRU DOZ
Botulinum toksini; estetikte bir kilometre taşı. Haftalardır cilt gençleştirme yöntemlerini anlatıp da ondan bahsetmemek mümkün mü? Bir de benden dinlemenizi istediğim için bugünün yazısını botulinum toksinine ayırdım. ‘Clostridium botulinum’ adı verilen bir bakteriden elde edilen bu arıtılmış ve zararsız hale getirilmiş toksin, bugün estetik uygulamalar dünyasında hekimin en önemli silahlarından biri. Çok küçük dozlarda kullanılması ve vücuda dağılmaması en büyük avantajı. Kullanıldığı bölgedeki kasların rahatlamasını sağlayarak, belli bir süre için cildin gerginleşmesini ve dolayısıyla gençleşmesini sağlıyor. Birkaç dakikalık acısız bir müdahale ile kaslar rahatlatılıyor ve 4-6 ay için bu çizgiler silinebiliyor. Çalışma prensibi şöyle: Hedefteki kasa enjekte edilen ilaç, sinir uçlarında iletimi sağlayan maddelerin salınımını engelliyor, sinirler ile sinirlerin ulaştığı kas arasındaki iletimi durdurarak etkisini gösteriyor. Sinir iletiminin durması, sinirin ulaştığı organın işlevlerinin azalmasını ya da tamamen kaybolmasını sağlıyor. Alttaki kas kasılamayınca da üstteki deri çizgilenmiyor.

BURNA VE GÖĞSE DE BOTOKS
Ama işin sanatı da burada başlıyor. Çünkü hiç kimse, öncelikle o plastik ve mimiksiz suratları, asılmış kaşları, şeytani ifadeyi istemiyor; sırf bu çekincelerinden dolayı yaptırmaktan uzak durmayı tercih ettiklerini söylüyor. Uygulama noktaları ve dozu doğru seçildiğinde, doğal görünümü sağlamak kesinlikle mümkün. Zaten uygulamanın sanatından söz ederken de kastettiğim bu. Ne üstteki deriyi çizgilendirecek kadar kuvvetle kasılmalarına izin verilmeli, ne de mimik yapamayacak kadar bloke edilmeli kaslar. Dolayısıyla, aslında mimikleriyle çalışan tiyatro ve sinema oyuncularının bile doğal görünen uygulamalar yaptırmaları mümkün olabiliyor. Alın çizgileri, çatık kaşlar, göz kenarının ince kırışıklıkları, dudak üzerinin barkod çizgileri, boyundaki kimi çizgilenmeler ve çenedeki çukurlanmalar, klasik uygulama bölgeleri arasında yer alırken; son dönemde yeni uygulama alanlarının da eklendiğini görüyoruz. Kesinlikle ileri teknik ve deneyim gerektiren bu iki yeni uygulama alanı, botulinum toksini ile burun ucu ve meme kaldırma. Elbetteki cerrahi girişim ile aynı şey değil, ama sınırlı da olsa başarısı inkar edilemez. Kendini ameliyata hazır hissetmeyenler için uygun çözüm olabiliyor. Burun köküne veya göğsün belli bölgelerine yapılan bir kaç küçük enjeksiyonla kimi vakalarda önemli fayda sağlıyor.

Yılan zehiridir:
Botulinum, bir toksindir evet, yani zehirdir, ama tıpkı atropin gibi, dijitalis gibi tıpta hastalıkları tedavi etmekte kullanılan, hayat kurtaran ilaçların elde edildiği zehirler gibidir. Füme salam, sosis, konserve gibi gıdalarda üreyen C. Botulinum adı verilen bakterinin ürettiği bir toksinden elde edilir. Yaklaşık 200 yıldır tanınan bu maddenin tıbbi geçmişi, hastaya da hekime de tam güvence sağlar.

Bütün yüzdeki çizgileri doldurmakta kullanılabilir:
Dolgu maddeleri gibi çalışan bir ilaç değildir. Kırışıklıkların her türlüsüyle başa çıkamaz. Çizgiyi doldurmaz, altındaki kas hareketlerini engelleyerek çizgiyi ortadan kaldırdığı için yüzün her yerinde kullanılamaz. Örneğin yanaklarda, burun kanatlarından dudak kenarlarına uzanan çizgilerde kullanılamaz.

Etkisi geçtikten sonra eskisinden kötü görünürüm, cildim daha çok sarkar:
Etkisi kas hareketlerini geçici süre azaltacağından, üstteki deriyi dinlendirir. Etki süresi sonunda en kötü ihtimalde çizgileriniz, yalnızca eski durumuna geri döner. Ama öncekinden daha iyi durur.

Beynime, vücuduma zarar verebilir:
Asla! Bu soruyu hep, yöntemi estetik amaçlı kullanımlarından çok daha önce uygulamaya başlayan ve çok daha yüksek dozlarda kullanan nöroloji veya göz hastalıkları uzmanı meslektaşlarımın cevaplaması gerektiğini söylerim. Bu konuda 20 yıldır yayınlanmış bilimsel tek olumsuz makale yok.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 422
favori
like
share
Sindy Tarih: 29.03.2008 10:41
paylasim icin tesekkurler SU-PERISI
by_KaRizMa Tarih: 28.03.2008 19:10
paylasimin icin saol