Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlık raporunda şişmanlık, “vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunu” olarak tanımlanmaktadır. Aşırı besin alımı, yetersiz fiziksel aktivite, kalıtım, nöroendokrin etmenler, psikolojik sorunlar, cinsiyet, eğitim düzeyi, evlilik, doğum sayısı, sigarayı bırakma, alkol kullanımı gibi faktörlere bağlı olarak gelişen şişmanlık tek başına olduğu gibi komplikasyonları ile de yaşam süresini kısaltan ve yaşam kalitesini düşüren ciddi bir hastalıktır.Komplikasyonları arasında ilk akla gelenler: Kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, şeker hastalığı, bazı kanser türleri, solunum rahatsızlıkları, karaciğer yağlanması, safra kesesi hastalıkları, eklem hastalıkları, adet düzensizlikleri, kısırlık... şeklinde sıralanabilir.
Son yıllarda önemli halk sağlığı sorunlarından biri olarak kabul edilen obezite, sıklıkla çocukluk (sıklıkla 5-6 yaşlarında) ya da adolesan dönemde başlamaktadır. Çocukluk döneminde obezite oluşumunda bir çok faktör rol oynamaktadır. Obezite çeşitli fizyolojik ve psikolojik sorunlarla da ilişkilidir. Yapılan çalışmalar, Türkiye’de obezitenin henüz öncelikli olmamakla birlikte önemli bir sorun olduğunu göstermektedir. Sağlığın geliştirilmesinde önerilen sağlıklı yaşam tarzı yaklaşımı, obezitenin önlenmesinde de yer almaktadır. Çocukların yaşam tarzında bir iyileştirme yapılmadığı takdirde obezite, yakın gelecekte en akut halk sağlığı sorunu haline gelecektir. Çünkü çocukluk çağında yağ hücrelerinin sayısı; erişkin dönemde ise hacmi artmaktadır. Bu da ilerleyen süreçte kişiyi geri dönüşü olmayan bir yola sürüklemektedir.


Gelişmekte olan ülkelerde, özellikle şehirlerde yaşayan çocuklarda obezite alarm verecek şekilde giderek artmaktadır. Dünyadaki 5-17 yaş grubundaki 155 milyon çocuk kilolu. Bunların yüzde 2-3’ü, yani yaklaşık 30-45 milyonunda ise ciddi obezite var. Ergenlik döneminde kilolu olan çocukların erişkin döneminde de kilolu ya da obez olma olasılığı %70. Obezitenin köklerinin çocukluğa uzanmaktadır. Bu oran anne veya babadan herhangi biri şişman ise %40’a, her ikisi de şişman ise %80’e çıkıyor.



Obezite aynı zamanda, çocuklarda vücut ve benlik imaj ve algılamalarıyla ilgili bozukluk, sıklıkla tembel, aldırmaz ve aptal olarak algılanma ve bu çocukların okulda şiddet kurbanı olarak seçilmesi gibi günlük yaşamda da bazı olumsuzluklara neden oluyor.



“Çocukların en kısa zamanda bu ‘obesitojenik’ (aşırı besin alımının,

hareketsiz yaşantının kabul edildiği) çevreden uzaklaştırılması gerekir”


Çocuklar okul dışı uyanık kaldıkları zamanın neredeyse yarısını ekran önünde hareketsiz olarak geçirmekte, çok meşgul anne-babalar bu durumu onaylamakta, çoğu da sokakta oynama yerine evde oturmanın daha güvenli olacağını düşünmektedir. Obezitenin oluşum nedenlerinde son yapılan çalışmalar ışığında; enerji alımının %1 artması, ancak daha da önemlisi enerji harcamasının %13 azalması yer almaktadır. Bu bağlamda aşağıdaki ilkelere bağlı kalmakta yarar vardır:


Çocuklar yürüme mesafesindeki yerlere arabayla değil, yürüyerek götürülmeli.

Günde en az 30 dakika aktivite yapmayı sağlayacak ortam ve yaşam biçimi oluşturulmalı.

Saatlerce televizyon ve bilgisayar önünde zaman geçirmesini önleyecek fiziksel aktivite içeren faaliyetler düşünülmeli.

Fiziksel faaliyet gerektiren oyuncaklar alınmalı, gerektiğinde çocukla birlikte oyun oynanmalı.

Çocuğun okul spor faaliyetlerine katılımı (futbol, voleybol, basketbol, yüzme) teşvik edilmeli.

Alışverişte sağlıksız besinler yerine, yararlı besinler satın alınmalı,

Çocukla birlikte sofraya oturulmalı.

Çocuk asla diyete sokulmamalı, bol bol sebze ve meyve yemesi önerilmeli.

Çocuğun sebze yemeyi reddetmesi halinde, ısrar etmeden ve hiçbir yorum yapılmadan bu önünden kaldırılmalı, ancak sabırla sebze yemeği sunulmalı.

Çocuğun sebzeyi yemesi halinde ödül olarak pasta, tatlı, çikolata, şekerleme önerilmemeli. Bu durum çocukta bu tür gıdaların daha değerli olduğu imajını yaratır.

Anne ve babanın yemediği, sevmediği hiçbir şeyi çocuğun yemesi beklenmemeli. Sonuçta çocuk ailesini örnek alacaktır. Ailenin öncelikle kendi beslenme düzenini gözden geçirmesi gerekebilir.

Kurubaklagiller, kepekli tahıllar, sebze ve meyveler gibi lif içeriği yüksek besinler seçilmeli, gün içerisinde 2 litre kadar su içilmelidir.

Çocuğa yiyecek parası vermek yerine yanına elma, muz gibi bir meyve konulmalı;
gofret, bisküvi, çikolata gibi besinler yasaklanmamalı. Bu, onları daha çekici yapar. Ancak tüketilen miktara ve tüketim sıklığına dikkat edilmelidir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 486
favori
like
share
Sindy Tarih: 15.04.2008 10:57
faydali bilgiler icin tesekkurler SU-PERISI