_________________________________________________________________

KALP KRİZİ ve KALP KRİZİ SIRASINDA NE OLUR


Diğer isimleri: akut miyokard infarktüsü, AMİ, Mİ, miyokard enfarktüsü




Kalp krizi( Enfarktüs )

Kalbi besleyen büyük damarlardan birinin aniden tıkanması sonucu ortaya çıkan bir durmdur. Enfarktüs krizi geçiren hasta; kalp bölgesinde ani birağrı hisseder.Nefes almakta zorluk çeker.Yapılacak ilk iş, hastanın 45 derece bir meyille oturmasını sağlamaktır. Sonra; vakit geçirmeden doktor çağrılır. Enfarktüs krizini atlattıktan sonra kesin istirahat ve doktorun dediklerine uymak şarttır




KALP KRİZİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

 Göğüste tam yeri belli olmayan sıkışma hissi veren bir ağrı olur.

 Bu ağrı sol kola ve çeneye doğru yayılır

 Ağrı hareket etmekle artar, dinlenirken azalır, fakat geçmez. Ağrı yarım saatten uzun sürer.

 Ağrıyla birlikte soğuk soğuk terleme ve mide bulantısı vardır.

 Nefes darlığı olur.

Bazı insanlarda belirtiler çok gizli olabilir. Örneğin diyabet hastaları hemen hemen hiç ağrı duymazlar ve sadece nefes darlığı ve soğuk terleme şikayetleri olur. Bazı hastalarda mide ülseri veya pankreatit ağrısıyla kalp krizi ağrısı karıştırılabilir, ülser lehine yanlış yorumlanabilir.

Kalp Krizi Tanısı


Göğüs ağrısı olduğunda özellikle risk faktörlerine de sahipseniz mutlaka doktorunuza veya bir sağlık kuruluşuna gitmelisiniz. Kalp krizi tanısını mutlaka doktor koymalıdır. Tanıda 3 önemli bulgudan yararlanılır:

Hastanın şikayeti: bunu esas itibarıyla göğüs ağrısı oluşturur.
EKG (elektrokardiyogram): kalp krizlerinin büyük bir çoğunluğunda EKG'de kalp krizine özgü değişiklikler olur. Bu değişiklikleri saptamak için sık aralıklarla EKG alınır.
Laboratuarda yapılan kan testleri: bununla infarktüsle birlikte kana karışan bazı enzimlerin (CPK, CPK-MB, Troponin T ve I, myoglobin vb) düzeyi ölçülerek tanı kesin olarak konur.
Kalp krizi tanısı koymak için yukarıdaki bulgulardan en az 2'si olmalıdır. Dolayısı ile 1 bulgu tanı için yeterli değildir.

Aşağıdaki testler, kalp krizinde kalpteki hasarın büyüklüğünü ortaya koymak için kullanılır:

Elektrokardiyogram (EKG)1
Ekokardiyografi2
Koroner anjiyografi3
Nükleer ventrikülografi (MUGA veya RNV)

Kalp krizi acil bir durumdur. Hastaneye yatmayı ve yoğun bakımı gerektirir. Sürekli EKG takibi hemen başlatılmalıdır, çünkü ölümcül ritim bozuklukları (aritmiler) kalp krizinin ilk bir kaç saatinde ölümün başlıca sebebidir.

Tedavinin amaçları kalp krizinin ilerlemesini durdurmak, kalp hasarını en az düzeyde tutmak, iyileşebilmesi için kalbin taleplerini azaltmak ve komplikasyonları önlemektir.

Eğer hasta ilk 12 saat içinde gelmiş ise tıkalı damarın açılması ile kalp kasının ölmesi önlenebilir. Bunun 2 yöntemi var:1

Damardaki tıkanmadan sorumlu pıhtıyı eritmek (trombolitik tedavi),
Tıkalı bölgeyi balon+stent2 ile açmak.
Aspirin3 çiğnetilmesi önemlidir. Kanın sulanmasını sağlayan aspirin mutlaka verilir. Hatta şiddetli göğüs ağrısı olanların hastaneye giderken, zaman geçirmemek için mutlaka aspirin (300-500 mg tablet) çiğnemelerinde yarar vardır. Damardan verilebilen kan sulandırıcı ilaç olan heparin tedavisi de başlatılır.

Hastanede ilaçların ve sıvıların kontrollü bir şekilde verilebilmesi için intravenöz (damar içi) yol açılacaktır. Bazı görüntüleme cihazları gerekli olabilir. Sıvı durumunu yakından takip etmek için bir idrar sondası yerleştirilmesi gerekebilir.

Kandaki oksijen seviyesi normal olsa bile genelde oksijen verilir. Bu, dokular için hazır oksijen sağlar ve kalbin yükünü azaltır.

Ağrı kontrolü için ilaçlar: Kalbin oksijen gereksinimlerini azaltmak ve ağrı için dil altı veya intravenöz nitrogliserin gibi ilaçlar verilir. Morfin yada morfin türevleri kalp krizi için de verilebilecek etkili ağrı kesicilerdir.

Kan sulandırıcı ilaçlar: Eğer kalp krizi EKG’de "ST-segment yükselmesi," şeklinde ise ve balon anjiyoplasti işleminin yapılabileceği anjiyografi laboratuarı bulunmuyorsa, göğüs ağrısının hissedilmesinden sonra 6 saat içinde “pıhtı çözücü” (trombolitik) tedavi başlatılabilir. (Streptokinaz veya tPA). Trombolitik tedavi damar içinde oluşan pıhtıyı eritmek amacıyla verilir. Eğer başarılı olursa hastanın ağrısı geçer, EKG değişiklikleri geriler.

Ancak trombolitik tedavi her hastaya yapılamaz:

Son 6 hafta içerisinde büyük bir ameliyat, organ biyopsisi ya da ciddi bir travma geçirmiş,
Yakın zamanda beyin ameliyatı operasyonu geçirmiş,
Son bir ay içerisinde kafa travması geçirmiş,
Bağırsak kanaması geçirmiş,
Beyin tümörü olan,
Son 6 ay içinde inme yaşamış,
Ciddi şekilde artmış kan basıncı olan,
hastalar için uygun değildir çünkü; trombolitik tedavinin en önemli komplikasyonu, kanama oluşturabilmesidir.
Kalp krizi için tedavinin temel taşlarından biri antiplatelet4 ilaçlardır. Bu ilaçlar, aterosklerotik plaktaki bir çatlak gibi damar duvarındaki hasarlı bir bölgede plateletlerin toplanmasını engellerler. Plateletlerin toplanması ve birikmesi pıhtı oluşumunu sağlayan ilk olaydır. Sıkça kullanılan antiplatelet ajanlardan biri aspirindir. Diğer önemli iki antiplatelet ilaç da tiklopidin (Ticlid) ile klopidogrel (Plavix tb, Pingel tb) dir.

Diğer ilaçlar:

Beta-blokerler (metoprolol, atenolol, ve propranolol gibi) kalbin yükünü azaltmak içi kullanılırlar.

Kalp yetmezliğini önlemek için ACE inhibitörleri (ramipril, lisinopril, enalapril, kaptopril vb)

Ameliyat ve diğer prosedürler

Tıkanan koroner arterleri açmak için hasta erken gelmişse tıkalı damarı açmak için öncelikle acil koroner anjiyoplasti2 uygulanır. Genelde balon anjiyoplastiden sonra koroner arterin açık kalması stent adı verilen çelik bir kafesin yerleştirilmesiyle sağlanır. Bu olanağın olmadığı merkezlerde trombolitik tedavi verilir.

Hayatı tehdit eden bazı durumlarda acil koroner arter bypass ameliyatı (CABG) gerekli olabilir.





NEDENLER ve RİSK FAKTÖRLERİ

Kalp krizlerinin çoğu koroner arterlerde (kalp kasına kan ve oksijen taşıyan atardamarlar) oluşan pıhtılar (trombüs) sebebiyle meydana gelir. Pıhtılar genelde ateroskleroz1 sonucu meydana gelen değişiklikler yüzünden daralmış koroner arterlerde oluşur. Arter duvarının içindeki aterosklerotik plak bazen çatlar ve bu da pıhtı oluşumunu tetikler.

Burada bir damar kesitini görüyoruz. Damardaki aterosklerozun zaman içinde ilerlemesini (A ve B), önemli darlık oluşturmasını (C), ve sonunda tıkanarak (D) miyokard infarktüsüne yol açmasını görüyoruz.

Koroner arterlerdeki pıhtılar kalp kasına kan ve oksijen akışını engeller, bu da o bölgedeki kalp hücrelerinin ölümüne sebep olur. Hasar gören kalp kası kasılma yeteneğini kaybeder ve kalbin geri kalan kısmı hasar gören bu bölümün işini de yapmak zorunda kalır.


Kalp krizinin ne kadar yaygın olduğunu kesin olarak tahmin etmek oldukça güçtür, yalnız ABD’de her sene 200.000-300.000 insan tıbbi yardıma başvuramadan önce infarktüs nedeniyle ölüyor. Her sene yaklaşık bir milyon hastanın ise kalp krizi şikayetiyle hastanelere başvurduğu düşünülmektedir.

Koroner arter hastalıklarının ve kalp krizinin risk faktörleri genel olarak kalp damar hastalıkları risk faktörlerinin aynısıdır.2

Belirtilen risk faktörlerinin çoğu fazla kiloyla ilgilidir. Dar olan bir damarın üzerinde pıhtı oluşumunu her hangi bir neden başlatabilir. Bazen ani ve bunaltıcı stres buna neden olabilir.

Son birkaç senede, koroner arter hastalığı için, artmış homosistein, C-reaktif protein ve fibrinojen seviyeleri gibi yeni risk faktörleri saptanmıştır. Yüksek homosistein, beslenmeye folik asit ilavesiyle tedavi edilebilir. Ancak bu yeni risk faktörlerinin pratik değeri üzerine çalışmalar hala devam etmektedir.

Her 5 ölümün biri kalp krizinden dolayı gerçekleşmektedir. Kalp krizi yetişkinlerdeki ani ölümün3 başlıca nedenlerinden biridir.

Kalp krizinde şikayetin esasını göğüs ağrısı oluşturur:

Göğüs ağrısı:1
Göğüs kemiğinin arkasındaki göğüs ağrısı kalp krizinin en önemli belirtisidir; fakat, özellikle diyabet hastalarında ve yaşlılarda, bu ağrı çok belirsiz olabilir yada hiç hissedilmeyebilir (sessiz kalp krizi). Ağrı sıklıkla göğüsten omuz yada kollara, ense, dişler, çene, karın veya sırta doğru yayılır. Bazen ağrı sadece bu bölgelerden birinde hissedilir.

Kalp krizi ağrısının tipik olarak hissedildiği bölgeler kırmızı ile gösterilmiştir. Ancak tipik olmayan kalp krizi ağrıları bu bölgelerin dışında da hissedilebilir.

Ağrının özellikleri:

Ağrı 20 dakikadan fazla genellikle saatlerce sürer ve genelde dinlenme yada nitrogliserinle geçmez,

Ağrı, şiddetli ve künt vasıftadır. Fakat keskin veya belirsiz olabilir,

Ağrı, sıkıştıran, ağırlık, baskı yapıcı tarzda olabilir,

Göğüste daralma hissi uyandırabilir,

“Göğüsde fil oturuyormuş” gibi veya

Hazımsızlık olarak da hissedilebilir. Beraberinde sıklıkla soğuk terleme ve ölüm korkusu da vardır.

Kendi başına yada göğüsteki ağrıyla birlikte hissedilebilen diğer belirtiler şunlardır:

Nefes darlığı
Öksürük
Baş dönmesi ve sersemleme
Bayılma
Mide bulantısı ve kusma
“Kıyametin geldiği” hissi
Sıkıntı.


RİSK ETMENLERİ:

Değiştirilemeyen etmenler: Ailede kalp krizi geçiren kişi bulunması, 65 yaşın üzerinde ve erkek olma, değiştirilmesi mümkün olmayan risk etmenleridir.
Değiştirilebilecek etmenler: Sigara içme, yüksek kolesterol, yüksek kan basıncı, şeker hastalığı, şişmanlık, çok yağlı beslenme ve hareketsizlik.

TEDAVİ SEÇENEKLERİ:

İlk tedavi önlemleri oksijen, nitrogliserin, düşük doz aspirin ya da ağrı tedavisi olabilir. Kalpteki ritim bozukluklarını giderici antiaritmik ilaçlar ve kalp kasındaki hasarın ilerlemesini önlemek için beta-blokerler verilebilir.
Hasta krizden sonraki ilk birkaç saat içinde hastaneye yatırılırsa pıhtıları eritmek için trombolitik ilaçlar verilebilir. Ayrıca anjiyo-plasti (daralan kalp damarlarının genişletilmesi) ya da koroner arter köprüleme (baypas) ameliyatı yapılabilir.







KALP KRİZİ SIRASINDA NE OLUR?

Kalp krizi, kalbi besleyen koroner atardamarların kalp kasının beslenmesini ciddi ölçüde azaltacak ya da engelleyecek kadar daralmasına ya da tıkanmasına bağlı olarak kalp kasının bir bölümünün hasara uğraması ya da ölmesiyle (miyokard enfarktüsü) ortaya çıkar.
Kalbi besleyen koroner kan damarlarındaki tıkanma, damar çeperlerinde plak oluşmasına ('damar sertliği', ateroskleroz) ya da pıhtı oluşmasına (koroner tromboz) bağlı olabilir. Yineleyen kalp ağrısı ise kalbin oksijensiz kalmasıyla ilişkili olabilir (angina pektoris).

KALP KRİZİNİ ÖNLEMEK İÇİN

Kan basıncınızı kontrol edin1,
Toplam kolesterol seviyelerinizi kontrol edin2. Kolesterol kontrolüne yardımcı olmak için doktorunuz statin grubundan ilaçlar3 yazabilir,
Eğer içiyorsanız sigara içmeyi bırakın,4
Meyve ve sebze bakımından zengin, az hayvansal yağ içeren diyetler uygulayın,5
Şeker hastalığınız varsa mutlaka kontrol altında tutun,
Fazla kiloluysanız kilo verin,
Kalp sağlığınızı korumak için her gün ya da haftada birkaç kere yürüyerek ya da diğer egzersizlerle vücudunuzu çalıştırın6 (Fakat önce kalp hastalıkları uzmanınıza danışın.),
Stresten uzak durun7 gerekirse bunun için profesyonel yardım alın (yoga, meditasyon, psikiyatrist vb),
Eğer kalp krizi için bir ya da daha fazla risk faktörü taşıyorsanız kalp krizini engellemeye yardımcı olması için aspirin8 alıp almamanız konusunda doktorunuza danışın.
Bir kalp krizinden sonra dikkatli bakım, ikinci bir kalp krizi riskini azaltmak açısından önem taşımaktadır. Genelde yavaş yavaş normal bir yaşam stiline dönmenize yardımcı olmak için kardiyak rehabilitasyon programları önerilmektedir. Doktorunuzun önerdiği egzersiz, beslenme ve ilaç tedavisini düzenli uygulayın.









Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 10294
favori
like
share
VULKAN Tarih: 15.04.2008 15:45
evet genç yaştada geçirenler oluyor
-EFE- Tarih: 14.04.2008 16:55
ellerine sağlık. 23 yaşında kalp krizi geçiren birini biliyorum.
CA-CHALLENGE Tarih: 11.04.2008 12:48
Okunmadan geçen her bilgi ileriki yıllarda O konuyla karşılaştığımızda; o konular hakkındaki cehalettimizi yüzeye çıkarır.

SU-PERISI Tarih: 10.04.2008 01:01
degerli bilğileriniz için teşekkürler elinize saglık