_________________________________________________________________




ALZHEİMER HAKINDA BÜTÜN BİLGİLER


ALZHEİMER HASTALIĞININ TARİHÇESİ



Alzheimer ilk kez Alman bir psikiyatrist olan Dr Alois Alzheimer tarafından 1906 yılında, ölümünden sonra bir kadın hastanın beyninde bulunan anormal topaklar ve yumaklar şeklinde tanımlandı.


Bunlar, saptanan ilk Alzheimer hastası olan Auguste D.’nin olgu notlarından alıntıdır.

ALZHEİMER HASTALIĞININ TANIMI

Alzheimer hastalığı bellek, dil ve mantıklı düşünme de dahil olmak üzere bütün zihinsel yetilerde ilerleyici kötülemeye, gündelik etkinlikleri ve davranışları yerine getirme yetisinde değişikliklerin eşlik ettiği bir hastalıktır.

ALZHEİMER HASTALIĞININ BAŞLANGIÇ YAŞI

30’lu yaşlarının sonlarında Alzheimer hastalığına tutulduğu bildirilen bireyler olmakla birlikte, hastalık genellikle 60 yaşından sonra ortaya çıkar.3 Araştırmalar beyindeki özgül bazı sinir hücrelerinin dejenere olduğunu ve beynin sözcük anlamında büzüştüğünü göstermiştir. Beynin tutulan alanlarına ait işlevler kademe kademe kötüler, ve bellekte (özellikle kısa süreli bellek), yoğunlaşmada, yönelimde, soyut düşünmede bozuklukların yanı sıra kişilik değişiklikleri ortaya çıkar ve önünde sonunda yıkanma ve giyinme gibi gündelik etkinlikleri yerine getirme yetisi kaybolur.

BELİRTİLER ve PROGNOZ

Alzheimer hastalığının geniş biçimde tanımlanmış üç evresi vardır, ancak hastalar arasında büyük farklılıklar görülebilir. Bu üç evre yaklaşık bir hastalık takvimiyle Şekil 3’te özetlenmiştir. Alzheimer hastalığı olan kişilerde zaman içinde beyin işlevlerinde ilerleyici düşme gözlenir ve tanıdan sonra ortalama yaşam beklentisi 7-10 yıldır.3

Alzheimer hastalığına yakalanmış ünlüler arasında Maurice Ravel (Bolero’nun Fransız bestecisi), Winston Churchill (İngiliz Devlet Adamı), Iris Murdoch (İngiliz romancı ve felsefeci), Willem de Kooning (Hollandalı ressam), Sugar Ray Robinson (ABD’li orta
sıklet boksör), Ronald Reagan (ABD eski Başkanı ve aktör) ve Charlton Heston
(ABD’li film yıldızı) sayılabilir.

Şekil 3: Alzheimer hastalığının ilerleyişi




ALZHEİMER HASTALIĞININ BELİRTİLERİ

Davranışsal belirtiler
Demanslı hastalarda en sık görülen davranışsal değişiklikler apati ve atıllıktır (hiçbir şey yapma isteği duymama).6 Alzheimer hastalığının bir evresinde, genellikle de hastalık ilerlediğinde, amaçsız gezinme ve saldırganlık gibi sorunlar ortaya çıkar.3 Volta atma ve karıştırma (sözgelimi, Alzheimer hastalığı olan kadınlar sürekli çantalarını karıştırıp durabilirler) gibi amaçsız davranışlar Alzheimer hastalığı için karakteristiktir.6

Depresyon
Depresyon semptomları Alzheimer hastalığında yaygındır, hastaların yaklaşık %40-50’sinde bunların varlığı bildirilmektedir. Hastalarda bilişsel bozulmanın daha az olduğu erken evrelerde daha sık ortaya çıkma eğilimindedirler ve hastalığına karşı bir miktar içgörüsü kalmış olan hastalarda daha sık olabilirler.3,7

Ajitasyon
Saldırganlık, kavgacılık, bağırma, hiperaktivite ve disinhibisyon (normal toplumsal sınırların dışına taşan davranışlar) gibi bir dizi davranışsal bozukluğu kapsayan genel bir terimdir. Demanslı hastaların %50’ye varan bir oranında, özellikle de hastalığın orta ve ileri evrelerinde ajitasyon görülür.8,9

Psikoz
Hastaların küçük bir oranında paranoya, sanrılar ve varsanılar ortaya çıkar. Bunlar hastalar ve bakımverenler açısından özellikle sıkıntı verici olabilir ve şiddete yol açabilir. Bir çalışmada, olası Alzheimer hastalığı tanısı konmuş hastaların neredeyse yarısında (%43.5) sanrılar bulunduğu gösterildi.10

Alzheimer hastalığında en sık görülen sanrılar kötülük görme tipindedir (birinin kendi peşinde olduğuna ya da onu öldüreceğine inanmak). Alzheimer hastalığında görülen beş tipik sanrı şunlardır:

• insanların bir şeyler çaldıkları
• o evin kendi evi olmadığı
• eşinin (veya bakımveren diğer bir kişinin) yerine başkasının geçmiş olduğu
• terk edilme
• sadakatsizlik

Varsanılar veya gerçekte olmayan şeyler görme veya işitme belirtileri Alzheimer hastalığı olanlarda sıktır ve daha sık olarak görseldir.9

Uyku bozukluğu –uykuya dalma güçlüğü, sık uyanmalar, geceleri dolaşma ve diürnal ritmlerde değişiklikleri içerir. Uyku bozuklukları Alzheimer hastalığında yaygındır.

ALZHEİMER HASTALIĞI NE KADAR YAYGINDIR?

Alzheimer hastalığı ender bir hastalık değildir. Bunama olasılığı yaşla birlikte artar. Aşağıda, Şekil 4’te de gösterildiği gibi, Alzheimer hastalığı kadınlarda erkeklerdekine göre daha yaygındır.1

Avrupa’daki rakamlar 65 yaş veya üstü kişilerin yaklaşık %5’inde Alzheimer hastalığı bulunduğunu düşündürmektedir. Bu rakam 85 yaş ve üstü grupta %20’ye çıkar.2

Şekil 4: : 65 yaşında veya daha yaşlı kişilerde Alzheimer hastalığı prevalansı (%)1



Bütün dünyada 18 milyon kişide demans bulunduğu tahmin edilmektedir. 2020 yılında bu rakamın 34 milyona çıkmış olacağı öngörülmektedir.3 Alzheimer hastalığı olan insanlara ait rakamlar farklı çalışmalarda değişkenlik gösterir; Şekil 5’te 2002 yılında ülkelerdeki tutulum oranları gösterilmektedir.

Şekil 5: : Ülkelere göre Alzheimer hastalığı
prevalansı, 2002



Yaşlanan nüfus ve Alzheimer hastalığı
Nüfus progresif biçimde yaşlanmaktadır, bu yüzden giderek artan sayıda insan Alzheimer hastalığının daha yaygın olduğu yaş gruplarına doğru ilerlemektedir. 2020’ye gelindiğinde bütün dünyada yaşlıların sayısı bir milyarı aşacaktır.5 Avrupa’nın dünyadaki “en yaşlı” bölge unvanını koruyacağı düşünülmektedir.5 Halihazırda yaşlılar nüfusun yaklaşık %20’sini temsil etmektedir ve bunun 2020’de %25’e çıkması beklenmektedir.5 Bu da Alzheimer hastalığı olan kişilerin sayısının gelecek 10-20 yıl içinde dramatik biçimde artacağı anlamına gelir.

ALZHEİMER HASTALIĞININ NEDENLERİ NELERDİR

Alzheimer hastalığının kesin nedeni bilinmiyor, ancak birçok etmenin hastalığın gelişmesi riskini artırdığı bulundu. Bunlar aşağıda Şekil 6’da özetlendi.

Alzheimer hastalığında ortaya çıkan nörodejenerasyonun, hipoksi veya iskemi (düşük oksijen veya düşük kan akışı) gibi, beyine yönelik bir saldırıya karşı immün veya inflamatuvar bir yanıt olduğuna ilişkin iyi kanıtlar vardır.

Alzheimer hastalığında beyindeki dejenerasyonun bir akut faz tepkisini (bedenin genellikle enfeksiyon veya travmaya tepki olarak hızla başlattığı savunma işlemi) uyardığı düşünülmektedir. Bu sitokin denen ve bedenin savunma düzeneklerini uyaran proteinlerde hızlı bir artışa yol açar.

Serbest radikaller de (hücrelere hasar verebilecek ileri derecede reaktif kimyasallar) Alzheimer hastalığında rol oynuyor olabilir. Beden normalde serbest radikalleri, serbest radikal parçalayıcılar adı verilen kimyasal maddelerle ‘temizler’, ancak Alzheimer hastalığında bu yeti bozulmuş olabilir.


Şekil 6: : Alzheimer hastalığı için risk etmenleri (önem sırasına göre)



Şekil 6: : Alzheimer hastalığı için risk etmenleri (önem sırasına göre) - devam



ALZHEİMER HASTALIĞI SIRASINDA BEYİNDEKİ DEĞİŞİKLİKLER

Alzheimer hastalığı beynin yapısında ve işlevinde karakteristik değişikliklerle ilişkilidir.

Alzheimer hastalığı olan beyindeki yapısal değişiklikler
Alzheimer hastalığı sırasında beyinde ortaya çıkan en belirgin yapısal değişiklik büzüşme, küçülmedir.7 Aşağıda Şekil 7’de gösterildiği gibi ventriküllerin (beyindeki boşluklar) boyutları büyür.


Şekil 7: Alzheimer hastalığında ventriküllerin boyutlarındaki değişiklikler ve sağlıklı beyin dokusu kaybı



Beynin merkezindeki koyu mavi boşluklar ventriküllerdir; hastalığın ilerlemesiyle bunların büyüdüğü görülür. Sarı bölgeler sağlıklı beyin dokusu ve beyin aktivitesini göstermektedir, hastalık ilerledikçe bu da azalır.



Alzheimer hastalığında anahtar patolojik süreçlerden biri, yoğun protein tortularının–bunlara amiloid veya senil plaklar denir –beyindeki nöronların etrafında birikmesidir. Alzheimer hastalığında plaklar ilk olarak beyinde bellek ve diğer bilişsel (düşünme gibi) işlevler için kullanılan bölgelerde birikir. Amiloid plakların kendilerinin mi Alzheimer hastalığına yol açtığı, yoksa bunları Alzheimer hastalık sürecinin bir sonucu mu oldukları açık değildir. Amiloid öncül (prekürsör) proteinindeki (APP) bir kusurun (gen mutasyonları, yaşlanma ve diğer çevresel etmenlere bağlı olarak) beyinde anormal amiloid birikmesine yol açtığı düşünülmektedir.

Nöronların içlerinde nörofibriler yumak adı verilen, çözünmez birbirine dolanmış lifler oluşur. Bunlar, hücrelerin içindeki yapı iskeletlerine benzetilebilecek, sağlıklı nöronların yapısal çerçevesini şekillendiren tau adındaki bir proteinden yapılır.


Alzheimer hastalığında nörotransmitterlerdeki değişiklikler

Alzheimer hastalığında nörotransmitter düzeylerinde kayda değer değişiklikler olur. Bu değişiklikler tedavinin önemli hedefleri olmakla birlikte, büyük olasılıkla Alzheimer hastalığı olan insanların beyinlerindeki daha temel patolojik değişikliklere ikincildir.

Şekil 8: Alzheimer hastalığında anahtar nörokimyasal değişiklikler.



Asetilkolin
K olinerjik nöronların nörotransmiteridir (kimyasal habercisi). Alzheimer hastalığında ilk dejenere olan bunlardır. Asetilkolin aktivitesindeki azalma, beyinde bazal çekirdeklerdeki hücre kaybına bağlanmıştır. Alzheimer hastalığında asetilkolin sentezi ve yıkımından sorumlu enzimlerin düzeylerinde düşmeler de gözlenmiştir.

Glutamat
N ormal koşullarda N-metil-D-aspartat reseptörünü (NMDA) aktive eden glutamat bellek ve öğrenmeyi kolaylaştırmak için kısa, ani salınımlarla salınır. Alzheimer hastalığında glutamat sürekli olarak salınır, bu da kalsiyum iyonlarının (Ca2+) hücre içine girmesine izin verir. Bu bellek ve öğrenme süreçlerini sekteye uğratır ve önünde sonunda hücre ölümüne yol açar.

Serotonin
Alzheimer hastalığında serotonin reseptörlerinin sayısı azalmıştır, bu da duygudurum değişikliklerine yol açabilir.

ALZHEİMER HASTALIĞINA NASIL TANI KONUR

Alzheimer hastalığı konabilmesi için önce diğer birçok durumun dışlanması gerektiğinden, doğru tanıyı koymak zordur. Bu, yanlış tanıya götürebilir ve sonuçta hasta ve ailenin akılları iyice karışır. Sözü edilen diğer durumlar arasında depresyon, metabolik hastalıklar ve beyin tümörleri sayılabilir.

Alzheimer hastalığının tanısı hastanın tıbbi öyküsü, belirtileri, nöropsikolojik testlerin1 sonuçları ve beyin taramasının yanı sıra, demans semptomlarına yol açabilecek diğer durumların yokluğunun doğrulanmasıyla konur.

Kan Testi ve Beyin Taramaları

Kan ve İdrar Testleri
Demansın olası diğer nedenlerini dışlamak üzere kan ve idrar testleri yapılır. Bazı olgularda omurilik sıvısı da incelenebilir.

Beyin taramaları BT (Bilgisayarlı Tomografi) ve MRG (Manyetik Rezonans Görüntüleme) beyin tümörleri gibi, demansın olası diğer nedenlerini dışlamak için kullanılan yapısal taramalardır. PET (Pozitron Emisyon Tomografisi) ve SPECT (Tek Foton Emisyonlu Bilgisayarlı Tomografi) beynin farklı bölgelerindeki aktiviteyi (kan akımı veya glukoz metabolizması) ölçen işlevsel taramalardır.
Alzheimer hastalığı olan kişilerde elektroensefalografide (EEG) (beyin aktivitesinin elektriksel örüntüsü) yavaş dalga aktivitesinde hastalık ilerledikçe daha da belirginleşen bir artış görülebilir.

Nöropsikolojik Test

Kişide Alzheimer hastalığı olup olmadığını anlamak ve hastalığın evresini ve progresyonunu değerlendirmek üzere kullanılan bir dizi test vardır. Bu testler Alzheimer hastalığının dört ana alanında beynin ne kadar iyi işlediğini ölçer: bilişsel (kognitif düşünme ve bellek), işlevsel, davranışsal ve global (bütünde düzelme). Bu testlerden bazıları Şekil 9’da özetlendi ve izleyen sayfalarda daha ayrıntılı biçimde sıralandı.

Şekil 9: Alzheimer hastalığına tanı koymak ve hastalığı değerlendirmek üzere sık olarak kullanılan bazı testler



Mini-Mental Durum Muayenesi (Mini-Mental State Examination -MMSE)
B u herhalde bütün dünyada en yaygın kullanılan bilişsel testtir ve genellikle bilişsel işlevlerin “altın standart” testi olarak görülür. Yönelim, kayıt, dikkat, hesaplama, anımsama, dil ve kopyalama ve çizim yetilerini ölçer.

Alzheimer hastalığı Değerlendirme Ölçeği –bilişsel alt ölçek (ADAS-cog)

Bellek, kopyalama, çizim ve dil yetilerini değerlendirir. Hafif ila orta şiddette Alzheimer hastalığı için yeni tedavilerin klinik denemelerinde yaygın olarak kullanılır. Testlerin yapılması en az bir saat sürer, testi yapan kişi deneyimli olmalıdır. Daha ağır demanslı hastalar işbirliğine giremezler.

Ağır Bozukluk Bataryası (Severe Impairment Battery –SIB)

Alzheimer hastalığının daha ileri evrelerindeki hastalardaki bilişsel işlevler için bir testtir. Sözsüz ipuçlarıyla birlikte verilen tek adımlı komutları yerine getirmek gibi basit ödevlere dayanır.

Alzheimer hastalığı için İşlevsel Ölçekler
Alzheimer Hastalığında İşbirliği Çalışması - Gündelik Yaşam Etkinlikleri (Alzheimer’s Disease Cooperative Study Activities of Daily Living –ADCS-ADL) 8
42 maddeden oluşan, Alzheimer hastalığının bütün evrelerinde işlevsel yetileri ölçen kapsamlı bir testtir.

Alzheimer hastalığı için davranışsal ölçekler

Davranışsal ölçekler ajitasyon, saldırganlık, depresyon, sanrılar ve varsanıları değerlendirir.

Geriatrik Hastalar için davranışsal değerlendirme (BGP) ‘Bakım için bağımlılık’ alt ölçeği

Bu test geriatrik hastaların davranışlarını ölçer. 23 maddeyi değerlendirir ve güvenilirliği iyidir.

Nöropsikiyatrik Envanter (NPI)

Bu test davranışsal belirtilerin sıklığını, şiddetini ve yarattığı sıkıntıyı değerlendirir: sanrılar, varsanılar, ajitasyon, depresyon, anksiyete, öfori, apati, disinhibisyon, iritabilite, anormal motor davranışlar, geceleri çıkan davranışlar ve iştah ile yeme bozuklukları.

Alzheimer hastalığı için global ölçekler

Global ölçekler hekimin son muayeneden bu yana Alzheimer hastalığı olan kişideki genel değişikliği değerlendirmesini temel alır ve bilişsel, işlevsel, ve davranışsal alanları içerirler. Genellikle yeni tedavilerin klinik denemelerinde kullanılırlar. Global ölçeklerin ardındaki fikir şudur, eğer bir doktor görüşme temelinde bir değişiklik algılıyorsa, büyük olasılıkla o değişiklik klinik olarak anlamlıdır.

En yaygın kullanılan global ölçekler Değişikliğe dair Klinik Global İzlenim (Clinical Global Impression of Change -CGI-C) ve Hekim Görüşmesine-Dayalı Değişiklik İzlenimidir (Clinician’s Interview-Based Impression of Change-CIBIC); bakımverenin görüşü de dahil ediliyorsa ölçeğe CIBIC+ denir.

Alzheimer hastalığının şiddetini ölçen testler

Alzheimer hastalığının evrelerini ölçen birkaç ölçek vardır. Bu ölçekler, olağan yaşamı bağlamında hastanın performansını yorumlar. Evreleme ölçekleri arasında şunlar sayılabilir:

Klinik Demans Derecelendirmesi (Clinical Dementia Rating –CDR)

Bu test bellek, yönelim, yargılama, problem çözme, toplum içi ilişkiler, ev ve hobiler ve özbakımı değerlendirir. Ölçümler hastaye test verilmesi ve hasta ve bakımverenle görüşülmesine dayanır. Demansı beş ana evreye böler –yok, kuşkulu, hafif, orta ve şiddetli.

Alzheimer Hastalığı Değerlendirme Ölçeği (Alzheimer’s Disease Assessment Scale -ADAS)

Bilişsel ve bilişsel-olmayan birer alt ölçekten oluşur. Bilişsel alt ölçekten bilişsel testler bölümünde söz edilmektedir. Bilişsel-olmayan bölüm duygudurum, ajitasyon, sanrılar ve varsanıları inceler. Test ağır demanslı hastalarda kullanılamayacak kadar uzun ve karmaşıktır.

Global Kötüleşme Ölçeği (Global Deterioration Scale –GDS)

Yedi puanlı bu derecelendirme ölçeği Alzheimer hastalığı olan kişilerin klinik değerlendirmesi için en yaygın kullanılan testlerden biridir ve genellikle araştırma amaçlı kullanılır. Evreler 1 (bilişsel gerileme yok –hiç bellek kaybı yok) ile 7 (çok ağır bilişsel gerileme –bütün sözel yetiler kaybedilmiş, idrar inkontinansı, yürüme yetisi kaybolmuş) arasındadır.


ALZHEİMER HASTALIĞININ TOPLUMSAL ve EKONOMİK ETKİLERİ NELERDİR

Alzheimer hastalığı insanın en temel yetisini etkiler: düşünme yetisi. Alzheimer hastalığının tutulan kişi üzerinde felaket boyutundaki etkisi açıktır –sağlıklı, toplumun özerk bir bireyi olmaktan çıkıp, hastalığın ileri evrelerinde hem fiziksel hem de ruhsal açıdan tamamen başkalarına bağımlı biri haline gelir.

Daha genç hastalarda Alzheimer hastalığının gelişmesi demek, çalışmayı bırakmaları, bu yüzden parasal bağımsızlıklarını da yitirmeleri anlamına gelir.



Avrupa ve Kanada’dan gelen rakamlara göre, Alzheimer hastalığı olan kişilerin %50-80’ine evde bakım verilmektedir. Aşağıda Şekil 12’de de görüleceği gibi, evde bakıma karşılık bir kurumda bakım oranı ülkelere göre büyük değişkenlik gösterir. 1,2

Şekil 12: Bazı ülkelerde evde bakılan demanslı hastalara karşılık kurumlarda bakılanların yüzdesi (1997)



Kişinin yeti yitimi yaratan ve yozlaştırıcı bir duruma yakalanmış bir yakınına bakması ve onun yavaş yavaş kimliğini yitirmesini, sözcük anlamıyla gözünün önünde eriyip gitmesini izlemesi her açıdan çok büyük stres yaratır; hem ruhsal hem de fiziksel olarak. Araştırmalar bakımverenlerde yaşa göre eşleştirilmiş kontrollere kıyasla kayda değer psikolojik ve fiziksel morbidite olduğunu ortaya koymuştur.

Birçok bakımveren çökkünlüğe girer. Yakın tarihli bir çalışma, yaşa göre eşleştirilmiş kontrollere kıyasla bakımverenlerde hem anksiyete hem de depresyon düzeylerinin daha yüksek olduğunu gösterdi. Bakımverenler ayrıca fiziksel sağlıklarını yaşıtlarınınkinden anlamlı derecede daha kötü olarak değerlendirirler.

Alzheimer hastalarına bakım verenler için kurulmuş destek grupları yararlı eğitsel ve sosyal işlevler sunmakta, bakımveren depresyonu ve diğer psikiyatrik Belirtiler üzerinde az da olsa olumlu etkiler yaratmaktadır. Aralıklı uzman bakımı –Alzheimerli hastaların iki veya üç haftalığına hastane veya bakımevlerine yatırılması –bakımevine daimi yatışı geciktirebilir, ancak bakımverenin üzerindeki yük veya depresyon açısından uzun süreli etkisi azdır.

Demasın Maliyeti

Kesin olarak nicelemek güç olmakla birlikte, bazı çalışmalarda demansın maliyeti hesaplanmıştır. Şekil 13’te ülkeler için demansın ortalama yıllık maliyeti gösterilmekte.

Maliyet bakımverene (gayrı-resmi bakım) ve devlete (resmi bakım) düşen mali yük şeklinde ayrılabilir.

Bakım Verene Düşen Mali Yük

Alzheimer hastalarının yakınları tarafından bakılmalarının mali yükü muazzamdır. Bütünde parasal, fiziksel ve duygusal gerginlik de bu yükün içindedir.

Alzheimer hastalığı olan birine bakmanın parasal maliyetine şunlar dahil edilebilir:

Bakımverenin ayırdığı zaman (Alzheimer şiddetiyle paralel artar)
Bakımverenlerin kazançtan kaybı
Bakımverenlerin yaptığı ekstra tıbbi harcamalar
Bazı Avrupa ülkelerinde Alzheimer hastalığının bakımı için bir ailenin ortalama net yıllık gelirinin yaklaşık %10-25’i harcanmaktadır.4 ABD çalışmaların göre Alzheimer hastalığının maliyetinin neredeyse yarısı bakımverenlerin sırtına binmektedir, yani dolaylı ve gayrı-resmi harcamalar. ABD’de Alzheimer hastalığının dolaylı maliyeti 46 milyar USD (1991) olarak hesaplanmıştır. ABD’de Alzheimer hastalığının toplam maliyeti (dolaylı ve doğrudan harcamalar) bugün yılda yaklaşık 100 milyar dolardır (2000).


Tıp Hizmetleri ( Resmi Bakım )

Alzheimer hastalığı için verilen hizmetlerin doğrudan maliyeti içinde hastanede yatış, psikiyatristler, nörologlar, toplum-içi hemşireler ve birinci basamak hekimleri, sosyal hizmet uzmanları ve huzurevi maliyeti sayılabilir.1 ABD rakamlarına göre Alzheimer hastalığı kanser ve kalp hastalığından sonra en maliyetli üçüncü hastalık konumundadır. Alzheimer hastası başına ortalama yaşam-boyu maliyetin 174,000 USD olduğu tahmin edilmektedir.

Avrupa’da Alzheimer hastalığıyla bağlantılı ilaç harcamaları henüz görece azdır. Bir çalışma, İngiltere’de 1992/93 yıllarında demans tedavisi için yapılan ilaç harcamalarının, Ulusal Sağlık Hizmetleri bilançosunda bildirilmeye gerek kalmayacak kadar düşük olduğunu ortaya koydu. Bu, 1992/93’te İngiltere’de net Ulusal Sağlık harcamalarının sırasıyla %9.04’ü ve %2.07’sinden sorumlu olan hipertansiyon ve diyabet gibi kronik durumlarla1 belirgin tezat içindedir.

Alzheimer hastalığının toplam maliyeti –gayrı-resmi ve resmi bakım
Hastalık şiddetiyle birlikte artar. Ağır Alzheimer hastalığının maliyeti özellikle yüksektir. Topluma-dayalı çalışmaların sonuçları esas yükün, demanslı insanlara verilen bakımın maliyetinin %75’inin ileri evrelerde gerçekleştiğini gösterdi.

Ağır Alzheimer hastalığıyla bağlantılı çok yüksek maliyetler göz önüne alındığında, bozukluğun bu evresinde iyileşme sağlayan ve kurumsal bakıma geçiş gereksinimi geciktirme potansiyeli taşıyan tedaviler maliyet-yarar açısından çok olumlu olabilir.

ALZHEİMER HASTALIĞI NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Alzheimer Hastalığı Tedavisinde Hedefler

Alzheimer hastalığı için kesin bir sağaltım yoktur, bu yüzden bu hastalığa yakalananların tedavisinde birincil hedefler, kognisyonu (bellek, yönelim ve konsantrasyon), duygudurum ve davranışları (özellikle amaçsız gezinme ve saldırganlık) düzelterek yaşam kalitelerini iyileştirmek ve işlevsel performanslarını en yüksek düzeye çıkarmaktır.

Alzheimer hastalığı ilerleyici ve geri dönüşsüzdür, ama belirtileri bir süreliğine geciktirebilir, hatta iyileştirebilir.

Alzheimer Hastalığına Karşı Halihazırdaki Kullanılan Tedaviler

Alzheimer hastalığına karşı farmakolojik ve farmakolojik-olmayan tedaviler kullanılır.

Farmakolojik Tedaviler

Asetilkolinesteraz inhibitörleri

Asetilkolinesteraz inhibitörleri (AChEI) kolinerjik nöronlar arasındaki iletişim sürecini hedeflerler.

NMDA reseptör antagonistleri

NMDA reseptör antagonistleri yeni bir ilaç sınıfıdır ve ağır Alzheimer hastalığında yardımcı olan ilk gruptur.

Diğer Farmakolojik Tedaviler

Bir dizi farklı ilaç Alzheimer hastalığındaki etkileri açısından sınanmaktadır. Bunlar arasında Şekil 14’te sıralanmış olan östrojen ve non-steroidal anti-inflamatuar ilaçlar (NSAID) gibi koruyucu etmenler de yer alır.

Deprasyon Tedavisi

Sıklıkla Alzheimer hastalığının erken evrelerine depresyon eşlik eder.1 Bu durumun tedavisinde antidepresanlar endikedir. Diğer psikiyatrik belirtiler: ajitasyon, apati, uyku bozuklukları, saldırganlık, paranoya vs. ile tek tek ilgilenmek gerekir, ancak Alzheimer hastaları genellikle ciddi miktarda nöroleptik ve sedatifle tedavi edilir.

Farmakolojik Olmayan Tedaviler

Psikososyal stratejiler Alzheimer hastalarının yaşam kalitesini iyileştirmeye yardımcı olabilir. ‘Anıştırma terapisi’ (hastalara geçmişlerini anımsatmak üzere tasarlanmış) gibi duygulara yönelik psikoterapi davranışsal sorunları azaltabilir ve hastaların duygudurumunu iyileştirebilir. Sanat ve diğer dışavurumcu terapiler, egzersiz ve dans gibi uyaran-yönelimli tedavi de yararlı olabilir.

Bilişsel işlev bozukluğunu düzeltmek üzere gerçeklik yönelimi ve belleğin korunması da dahil bir dizi psikoterapi tekniği önerilmiştir. Ne var ki bu yöntemlerin yararları azdır ve hastalar ve bakımverenler için uygulaması güç olabilirler.1 Bakımverenlerin yarısı kadarının çökkünlüğe girdikleri düşünülürse, bakımverenler de psikoterapi girişimlerinden yarar görebilirler.









Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1918
favori
like
share
Servet Irmak Tarih: 22.01.2011 20:05
Ya çok teşekkür ederim gerçekten. Yıllık ödevim bu benim. Çok faydalandım.Ellerinize sağlık....
astekkks Tarih: 19.04.2008 20:42
ellerine sağlık dostum
VULKAN Tarih: 15.04.2008 15:58
paylaşımın için teşekürler
CA-CHALLENGE Tarih: 09.04.2008 15:40


Okunmadan geçen her bilgi ileriki yıllarda O konuyla karşılaştığımızda; o konular hakkındaki cehalettimizi yüzeye çıkarır.


-EFE- Tarih: 08.04.2008 19:49
cihan ellerine sağlık;paylaşımın içinde teşekürler. Güzel bir konuya değinmişsin.konuyu tamamen okumadım ama kopyaladım daha sonra tamamını okuyacam.
SU-PERISI Tarih: 08.04.2008 17:16
Çok güzel yararlı bir paylaşım olmuş,eline saglık cihanasran.