Bir gün çekip gitmek
istediğinde, anıların valize sığmayacak…
kim bilir belki de tam tersi, bir valizi bile dolduracak kadar anının olmadığını göreceksin…

Fotoğraflarını alacaksın yanına…
tuhaftır fotoğraflar…
sanki bütün fotoğraflar, insanların hep mutlu zamanlarında çekilmiş gibidir…
hep gülümser insanlar… içten yada zoraki ama hep gülümseme vardır yüzlerinde…
aşk duyduğun insanların fotoğraflarına bir kez daha bakıp, onları da koyacaksın fotoğraflarının arasına….
aşklarını götüremesen de , fotoğraflarını da taşıyabileceksin uzaklara…


Elbiselerini alacaksın yanına…
eskimiş olsalar bile çok sevdiğin ve sana çok yakıştığını bildiğin elbiselerin…
bilirsin insan eskise bile daha çok sever bazı elbiselerini, teninin bir parçası gibi olur…
tıpkı en sevilen ve en eski yüzlerin, insanın teninin altında bir yerlerde saklı olması gibi…
yeni elbiselerini dolabında bırakırken, bu umurunda bile olmayacak belki de..
ama en eski en sevdiğin yüzleri alacaksın yanına…
bir de en eski ve en sevdiğin elbiselerini…


Kitaplarını alacaksın yanına..
en parasız zamanlarında aldığın kitaplarını…
sahaflardan, yer tezgahlarından ve en pahalı kitapçılardan topladığın ve senin yerine hayatını sana anlatan kitaplarını…
en sevdiğin satırların altını çizdiğin, ama nerde kaldığını bilmek için köşesini dahi kıvırmaya kıyamadığın kitaplarını, asla geride bırakamayacaksın…


Yazdıklarını alacaksın yanına…
en çok gecelerde yazdığın, ama adına hep gün-lük dediğin yazılarını geride bırakamayacaksın…
günün birinde yazar olmak yada olmamak için yazdığın yazılarını bir araya toplarken, şöyle bir göz gezdireceksin yazdıklarına…
içinden geçenleri aceleyle karaladığın için, kendi yazın olduğu halde okuyamadığın küçük bir kağıt parçasını bile geride bırakmaya kıyamayacaksın…


Mektuplarını alacaksın yanına…
fotoğrafların kadar görüntü taşıyan, kahkahaların yalnızlıkların , hasretlerin, hüzünlerin kelime olup,ardında hep bir yüz sakladığı mektuplarını bırakamayacaksın ardında…
bazılarını zarfından çıkartacak ve belki onlarca defa okuduğun halde, bir kez daha okuyacaksın…
fotoğraflarını , elbiselerini, kitaplarını, hediyelerini, yazdıklarını ve mektuplarını aslanda yanına, aşık olduğun ve sevdiğin hiçbir insanı yanında götüremeyeceğini ve onları geride bırakmak zorunda olduğunu göreceksin…


Bir gün çekip gitmek istediğinde, anıların valize sığmayacak…
valizine sığmadığı için geride bırakmak zorunda kaldığın anılarının olduğunu göreceksin, için burkulacak…
kim bilir belki de tam tersi, bir valizi dolduracak kadar bile anının olmadığını göreceksin…


İçin yine burkulacak…



alıntı

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 550
favori
like
share