Saltukname nedir - Saltuknamenin özellikleri - Saltukname destanı - Sarı Saltuk efsanesiSaltuknameSaltukname, XIII. yüzyıl alp-erenlerinden olan ve Rumeli’ni Türkleşmesinde büyük rolü bulunan Sarı Saltuk'un efsanevi hayatını anlatan Anadolu Türk destanlarından biridir. Eserde, Sarı Saltuk'un menkıbelerinin yanı sıra, dönemin önemli kişilerinin menkıbeleri ve bu kişilerin Sarı Saltuk ile olan münasebetleri de anlatılmaktadır.

Fatih Sultan Mehmet'in kardeşi Cem'in (sonradan Cem Sultan ismiyle tarihe geçecektir) şehzadeliği esnasında verdiği talimat üzerine Ebülhayr Rumi tarafından kaleme alınan Saltukname yedi senelik bir çalışma sonucunda Türk sözlü geleneğinden toplanarak 1480 yılında tamamlanmış ve kitaplaştırılmıştır. Ayrıca yazıya geçirilmiş ilk Nasrettin Hoca hikayesini içermektedir. Saltukname yeni Türk harfleriyle tam metin olarak yayıma Şükrü Halûk Akalın tarafından hazırlanmıştır. Bu çalışma 1987-1990 yıllarında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından üç cilt olarak yayımlanmıştır.

Sarı Saltuk

Sarı Saltuk Saltukname halk efsanesinin kahramanı olan, Anadolu ve Rumeli'nin fethi sırasında önemli rol oynadığı rivayet edilerek efsaneleşmiş bir evliya'dır. Efsanevi şahsiyet kimliğini daha yaşarken elde ettiği söylenmektedir. Hayatını anlatan Saltukname destanı, bu 13. yüzyıl alperen inin savaşlarını ve çeşitli kerametlerini konu almaktadır.

Sarı Saltuk'un Anadolu ve Balkanlar`da çok sayida türbesi bulunmaktadır. Bu türbelerin bazıları Müslümanların yanısıra Hristiyan ahaliler için de ziyaret yeri konumundadır. Saltukname’de Sarı Saltuk`un on iki mezarı olduğu belirtilmektedir. Sarı Saltuk, beylerin ve kralların mezarina sahip çıkmak isteyeceklerini söyleyerek her isteyene verilmek üzere birer tabut hazırlamalarını vasiyet etmiştir. En ünlü Sarı Saltuk türbesi halkının 13. yüzyılda İslamiyet'e geçmesine önayak olduğu rivayet edilen İznik'te bulunmaktadır. Saltukname'nin çeşitli yerlerinde Sarı Saltuk'un yer altından şifalı sular çıkardığı anlatılmaktadır.

Sarı Saltuk'un hayatını anlatan Saltukname Fatih Sultan Mehmet'in oğlu Cem'in (sonradan Cem Sultan ismiyle tarihe geçecektir) şehzadeliği esnasında verdiği talimat üzerine Ebu'l Hayr er-Rumi tarafından yedi senelik bir çalışma sonucunda Türk sözlü geleneğinden toplanarak 1480 yılında tamamlanmış ve kitaplaştırılmıştır. Bu eserin bir başka ilginç noktası da, yazıya geçirilmiş ilk Nasreddin Hoca hikayesini içermesidir. Saltukname yeni Türk harfleriyle tam metin olarak yayıma Şükrü Halûk Akalın tarafından hazırlanmıştır. Bu çalışma 1987 - 1990 yıllarında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından üç cilt olarak yayımlanmıştır.

Sarı Saltuk hakkında bilgi veren başka önemli kaynak da Evliya Çelebi Seyahatname’sidir. Ayrıca, bazı tarih kitaplarinda da Sarı Saltuk ile ilgili çeşitli bilgiler bulunmaktadir. Bunlara örnek olarak Yazıcıoğlu Ali'nin Tevârih-i Al-i Selçuk adlı eserini sayabiliriz.

İslami rivayetlere göre Sarı Saltuk Peygamber neslinden gelen bir er olarak bilinir. Bu erin şeceresi bizzat Nakib'ül Eşraflık kayıtlarında geçer. Sarısaltuk soyunun bir kolu Tunceli ilinin Hozat ilçesindedir. Burada Sarısaltuğun türbesi ve onun soyundan gelenler bulunmaktadır. Bu aileler Sarısaltık, Yurt, Yer, Kılıçaslan, Doğan gibi temsilcilere sahibtir. Bunların içerisinde en saygı değer kişi yer ailesinden olan Ali Can Yer'dir. Bu kişi itikatı ve ibadet anlayışıyla ön plana çıkmaktadır.(ya ali, ya on iki imam ,ya sarısultan)

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 4843
favori
like
share
vural Tarih: 23.04.2011 02:23
EMEGINIZ ICIN TESEKKÜRLER
saqokolik qamze Tarih: 20.04.2011 19:00
Tşkkr edrm =)
Nerissa-Su Tarih: 10.03.2011 02:17
Sarı Saltuk'un da Rumeli'deki Otman Baba velayetnamesindeki menkıbeleri gibi çok bilinip söylenen menkıbeleri de özellikle Balkan Dağlarında Aydos, Kaliakra, Dobruca, Tırnova, Filibe, en önemlisi Edirne gibi coğrafi sahalarda zamanla Bektaşi velayetnamelerine karışmış, Türk Islam destanlarında karşımıza çıkan "Gazi Tipi", velayetnamelerdeki "Derviş" tipiyle birleşerek "Derviş Gazi" tipi haline gelmiştir.

Var olan bazı Türkçe risalelerde, Sarı Saltuk'un Edirne'nin fatihlerinden biri olduğu, Sarı Saltuk'un Hazreti Muhammed'le bu şehrin bir Darü'n Nasr olduğuna dair rüyada bir konuşması nakledilmektedir. (Bu risalelerden biri Ankara Milli Kütüphanede 407/8 numarada kayıtlı bir dergide bulunmaktadır) Adı "Tarih-i Cami-i Atik ve Saray-ı Cedid ve Hisar-ı Edirne"dir. Bu risalenin sonunda şöyle bir bölüm vardır.

"Alelhusus Seyyid Saltuk'a vakıasmda Resul Hazreti buyurmuştur ki bu yer (Edirne) Darü'n Nasr'dır. Ümmetim bu yeri elden komasınlar ve Seyyid Saltuk fethedüp kırk bir yıl darü'l islam eyledi. Seyyid Saltuk Fevt olduktan sonra yine kafirler aldılar. Sonra Osmaniyan Fethettiler, ilayevmina haza taht-ı saadetleri olmuştur."

Bu kayıt Istanbul'un alınmasından önceki bir zamana ait olması bakımından çok önemlidir. Edirne'nin fethinden önce gaziler arasında anlatılan bu tür rivayetler gaza ruhunun canlı tutulmasında önemli roller oynamıştır.

Yine "Tarih-i Edirne veya Hikaye-i Beşir Çelebi" adıyla bilinen başka bir risalede Edirne şehri kutsal sayılmakta ve bu şehirdeki Kilise Camii'nde yapılacak bütün duaların kabul edileceği kaydedilmektedir. "Diyarı Rum'da Edirne, Makam-ı Mübarek ve hem gaziler ocağıdır derler. Tarih kitaplarında yazıldığı gibi Saltuk Sultan da bu sebeple Edirne'yi feth ve burada kırk yıl ikamet etmişti, burayı Darü'l İslam yapmıştı."

Sarı Saltuk'un Rumeli'deki yaşamı ile ilgili yabancı tarihçilerin eserlerinde de kayıtlar vardır. Bu yabancı kaynakların bir kısmı Bizans tarihçilerinin eserleridir. Bu eserlerden Anadolu Selçuklu Hükümdarı II. İzzeddin Keykavus'un Bizans Imparatoru VIII. Michael Paleolog'dan aldığı araziye (Dobruca ve havalisi) Sarı Saltuk başkanlığında yerleşen Türkmenlerin durumu hakkında bilgi edinmekteyiz.

Sarı Saltuk'un Rumeli'deki menkıbeleri bazı Hıristiyan Azizlerin hikayeleriyle benzeşmeler göstermektedir. Bu da bize Sarı Saltuk'un yüce kişiliğinin Hıristiyanlarca da benimsendiğini ifade etmektedir.

SALTUKNAME'DE "DEMiR VE AĞAÇ KÜLTÜ" YAY VE OK INANCİNİN EDİRNE- BABAESKI İLİŞKİSİ

Saltukname'de savaş aleti olarak ok ve yay önemli bir yer tutmaktadır. Ok ve yay kavramlarının Türk düşünce ve inanç siteminde de büyük yeri ve önemi vardır. Selçuklular'da hatta Osmanlı'da ok tabilik (Siyasi ve idari bağlılığı), yay ise matbuluk (Hakimiyet) belgesi sayılmaktadır.

Göktürk yazısında "ok" ve "uk" sesleri ok işareti ile gösterilmektedir. Üçok; Bozok ve Oğuz (Ok-uz) kelimelerinde olduğu gib "ok" kelimesi kabile ve boy anlamındadır. Saltukname'de ok ve yay iki önemli yerleşme yeri ile özdeş tutulmaktadır. Bunlar, Edirne ve Babaeski'dir.

Sarı Saltuk'un Babaeski'de bir zaviyesi vardır. Edirne ise dini bakımdan kutsal, askeri bakımdan da stratejik önemi olan bir yerdir. Burada birçok gazilerin türbeleri bulunmaktadır. Saltukname'ye göre dünyanın merkezini teşkil eden bu şehirde Sarı Saltuk'un "Ak Alemi" (Beyaz Bayrak) dalgalanmaktadır. Dünya bir yüzük gibidir. Bu yüzüğün ortası Edirne'dir. Edirne'yi ele geçiren dünyayı ele geçirmiş sayılır. Bu konu Saltukname'de şöyle ifade edilir :
BiR-DOST Tarih: 04.03.2011 14:48
Teşekkürler bilgi için